İstanbul’da, hem bu kentin hem de ülke tiyatrosunun yeni kuşak emekçilerini yetiştiren bir sahne var, 2017’den beri: Cihangir Atölye Sahnesi (CAS).
Hem sahnelerden hem dizilerden hem de beyazperdeden tanıdığımız Arzu Gamze Kılıç ve Muhammet Uzuner’in kurduğu CAS, bu yıl beşinci kuşak öğrencilerini sahneye davet ediyor. 28 Eylül ve 2 Ekim tarihleri arasında, beş gün olarak yapılacak giriş sınavında başarılı olan öğrenciler, üç yıllık bir oyunculuk eğitimini tam burslu olarak alma şansı yakalayacak. Öğrenciler başvuru, kayıt ya da eğitim sürecinde herhangi bir ücret ödemeyecek. Öğrenciler üç yıl boyunca yalnızca oyunculuğu değil; ışık, kostüm, dekor ve diğer alanları da öğrenmiş olacak. “Tiyatronun tozu”nu tam anlamıyla yutmuş olacak.
Arzu Gamze Kılınç, Muhammet Uzuner, Oya Yağcı, Berkay Özideş, Firuze Engin, Hicran Akın, Can Seçki, Alper İrvan ve Nihal Parlak’tan oluşan eğitmen kadrosu da gönüllü olarak eğitim verecek. Başvuru şartları için “cihangiratolyesahnesi.com” adresi ziyaret edilebilir.
CAS kurucularından Kılınç’la, CAS’ı ve günümüzde tiyatroyu konuştuk.
– CAS olarak beşinci kuşak oyuncu adaylarını ağırlayacaksınız. 2017’den bu yana neredeyse 10 yıl. Nasıl değerlendirirsiniz bu 10 yılı?
Biz mekânımız elvermediği için her yıl açamıyoruz konservatuvar sınıfı, iki yılda bir sınav açabiliyoruz. Bu sebeple 10. yılımızda olmamıza rağmen beşinci kuşak öğrencilerimizi davet ediyoruz. Bir yıl da pandemide kaybetmiştik. Dünyadaki ve ülkemizdeki bütün olumsuz etkenlere rağmen olabildiğince verimli geçti diyebiliriz. Hem konservatuvarımız hem atölyelerimiz hem de profesyonel oyunlarımız oldukça ilgi gördü. Mezunlarımız CAS’ta eğitmenlik ve yönetmenlik yapmaya başladılar. Üç kuşak mezunumuz var (dördüncü kuşak bu sezon sonu mezun olacak), her anlamda yapının her alanında büyük özveri ile üretim süreçlerine katılıyorlar. CAS, hem bütün eğitmenlerinin hem de bütün mezunlarının ve öğrencilerinin gönül bağı kurduğu kolektif bir yaşam ve üretim alanı olarak hepimize nefes alma olanağı tanıyan güvenli bir alan oldu.
‘UZUN SOLUKLU, DİSİPLİNLİ’
– CAS, genel anlamda ne vaat ediyor oyuncu adaylarına?
Biz merkezimize tiyatro sanatını koyuyoruz, kolektif aklı ve üretimi önemsiyoruz. Bu nedenle oyunculuğun bireysel bir zanaat olmadığına, tiyatronun da prodüksiyon tiyatrosu olmaması gerektiğine inanıyoruz. Ansamble üretim modelini benimsiyoruz, her bireyin tiyatro sanatının kapsadığı tüm alanlarda yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda donanım sahibi olmasını arzuluyoruz ve modelimizi buna uygun şekilde hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim mezunlarımız sahne ışıklaması, kostüm, dekordan tutun grafik tasarımı veya iletişim, tanıtım gibi tiyatro işletmeciliğine kadar bütün alanlarda birikim ve deneyim sahibi olabiliyorlar. Dolayısıyla kurulan ortak yaşam modeli ile uzun soluklu, disiplinli ve tiyatro pratiği ile iç içe geçen iyi ve çok yönlü bir eğitim almasını sağlayacak bir yaşantı ve üretim alanı vaat ediyoruz diyebiliriz.
‘POLİTİKTİR’
– Mezun öğrencilerin oyunlarına bakıldığında, politik bir bakış olduğu açık. Son zamanlarda sıkça tartışılan bir konu, sanatın politik olup olmaması. Bu bağlamda, tiyatro politik midir? Ve öğrencilerinize bunu nasıl yansıtıyorsunuz?
Elbette politiktir. Tiyatro sanatı varoluşu gereği politiktir. Ancak korku ve baskı ile yaşayan toplumlarda maalesef sanatçılar politik olmamayı seçtiklerini sanıyorlar. Sanıyorlar diyorum çünkü “Tiyatro politik olmamalı” demek bile politik bir ifadedir. Shakespeare’den Moliere’e, Dario Fo’dan Brecht’e klasikleşmiş tüm yazarlar da politiktir. Bizim eğitim sistemimiz de bu bakış açıları üstüne inşa ediliyor. “Daha iyi bir yaşam nasıl olmalıdır?” sorusunun kendisi de politiktir ve bu soruya cevap aramanın yolları da politik olmak zorundadır. Politika üretemeyen bir birey ya da toplumun bilinçli bir hayat sürmesi mümkün değildir. Tiyatronun ve ortak yaşam pratiğimizin kendisi öğrencilerimizde bu bakışı oluşturuyor ve geliştiriyor. CAS’ın “temel ilkeleri”nin bir kısmını buraya almakta fayda var: “CAS’ta bütün insanlar eşittir. Herkes bilgisi ve deneyimi ölçüsünde üretime katılır.
Bilgi ve deneyim hiç kimseyi insan olarak bir diğerine göre daha değerli ya da daha değersiz yapmaz. CAS’ın yaşantısında ve herhangi bir üretiminde hiçbir şekilde cinsiyet, cinsel yönelim, seçilmiş kimlik, etnisite, ırk, dil ve inanç ayrımcılığı yapılamaz.”
– CAS’ı düşünen oyuncu adaylarına ne söylemek istersiniz?
Bütünlüklü bir tiyatro insanı olmak isteyenler için CAS çok uygun bir yer. Oyunculuğu sınıf atlama aracı olarak görenler yahut şöhret peşinde koşanlar için pek doğru bir yer olmayabilir. Konuyla ilgili yine temel ilkelerimizden alıntı yaparak sonlandırayım: “CAS kolektif düşünce ve davranışı önemser. Yetenek ve bilgi düzeyi ne olursa olsun kolektif davranış geliştiremeyenler CAS’ta mutlu olamayabilirler.
‘MERKEZİMİZDE KÂR YOK’
– Konservatuvarınız ücretsiz. Günümüz ekonomik koşullarında bu çok zor olmuyor mu?
İlk yıllarda elbette biraz zorlandık ancak gelinen noktada çok zor değil. CAS yapısı hem profesyonel tiyatrosu hem tam burslu konservatuarı hem de atölyeleri olan çok yönlü bir yapı, merkezimizde kâr yok. Bunlar birbirini hem sanatsal hem de ekonomik olarak da destekleyen ana hatlar. Tiyatro ve atölyeler için kiraladığımız bir mekânımız halihazırda varken mesleğine tutku ile bağlı eğitmenlerimizin özverileri ve mezunlarımızın dayanışması ile konservatuvarımızı yürütmek ne mutlu ki çok zor değil artık.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***


































