NECİP F. BAHADIR | YORUM
Erdoğan’ın siyaseti mi değişti? Eskiden, “Surda gedik açtırmam!” der, yargıya bile direnirdi. Hatırlayın; 17/25 Aralık soruşturmalarında suçüstü yakalanan 4 bakanının arkasında durdu. Adı geçen bakanların ‘suçlu’ olduklarını bilmiyor muydu? Bilmez olur mu? En iyi o biliyordu.
Kendi bakanlığına mal satan bakanını bile korudu. O kadın bakanı kastediyorum. Hatırladınız; Ruhsar Pekcan! Hepsinin koltuk ve kırmızı plakaları gitti ve fakat hiçbirini yargıya teslim etmedi. Meclis’te Ahmet Davutoğlu’nun ısrarına rağmen Yüce Divan’a geçit vermedi. AKP’nin sağlam kalesi falan kalmadı, surlar delik deşik oldu…
Peki şimdi ne değişti?
Eski Bakan İdris Naim Şahin ‘şüpheli’ olarak ifadeye çağrıldı. Yurt dışı yasağı ile yakayı zor kurtardı. Bir adım ötesi ‘tutuklanmaydı’ çünkü. Yargı ‘adli kontrolü’ yeterli gördü. Tamam, Şahin gemiyi çok önce terk etti, AKP’den ayrıldı, onlara göre Erdoğan’ı yalnız bıraktı! Kendi siyasi yolunda yürüdü. Son seçimde başka partiden adaydı.
Sonuçta AKP’nin kurucularından biri… Artık mazi de olsa Erdoğan’ın en yakınındaki isimdi. Eski günlerin hatırı olması gerekmez miydi?
Hayır, Erdoğan’ın ‘vefasını’ sorgulamıyorum. Siyasette vefa falan olmaz. Vefa İstanbul’da bir semtin adı! Ankara’da öyle bir yer yok. Hele Erdoğan’da vefa ara ki bulasın… Dostlarını beş paraya sattı. Üstelik Doğu Perinçek gibi ciğeri beş para etmez adamlara… Nicelerini yarı yolda bıraktı. Yolda bulduğu ne idüğü belirsiz yeni yetmelerle yürüdü. Tek kutsalı koltuğu ve iktidarıydı. Vefa, dost, arkadaş gibi kavramlar onun kitabında yok. Anadolu toprakları onun kadar vefasız lideri pek az gördü. Neyse konumuz bu değil… Melih Gökçek meselesine geri dönelim…
‘Temiz Eller’ operasyonu ancak ‘temiz ellerle’ yapılır!
Beyaz TV’ye dönük operasyonları da hatırda tutmanızı isterim. Ne Melih ne de oğlu Osman Gökçek engelleyebildi. Rasim Ozan Kütahyalı ile başladı, Cem Küçük’ün çevresiyle devam etti. Acaba bu Melih Gökçek’e yürüyen Erdoğan’ın ayak sesleri miydi? Habertürk operasyonları için ‘Erdoğan sonrasının hesaplaşması’ dendi. Bilal Erdoğan’ın izleri arandı. Hakan Fidan’a mesaj analizleri yapıldı.
Peki Beyaz TV? Temiz eller mi? AKP ‘temiz eller’ operasyonu yapamaz. Zira ‘temiz eller’ adı üzerinde, temiz ellerle yapılır, kirli ellerle değil! O yüzden geçiniz…
Melih Gökçek ‘şüpheli’ olarak ifade verecek. Bir gözaltı olmadı. Sabaha karşı evi basılmadı. İki yanında iki polis durmadı. Kameraların önünden geçirilmedi. Bir başkası aynı iddialarla soruşturulsaydı, polis kapısını kırarak girerdi. Ne itibarı kalırdı, ne masumiyeti… AKP medyası ne varsa boca ederdi. Savcının soruları çarşaf çarşaf yayınlanırdı. AKP mahallesine Gökçek konusunda ‘sessizlik’ hakim… Tam da kuzuların sessizliği… Bu sükunet ‘kusursuz fırtına’ öncesi mi?
Erdoğan da konuşmadı. Kırgızistan dönüşü uçak ‘sözde gazetecilerle’ doluydu. Bir kişi sormadı. Eskiden farklı mıydı? Evet, gündemdeki konular ucundan, kenarından sorulurdu. Gazetecilerin ‘manşet çıkarma’ derdi olurdu. Şimdi her biri ‘zabıt katibi’ gibi… Söyleneni yazmaktan ibaret.
İdris Naim Şahin de sorulmadı, Süleyman Efendi grubuna operasyon da… Hemen her konuda konuşan Erdoğan bu konularda neden sessizliğe gömüldü? Özellikle de dini ve sosyal grubuna operasyon konusunda… Melih Gökçek meselesinde iki cümle edemez miydi? Ama yok, ses, mesaj yok.
Şamil Tayyar’ın ağzındaki bakla!
Gökçek konusunda konuşan tek AKP’li Şamil Tayyar! Gazeteci kimliğini unutmadı. Hassas yerlere dokunmayı bildiği ve manşetlere çıkmayı becerdiğini söylemek abartı olmaz. Gökçek ailesinin yurtdışındaki mal varlığı için ‘Alman istihbaratı’ sorusunu ortaya attı. Olay köpürdü. Gökçek’in düşmanı çok… Her türlü iddianın alıcısı var.
Sonra Gökçek’i konuştu. “Ufukta ‘kusursuz fırtına’ havası var sanki…!” dedi. Ne demek bu? Fırtına önüne kimleri katacak? Mesaj Gökçek’e mi? Yoksa asıl hedef Mansur Yavaş mı? Çünkü bu yönde iddialar da seslendirildi. Ne alaka? Söz konusu olan AKP’nin devri iktidarı ise hiçbir işte alaka aranmaz.
Şamil Tayyar’ın dikkat çeken bir cümlesi daha var; “Bugün Gökçek’e gülenler, yarın ağıt yakmak zorunda kalabilir.”
Yani Gökçek bu işten kolaylıkla sıyrılacak mı? Bir şeyler gevelediği kesin… Ağzında bir bakla olduğu da belli… Fakat ne? Galiba Mansur Yavaş… Gökçek’in Adliye’den geldiği gibi ayrılması ağıt nedeni olamaz. Beklenen bu zaten. Eğer bir sürpriz olur da ‘tutuklama’ gerçekleşirse – ki hiç sanmıyorum – işin rengi değişir. ‘Siyasi sonuçları’ olur. Erdoğan bunu göze alamaz. Gökçek’e gülenler ancak Mansur Yavaş’a ağıt yakar. Şamil Tayyar’ın mesajının şifresi veya kodlarını başka türlü okumak zor. Yine de ‘o bakla’ merak konusu!
Yargı gazeteci Murat Ağırel’i ‘tanık olarak’ dinledi. Fatih Altaylı’nın dile getirdiği gibi Bülent Arınç ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da görüşlerine başvurur mu? Bu iki ismin iddiasında ‘yurtdışı mülk’ yer almıyordu. Almanya’da gayrimenkul alımı var. Şirketin alımında imzası olan çocukları, gelinleri falan… Savcı neden onları değil de Melih Gökçek’i ‘şüpheli’ olarak çağırdı? Bu soru da şu an cevapsız. Sıra onlara gelecek mi? Soruşturmanın yönü ve çapını mevcut verilerle kestirmek güç. Ciddi soru işaretlerinin varlığı da gerçek…
Gökçek, gözden çıkarıldı mı?
İsmail Saymaz Melih Gökçek’e açık açık sormuş… “AKP acaba Gökçekler’i gözden çıkardı mı?” diye… Bir önceki yazıda ‘Erdoğan, Gökçek’i feda eder mi?’ sorusuna cevap aramıştım. Meselenin püf noktası burası… Gökçek’in cevabı soruyla alakasız; “Adalet, herkese adalet… Bak ben ağlıyor muyum?”
Ah Melih Gökçek o adaleti ara ki bulasın… Ve yargı tarafsız işleseydi, adliyeden zor çıkardın. “Ağlıyor muyum?” diye soruyor. Güldüğü de söylenemez. Kamuoyuna yaptığı açıklamaların satır aralarında ‘tedirginlik ve korkunun’ egemen olduğunu görmemek için kör olmaz lazım.
Savcı acaba ‘şüpheli’ Melih Gökçek’e ne soracak? Soruşturma Almanya ile mi sınırlı kalacak yoksa dosya genişleyecek mi? Ağırel’in dediği gibi bu iş büyüyecek mi? Başka isimler gündeme gelecek mi? Cevapları bilemem ama soruların analiz ve yorumlar için bir sağlam veri olacağına kuşku yok. Sadece benim değil, medyayı satır satır okuyorum, Melih Gökçek konusunda herkesin kafası karışık… O kadar ki usta kaleler ‘komplo teorisi’ yazmakta bile zorlanıyor. Genel geçer yorumlar hep…
Bu arada Binali Yıldırım, oğullarının üzerinde görünen denizcilik şirketlerini eşi Semiha Yıldırım’a devretti. Al bir soru daha… Neden? Neyin işaretini aldı? Bir önlem mi bu? Mal varlığı en tartışmalı isimlerden biriydi. Son dönemde Erdoğan’ın gözünden düşmüştü Yıldırım. Acaba aralarına ‘mal varlığı’ mı girdi? Sağda solda çok konuşulan Erkan Yıldırım’a dayak ve tehdit iddiaları doğru mu?
Neyse önce Melih Gökçek’in akibetini bir görelim… Sorulara bakalım… Savcı ‘yasak mı savacak’ yoksa üzerine üzerine mi gidecek? Adliyeden nasıl çıkacağını öğrenelim. Heyecan ve nabzı doktor ister mi? İdris Naim Şahin de olduğu gibi bir ‘yurt dışı’ yasağı gelir mi?
“Akıl olmazların zoru içinde / Üst üste sorular soru içinde / Düşün mü, konuş mu sus mu, unut mu? / Buradan insan mı çıkar, tabut mu?”
AKPli Ali İhsan Yavuz’un kulakları çınlasın; ‘Ankara’da hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oluyor’
Ama ne? Yakında öğreniriz…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/09/Belcikada-cocuklarin-kavgasi-kanli-bitti-polis-Turkiye-asilli-babayi-vurarak-360x180.jpg)



































