• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam

    Yaz tatilini daha keyifli ve verimli geçirmek için 20 etkinlik

    TR724 HABER

    Sahte ekspertizle vatandaşlık operasyonu: Bin 45 gayrimenkule el konuldu

    Dolar/TL Güne Yükselişle Başladı: Küresel Piyasalar Cuma Günkü Kritik Veriye Odaklandı

    Dolar/TL Güne Yükselişle Başladı: Küresel Piyasalar Cuma Günkü Kritik Veriye Odaklandı

    ABD’deki 30 yıllık güvenlik açığı DNA dosyalarını açığa çıkartmış olabilir

    ABD’deki 30 yıllık güvenlik açığı DNA dosyalarını açığa çıkartmış olabilir

    TR724 HABER

    Menderes Belediyesi’ne operasyon; Başkan İlkay Çiçek dahil 21 gözaltı

    Yaz tatilini daha keyifli ve verimli geçirmek için 20 etkinlik

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    AKP, DEM Parti ve MHP ile ‘çerçeve yasa’ gündemiyle bir araya geldi

    AKP, DEM Parti ve MHP ile ‘çerçeve yasa’ gündemiyle bir araya geldi

    Gazeteci Zilan Azad’ın Gülistan Doku haberine soruşturma

    Gazeteci Zilan Azad’ın Gülistan Doku haberine soruşturma

    Nurettin Demirtaş: Hareket olarak demokratik mücadeleyi sürdüreceğiz

    Nurettin Demirtaş: Hareket olarak demokratik mücadeleyi sürdüreceğiz

    FEDA ve DAKB’den Haniy Karasu için taziye mesajı

    FEDA ve DAKB’den Haniy Karasu için taziye mesajı

    Erdal Eren’i içerde duydum

    Erdal Eren’i içerde duydum

    Erdîş’te uyuşturucu ve fuhuşa karşı yürüyüş

    Erdîş’te uyuşturucu ve fuhuşa karşı yürüyüş

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Şahitliğin sorumluluğu…

    Şahitliğin sorumluluğu…

    Tatarları beklerken!

    Tatarları beklerken!

    FIFA’nın dokunulmaz kralı Trump’ın tek cümlesiyle sarsıldı

    FIFA’nın dokunulmaz kralı Trump’ın tek cümlesiyle sarsıldı

    Artık sadece koltuğu sallanmıyor, Infantino’nun en büyük sınavı

    Artık sadece koltuğu sallanmıyor, Infantino’nun en büyük sınavı

    Konumunun hakkını veren bir kahraman: Kürt Bekir Ağa

    Konumunun hakkını veren bir kahraman: Kürt Bekir Ağa

    ‘Dış güçler’ ve aparatları…

    ‘Dış güçler’ ve aparatları…

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam

    Yaz tatilini daha keyifli ve verimli geçirmek için 20 etkinlik

    TR724 HABER

    Sahte ekspertizle vatandaşlık operasyonu: Bin 45 gayrimenkule el konuldu

    Dolar/TL Güne Yükselişle Başladı: Küresel Piyasalar Cuma Günkü Kritik Veriye Odaklandı

    Dolar/TL Güne Yükselişle Başladı: Küresel Piyasalar Cuma Günkü Kritik Veriye Odaklandı

    ABD’deki 30 yıllık güvenlik açığı DNA dosyalarını açığa çıkartmış olabilir

    ABD’deki 30 yıllık güvenlik açığı DNA dosyalarını açığa çıkartmış olabilir

    TR724 HABER

    Menderes Belediyesi’ne operasyon; Başkan İlkay Çiçek dahil 21 gözaltı

    Yaz tatilini daha keyifli ve verimli geçirmek için 20 etkinlik

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    AKP, DEM Parti ve MHP ile ‘çerçeve yasa’ gündemiyle bir araya geldi

    AKP, DEM Parti ve MHP ile ‘çerçeve yasa’ gündemiyle bir araya geldi

    Gazeteci Zilan Azad’ın Gülistan Doku haberine soruşturma

    Gazeteci Zilan Azad’ın Gülistan Doku haberine soruşturma

    Nurettin Demirtaş: Hareket olarak demokratik mücadeleyi sürdüreceğiz

    Nurettin Demirtaş: Hareket olarak demokratik mücadeleyi sürdüreceğiz

    FEDA ve DAKB’den Haniy Karasu için taziye mesajı

    FEDA ve DAKB’den Haniy Karasu için taziye mesajı

    Erdal Eren’i içerde duydum

    Erdal Eren’i içerde duydum

    Erdîş’te uyuşturucu ve fuhuşa karşı yürüyüş

    Erdîş’te uyuşturucu ve fuhuşa karşı yürüyüş

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Şahitliğin sorumluluğu…

    Şahitliğin sorumluluğu…

    Tatarları beklerken!

    Tatarları beklerken!

    FIFA’nın dokunulmaz kralı Trump’ın tek cümlesiyle sarsıldı

    FIFA’nın dokunulmaz kralı Trump’ın tek cümlesiyle sarsıldı

    Artık sadece koltuğu sallanmıyor, Infantino’nun en büyük sınavı

    Artık sadece koltuğu sallanmıyor, Infantino’nun en büyük sınavı

    Konumunun hakkını veren bir kahraman: Kürt Bekir Ağa

    Konumunun hakkını veren bir kahraman: Kürt Bekir Ağa

    ‘Dış güçler’ ve aparatları…

    ‘Dış güçler’ ve aparatları…

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

Bir hareketi bühtanla mahkûm etmek…

SG by SG
4 Ağustos 2026
in Güncel, Politika
0
Bir hareketi bühtanla mahkûm etmek…


YÜKSEL ÇAYIROĞLU | YORUM 

Tarih boyunca zorba yönetimlerin en belirgin özelliklerinden biri, kendileri gibi düşünmeyen insanlara tahammül edememeleridir. Onlar eleştiriyi tehdit, muhalefeti düşmanlık, farklı düşünceyi ise otoritelerine yönelmiş bir meydan okuma olarak görürler. Bu yüzden toplumda biat kültürünü hâkim kılmaya ve herkesi vesayetleri altına almaya çalışırlar. Kendilerine bağlı, kendileri gibi düşünen ve kendileri gibi konuşan bir toplum inşa etmek isterler. Boyun eğmeyenleri ise susturmaya, yalnızlaştırmaya ve nihayet tasfiye etmeye yönelirler. Bunun için de güç kullanmaktan ve şiddete başvurmaktan kaçınmazlar.

Ancak onlar masum insanlara yönelik baskı ve zorbalıklarını meşru gösterebilmek için önce toplum vicdanını hazırlamaya çalışırlar. İşte bu noktada yalan, iftira, algı yönetimi ve kara propaganda devreye girer. Hedef alınan kişi veya topluluk önce toplum nazarında itibarsızlaştırılır; hain, âsi, suçlu, terörist, din dışı, ahlâksız veya tehlikeli gösterilir. Böylece daha sonra yapılacak hukuksuzluklar, zulümler ve insan hakları ihlâlleri geniş kitleler nezdinde kolayca meşrulaştırılır. Kısacası iftira ve bühtan, zorba yönetimlerin en etkili silahlarından biridir. Çünkü hiçbir büyük zulüm, öncesinde büyük bir yalan ve iftira üretilmeden hayata geçirilemez.

Yakın tarihimiz, bu kirli yöntemin en kapsamlı örneklerinden birine şahit olmuştur. Devletin yasama, yürütme, yargı ve medya başta olmak üzere temel güç imkânlarını kontrol altına alan AKP iktidarı, kendisi açısından en büyük tehditlerden biri olarak gördüğü Hizmet Hareketi’ni etkisiz hâle getirebilmek için uzun yıllara yayılan sistematik bir karalama kampanyası yürüttü. Bu süreçte sadece adlî veya siyasî suçlamalarla yetinilmedi; Hocaefendi’nin şahsiyeti, inancı ve din anlayışı hedef alındı, Hizmet gönüllülerinin ise dinî, ahlâkî ve insanî meşruiyeti sorgulanır hâle getirildi. Toplumun vicdanında peşin bir mahkûmiyet oluşturabilmek için dinin en büyük haramlarından biri olan iftira ne yazık ki en etkili propaganda araçlarından biri olarak kullanıldı.

Kur’ân-ı Kerim’in İfk hâdisesi münasebetiyle indirdiği âyetler tam da böyle bir tehlikeye karşı müminleri uyarmaktadır. Çünkü Allah katında asıl olan insanların suçluluğu değil masumiyetidir; sûizan değil hüsnüzandır; propaganda değil tahkiktir. Bir mümin hakkında ortaya atılan en ağır ithamlar bile kesin delillerle ispat edilmedikçe kabul edilemez. Aksi hâlde yalnızca bir insana değil, hakikate, adalete ve toplumun vicdanına da büyük bir haksızlık yapılmış olur.

Dilin İşlediği En Büyük Cinayet

İnsan, diliyle ya cennete yürür ya da kendi elleriyle kendisine cehennem yollarını döşer. Çünkü bazen tek bir söz, yıllarca yapılan ibadetleri gölgeleyebilecek kadar ağır bir günah olabilir. Hele o söz, bir müminin haysiyetine, şerefine ve masumiyetine yönelmiş bir iftiraysa…

Kur’ân ve Sünnet’in üzerinde en fazla durduğu ahlâkî günahlardan biri, insanların şeref ve haysiyetine dil uzatmaktır. Zira insanın malını çalmak nasıl bir zulümse, itibarını çalmak da en az onun kadar büyük bir zulümdür. Hatta çoğu zaman daha ağırdır. Çünkü çalınan mal yerine konabilir; fakat kirletilen bir isim, lekelenen bir itibar, parçalanan bir hayat çoğu zaman eski hâline dönmez.

Bu sebeple İslâm, sadece iftirayı değil, onun daha hafif şekli olan gıybeti bile son derece çirkin bir günah olarak takdim eder. Resûl-i Ekrem (s.a.s), gıybeti, “Birinizin kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır.” diye tarif etmiş; “Ya söylediğim onda gerçekten varsa?” sorusuna ise şu ibretli cevabı vermiştir: “Eğer söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun; yoksa ona iftira etmiş olursun.” (Müslim, Birr 70)

Bu hadis, gıybet ile iftira arasındaki farkı tek cümlede ortaya koymaktadır. Gıybette anlatılan şey doğrudur; fakat başkasının itibarına dokunduğu için haramdır. İftirada ise buna bir de yalan eklenmektedir. Gerçekte olmayan bir kötülük, olmayan bir suç, olmayan bir günah bir insana isnat edilmektedir. Dolayısıyla iftira, sadece gıybet değildir; aynı zamanda yalandır, zulümdür, bühtandır, kul hakkıdır, insanların adalet duygusunu yaralayan büyük bir ahlâk cinayetidir.

Aslında yalanın kendisi bile dinimizde en büyük günahlardan biridir. Münafığın en belirgin vasıflarından biri olarak yalan zikredilmiş, müminin ise doğrulukla tanınması gerektiği bildirilmiştir. Çünkü yalan, hakikati örter; insanlar arasındaki güven ve itimadı yıkar. İftira ise yalanın en ağır, en yıkıcı ve en ileri şeklidir. Zira burada sadece hakikat ters yüz edilmez; aynı zamanda masum bir insan hedef alınır, onun şerefi, itibarı ve hayatı yalan üzerine inşa edilmiş bir suçlamayla tahrip edilir.

Kur’ân-ı Kerîm’in gıybet için kullandığı benzetme, bu günahın Allah katındaki ağırlığını göstermeye yeter de artar bile: “Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” (Hucurât sûresi, 49/12) İnsan bu tasviri okurken irkilmeden edemez. Çünkü Allah Teâlâ, gıybetin çirkinliğini anlatırken akla olduğu kadar vicdana ve duygulara da hitap eder. Ölü bir insanın etini dişlemek nasıl insan fıtratını ayağa kaldıran iğrenç bir manzaraysa, bir müminin arkasından konuşmak da manevî planda aynı derecede çirkindir.

Şayet gıybet, Kur’ân’ın böylesine ağır bir teşbihle yasakladığı bir günahsa, iftiranın vebalini varın siz düşünün. Çünkü iftirada gıybetin bütün kötülükleri bulunduğu gibi, bunlara ilâveten yalan, haksız itham, masum bir insanı suçlu gösterme, kul hakkı yeme ve toplum içinde fitne çıkarma gibi nice günah da iç içe geçmiştir.

Nitekim Kur’ân bu hakikati son derece açık bir şekilde dile getirir: “Kim bir hata veya günah işler de sonra onu masum bir kimsenin üzerine atarsa, gerçekten büyük bir bühtan ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisa sûresi, 4/112) Bu âyet, iftiranın sıradan bir günah değil, insanın sırtına yüklenen ağır bir vebal olduğunu ilan etmektedir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) iftira hakkındaki ikazları ise çok daha sarsıcıdır. Bir hadislerinde, bir mümine işlemediği bir suçu isnat eden kimsenin, yaptığı iftiranın cezasını çekmeden ilâhî azaptan kurtulamayacağını haber verir. (Ebu Davud, Akdiye 14; İbn Mace, Eşribe 4) Başka bir rivayette ise karalamak maksadıyla bir Müslümana iftira atan kimsenin, söylediği sözlerin vebalinden arınıncaya kadar ağır bir azapla karşı karşıya kalacağı ifade edilir. (Ebu Davud, Edeb 36) Bu rivayetler, iftiranın Allah katında ne kadar büyük bir cürüm sayıldığını göstermektedir.

İşin daha da düşündürücü tarafı şudur: İnsan sadece iftira atarak değil, atılmış bir iftirayı araştırmadan yayarak da aynı günahın ortağı olabilir. Kur’ân, Hz. Âişe Validemize atılan iftirayı anlatırken müminleri şu sözlerle ikaz eder: “Siz o iftirayı dilden dile aktarıyor, hakkında hiçbir bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyor ve bunu önemsiz sanıyordunuz. Hâlbuki o, Allah katında çok büyük bir vebaldi.” (Nûr sûresi, 24/15)

Bu sebeple Kur’ân, kesin bilgi bulunmayan hususlarda konuşmayı yasaklar; “Bilmediğin şeyin peşine düşme.” buyurur. (İsrâ sûresi, 17/36) Başka bir ayette ise herhangi bir haberin doğruluğu araştırılmadan kabul edilmemesini emreder. (Hucurât sûresi, 49/6) Peygamber Efendimiz de “Kişiye, duyduğu her şeyi anlatması günah olarak yeter.” (Müslim, Mukaddime 5; Ebû Dâvûd, Edeb 80) buyurarak bu konuda temel bir ölçü verir.

İslâm’da asıl olan, insanların suçlu olduğu değil, masum olduğudur; sûizan değil hüsnüzandır; itham değil güvendir. Elimizde kesin delil bulunmadıkça hiçbir insanın haysiyetini tartışma konusu yapamayız. Aksi hâlde sadece bir dil hatası yapmış olmayız; ağır bir kul hakkıyla, belki de telafisi mümkün olmayan bir zulümle Allah’ın huzuruna çıkmış oluruz.

Daha da dikkat çekici olan şudur: İslâm, insanların günahlarını araştırmayı bile yasaklamış, tecessüsü haram kılmıştır. Ayrıca başkalarının kusurlarını örtmeyi teşvik etmiş; alay etmeyi, hakarette bulunmayı, lakap takmayı, suizannı, kini ve düşmanlığı yasaklamıştır. Yani dinimiz, müminlerin birbirlerinin ayıplarını ortaya döken değil, örten; haysiyetlerini zedeleyen değil, koruyan bir toplum oluşturmalarını istemektedir.

Bütün bunlar gösteriyor ki İslâm nazarında bir insanın şeref ve haysiyeti son derece mukaddestir. Bir tek masuma atılan iftira bile böylesine ağır bir günahsa, binlerce hatta on binlerce masum insanı aynı anda töhmet altında bırakan, onları toplum nezdinde suçlu göstermeye çalışan, bunun için sistemli bir yalan ve karalama mekanizması kuranların omuzlarındaki vebalin büyüklüğünü herkes kendi vicdanında takdir edebilir.

Sistematik Bir İftira Kampanyası

İslâm’ın iftiraya bakışı bu kadar açık ve nettir. Tek bir mümine atılan asılsız bir isnat bile “pek büyük bir vebal” olarak nitelendirilmiş; müminlere ise duydukları her haberi tahkik etmeleri, hüsnüzanla hareket etmeleri ve delilsiz ithamları daha başında reddetmeleri emredilmiştir. Ne var ki son yıllarda Türkiye’de yaşananlar, bu ilâhî ölçülerin neredeyse tamamının bir kenara bırakıldığını göstermektedir. Yaklaşık yarım asırlık geçmişi boyunca eğitim, diyalog, yardım ve sivil toplum faaliyetleriyle tanınan Hizmet Hareketi, tarihte benzeri az görülen sistematik bir karalama kampanyasının hedefi hâline getirilmiştir.

Bu kampanyada Hocaefendi ve Hizmet gönüllüleri sadece siyasî suçlamalarla itham edilmedi. Onların imanından itikadına, Kur’ân ve Sünnet anlayışından peygamber tasavvuruna, ibadet hayatından ahlâkına, niyetinden şahsiyetine kadar hemen her şey hedef alındı. Bir taraftan Hocaefendi’nin kendisini mehdi, mesih hatta peygamber yerine koyduğu ileri sürüldü; diğer taraftan Allah’la konuştuğu, gaybı bildiği, din adına yeni hükümler koyduğu, Kur’ân’ı ve hadisleri kendi çıkarları doğrultusunda tahrif ettiği iddia edildi. Bir yandan Ehl-i sünnet çizgisinden saptığı söylenirken, diğer yandan İslâm’ı tahrif etmeye çalışan küresel bir projenin temsilcisi olmakla suçlandı.

İftiralar bununla da sınırlı kalmadı. Hareket mensuplarının takiyyeyi din hâline getirdikleri, hedeflerine ulaşmak için her yolu mubah gördükleri, dinî kavramları istismar ettikleri, sorgulamayan ve körü körüne itaat eden insanlar yetiştirdikleri, hatta aile bağlarını kopararak mensuplarını şahsiyetsiz birer robota dönüştürdükleri öne sürüldü. Hareket, “haşhaşî yapı”, “mescid-i dırar”, “modern masonluk”, “irtidat hareketi”, “şiddet ve ihanet yuvası”, “sapkın dinî hareket”, “hain yapı” ve “fesat yuvası” gibi son derece ağır kavramlarla anıldı; mensupları ise din kisvesi altında faaliyet gösteren münafıklar olarak takdim edildi.

Daha da dikkat çekici olan, bu suçlamaların yalnızca bazı siyasetçilerin polemiklerinden ibaret kalmamasıdır. Aynı ithamlar, resmî raporlarda, kitaplarda, akademik makalelerde, hutbelerde, televizyon programlarında ve konferanslarda tekrar tekrar işlendi. Aynı kavramlar farklı mecralarda sürekli dolaşıma sokuldu. Böylece toplumun zihninde, daha deliller tartışılmadan, daha iddialar sorgulanmadan bir mahkûmiyet algısı oluşturuldu. İnsanlar, yaptıkları fiilleriyle değil, mensubu oldukları hareket sebebiyle peşinen suçlu ilan edildi.

Burada üzerinde durulması gereken asıl nokta, bu iddiaların her birine tek tek cevap vermek değildir. Asıl mesele, bir insanı veya bir topluluğu toplum nazarında itibarsızlaştırmak için dinin en ağır günahlarından biri olan iftiranın böylesine yaygın ve sistematik biçimde kullanılmış olmasıdır. Kur’ân, Hz. Âişe Validemize atılan tek bir iftira karşısında müminleri sert bir şekilde ikaz ederken; burada milyonlarca insan hakkında sayısız itham hiçbir tahkike tâbi tutulmadan yıllarca tekrar edilmiştir.

Üstelik hedef alınan sadece Hocaefendi de değildi. Onun şahsı üzerinden bütün bir Hizmet Hareketi mahkûm edilmek istendi. Dünyanın dört bir yanında eğitim yuvaları açan, yardım faaliyetleri yürüten, diyalog çalışmaları yapan farklı meslek gruplarına mensup milyonlarca insan; hiçbir ferdî değerlendirme yapılmaksızın aynı suçlamaların içine dâhil edildi. İnsanlar artık yaptıklarıyla değil, ait oldukları düşünülen kimlikle yargılanmaya başlandı. Böylece ceza hukukunda en temel prensipler olan “suçun şahsiliği” de “masumiyet karinesi” de yerle bir edildi.

Sonuç

Bir mümine atılan tek bir iftira bile Kur’ân’ın “pek büyük bir vebal” dediği, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) ise ağır şekilde sakındırdığı bir günahsa; yıllar boyunca milyonlarca insanı hedef alan böylesine kapsamlı bir iftira kampanyasının Allah katındaki vebalini hangi kelimeler anlatabilir? Bu, sadece siyasî bir hata veya hukukî bir ihlal değildir. Aynı zamanda Allah’ın açık hükümlerine rağmen yalan ve bühtanın bilinçli bir şekilde araç hâline getirilmesidir.

Daha acı olan ise şudur: Bütün bunlar, din adına konuşan, İslâmî hassasiyetleri temsil ettiğini söyleyen ve yıllarca muhafazakâr kimliğiyle destek bulan insanlar tarafından yapılmıştır. Oysa Kur’ân’ın ilk emri doğruluğu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) en belirgin vasfı emin olmayı, İslâm ahlâkının en temel ilkelerinden biri de insanların canını, malını, namusunu ve haysiyetini korumayı emreder. Buna rağmen siyasî hedeflere ulaşabilmek uğruna yalanın sıradanlaştırılması, iftiranın meşrulaştırılması ve milyonlarca insanın töhmet altında bırakılması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken büyük bir tenakuzdur. Dindarlık iddiasıyla ortaya çıkıp dinin en büyük haramlarını siyasetin hizmetine vermek, sadece mağdurlara değil, bizzat dinin itibarına da ağır zarar vermiştir.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki yalan ne kadar güçlü olursa olsun ömrü hakikat kadar uzun değildir. İftira geniş kitleleri peşinden sürükleyebilir; fakat ebediyen ayakta kalamaz. Propaganda bir süre vicdanları susturabilir; fakat hakikati sonsuza kadar örtemez. Nitekim Kur’ân’ın ifadesiyle, köpük bir süre suyun üzerinde görünür; fakat sonunda kaybolup gider. (Ra’d sûresi, 13/17) İnsanlığa fayda veren hakikat ise yerinde kalır. Bugün de yarın da değişmeyecek olan ilâhî kanun budur.

Bu sebeple ne mağdurlar ümitsizliğe kapılmalı ne de iftirayı bir silah hâline getirenler bunun ebediyen devam edeceğini zannetmelidir. Gün gelir dosyalar yeniden açılır, belgeler konuşur, vicdanlar uyanır, insanlar gerçekleri görmeye başlar. Fakat bütün bunlardan da önemlisi, herkes bir gün Allah’ın huzurunda, söylediği her sözün, yazdığı her satırın, attığı her iftiranın ve sustuğu her hakikatin hesabını verecektir. O gün ne propaganda hakikatin yerini alabilecek ne de kalabalıklar vicdanın sesini bastırabilecektir. Fayda verecek tek şey, doğrulukla söylenmiş sözler, temiz bir vicdan ve kul hakkından arınmış bir hayat olacaktır.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: akp rejimi yalanlarıfethullah gülen hocaefendiHizmet Hareketi
ShareTweet
Previous Post

Halikarnas Balıkçısı’nın yaşamını anlatan belgesel, Trebinje’den ödülle döndü: Filos’un yolculuğu…

Next Post

CHP’den TBMM’ye başvuru: Yeni Parti’nin kullandığı oda ve koridorları istedi

Related Posts

TR724 HABER
Güncel

Menderes Belediyesi’ne operasyon; Başkan İlkay Çiçek dahil 21 gözaltı

4 Ağustos 2026
TR724 HABER
Güncel

CHP’den TBMM’ye başvuru: Yeni Parti’nin kullandığı oda ve koridorları istedi

4 Ağustos 2026
Muharrem İnce İddialara Noktayı Koydu: CHP'nin Genel Başkan Adayı Olacak mı?
Politika

Muharrem İnce İddialara Noktayı Koydu: CHP’nin Genel Başkan Adayı Olacak mı?

4 Ağustos 2026
MİT Başkanı Kalın, Hamas Lideriyle Görüştü: Gazze Barış Planı Ele Alındı
Güncel

MİT Başkanı Kalın, Hamas Lideriyle Görüştü: Gazze Barış Planı Ele Alındı

3 Ağustos 2026
Güllü Soruşturmasında 'Seri Katil' Detayı: Tuğyan Gülter'in Arama Geçmişi Dosyaya Girdi
Güncel

Güllü Soruşturmasında ‘Seri Katil’ Detayı: Tuğyan Gülter’in Arama Geçmişi Dosyaya Girdi

3 Ağustos 2026
İtirafı Gündem Olmuştu: Bennu Gerede'ye 'Müstehcenlik' Soruşturması
Güncel

İtirafı Gündem Olmuştu: Bennu Gerede’ye ‘Müstehcenlik’ Soruşturması

3 Ağustos 2026
Next Post
TR724 HABER

CHP’den TBMM’ye başvuru: Yeni Parti’nin kullandığı oda ve koridorları istedi

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter