Eski Aile Bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın merkezinde bulunduğu ‘fon vurgunu’ tartışmasında Özata Denizcilik şirketi dikkat çekiyor. Medyaya yansıyanlara göre Özata Denizcilik hissesi birkaç ay içinde yaklaşık 255 TL’den 4 bin 482 TL’ye çıkarak 17,6 katına ulaşıyor.
Peki bu nasıl oldu?
Şirketin bilançosunda, üretiminde ya da açıkladığı yeni işlerde bu büyüklükte bir değer artışını açıklayacak benzer bir sıçrama yok. Şirket 2025’i 127 milyon TL, 2026’nın ilk yarısını ise 603 milyon TL zararla kapatmış. Borsa İstanbul’un olağandışı fiyat hareketine ilişkin sorusuna da “kamuya açıklanmamış özel bir durum bulunmadığını” bildirdi.
Şimdi asıl soru şu: Şirketin mali performansı değilse, hisseleri birkaç ayda 17 kat yukarı taşıyan neydi?
Fon soruşturmasının en dikkat çekici başlıklarından biri Özata Denizcilik. Çünkü burada sıradan bir hisse yükselişinden söz edilmiyor. Özata hissesi nisan ayında yaklaşık 255 TL seviyesindeyken eylül ayında 4 bin 482 TL’ye kadar çıktı. Fiyat yaklaşık 17,6 katına yükseldi. Başka bir ifadeyle birkaç ay içindeki artış yüzde 1.657’yi buldu.
Peki bir firmanın hisselerinin 4 ayda bu kadar değer kazanması mümkün mü? Bu normal piyasa koşulları ya da şirket performansıyla açıklanabilir mi?
Uzmanlara göre bu sorunun cevabı; hayır! Hiçbir meşru ticari faaliyet, buluş veya proje bir şirketin hisselerini 4-5 ayda organik olarak 17 katına çıkaramaz.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 25 Eylül 2026 tarihli resmi bülteninde yayımladığı sarsıcı rapor, bu yükselişin arkasında yeni bir ürün, devrimsel bir proje ya da ihracat rekoru olmadığını, aksine organize bir piyasa dolandırıcılığı suçu olduğunu zaten hukuken tescil ediyor…
Kaldi ki bu noktada ilk bakılması gereken yer şirketin kendisi. Özata Denizcilik bu dönemde ne yaptı? Yeni ve devasa bir yatırım mı açıkladı? Şirketin gelirleri, kârı veya üretim kapasitesi 17 kat mı büyüdü? Milyarlarca liralık yeni bir sözleşme mi aldı?
Kamuya açıklanan finansal veriler böyle bir tablo göstermiyor. Şirket 2025 yılını yaklaşık 127 milyon TL zararla kapattı. 2026’nın ilk altı ayında zarar 603 milyon TL’yi aştı. Aynı dönemde esas faaliyet kârı yaklaşık 46 milyon TL seviyesinde kaldı.
Yani şirketin mali performansı ile borsadaki fiyat hareketi arasında çok büyük bir makas oluştu. Daha da önemlisi, Borsa İstanbul 17 Temmuz’da hissedeki olağandışı fiyat ve işlem hareketi nedeniyle şirketten açıklama istedi. Özata Denizcilik’in KAP üzerinden verdiği yanıt son derece açıktı: “Şirketimizce kamuya açıklanmamış özel bir durum bulunmamaktadır.”
Bir başka ifadeyle, hisse olağandışı biçimde yükselirken şirketin kendisi bu hareketi açıklayacak kamuya duyurulmamış özel bir gelişme bulunmadığını bildirdi.
FONLAR HİSSENİN NEREDEYSE TAMAMINI TOPLADI
Asıl dikkat çekici tablo ise fonların Özata hissesindeki ağırlığında ortaya çıktı. Tera Portföy tarafından yönetilen fonların Özata Denizcilik’in fiili dolaşımdaki hisselerindeki payı 31 Ağustos itibarıyla yüzde 95,9’a kadar ulaştı. Bu olağanüstü bir yoğunlaşma. Piyasada serbestçe alınıp satılabilen hisselerin neredeyse tamamının belirli fonlarda toplanması, fiyat oluşumunu doğrudan etkileyebilecek büyüklükte bir yapı ortaya çıkarıyor. Fonların daha sonra yaptığı satışlarla oran yüzde 85,9’a geriledi.
Fon soruşturmasının temel meselelerinden biri de tam olarak burada bulunuyor: Çok büyük fon kaynakları, fiili dolaşımı sınırlı hisselerde yoğunlaştırıldığında gerçek piyasa derinliğinin çok üzerinde bir talep yaratılabiliyor. Talep arttıkça fiyat yükseliyor; fiyat yükseldikçe fonların kağıt üzerindeki değeri ve geçmiş getirisi de büyüyor.
Zaten Ağustos ayındaki SPK düzenlemesinin birincil sebebi, tam olarak Özata Denizcilik tahtasında yaşanan bu akılalmaz “yoğunlaşma” ve “fiyat kilitleme” tuzağıydı. Bunun önüne geçilmesi hedefleniyordu… Özata’daki 17,6 katlık yükselişin bu yapıdan ne ölçüde etkilendiği şimdi soruşturmanın en kritik başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
KAYA ÇİFTİNİN İŞLEMLERİ NEDEN ÖNEMLİ?
Dosyayı siyasi açıdan büyüten gelişme ise Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın Özata hisselerindeki işlemleri oldu. Kamuoyuna açıklanan banka ve takas dökümlerine ilişkin bilgilere göre çiftin nisan ayından itibaren Özata hisselerinde yüksek tutarlı alımlar yaptığı, eylül ayında ise pozisyonlarını kapatarak toplam yaklaşık 2 milyar 170 milyon TL nakit çıkışı gerçekleştirdiği öne sürüldü.
Açıklanan rakamlara göre Fatma Betül Sayan Kaya’nın yaklaşık 63,4 milyon TL’lik yatırımı karşılığında 1 milyar 344 milyon TL, İlyas Kaya’nın yaklaşık 99,7 milyon TL’lik yatırımı karşılığında ise 826 milyon TL çektiği belirtiliyor. Toplamda yaklaşık 163 milyon TL’lik yatırım karşılığında 2 milyar 170 milyon TL’lik para çıkışı söz konusu.
Bu rakamlar üzerinden bakıldığında yatırılan para yaklaşık 13,3 katına çıkıyor.
ASIL DİKKAT ÇEKEN ZAMANLAMA
Tartışmayı büyüten asıl nokta yalnızca elde edildiği belirtilen kazanç değil. Satışların zamanlaması. Kaya çiftinin Özata pozisyonlarını fon sistemindeki büyük kırılmanın hemen öncesinde kapattığı öne sürülüyor. Fonlarda likidite sıkışıklığı eylül ortasında açığa çıktı. Ardından Borsa İstanbul’da sert satışlar yaşandı, bazı fonlarda temerrüt ilan edildi ve 131 fon tasfiye sürecine alındı. Tam da bu nedenle şu soru artık dosyanın merkezinde: Özata hisselerine yüz milyonlarca lira yatıran yatırımcılar, birkaç ay sonra neden tam sistem çözülmeden önce satış yaptı?
SPK’DAN ÖZATA İÇİN PİYASA DOLANDIRICILIĞI SUÇ DUYURUSU
Özata Denizcilik’teki fiyat hareketinin sıradan bir piyasa tartışması olmaktan çıktığını gösteren en önemli gelişme ise SPK’nın 25 Eylül tarihli kararı oldu. Kurul, Özata Denizcilik pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında Sermaye Piyasası Kanunu’nun piyasa dolandırıcılığını düzenleyen 107/1’inci maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Bazı kişiler hakkında işlem yasağı ve sermaye piyasası lisanslarına ilişkin yaptırımlar uygulanırken Tera Yatırım ve Tera Portföy de kurul kararlarının kapsamına girdi. Aynı soruşturma sürecinde Özata Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ataseven ile Başkan Vekili Gökhan Ataseven de tutuklandı. Dolayısıyla bugün artık tartışılan mesele yalnızca “Özata hissesi çok yükseldi” değil. Soru, bu yükselişin hangi işlemlerle oluşturulduğu.
VATANDAŞIN PARASI ‘İMTİYAZLI’ KİŞİLERE AKTARILIYOR!
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin açıkladığı borsa dökümlerine göre, Kaya çiftinin elindeki milyonlarca liralık Özata Denizcilik hissesinin tamamını, piyasada başka alıcı bulunmadığı için doğrudan Tera Portföy’ün yönettiği yatırım fonları satın alıyor…
Sermaye piyasalarının olağan ve yasal işleyişi içinde bu durum kesinlikle normal kabul edilmiyor. Finans hukukunda “güveni kötüye kullanma” ve “organize bir zarar transferi” olarak tanımlanıyor. Tera Portföy, kendisine para emanet eden 455 bin 758 küçük yatırımcının fon havuzundaki nakit parayı kullanarak, siyasi imtiyaz sahibi bu isimlere hisse başına 4.482 TL gibi en zirve fiyattan milyarlık bir nakit çıkış kapısı açıyor.
Sonuç olarak imtiyazlı isimler 2 milyar 170 milyon TL nakit alarak sistemden sorunsuz bir şekilde çıkarken; fahiş fiyattan alınan bu şaibeli hisseler fonların içinde kalıyor ve tüm finansal enkaz doğrudan halkın kucağına bırakılıyor.
Zaten bu olağan dışı para trafiğinin saptanmasının ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Tera Portföy yöneticilerini “suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama” şüphesiyle gözaltına alıyor. .
17 KATLIK YÜKSELİŞİ ŞİRKETİN KENDİSİ AÇIKLAMIYOR
Ortadaki tabloyu yan yana koyduğumuzda dikkat çekici bir çelişki ortaya çıkıyor. Şirket zarar açıklıyor. Bilançosunda 17 katlık değer artışını açıklayacak bir sıçrama görünmüyor. Borsa İstanbul olağandışı hareketi soruyor. Şirket “açıklanmamış özel bir durum yok” cevabı veriyor. Buna karşılık hisse birkaç ay içinde 17,6 kat yükseliyor.
Aynı dönemde belirli fonlar şirketin fiili dolaşımdaki hisselerinin yüzde 95,9’una kadar ulaşıyor. Ve daha sonra SPK aynı hissedeki işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında piyasa dolandırıcılığı suçlamasıyla savcılığa başvuruyor.
Özata dosyasının özü bu.
Fon krizinin ilk aşamasında görünen sorun likiditeydi: Yatırımcılar paralarını istedi, bazı fonlar ellerindeki varlıkları nakde çeviremedi ve sistem kilitlendi. Ancak soruşturma ilerledikçe, likidite krizinden önce ne yaşandığı daha önemli hale geliyor. Özata Denizcilik bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Şirketin temel faaliyetleriyle açıklanamayan olağanüstü fiyat artışı, hisselerin neredeyse tamamına ulaşan fon yoğunlaşması, milyarlık yatırımcı çıkışları ve ardından gelen piyasa dolandırıcılığı suç duyuruları aynı dosyada buluşuyor.
Bu nedenle Özata’da yanıt bekleyen iki soru çok basit: Hisseyi birkaç ay içinde 255 TL’den 4 bin 482 TL’ye kimlerin işlemleri taşıdı? Ve daha önemlisi: Kimler düşük fiyatlardan içeri girdi, kimler sistem çözülmeden hemen önce çıktı?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































