Gine-Bissau geçiş dönemi Cumhurbaşkanı General Horta NTam.
Batı Afrika ülkesi Gine-Bissau’da pazar günü gerçekleştirilen anayasa referandumunun geçici sonuçları açıklandı. Cumhurbaşkanının yetkilerini olağanüstü düzeyde genişleten yeni anayasa tasarısı yüzde 70 oranında “evet” oyuyla kabul edildi. Ülkeyi aralık ayında genel seçimlere götürmeyi planlayan askeri cuntanın organize ettiği halk oylaması, muhalefetin boykot kararı ve düşük katılımın gölgesinde yapıldı.
Kabul edilen yeni anayasa, Gine-Bissau’nun mevcut yarı başkanlık sistemindeki güç dengelerini cumhurbaşkanı lehine kökten değiştiriyor. Yeni reform paketiyle birlikte cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanınıyor. Yeni anayasa ile birlikte cumhurbaşkanı, Başbakanı ve kabine üyelerini doğrudan atama ve görevden alma, bakanlıkları kurma veya tamamen lağvetme, ciddi bir siyasi kriz yaşanması durumunda parlamentoyu feshetme gibi yetkilere sahip oluyor.
Eski sistemde başbakan, parlamentodaki çoğunluk tarafından belirleniyor ve kabineyi kendisi oluşturuyordu. Mevcut askeri yönetim ise bu yapının cumhurbaşkanı ile başbakan arasında sürekli çatışmalara yol açtığını ve ülkeyi istikrarsızlaştırdığını savunuyor. Anayasadaki 5 yıllık cumhurbaşkanlığı görev süresi ve en fazla iki dönem seçilebilme sınırı ise yeni metinde de korundu. Ayrıca, cumhurbaşkanı adaylarına, seçimden önce en az 5 yıl kesintisiz olarak Gine-Bissau’da ikamet etme zorunluluğu getirildi.
Referandumla birlikte ülkenin idari ve yasama organlarında da küçülmeye gidildi. Kabul edilen maddelere göre; Parlamentodaki sandalye sayısı 102’den 65’e, seçim bölgesi sayısı 29’dan 12’ye düşürüldü.
Muhalefetten “Diktatörlük” uyarısı
Ülkenin ana muhalefet partisi olan Gine ve Yeşil Burun’un Bağımsızlığı için Afrika Partisi (PAIGC), referandum sürecinin kurumsal ve siyasi güvencelerden yoksun olduğunu belirterek seçimi boykot etti. PAIGC lideri Domingos Simões Pereira, bu değişikliklerin yetkileri tek bir elde toplayarak demokrasiye geçiş sürecini baltaladığını ve demokratik özgürlükleri tehdit ettiğini vurguladı.
Aralık ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri, askeri yönetimin iktidarı sivil idareye devretme sözünün arkasında durup durmayacağını göstermesi açısından kritik bir eşik olacak. Bu seçimler aynı zamanda, yetkileri genişletilmiş cumhurbaşkanlığı makamının Gine-Bissau’nun kırılgan siyasi geleceğini nasıl şekillendireceğinin ilk büyük sınavı niteliğinde.
Gine-Bissau: Narko-devlet ve darbeler
1974 yılında Portekiz’den bağımsızlığını kazanan Gine-Bissau, dünyanın en yoksul ülkeleri arasında yer alıyor. Bağımsızlık sonrası dönemde en az 9 askeri darbe veya darbe girişimi atlatan ülkede siyasi istikrar bir türlü sağlanamadı. Birleşmiş Milletler (BM), ülkenin üzerinde kimsenin yaşamadığı adalarla dolu girintili çıkıntılı kıyı şeridinin uyuşturucu kaçakçılığına sağladığı kolaylıklar sebebiyle Gine-Bissau’yu “narko-devlet” olarak nitelendiriyor.
Son askeri müdahale, Kasım 2025’teki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından gerçekleşmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embaló ile muhalefet adayı Fernando Dias’ın karşılıklı zafer ilan etmesiyle başlayan siyasi çıkmazın ardından ordu yönetime el koymuştu. Cunta liderleri, müdahaleyi “tanınmış bir uyuşturucu baronunun desteğini arkasına alan” bazı siyasetçilerin ülkeyi istikrarsızlaştırma planını çökertmek amacıyla yaptıklarını iddia etmişti.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/09/Almanyadan-Rusyaya-‘dron-suclamasi-Konsolosluk-kapatiliyor-yeni-yaptirimlar-geliyor-350x250.jpeg)
