• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    İnsanlardan daha iyi karar alıyorlar: Karıncaların küçük beyinlerinin büyük sırrı

    İnsanlardan daha iyi karar alıyorlar: Karıncaların küçük beyinlerinin büyük sırrı

    Hayat pahalılığı sosyal yaşamı vurdu: İstanbulluların engel nedeni bilet fiyatları, ilk kısılan kalem restoran-kafe

    Hayat pahalılığı sosyal yaşamı vurdu: İstanbulluların engel nedeni bilet fiyatları, ilk kısılan kalem restoran-kafe

    TR724 HABER

    İBB DAVASI | Savcı, İmamoğlu’nun babası hakkında suç duyurusunda bulundu

    Hürmüz Boğazı'nda Tarihi Çöküş: Tanker Trafiği Dibe Vurdu, Sevkiyat 5 Milyon Varile Geriledi

    Hürmüz Boğazı’nda Tarihi Çöküş: Tanker Trafiği Dibe Vurdu, Sevkiyat 5 Milyon Varile Geriledi

    TR724 HABER

    Madencilerden yeni eylem hazırlığı; Saray’a yürüyecekler!

    Necip F. Bahadır

    AKP dalga dalga vuruyor!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Gever’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

    Gever’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

    Amedspor maçında ‘sarı’ torba sallayan 5 taraftara gözaltı kararı

    Amedspor maçında ‘sarı’ torba sallayan 5 taraftara gözaltı kararı

    KCK: Şehitlerin yarattığı değerlerle demokratik toplum mücadelesi sürdürülecek

    KCK: Şehitlerin yarattığı değerlerle demokratik toplum mücadelesi sürdürülecek

    ‘Barışı onlara armağan edeceğiz’

    ‘Barışı onlara armağan edeceğiz’

    Wan’da taziye 2’nci gününde devam ediyor

    Wan’da taziye 2’nci gününde devam ediyor

    Deniz Türkali’den sürece destek çağrısı: Abdullah Öcalan umut ışığı yaktı

    Deniz Türkali’den sürece destek çağrısı: Abdullah Öcalan umut ışığı yaktı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Allah’ı ne kadar tanıyoruz?

    Allah’ı ne kadar tanıyoruz?

    Enes Kanter, WNBA’da neyi protesto ediyor?

    Enes Kanter, WNBA’da neyi protesto ediyor?

    Sergej Jakirovic: Savaşın gölgesinden Kayseri’ye, oradan Premier Lig’e

    Sergej Jakirovic: Savaşın gölgesinden Kayseri’ye, oradan Premier Lig’e

    Rehberinizde kaç “şüpheli” var?

    Rehberinizde kaç “şüpheli” var?

    Necip F. Bahadır

    ‘Yeşil Kemalist’ AKP

    46 yaşında futbolun büyüsünün peşinde

    46 yaşında futbolun büyüsünün peşinde

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    İnsanlardan daha iyi karar alıyorlar: Karıncaların küçük beyinlerinin büyük sırrı

    İnsanlardan daha iyi karar alıyorlar: Karıncaların küçük beyinlerinin büyük sırrı

    Hayat pahalılığı sosyal yaşamı vurdu: İstanbulluların engel nedeni bilet fiyatları, ilk kısılan kalem restoran-kafe

    Hayat pahalılığı sosyal yaşamı vurdu: İstanbulluların engel nedeni bilet fiyatları, ilk kısılan kalem restoran-kafe

    TR724 HABER

    İBB DAVASI | Savcı, İmamoğlu’nun babası hakkında suç duyurusunda bulundu

    Hürmüz Boğazı'nda Tarihi Çöküş: Tanker Trafiği Dibe Vurdu, Sevkiyat 5 Milyon Varile Geriledi

    Hürmüz Boğazı’nda Tarihi Çöküş: Tanker Trafiği Dibe Vurdu, Sevkiyat 5 Milyon Varile Geriledi

    TR724 HABER

    Madencilerden yeni eylem hazırlığı; Saray’a yürüyecekler!

    Necip F. Bahadır

    AKP dalga dalga vuruyor!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Gever’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

    Gever’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziye kuruldu

    Amedspor maçında ‘sarı’ torba sallayan 5 taraftara gözaltı kararı

    Amedspor maçında ‘sarı’ torba sallayan 5 taraftara gözaltı kararı

    KCK: Şehitlerin yarattığı değerlerle demokratik toplum mücadelesi sürdürülecek

    KCK: Şehitlerin yarattığı değerlerle demokratik toplum mücadelesi sürdürülecek

    ‘Barışı onlara armağan edeceğiz’

    ‘Barışı onlara armağan edeceğiz’

    Wan’da taziye 2’nci gününde devam ediyor

    Wan’da taziye 2’nci gününde devam ediyor

    Deniz Türkali’den sürece destek çağrısı: Abdullah Öcalan umut ışığı yaktı

    Deniz Türkali’den sürece destek çağrısı: Abdullah Öcalan umut ışığı yaktı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Allah’ı ne kadar tanıyoruz?

    Allah’ı ne kadar tanıyoruz?

    Enes Kanter, WNBA’da neyi protesto ediyor?

    Enes Kanter, WNBA’da neyi protesto ediyor?

    Sergej Jakirovic: Savaşın gölgesinden Kayseri’ye, oradan Premier Lig’e

    Sergej Jakirovic: Savaşın gölgesinden Kayseri’ye, oradan Premier Lig’e

    Rehberinizde kaç “şüpheli” var?

    Rehberinizde kaç “şüpheli” var?

    Necip F. Bahadır

    ‘Yeşil Kemalist’ AKP

    46 yaşında futbolun büyüsünün peşinde

    46 yaşında futbolun büyüsünün peşinde

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Allah’ı ne kadar tanıyoruz?

SG by SG
25 Ağustos 2026
in Görüş & Analiz
0
Allah’ı ne kadar tanıyoruz?


YÜKSEL ÇAYIROĞLU | YORUM 

Allah’a inanmanın önemini anlatmaya kelimeler yetmez. Hz. Bediüzzaman’ın tabiriyle o, kâinattaki en büyük hakikattir; bütün kemâlâtın esası ve madenidir; yaratılışın en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesidir; gayet kuvvetli bir nokta-i istinat ve tükenmez bir nokta-i istimdattır; ruhun ziyası ve hayatın nurudur. Ancak imanın da küçük bir çekirdekten kocaman bir çınar ağacına kadar farklı seviyeleri vardır. İşte imanın kalpte kök salması, büyüyüp güçlenmesi, her şeyden önce marifetullaha bağlıdır. İnsan Allah’ı tanıdıkça imanı da güçlenir ve derinleşir. Dolayısıyla müminden beklenen sadece Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmesi değil, aynı zamanda inandığı Rabbini isim ve sıfatlarıyla tanımaya çalışmasıdır.

Allah Hakkındaki Çarpık Düşünceler

Dinler tarihi, sosyoloji ve antropoloji araştırmaları, Allah inancının insanlık tarihinde son derece yaygın bir olgu olduğunu ortaya koyar. Bununla birlikte insanların ulûhiyet tasavvurları arasında önemli farklılıklar vardır. İnsanlar vahiy bilgisinden uzaklaştıkça ulûhiyet tasavvurları da bozulmaya başlamıştır. Bazıları inançlarının içine şirk unsurları karıştırmış, bazıları Allah’ı kâinatı yaratıp bir kenara çekilen bir varlık olarak düşünmüş, bazıları O’nu insan ölçüleriyle tasavvur etmiş, bazıları da O’na yakışıksız özellikler atfetmiştir.

Nitekim Kur’ân-ı Kerim de birçok âyette Allah hakkındaki yanlış ve çarpık tasavvurlardan söz etmiş ve bunları tenkit etmiştir. Mesela Firavun’un Haman’a, “Benim için bir kule yap. Umarım ki böylece yükselebilir, göklere yol bulur da Mûsâ’nın Tanrısına ulaşırım.” (Mü’min sûresi, 40/36-37) demesi bu konudaki dikkat çekici örneklerden biridir. Aynı şekilde Hristiyanların Hz. İsa’ya, Yahudilerin de Hz. Üzeyir’e -hâşâ- “Allah’ın oğlu” demeleri, Allah hakkındaki telakkilerin nasıl bozulabildiğini göstermektedir. (Tevbe sûresi, 9/30)

Kur’ân bunların yanı sıra Allah hakkında ileri sürülen daha birçok bâtıl iddiaya ve yakışıksız söze yer verir ve bunları şiddetle reddeder. Mesela bazı İsrailoğulları’nın, “Allah fakirdir, biz ise zenginiz.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/181) veya “Allah’ın eli bağlıdır.” (Mâide sûresi, 5/64) şeklindeki sözleri; yine “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir.” (En‘âm sûresi, 6/91) demeleri, yahut Hz. Mûsâ’dan “Allah’ı bize açıktan göster!” (Nisâ sûresi, 4/153) talebinde bulunmaları, onların ulûhiyet, vahiy ve Allah-insan münasebeti konusunda içine düştükleri ciddi sapmaları ortaya koymaktadır.

Aynı şekilde Kur’ân, Mekke müşriklerinin çarpık Allah telakkilerine dair de örnekler verir. Mesela onlar şöyle diyorlardı: “Eğer Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız şirk koşar, ne de herhangi bir şeyi haram kılardık.” (En‘âm sûresi, 6/148) Onlar bu sözleriyle Allah’ın iradesi ile emir ve rızasını birbirine karıştırıyor; O’nun bir fiilin meydana gelmesine müsaade etmesini, o fiili tasvip edip emretmesi şeklinde yorumluyorlardı. Aynı yanlış düşüncenin bir sonucu olarak işledikleri çirkin fiilleri Allah’a nispet ediyor ve bunları kendilerine Allah’ın emrettiğini ileri sürüyorlardı. (A‘râf sûresi, 7/28) Keza onların, “Eğer Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız Kendisinden başkasına ibadet eder, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılardık.” (Nahl sûresi, 16/35) şeklindeki sözleri de aynı çarpık anlayışın bir başka tezahürüydü.

Bütün bunların yanında -hâşâ- Allah’ın evlât edindiğini iddia edenler (Yunus sûresi, 10/68; Kehf sûresi, 18/4-5), melekleri Allah’ın kızları olarak nitelendirenler (Nahl sûresi, 16/57; İsrâ sûresi, 17/40), Allah’ın ölen kimseleri yeniden diriltmeyeceğini ileri sürenler (Nahl sûresi, 16/38), putlara tapmalarını Allah’ın dilemesine bağlayarak meşrulaştırmaya çalışanlar (Zuhruf sûresi, 43/20), Allah’ın -hâşâ- kendilerini aldattığını ileri sürenler (Ahzâb sûresi, 33/12) ve inanmaları için Allah’ın doğrudan kendileriyle konuşması gerektiğini söyleyenler de (Bakara sûresi, 2/118) Allah hakkındaki cehaletlerini ortaya koyuyor ve O’nun hakkında gerçeğe aykırı zan ve iddialar ileri sürüyorlardı.

Allah hakkındaki yanlış ve eksik düşünceler sadece geçmiş toplumlara mahsus değildir. Günümüzde de Allah’ı kâinatı yaratıp bir kenara çekilen ve artık onun işleyişine müdahale etmeyen bir varlık gibi gören deist anlayışlardan, O’nu insan biçiminde tasavvur eden antropomorfik yaklaşımlara kadar farklı ve çarpık ulûhiyet telakkileriyle karşılaşılmaktadır. Bunların yanında sebeplere hakikî tesir verme, bazı şahıs ve varlıklara beşer üstü güçler atfetme, rızkı bütünüyle maddî imkânlara bağlama, geleceği yalnızca insanın kendi tedbir ve hesaplarının belirlediğini düşünme veya Allah’ın her an kendisini görüp gözettiğini unutma gibi düşünce ve tavırlar da yanlış ulûhiyet tasavvurlarının farklı tezahürleridir. Şekilleri ve dereceleri farklı olsa da bütün bunlar, Allah’ın isim ve sıfatlarını doğru tanıyamamanın ve O’nun kâinatla ve kullarıyla münasebetini yanlış anlamanın bir neticesidir.

Bu tür çarpık tasavvurların temelinde çoğu zaman insan merkezli bir bakış açısı; yani Allah’ı insanın kendi özellik, tecrübe ve ölçülerinden hareketle anlamlandırma zaafı bulunmaktadır. Hâlık-mahlûk ayrımını gözetememek ve Yaratıcı’yı yaratılmışların özellikleriyle tasavvur etmek, tarih boyunca farklı din ve kültürlerde insanların Allah hakkında gerçeğe aykırı düşüncelere sürüklenmesine sebep olmuştur. Kur’ân ise Yaratıcı ile yaratılan arasındaki bu temel farka dikkat çekerek insanı bu konuda düşünmeye çağırır: “Yaratan hiç yaratamayana benzer mi? Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Nahl sûresi, 16/17) Dolayısıyla Allah’ı ve O’nun icraatlarını beşerî düşünce ve tecrübelerimizin dar kalıpları içinde değerlendirmemeli; kendi ölçülerimizden hareketle O’nu tanımlamaya çalışmamalıyız.

Allah’a inanmak yeterli midir?

Allah’a inanmak, tek başına doğru bir Allah telakkisine sahip olduğumuz anlamına gelmez. Mesele sadece Allah’ın varlığına inanmak değil, nasıl bir Allah’a inandığımız ve inandığımız Rabbimizi ne ölçüde tanıdığımızdır. İnsan Allah’ın varlığını kabul edebilir ancak bu, onun Allah’ın ilmini, iradesini, kudretini, rahmetini, hikmetini, hâkimiyetini, rubûbiyet ve ulûhiyetini yeterince tanıdığı anlamına gelmez. Kişi Allah’ı isim ve sıfatlarıyla gereği gibi tanımıyorsa bunun gerektirdiği tevhid şuuruna ve kulluk anlayışına da ulaşamaz. Dahası Allah hakkındaki yanlış ve çarpık anlayışlar, itikadî ve amelî hayattan düşünce ve ahlâka kadar pek çok alanda ciddi inhiraflara yol açabilir. Bu konuyu daha önce müstakil bir yazıda ele aldığımız için burada tekrara girmeyeceğiz.

Demek istediğimiz o ki inancımız sadece iman-ı billâh meselesinden, Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmekten ibaret kalmamalı; bu inanç mutlaka marifetullahla tamamlanmalı ve güçlendirilmelidir. Zira mümin ancak inandığı Yüce Yaratıcı’yı hakkıyla tanıdığı takdirde O’na her şeyden daha güçlü bir muhabbet duyabilir. Kur’ân, müminlerin Allah’a olan sevgilerinin her şeyden daha ileri ve kuvvetli olduğunu ifade buyurur. (Bakara sûresi, 2/165) Bu sevgi ise kulluğu netice verir; hem de ihsan ve murakabe şuuruyla derinleşmiş bir kulluğu. Rabbini tanıyan kimse, kulluğun insanın en temel vazifesi, Allah’ın da kulları üzerindeki hakkı olduğunu bilir.

Dahası Allah’ı doğru tanıyan bir insan kendisini de doğru tanır, kâinattaki yerini ve konumunu doğru tayin eder, hayatına anlam katar. Onun insanlara bakışı değişir; kibir, tahakküm ve üstünlük iddialarından uzaklaşır. Böyle biri varlığın dilini anlamaya, eşya ve hâdiselerin mânâlarını kavramaya ve varlıkla doğru bir münasebet kurmaya başlar. Onun nazarında varlıklar başıboş ve anlamsız nesneler olmaktan çıkar; Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini gösteren âyetlere dönüşür. Esasen Allah-insan-varlık ilişkisini doğru kuramayan bir kimsenin insanın mahiyeti, hayatın anlamı ve varlığın gayesi gibi temel meselelerde sıhhatli ve isabetli bir bakış açısına ulaşması da oldukça zordur.

İnsanın Allah hakkındaki marifeti arttıkça kulluk şuuru da derinleşir. Onun her hâl ve hareketinden Allah’a karşı edep ve haşyet dökülür. Sözlerinden isyan ve şikâyet değil, rıza ve şükür damlar. Allah’ı tanıyan O’na tevekkül eder; O’na tevekkül eden de en zor hâdiseler karşısında bile ümidini korur. Rabbinin azamet ve ululuğunu bilen biri, asıl korkulması ve kendisine sığınılması gerekenin O olduğunu bilir; başka güçler karşısında eğilip bükülmez, kula kulluk etmez.

Allah’ı doğrudan inkâr edenleri bir yana bırakacak olursak, O’na inandığını söyleyenlerin önemli bir kısmı da maalesef ya derin bir gaflet içinde hayatını sürdürüyor ya da zihninde Kur’ân’ın ortaya koyduğu ulûhiyet ve rubûbiyet anlayışıyla bağdaşmayan birtakım tasavvurlar taşıyor. Rabbini lâyıkıyla takdir edememesi, insanın kulluğuna da yansıyor; yalnız Allah’a yöneltilmesi gereken sevgi, korku, güven ve teslimiyet gibi duygular başka varlıklara kayabiliyor, O’ndan beklenmesi gereken nimet ve lütuflar sebeplerden ve insanlardan beklenebiliyor. Böylece Allah’a iman edildiği hâlde bu iman, insanın duygu, düşünce ve davranışlarına gereği gibi yön veremeyebiliyor.

Şayet Allah’ın bizi her an görüp gözettiğini, en gizli düşüncelerimizi dahi bildiğini, ihtiyaç duyduğumuz her şeyin O’nun tarafından bize ihsan edildiğini, dualarımıza cevap verdiğini, hiçbir şeyi hikmetsiz yaratmadığını, sonsuz adalet ve merhamet sahibi olduğunu, bütün varlığın O’nun tedbir ve tasarrufu altında bulunduğunu hakkıyla idrak edebilseydik, kulluk hayatımız bugünkünden çok daha farklı olmaz mıydı? Elbette olurdu. İşte bu sebeple âlimler, ilimler içinde en değerli olanın marifetullah, yani Allah bilgisi olduğunu söylemişlerdir.

Görüldüğü üzere Allah’ı doğru tanımak, iman ve kulluk hayatının en temel meselelerinden biridir. Ancak buradaki maksadımız yalnızca Allah hakkındaki teorik bilgilerimizi artırmak, kuru bir malumat edinmek veya bu konuda felsefî izahlar geliştirmek olmamalıdır. Önemli olan, Kur’ân’ın Allah hakkında verdiği bilgileri kalpte canlı bir marifete, marifeti muhabbete, muhabbeti de derin bir kulluğa dönüştürebilmektir. Asıl marifet, Allah’ın isim ve sıfatlarını ezberlemekle yetinmek değil, bunların iman ve ahlâk hayatımızdaki karşılıklarını yaşayabilmektir. Allah’ın rahmetini tanıdıkça merhametli, affediciliğini bildikçe bağışlayıcı, keremini gördükçe cömert olmaya çalışmaktır. Bir başka ifadeyle marifetullah, Allah hakkındaki bilgimizin kalbe, ahlâka ve hayata mâl olmasıdır.

Allah’ı nasıl tanıyabiliriz?

Allah’ı lâyıkıyla tanıyıp bilmenin insanı nasıl değiştireceğini anlatmaya çalıştık. Burada cevaplanması gereken asıl soru şudur: Peki, Rabbimizi nasıl tanıyacağız?

Öncelikle Allah’ın Zât’ının künhüne vâkıf olunamayacağını ve mahiyetinin insan tarafından bilinemeyeceğini hatırlatmakta fayda var. Bu hakikat veciz bir sözde şöyle ifade edilir: كُلَّمَا خَطَرَ بِبَالِكَ فَاللّٰهُ تَعَالَى وَرَاءَ ذٰلِكَ “Allah hakkında zihnine her ne gelirse gelsin, Allah Teâlâ onun ötesindedir.” Yani insan Allah hakkında ne tasavvur ederse etsin, Allah onun zihninde canlandırdığı şey gibi değildir. Zira sınırlı insan aklı, Allah’ın Zât’ının hakikatini kuşatıp tasavvur edemez; O’nun künh ve mahiyetini bilmek insan idrakinin sınırlarını aşar. Kur’ân bu hakikate, لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ “Gözler O’nu idrak ve ihata edemez; O ise bütün gözleri idrak eder.” (En‘âm sûresi, 6/103) âyetiyle işaret eder.

Bunun temel sebeplerinden biri şu âyette ifade edilir: لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ sûresi, 42/11) Allah’ın hiçbir benzeri yoksa, yaratılmışlardan hareketle zihnimizde oluşturabileceğimiz hiçbir tasavvur da O’nun Zât’ını temsil edemez. Sa‘dî-i Şîrâzî bu hakikati şöyle dile getirir: “Bütün âlem O’nun ilâhlığında ittifak etmiş, fakat mahiyetinin künhünü anlamaktan âciz kalmıştır. Vehim kuşu O’nun Zât’ının zirvesine uçamaz; anlayış eli O’nun vasfının eteğine ulaşamaz. Bu girdapta binlerce akıl gemisi batmış, kıyıya tek bir tahta dahi çıkmamıştır.”

Hz. Ali’ye nispet edilen bir münâcâtta ise şöyle denilir: “Vehimler, Sana ulaşmak için gayb perdelerini aşamaz; dolayısıyla Senin azametine bir sınır biçemez. Himmetler ne kadar yücelirse yücelsin Sana erişemez; keskin idrakler ne kadar derinlere dalarsa dalsın Senin künhüne ulaşamaz. Hiçbir nazar, ceberût ve azametinin yüceliğinde Sana erişemez. Zât’ının ve kudretinin sıfatları, yaratılmışların sıfatlarıyla mukayese edilemeyecek kadar yücedir. Diller, sıfatlarını hakkıyla anlatmaktan âciz kalmış; akıllar ise Seni bilmenin künhüne eremeden geri dönmüştür.”

Fakat bütün bunlar Allah hakkında hiçbir şey bilemeyeceğimiz anlamına gelmez. Bir şeyin varlığını ve vasıflarını bilmek başka, onun mahiyet ve künhüne vâkıf olmak başkadır. Biz Allah’ın Zât’ının mahiyetini kuşatıp kavrayamasak da O’nu isimleri, sıfatları, fiilleri ve eserleriyle tanıyabiliriz. Nitekim Allah Teâlâ da Kendisini bize bunlar vasıtasıyla tanıtır.

Allah hakkında en temel ve en güvenilir bilgi kaynağımız Allah’ın kendi kelâmıdır. Allah, Kendini en iyi yine Kendisi tanıtır. Bize düşen de Rabbimizi Kur’ân’ın çizdiği çerçevede tanımaya çalışmak olmalıdır. Kur’ân’ın konuyla ilgili beyanlarını dikkate almadan şahsî düşüncelere ve zihnî kurgulara dayanarak oluşturulacak Allah tasavvurları oldukça risklidir.

Nitekim Kur’ân birçok âyet-i kerimede ilimsiz ve delilsiz yere Allah hakkında tartışanları ağır bir dille zemmetmiş (Hac sûresi, 22/3; Şûrâ sûresi, 42/16), hevâ ve heveslere uyarak bilmediğimiz şeyleri Allah’a isnat etmeyi yasaklamıştır. (A‘râf sûresi, 7/33) Bu sebeple Allah hakkındaki marifetimizi artırmak için başvuracağımız temel kaynak Kur’ân olmalıdır. Zira Rabbimizi bize tanıtmak Kur’ân’ın en temel hedefleri arasında yer alır ve Kur’ân’da bu konuda yüzlerce âyet-i kerime bulunmaktadır.

Kur’ân Allah’ı nasıl tanıtır?

Kur’ân, diğer konularda olduğu gibi marifetullah konusunda da kuru ve teorik bir anlatım sunmaz; onun bu konudaki üslubu oldukça canlı ve etkileyicidir. Bazen kâinat kitabını bir vitrin gibi önümüze sererek orada bizlere Allah’ın sanat harikalarını ve icraatlarını seyrettirir. Bazen bizleri tarihî hâdiseler ve peygamber kıssaları içinde gezdirerek Allah’ın nimet ve nıkmetini, gazap ve rahmetini yaşanmış örnekler üzerinden gösterir. Bazen âhiret hayatına dair muhtelif tabloları nazarlarımıza arz ederek ulûhiyet ve ubûdiyet hakikatlerini ders verir. Bazen de insan psikolojisinin derinliklerine iner; insana kendi acz ve zaafını göstererek Allah’a olan ihtiyacını hissettirir.

Kur’ân sadece Allah’ın Alîm olduğunu söylemekle yetinmez; verdiği çarpıcı örneklerle O’nun nihayetsiz ilmini zihinlere nakşeder. Aynı şekilde “Allah Kadîr’dir.” demekle iktifa etmez; kudretinin göklerde ve yerde nasıl tecelli ettiğini somut misallerle gözler önüne serer. Keza Allah’ın Rahîm olduğunu bildirir; fakat bununla yetinmeyerek günahları bağışlaması, cezaları tehir etmesi, her canlıya muhtaç olduğu rızkı vermesi, peygamberler göndermesi ve dualara icabet etmesi gibi misaller üzerinden ilâhî rahmetin tecellilerine dikkatleri çeker.

İnsan Kur’ân’ın Allah hakkındaki beyanlarına kulak verdiği zaman O’nun uzakta duran soyut bir varlık değil; bilakis her daim yaratan, varlığı idare eden, öldüren, yaşatan, rızık veren, yağmur indiren, bitkileri çıkaran, koruyan, yardım eden, hidayet eden, dualara icabet eden, kısacası varlık ve kulları üzerindeki tasarrufu her an devam eden Rabbü’l-Âlemîn olduğunu idrak eder. Kur’ân’ın ilgili âyetleri üzerinde düşünen biri, sadece “Allah vardır ve birdir.” demekle yetinmez; O’nu hakkıyla takdir etmeye, O’nu sevmeye, O’na güvenmeye ve O’ndan haşyet duymaya başlar. Kur’ân âyetleri üzerinde tefekkür ettikçe Allah’a olan yakınlık ve kulluk şuurunu daha da derinleştirir.

Öte yandan Kur’ân’ın Rabbimizi nasıl bir üslupla tanıttığına baktığımızda ispat yönünün daha ağır bastığını görürüz. Yani Kur’ân, Allah’ın ne olmadığını bildirmekle yetinmez; daha ziyade O’nun kim olduğunu ve ne yaptığını bizlere anlatır. Nazarlarımızı göklere ve yere, canlılara ve insanın kendi yaratılışına, gece ve gündüzün deveranına, yağmura, rüzgâra, bitkilere ve daha nice kevnî hâdiseye çevirerek bütün bunlarda tecelli eden ilim, irade, kudret, rahmet ve hikmeti gösterir.

Elbette Kur’ân’ın Allah’ı tanıtmasında tenzihî ifadelerin de önemli bir yeri vardır. O’nun hiçbir eş ve benzerinin bulunmadığını, evlât edinmediğini, hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve hiçbir ortağının bulunmadığını ısrarla vurgular. Böylece tenzih yoluyla zihinlerdeki yanlış Allah tasavvurlarını tashih ederken, ispat yoluyla Rabbimizi isimleri, sıfatları, fiilleri ve eserleriyle çok daha geniş ve canlı bir şekilde tanıtır.

Kur’ân, Allah’ı tanıtırken insanın akıl ve idrak seviyesini, fıtrî temayüllerini ve duygu dünyasını gözeten bir üslup kullanır. Anlaşılması güç ve mücerret hakikatleri, insanın görüp bildiği varlık ve hâdiseler üzerinden anlatarak onları daha anlaşılır hâle getirir, kalp ve ruhta tesirli kılar. Allah hakkında mücerret bilgiler vermekle kalmaz; insanı terbiye eder, gaflet perdelerini yırtar ve Allah’la münasebetini yeniden şekillendirir. En derin ulûhiyet hakikatlerini insanın anlayabileceği açık ve etkileyici bir dille sunarak onun sadece Rabbini bilmesini değil, O’nu hakkıyla takdir etmesini ve bu marifetin gerektirdiği kulluk şuuruna ulaşmasını da hedefler.

Kur’ân’ın Allah’ı tanıtırken takip ettiği bu üslubun bir tezahürü de insanın aşina olduğu bazı kelime ve ifadelerin Allah hakkında kullanılmasıdır. Âyetlerde Allah’a el, yüz ve göz anlamlarında da kullanılan yed, vech ve ayn kelimelerinin nispet edilmesi veya gelmek ve istivâ etmek gibi yaratılmışlar hakkında da kullanılan fiillerin O’nun hakkında zikredilmesi bu çerçevede değerlendirilmelidir. Zira insan, duyu ve tecrübe dünyasının tamamen dışında kalan mücerret hakikatleri ancak bildiği kavramlar vasıtasıyla anlayabilir. Kur’ân da insanın aşina olduğu bu dili kullanarak ilâhî kudret, hâkimiyet, inayet, murakabe ve yakınlık gibi hakikatleri onun idrakine yaklaştırır. Bu tür müteşâbih ifadelerin maksadı -hâşâ- Allah’ı insana benzetmek değil, insan idrakini aşan ulûhiyet hakikatlerini onun anlayabileceği bir dil ve temsil dünyası içinde takdim etmektir.

Bundan sonraki yazılarda Rabbimizin Kendisini bize hangi isim, sıfat ve fiilleriyle tanıttığını ele almaya ve böylece Kur’ân’ın rehberliğinde Rabbimizi daha yakından tanımaya çalışacağız.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: allah'a şirk koşmakallah'ı tanımakimanKur'anmeal
ShareTweet
Previous Post

Polisin HDP önüne götürdüğü anne oğlunun taziyesinde

Next Post

Benzin 75 lirayı aştı; 60 litrelik depo artık 4 bin 500 liraya dolacak

Related Posts

Enes Kanter, WNBA’da neyi protesto ediyor?
Görüş & Analiz

Enes Kanter, WNBA’da neyi protesto ediyor?

25 Ağustos 2026
Sergej Jakirovic: Savaşın gölgesinden Kayseri’ye, oradan Premier Lig’e
Görüş & Analiz

Sergej Jakirovic: Savaşın gölgesinden Kayseri’ye, oradan Premier Lig’e

24 Ağustos 2026
Rehberinizde kaç “şüpheli” var?
Görüş & Analiz

Rehberinizde kaç “şüpheli” var?

24 Ağustos 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

‘Yeşil Kemalist’ AKP

23 Ağustos 2026
46 yaşında futbolun büyüsünün peşinde
Görüş & Analiz

46 yaşında futbolun büyüsünün peşinde

22 Ağustos 2026
Askeri vesayetten Erdoğan vesayetine: Demokrasinin çöküşü
Görüş & Analiz

Askeri vesayetten Erdoğan vesayetine: Demokrasinin çöküşü

20 Ağustos 2026
Next Post
TR724 HABER

Benzin 75 lirayı aştı; 60 litrelik depo artık 4 bin 500 liraya dolacak

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter