İHD MYK üyesi Gülseren Yoleri, çerçeve yasanın 2005 öncesi dosyaları ve Abdullah Öcalan’ı kapsam dışında bırakmasını eleştirdi. Gülseren Yoleri, ‘Baş müzakereci olarak Abdullah Öcalan’ın sürece etkin katılabilmesinin yolunu açacak özgürlük alanı ve çalışma koşullarının tanımlanmaması ve müzakerelere hukuki güvence sağlanmaması önemli bir eksiklik’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında beklenen kanun teklifi olan çerçeve yasa, Meclis’e geldi. Cuma günü komisyonda, pazar günü de Genel Kurul’da görüşülerek yasalaşacak olan 12 maddelik süreç düzenlemesinin yürürlüğe girmesi için Milli Güvenlik Kurulu’nca (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit ve teyit etmesi şartı aranacak. Bu şartın gerçekleşmesi halinde, teklif kapsamında belirlenen suçlar bakımından soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin ertelenmesi öngörülüyor. Düzenlemeyle, 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak. Süreci başlatan ve tarihi çağrı yapan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çerçeve yasanın kapsamında yer almaması tepkilere neden oldu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Gülseren Yoleri değerlendirmelerde bulundu.
Soruşturma ve kovuşturma sürelerine değinerek, 2005 öncesi dosyalar ile üst düzey yönetici kadroların ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kapsam dışında bırakılmasını eleştiren Gülseren Yoleri, “2005 öncesinin ve ileri düzey yönetici kadroların kapsam dışı bırakılması ciddi bir sorun. Bu durum Abdullah Öcalan ve demokratik siyasette önemli roller üstlenebilecek kadroların bu anlaşmanın dışında tutulmak istendiğini gösteriyor. Baş müzakereci olarak Abdullah Öcalan’ın sürece etkin katılımını da engelleyecek bu sınırlama ciddi bir sorun teşkil ediyor” ifadelerini kullandı.
Çerçeve yasada öngörülen erteleme hükümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülseren Yoleri, “Erteleme kararlarının bağlandığı şartlar gözetildiğinde hapishaneyi dışarıya taşıyacak kısıtlamalar içerdiği görülüyor. İfade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve siyaset yapma özgürlüğünü kısıtlayıcı bir yaklaşım hâkim. Erteleme süresi içinde demokratik faaliyetlere katılmanın bile suç olarak nitelenebileceğini söylemek mümkün” diye konuştu.
‘Atalet dayatması’
Bu düzenlemelerin toplumsal yaşama katılımı da olumsuz etkileyeceğini söyleyen Gülseren Yoleri, “Bu kısıtlamalar binlerce örgüt üyesine tam bir atalet (eylemsizlik) dayatması olarak yansıyacak ve toplumsallaşmalarına engel oluşturacak. Sürecin belirsizliği sürerken, bu kadar kısa bir sürede başvuruların tamamlanması neredeyse imkânsız görünüyor. Bu süre kısıtlılığı ile başvuru süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi de oldukça zor” diye belirtti.
Abdullah Öcalan’ın sürece etkin katılımı
Yasada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sürece etkin katılımını sağlayacak düzenlemelerin yer almamasını da eleştiren Gülseren Yoleri, “Baş müzakereci olarak Abdullah Öcalan’ın sürece etkin katılabilmesinin yolunu açacak özgürlük alanı ve çalışma koşullarının tanımlanmaması, müzakerecilere ve müzakerelere hukuki güvence sağlanmaması önemli bir eksiklik. Burada ayrıca uygulamada çıkacak sorunların hem tespiti hem de çözümüne katkı sağlayabilmek için alternatif bir takip ve izleme mekanizmasına ihtiyaç olacak” ifadelerini kullandı.
Haber: Helin Özgün / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































