JİTEM tarafından kaçırıldıktan sonra katledilen Ayten Öztürk, katledilişinin 34. yılında Dêrsim’de anıldı. İHD Dêrsim Şubesi, cezasızlık politikasına dikkat çekerek, Ayten Öztürk ve tüm zorla kaybedilenler için adalet mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Dêrsim Şubesi, JİTEM tarafından 1992 yılında kaçırıldıktan sonra katledilen Ayten Öztürk’ü andı. Sanat Sokağı’nda yapılan anmada “Ayten Öztürk için adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz” pankartı açıldı. Açıklamaya Ayten Öztürk’ün ailesi, siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.
İHD Dêrsim Şubesi Eşbaşkanı Özgür Ateş, Türkiye’de zorla kaybetmelerin etkin şekilde soruşturulmadığını ve faillerin cezalandırılmadığını ifade ederek devletin bu konuda yükümlülüğünü yerine getirmediğini söyledi. “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda hesap verilebilirlik sağlanmayınca hukuk ve demokrasi yalnızca sözde kaldı” diyen Özgür Ateş, Ayten Öztürk’ün katledilmesine giden süreci şöyle anlattı:
“Öztürk ailesi Dêrsim’de yaşıyordu. Tunceli İl Özel İdaresi’nde şef olarak çalışan Hıdır Öztürk, Mayıs 1992’de Tunceli İl Jandarma Alay Komutanı Mustafa Sabri Yazgankıran tarafından telefonla arandı ve kızlarıyla birlikte alaya çağrıldı. Hıdır Öztürk üç kızıyla birlikte alaya gitti. Albay Yazgankıran tehditler içeren görüşmeden sonra bir askere ‘Bunları aşağıya Mahmut Bey’e götür’ dedi. Aslında ‘Mahmut Bey’, MİT ve JİTEM adına çalışan, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’dı. Yıldırım üç kardeşi sorguladı, adres ve telefon bilgilerini aldı. Kısa süre sonra devlet memuru olan iki kardeş başka şehirlere sürgün edildi. Hıdır Öztürk’ün Dêrsim’de kalan kızı Ayten Öztürk, Mazgirt ilçesine bağlı Peri’de (Akpazar) Tunceli İl Özel İdaresi’ne ait bir fabrikada çalışıyordu. 27 Temmuz 1992 akşamı mesai çıkışında, içinde dört kişi bulunan beyaz bir arabayla kaçırıldı.”
Detaylı otopsi yapılmadı
Ayten Öztürk, 8 Ağustos 1992’de Elazığ Karşıyaka Kartaltepe mevkiinde, bir eli dışarıda kalmış şekilde gömülü olarak bulundu. İşkenceden tanınmaz hale gelen bedeninin teşhisi giysilerinden yapılabildi. Ancak otopsi raporunda işkence bulgularına yer verilmedi, detaylı otopsi yapılmadı. Açılan soruşturma hızla kapatıldı. Daha sonra JİTEM komutanı Cem Ersever ve JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan, Ayten Öztürk’ün Yeşil ve ekibi tarafından OHAL Valiliği’nce tahsis edilen beyaz Land Rover araçla kaçırıldığını, Diyarbakır JİTEM’e götürüldüğünü ve günlerce işkence gördükten sonra infaz edildiğini açıkladı.
‘Olay tüm yönleriyle araştırılsın’
Ailenin 2013 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu, mahkemenin 21 Nisan 2016’da yaşam hakkı kapsamında etkin soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine hükmettiğini ve dosyayı Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiğini belirten Ateş, şöyle devam etti:
“Hazırlanan iddianame kabul edilerek dava açıldı ve Musa Anter davasıyla birleştirildi. Ancak tanıklar, deliller ve itiraflar olmasına rağmen; Ayten Öztürk’ü kaçıran, işkence eden, katleden ve suçu örtbas edenler yargılanmadı. Dava, 21 Eylül 2022’de zamanaşımından düşürülerek cezasızlıkla sonuçlandı. Ayten Öztürk’ün kaybedilişinin 34’üncü yılında bir kez daha hatırlatıyoruz: İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olamaz. Failler kim olursa olsun, devletin hangi kademesinde bulunursa bulunsun, yargılanmadan ve hesap vermeden gerçek bir hukuk düzeni kurulamaz. Adalet ancak cezasızlık zinciri kırıldığında mümkün olabilir. Kaç yıl geçerse geçsin; Ayten Öztürk için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
Açıklamanın ardından söz alan baba Hıdır Öztürk, verdiği hukuk mücadelesine rağmen tatmin edici hiçbir sonuç almadığını söyledi. Etkin bir soruşturma talebinde bulunan Öztürk, “Tek istediğim kızımın öldürülmesi olayının tüm yönleriyle araştırılması ve bütün sorumluların gereken cezayı alması” diye belirtti.
Konuşmaların ardından Ayten Öztürk, Dêrsim merkeze bağlı Taptik (Başakçı) köyündeki mezarı başında ziyaret edilerek anıldı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































