Silah yakma töreninin yıl dönümü nedeniyle açıklama yapan Barış Vakfı, ‘Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü, çalışma ve iletişim koşulları, hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda açık ve şeffaf bir biçimde düzenlenmelidir’ dedi
Barış Vakfı, PKK’nin 12’nci Kongresi kararları kapsamında 11 Temmuz 2025’te gerçekleştirdiği silah yakma töreninin yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, Barış ve Demokratik Toplum Süreci nedeniyle uzun süredir çatışmaların yaşanmadığına işaret edildi. PKK’nin önemli adımlar attığı vurgulanan açıklamada, “Bugün, bu paha biçilmez dönemin kalıcı hale getirilmesi ve Kürt sorununun anayasal çerçevede, eşit yurttaşlık ilkesi temelinde çözümüne kapı aralayabilecek tarihsel bir eşikte bulunuyoruz. Silah bırakan ve kendini feshettiğini açıklayan PKK mensuplarının demokratik toplumsal yaşama entegrasyonuna yönelik yasal düzenlemelerin önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi beklenmektedir” denildi.
‘Yasal düzenlemeler yapılmalı’
Meclis’te sürecin hukuki ve kurumsal çerçevesinin “net bir biçimde” belirlenmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, “Sürecin bütünlüklü yol haritası, parlamentoda mümkün olan en geniş uzlaşma ve katılımla oluşturulmalıdır. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü, çalışma ve iletişim koşulları, hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda açık ve şeffaf bir biçimde düzenlenmelidir. Sürece katkı sunacak kişi ve kurumların hukuki güvencelerini sağlayacak özel yasal düzenlemeler yapılmalı, sivil toplum kuruluşlarının sürece etkin katılımı desteklenmelidir” ifadelerine yer verildi.
‘Evrensel ilkeler ekseninde reformlar başlamalı’
“Silahsızlanmaya ilişkin yasal düzenlemeler, Birleşmiş Milletler’in Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (Disarmament, Demobilization and Reintegration–DDR) programının temel ilkeleri doğrultusunda hazırlanmalı; ayrımcılığa ve kayırmacılığa yol açmayacak nitelikte olmalıdır” denilen açıklamada, silahsızlanma sürecinin Meclis tarafından yetkilendirilecek ve tarafların ortak mutabakatıyla belirlenecek bağımsız sivil gözlemcilerin veya üçüncü tarafların sürece katılımının önem taşıdığı ifade edildi.
Açıklamada, “Silahsızlanma programı kapsamında güvenlik sektörü ve kamu kurumlarında evrensel ilkeler ekseninde reform çalışmaları başlatılmalı; köy koruculuğu sistemi gibi silahlı çatışma döneminin yapılarının lağvedilmesi planlanmalıdır. Çatışma sürecinin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi ve toplumsal yaraların onarılması amacıyla, geçmişle yüzleşmeyi ve onarıcı adaleti esas alan geçiş dönemi mekanizmaları oluşturulmalıdır. Yurt dışına çıkmak zorunda kalan ve siyasi sığınma hakkı elde eden kişilerin güvenli ve gönüllü dönüşlerini sağlayacak hukuki düzenlemeler yapılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
‘Ayrımcı ve keyfi hükümler sonlanmalı’
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Ceza İnfaz Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ayrımcı veya keyfî uygulamalara yol açan hükümler gözden geçirilmeli; temel hak ve özgürlükler ekseninde yeniden düzenlenerek yargıda ve infazda eşitlik güvence altına alınmalıdır. Terörle Mücadele Kanunu, evrensel insan hakları standartları doğrultusunda kapsamlı biçimde gözden geçirilmeli; uzun vadede yürürlükten kaldırılmasına yönelik reform süreci planlanmalıdır. Uluslararası hukukta insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmeyen fiiller bakımından af veya ceza indirimi gibi seçenekler değerlendirilmeli; kesinleşmiş yargı kararlarının etkili biçimde uygulanması sağlanmalıdır.
Hasta tutsakların tahliyesi sağlanmalı
Tedavisi cezaevi koşullarında mümkün olmayan ağır hasta mahpusların tahliyesi sağlanmalı; siyasi nitelikli davalar nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilerin durumları hukuk devleti ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmeli; kayyım uygulamalarına son verecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Haklarında verilen hükmün gerektirdiği infaz süresini tamamlamış mahpusların tahliyesi konusunda Ceza İnfaz Kanunu’nun eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine uygun biçimde uygulanması yasal güvence altına alınmalıdır.
Demokratik dönüşümler desteklenmeli
Başta anadili hakkı olmak üzere Kürt kimliğinin tanınmasına ilişkin temel insan hakları sorunlarını ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapılmalı ve bu düzenlemelerin etkili biçimde uygulanması sağlanmalıdır. Bütün bu adımlar, şiddetin ve çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen kapsamlı bir perspektifle hayata geçirilmeli; Kürt sorununun demokratik siyaset ve hukuk zemininde ele alınmasına katkı sunmalıdır. Silahlı çatışmanın sona ermesiyle başlayan sürecin, toplumsal barışın güçlenmesini sağlayacak demokratik dönüşümlerle desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Tarihin akışı herkesi göreve çağırıyor
Siyasal alanı daraltan, demokratik katılımı sınırlayan anlayış, söylem ve uygulamalar, sürecin başarıya ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Siyasetin hukuk devleti, anayasa ve yasalar çerçevesinde, demokratik doğal mecralarda akması sürecin başarısının temel koşullarından biridir. Böylesine kapsamlı bir sorunun çözümünde, olağanüstü uygulamaları kalıcı hâle getirmek yerine, yeni sorunlar üretmeyecek ve derinleştirmeyecek demokratik yöntemler benimsenmelidir. Umudu büyütmek ve ortak geleceğimizi hukuksal güvence altına almak için hep birlikte sorumluluk alma ve harekete geçmenin zamanıdır. Tarihin akışı herkesi göreve çağırıyor.”
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































