Komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanması, Erdoğan’ın diktatörlüğünün açık kanıtı oldu. Yargı, Erdoğan’a laf söyletmemekte milim esneme göstermiyor. Oysa Demirel, kendisine küfreden vatandaştan şikâyetçi bile olmamıştı. Amaç topluma korku salmak, cesaretleri kırmak. Ancak mizahı hapisle susturmak mümkün değil…
NECİP F. BAHADIR | YORUM
Baştan söylemeliyim, komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna karşı çıkmak her esprisini onayladığım anlamına gelmez. Bazı esprilerinde kekremsi bir tat kaldı. Adını duymuşluğum vardı. ‘Uzun saçı ve politik duruşu’ ile dikkat çekmişti.
İnternete koyduğu gösteriyi baştan sona izledim. Ve ‘Eyvah…!’ dedim. Ben uzaklarda olmama rağmen gayriihtiyarı sağıma soluma baktım, “Acaba gören birileri var mı?” diye endişe ettim.
Sahnede yan yatmış bir baş heykeli görünüyordu. Deniz Gezmiş imiş… Gösterinin adı ‘Ölü Deniz’. Deniz Göktaş’ın esprileri hiç de durgun ve dingin değil, oldukça fırtınalı ve dalgalı… Dalgaların Erdoğan’ın Sarayı’nın duvarlarını vuracağını ve döveceğini kestirmek zor değildi.
Deniz Göktaş kendini yaktı. Din ve kutsal konulara ‘bodoslama dalmasından’ değil, Erdoğan’a dokundurduğu için… Doğrusu büyük cesaretti. Belli ki her şeyi göze almış ve ‘gemileri yakmıştı’. O esprilerin başını yakacağını öngörmek için hukukçu falan olmaya gerek yok.
Erdoğan’a ‘yan gözle’ bakmak bile suç… O kapı sımsıkı kapalı. Eğer aralanırsa kimlerin gireceğini tahmin etmek zor. AKP ve yargı bu konuda aşırı hassas… Yargının, “Erdoğan’a laf söyletmem!” duruşunda milim esneme yok. Hapishaneler Erdoğan’ı eleştiren ve hakaret edenlerle dolu…
Bu topraklarda o koltuğa oturan çok siyasetçi geldi geçti, hiçbiri Erdoğan kadar ‘dava meraklısı’ olmadı. Erdoğan da sırasını savacak; ki yolun sonuna geldi.
Süleyman Demirel ‘başbakan’ iken Antalya’da bir vatandaş herkesin içinde Demirel’e ağza almanın ayıp olduğu galiz bir küfürler savuruyor. Şikâyet üzerine savcı harekete geçiyor ve mesele Demirel’e ulaştırılıyro. Onun da ‘şikâyetçi olması’ isteniyor. Demirel’in tepkisi ‘tarihe geçti’, bu olay birçok yakın siyasi tarih kitabında yer aldı.
Şu sözler Demirel’e ait: “Başbakana hakaret etti diye vatandaş mı tutuklanır? Yaptığımız uygulamalarla kim bilir adamı nasıl bunalttık ki kalkıp bana küfür etmiş… Şikâyetçi falan değilim, adamı derhal serbest bıraksınlar…”
Burada kaç kez, “Erdoğan bir aynaya baksa ve bir özeleştiri yapsa!” diye yazmıştım. Hakaret davalarında neden açık ara önde? Hukukçu veya danışmanları bir analizini yapsa… ‘Olur olmaz her eleştiriye dava açıldığını’ söylese… Ya da “Vatandaş haklı olabilir mi?” diye soruverse… “Politikalarımızda aşırı mı gittik, yanlış mı yapıyoruz?” diye düşünse…
Otoriter olduğu kesin. İçeride ve dışarıda tüm yayınlarda bu kavram üzerinde neredeyse ‘konsensüs’ var. Bir adım ötesi diktatörlük… Oraya da çoktan geldi.
Evet, Deniz Göktaş esprili dille ‘Erdoğan’a diktatör’ dedi. İma falan etmedi. İzleyenler de güldü. Onlar da suça ortak oldu! Acaba polis ve yargı kameraları inceliyor mudur? Kimler güldü, kimler alkışladı diye?
Hayır espri yapmıyorum, ciddi söylüyorum… Evet, diktatör esprisinin adresi gayet açıktı. Erdoğan vaktiyle, “Ben diktatör olacağım, bana diktatör diyecekler ha… Gereğini yaparım.” demişti. Büyük konuşmuş, o söylediği söz geldi ensesinden yakaladı.
‘Diktatörlüğe terfi ettiği’ bizzat kendisinin bu sözüyle sabit. Diktatöre diktatör denemezdi. Denirse ne olurdu? Özgürlüğü giderdi. Deniz Göktaş’a ne oldu? Yurt dışından geldi, daha havalimanında gözaltına alındı ve doğrudan tutuklandı! Evine bile gidemedi…
Hapis sadece çağdaş diktatörlerin değil, firavunların da karakteristik özelliğidir. Kitapta açıkça yer alır. Hz. Musa’nın mucizeleri karşısında ‘çaresiz kalan’ Firavun çareyi, “Seni hapse atarım.” demekte bulur. Eğer bir kimse muhaliflerini ‘hapisle’ tehdit ediyorsa bilin ki onda ‘Firavun özelliği’ var demektir. ‘Onun ayak izlerinde yürüyor’ demektir.
Bu kadar net… Tabii memlekette bunu söylemek, yazmak da suç kapsamına girer.
Çok isterdim Erdoğan’ın, “Bu insanlar neden bana diktatör diyor? Ben ne yaptım ki? Acaba vatandaş haklı olabilir mi?” diye düşünmesini… Ve de ‘hapishanelerin çare olmadığını’ görmesini…
“Bakara-makara derken hassasiyetiniz neredeydi?”
Amaç ıslah falan değil. Erdoğan’ın muhaliflerini ve toplumu ikna etmek gibi bir kaygısı da yok. Amaç topluma korku salmak… Cesaretlerini kırmak. Deniz Göktaş’ın ‘ters kelepçeyle’ götürülmesinin asıl nedeni ‘cesaretini’ cezalandırmak. Yoksa iki Erdoğan esprisi falan değil.
Hele din ve kutsal değerler hiç değil. Ne AKP’nin ne de yargının böyle bir derdi var. Korku toplumsal bir gerçektir. Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazarken Anadolu insanına “Korkma…!” diye seslendi. ‘Korkma’ sadece o ateşten günler için değil, bugün için de geçerli…
Deniz Göktaş olayında çok hatırlandı. Egemen Bağış’ın kulakları çok çınlatıldı. Bumerang geldi, AKP’yi vurdu. Saadet Partisi’nin lideri Mahmut Arıkan açıkça ifade etti. Herhalde Arıkan’ın da Saadet’in de din ve kutsallar konusunda hassasiyeti sorgulanmaz. En azından Erdoğan’dan geri değildir. Arıkan, “Bakara makara denirken hassasiyetiniz neredeydi? Stand-up gösterilerinde aklınıza gelen Kur’an, mülakatlarda milyonlarca gencin hakkı yenilirken neden aklına gelmiyor?” diye sordu.
Var mı AKP’nin bir cevabı… Kur’an birçok ayette ‘adalet’ vurgusu yapar. ‘Adaletle davranmak, adil siyaset üretmek’ emirdir, bir seçenek değil. Cuma hutbelerinde de her hafta tekrarlanır: “Muhakkak Allah adaleti emreder…”
Erdoğan ve AKP duymamış olamaz. Parti tabanı da aynı şekilde… Erdoğan’ın hangi söz ve davranışında ‘adalet’ var Allah aşkına? Erdoğan’a ‘mümini ve beslemeleri’ dışında kim ‘adil’ diyebilir?
Egemen Bağış’ın densizliği karşısında bırakın yargının harekete geçmesini veya partisinden dışlanmasını, surat bile asılmadı. Erdoğan da AKP de bağrına bastı. Hatta ödüllendirdi. Düne kadar Prag Büyükelçisi’ydi. El üstünde tutuldu. Bir pişmanlığına veya tövbesine de rastlanmadı.
Arıkan’ın sorusuna cevap verebilecek bir AKP’linin olacağını sanmıyorum. Çünkü bu soruya verilebilecek bir karşılık yok. Erdoğan ve AKP’nin ‘kutsallara ilişkin siyaseti’ istismardan ibaret.
AKP neyi doğru yapıyor ki!
En çok şaşırtıcı olan da Deniz Göktaş üzerinden ‘ters kelepçe’ uygulanmasının hatırlanması… ‘Ters kelepçe’ bir AKP gerçeği, yıllardır taviz vermeden uygulanmakta… Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanların bileklerine sıkı sıkıya plastikten ‘ters kelepçe’ vurulmakta… Vakayıadiyeden oldu artık. Bazı baro ve avukatlar Deniz Göktaş’a ‘ters kelepçe’ vurulmasını yargıya taşımış, ‘mevzuata aykırı’ diye…
Komedyen Atalay Demirci de geçtiğimiz haftalarda tutuklanmıştı.
Bugüne kadar neredeydiniz? İlk kez görüyor ve duyuyorsanız dünyadan haberiniz yok demektir. Vay halinize!
AKP’nin sadece kelepçesi değil neredeyse tüm politikaları ‘ters’. Tarihin ve kaderin ters yönünde ilerleyen bir iktidardan başka ne beklenebilir ki… Deniz Göktaş ilk tutuklanan komedyen de değil. Atalay Demirci’yi de mi duymadınız? Mizahtan yargılandı. Yaptığı espriler ‘suç delili’ sayıldı. Tutuklu yargılandı. Cezası onandı. Birkaç ay önceydi, polis infazı için kapısına dayandı. Her yerde haber oldu. Bu topraklarda ‘güldürmek’ terör örgütü üyeliğinin kanıtlarından sayıldı.
“Gülmekten öldüm…” denirdi ya! Ki bu bir benzetme ve ironiydi. Ama yargı ciddiye aldı. Bir komedyenin güldürerek insanları öldürebileceğine hükmetti. Yoksa bir mizahçı neden tutuklansın…? Atalay Demirci yalnız kaldı. Erdoğan’ın politikalarına ve yargının kararlarına itiraz eden pek olmadı. Tipik Sarı Öküz hikâyesi… Sürekli tekrarlanmakta… Zulüm taşlarını adım adım döşemedi mi? O yol Deniz Göktaş’a çıkmayacak mıydı?
Bu ülke ve iktidar Levent Kırca’ya tahammül edemedi. En verimli çağında ekranlardan uzaklaştırdı Kırca’yı. Salonlar yüzüne kapandı. Atalay Demirci milleti güldürdüğü, espri yaptığı için tutuklandı. Şimdi bu halkaya Deniz Göktaş eklendi. Ayrım yapmadan hepsine itiraz ediyorum. Toplumu hapisle korkutabilirsiniz fakat mizahı susturamazsınız.
Erdoğan ve AKP Deniz Göktaş’ı tutuklatarak ‘diktatörlüğünü’ ispat etmiş oldu. Nokta. Başka söze ve delile ihtiyaç yok. Tarih hükümünü verdi. Ben de kayda geçirmiş oldum. Siz de tanığısınız…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































