Kürdistan kentlerinde uyuşturucu kullanımının özel savaş politikalarından bağımsız ele alınamayacağını söyleyen avukat Muhammed Akar, uyuşturucuyla mücadelede mafya ve rant ağlarının hedef alınması gerektiğini belirtti
Kürdistan’da özel savaş politikalarının derinleştirildiği kentlerin başında Amed geliyor. Son yıllarda uyuşturucu, fuhuş, kumar ve organize suç ağlarının arttığı kentte, uyuşturucu madde kullanımı çocuk yaşlara kadar indi. Uzun süredir genelde Amed ve diğer kentlerden de kendisine gelen uyuşturucu dosyalarına bakan avukat Muhammed Akar ile hem dosyalara hem de uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşmasına ilişkin konuştu.
Kürdistan’da yaşanan bu tablonun arkasında toplumsal yapıyı hedefleyen politikalar olduğunu belirten Muhammed Akar, özellikle Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarının gençliği ve toplumsal dayanışmayı hedef aldığı söyledi.
‘Asıl mücadele mafyalara karşı yürütülmeli’
Türkiye’de cezaların Avrupa ortalamasının üzerinde olmasına rağmen uyuşturucu ticaretinin önüne geçilmediğine işaret eden Muhammed Akar, asıl sorunun cezaların ağırlığı değil, uyuşturucu ticaretini yöneten mafya ve rant gruplarına dokunulmaması olduğunu ifade etti. Uyuşturucu ticaretinin en zayıf halkasını oluşturan kullanıcılar ve küçük satıcıların cezaevlerini doldurduğunu kaydeden Muhammed Akar, asıl mücadele edilmesi gerekenin uyuşturucu ticaretinden büyük kazanç sağlayan mafyalar olduğunu belirtti.
‘Bağımlılık hastalık olarak ele alınmalı’
Uyuşturucu madde bağımlılığıyla mücadelenin cezalandırma eksenli yürütüldüğüne dikkati çeken Muhammed Akar, bağımlılığın bir hastalık olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Rehabilitasyon merkezlerinin yetersiz olduğuna vurgu yapan Muhammed Akar, bağımlıların cezaevine gönderilmeden önce tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
‘Özel savaş politikalarının devamı’
Uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşmenin Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarından bağımsız ele alınamayacağını dile getiren Muhammed Akar, 1990’lı yıllardaki Susurluk sürecini ve devlet-mafya ilişkilerini hatırlattı. Geçmişten günümüze birçok korucunun uyuşturucu ticaretine karıştığına ilişkin yargıya taşınan dosyalar bulunduğunu belirten Muhammed Akar, bugün yaşanan mafyalaşmanın köklerinin o döneme uzandığını söyledi.
“Bu sorun yalnızca adli bir mesele değildir. Toplumsal dokuyu parçalamaya, gençleri örgütsüz ve umutsuz bırakmaya dönük özel savaş politikalarının devamıdır” diyen Muhammed Akar, buna karşı mahalleden başlayarak, demokratik ve örgütlü bir toplumsal mücadele hattı kurulması gerektiğinin altını çizdi.
İstanbul merkezli operasyonların Amed ayağında yüzlerce kişinin gözaltına alınmasını hatırlatan Muhammed Akar, organize suç dosyalarının önemli bölümünün Kürdistan kentlerine uzanmasının tesadüf olmadığını söyledi.
‘Ortak mücadeleyle toplumsal direnç oluşturulabilir’
Belediyeler, meslek örgütleri, sağlık kurumları, muhtarlar ve sivil toplumun ortak bir mücadele programı hazırlaması gerektiğini vurgulayan Muhammed Akar, “Amed halkı bugüne kadar çok ağır süreçlerden geçti ancak teslim olmadı. Bu kentin anneleri, gençleri, kadınları ve tüm toplumsal dinamikleriyle ortak bir mücadele zemini kurulursa uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı güçlü bir toplumsal direnç oluşturulabilir” diye belirtti.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































