• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

    Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

    Tr724 [Haber Merkezi]

    Sandıkta bir otokrat nasıl yenilir, Orbán neden kaybetti? | RÖPORTAJ

    Günlerdir Tartışılıyordu: Özgür Özel'in 'Yedek Partisi' Belli Oldu

    Günlerdir Tartışılıyordu: Özgür Özel’in ‘Yedek Partisi’ Belli Oldu

    TR724 HABER

    Fed faizi yine sabit bıraktı

    İhraç Sürecinde Çarpıcı İddia: Mansur Yavaş’ın Girişimi Sonuçsuz Kaldı

    İhraç Sürecinde Çarpıcı İddia: Mansur Yavaş’ın Girişimi Sonuçsuz Kaldı

    Gözler Bu Karardaydı: Fed Faizi Sabit Tuttu

    Gözler Bu Karardaydı: Fed Faizi Sabit Tuttu

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Mersin’de polis şiddeti: Elbiselerini çıkartıp silahla tehdit ettiler

    Mersin’de polis şiddeti: Elbiselerini çıkartıp silahla tehdit ettiler

    Yargıdan Ali’ye yeni delile rağmen ret 

    Yargıdan Ali’ye yeni delile rağmen ret 

    Türkiye’nin geleceği bu projeye bağlı

    Türkiye’nin geleceği bu projeye bağlı

    Şampiyonlar Ligi ikinci tur ve Avrupa Ligi eşleşmeleri belli oldu

    Şampiyonlar Ligi ikinci tur ve Avrupa Ligi eşleşmeleri belli oldu

    İmamoğlu’nun diploma davası: Ret kararı Danıştay’a taşındı

    İmamoğlu’nun diploma davası: Ret kararı Danıştay’a taşındı

     Meteoroloji’den 19 il için ‘sarı’ kodlu uyarı

     Meteoroloji’den 19 il için ‘sarı’ kodlu uyarı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

    Kimiz? (1)

    Kimiz? (1)

    Türkiye’yi yıkan golün ardındaki hikâye: Mülteci kampından Dünya Kupası’na

    Türkiye’yi yıkan golün ardındaki hikâye: Mülteci kampından Dünya Kupası’na

    Disclosure Day: Spielberg’in yeni vahiy arayışı

    Disclosure Day: Spielberg’in yeni vahiy arayışı

    Necip F. Bahadır

    Hakan Şükür’den Kerem’e: Fena yenildik!

    Milliler 24 yıllık hasrete yenilgiyle döndü

    Milliler 24 yıllık hasrete yenilgiyle döndü

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

    Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

    Tr724 [Haber Merkezi]

    Sandıkta bir otokrat nasıl yenilir, Orbán neden kaybetti? | RÖPORTAJ

    Günlerdir Tartışılıyordu: Özgür Özel'in 'Yedek Partisi' Belli Oldu

    Günlerdir Tartışılıyordu: Özgür Özel’in ‘Yedek Partisi’ Belli Oldu

    TR724 HABER

    Fed faizi yine sabit bıraktı

    İhraç Sürecinde Çarpıcı İddia: Mansur Yavaş’ın Girişimi Sonuçsuz Kaldı

    İhraç Sürecinde Çarpıcı İddia: Mansur Yavaş’ın Girişimi Sonuçsuz Kaldı

    Gözler Bu Karardaydı: Fed Faizi Sabit Tuttu

    Gözler Bu Karardaydı: Fed Faizi Sabit Tuttu

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Mersin’de polis şiddeti: Elbiselerini çıkartıp silahla tehdit ettiler

    Mersin’de polis şiddeti: Elbiselerini çıkartıp silahla tehdit ettiler

    Yargıdan Ali’ye yeni delile rağmen ret 

    Yargıdan Ali’ye yeni delile rağmen ret 

    Türkiye’nin geleceği bu projeye bağlı

    Türkiye’nin geleceği bu projeye bağlı

    Şampiyonlar Ligi ikinci tur ve Avrupa Ligi eşleşmeleri belli oldu

    Şampiyonlar Ligi ikinci tur ve Avrupa Ligi eşleşmeleri belli oldu

    İmamoğlu’nun diploma davası: Ret kararı Danıştay’a taşındı

    İmamoğlu’nun diploma davası: Ret kararı Danıştay’a taşındı

     Meteoroloji’den 19 il için ‘sarı’ kodlu uyarı

     Meteoroloji’den 19 il için ‘sarı’ kodlu uyarı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

    Vozinha sadece takımını değil FIFA Başkanı Infantino’yu da kurtardı

    Kimiz? (1)

    Kimiz? (1)

    Türkiye’yi yıkan golün ardındaki hikâye: Mülteci kampından Dünya Kupası’na

    Türkiye’yi yıkan golün ardındaki hikâye: Mülteci kampından Dünya Kupası’na

    Disclosure Day: Spielberg’in yeni vahiy arayışı

    Disclosure Day: Spielberg’in yeni vahiy arayışı

    Necip F. Bahadır

    Hakan Şükür’den Kerem’e: Fena yenildik!

    Milliler 24 yıllık hasrete yenilgiyle döndü

    Milliler 24 yıllık hasrete yenilgiyle döndü

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Haberler Dünya

Sandıkta bir otokrat nasıl yenilir, Orbán neden kaybetti? | RÖPORTAJ

SG by SG
17 Haziran 2026
in Dünya
0
Tr724 [Haber Merkezi]



Macar sosyolog, eski Eğitim Bakanı ve post-komünist rejimler üzerine önde gelen akademisyenlerden Bálint Magyar, The Timeline‘a konuştu.

Röportaj | Abdülhamit Bilici, Washington

Son yıllarda Avrupa’daki en şaşırtıcı siyasi gelişmelerden birinde, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, on altı yıllık iktidarının ardından gücünü kaybetti. Péter Magyar ve Tisza hareketinin zaferi, Macaristan sınırlarının çok ötesinde tartışma başlattı ve kritik bir soruyu gündeme taşıdı: Popülist otoriter rejimler demokratik yollarla yenilebilir mi?

Macar sosyolog, eski Eğitim Bakanı ve post-komünist rejimler üzerine önde gelen akademisyenlerden Bálint Magyar, The Timeline‘da yazarımız Abdülhamit Bilici’ye konuştu. Orbán sisteminin uzun süredir eleştirmenlerinden biri olan Bálint Magyar, The Hungarian Mafia State kitabının yazarı ve The Anatomy of Post-Communist Regimes kitabının ortak editörü.

Magyar, Orbán’ın neden kaybettiğini, Péter Magyar’ın nasıl kazanan bir hareket inşa ettiğini ve Türkiye gibi ülkelerdeki muhalefet güçlerinin Macaristan deneyiminden hangi dersleri çıkarabileceğini anlattı. Bálint Magyar aynı zamanda Macaristan Liberal Partisi’nin kurucularından, eski milletvekili ve Orbán rejiminin mağdurları arasında yer alan Central European University bünyesindeki Democracy Institute’ta kıdemli araştırmacı. Macaristan’ın yeni lideriyle aynı soyadını taşımasına rağmen aralarında herhangi bir aile bağı yok.

-Macaristan’ın demokratik yolculuğunda, anti-komünist muhalif hareketten bu yana hem siyasetçi hem de akademisyen olarak yer aldınız. Kişisel bir soruyla başlamak istiyorum. 12 Nisan’da sonuçlar netleştiğinde seçim gecesi ne hissettiniz? Sevinç miydi? Rahatlama mı? Bir özgürleşme duygusu mu?

-Son derece mutluyduk. Ülkenin çok büyük çoğunluğu, tarihi bir zaferi kutladı. Akşam boyunca sokaklarda ve meydanlarda kendiliğinden kutlamalar yapıldı. Yüz binlerce kişi yalnızca seçim gecesi değil, yeni hükümetin göreve başlama töreni sırasında da bir araya geldi.

Macaristan açısından bu, 1989’dan bu yana üçüncü büyük rejim değişikliğiydi. İlki 1989-1990’da, Macaristan’ın komünist diktatörlükten liberal demokrasiye geçişiyle yaşandı. İkincisi 2010-2011’de, Viktor Orbán hükümetinin bu liberal demokrasiyi benim patronal otokrasi olarak tanımladığım, “mafya devleti” dediğim özel bir yapıya dönüştürmesiyle gerçekleşti. Bu seçim ise üçüncü rejim değişikliğine işaret etti: Patronal otokrasiden yeniden liberal demokrasiye geçiş.

Dikkat çekici olan şu ki, bu üç rejim değişikliğinin tamamı barışçıl gerçekleşti. 1989’da çok az kişi, Sovyetler Birliği gibi bir süper gücün şiddet ve kan dökülmeden çökebileceğine inanıyordu. Ama bu barışçıl biçimde oldu.

Bir başka önemli nokta da üç geçiş boyunca hukuki sürekliliğin korunmuş olmasıdır. Bu yüzden bunlara devrim demiyorum. Devrimler genellikle hukuki sürekliliği koparır. Macaristan örneğinde ise hukuki süreklilik bozulmadı.

Son geçişe seçim sonucu da yardımcı oldu. Péter Magyar’ın Tisza Partisi oyların yaklaşık yüzde 53-54’ünü aldı. Macaristan seçim sisteminin orantısız yapısı nedeniyle bu oran parlamentodaki sandalyelerin yaklaşık yüzde 70’ine dönüştü. Sonuç olarak yeni hükümet anayasal çoğunluk elde etti; bu da ona anayasayı değiştirme ve liberal demokrasiye dönüşü kolaylaştırma imkânı verdi.

-Yıllarınızı Orbán sistemini incelemeye ve yazmaya ayırdınız. The Hungarian Mafia State ve The Anatomy of Post-Communist Regimes gibi kitaplarda, bu seçimden çok önce Macaristan’ı bir mafya devleti olarak tanımladınız.

– Orbán’ın mafya devleti hakkında bu kitapları yazarken, rejimin bir gün gerçekten çökeceğine inanıyor muydunuz? O on altı yıl boyunca umudunuzu nasıl korudunuz?

-Macar mafya devleti, otokrasinin özel bir biçimidir; patronal otokrasidir. Basitçe söylemek gerekirse mafya devleti, parazitleştirilmiş devletin özelleştirilmiş bir biçimidir. Tek bir siyasi girişim devleti, ekonomiyi ve toplumu ele geçirir; ardından bunları koordineli bir suç örgütü gibi işletir.

Bu, geleneksel yolsuzluktan farklıdır. Klasik yolsuzlukta belirli kişiler ya da oligarklar devletin bazı parçalarını ele geçirir: Bir bakanlığı, bir belediyeyi, bir projeyi ya da bir kamu ihalesini. Mafya devletinde ise bütün devlet aygıtı ele geçirilir ve bir suç örgütü gibi işletilir.

Bugün Vladimir Putin yönetimindeki Rusya’da ve Sovyet sonrası bazı Orta Asya cumhuriyetlerinde benzer sistemler görüyoruz. Macaristan’ı benzersiz kılan şey, bunun bir liberal demokrasi olarak başlayıp böyle bir sisteme dönüştürülmesiydi.

Otokratikleşme süreci genellikle üç aşamada ilerler: Otokratik girişim, otokratik kırılma ve otokratik konsolidasyon.

Orbán’ın 1998-2002 arasındaki ilk hükümeti döneminde otokratik girişimi zaten gözlemleyebiliyorduk. Ancak o dönemde anayasal çoğunluğu yoktu; bu da yapabileceklerini sınırlıyordu. Asıl kırılma 2010’da, Fidesz’in anayasal çoğunluk elde etmesiyle yaşandı. O noktadan itibaren rejim, toplumu geniş bir patron-müşteri ağına dönüştürerek kendini konsolide etti. Bu yapı, genişletilmiş ataerkil bir aileye ve birçok bakımdan klasik bir mafya örgütünün yapısına benzeyen piramit benzeri bir düzendi.

Rejimin iki temel hedefi vardı:

Siyasi gücü tekelleştirmek.

Kişisel, ailevi ve klana ait serveti biriktirmek.

Sonraki her şeyi bu motivasyonlar şekillendirdi.

Orbán sistemini nasıl kurdu ve nasıl kaybetti?

-Birçok gözlemcinin sorduğu sorulardan biri şu: Orbán böyle bir sistemi Avrupa Birliği içinde nasıl kurabildi ve on altı yıl boyunca iktidarda nasıl kalabildi? Bunu mümkün kılan koşullar nelerdi?

-Orbán, elverişli ekonomik şartlar ile kurumsal fırsatların birleşiminden yararlandı. 2010’da yeniden iktidara geldiğinde dünya ekonomisi uzun süreli bir büyüme dönemine girdi. Yaklaşık 2011’den COVID-19 pandemisine kadar Macaristan birkaç yıl boyunca elverişli uluslararası ekonomik koşullardan faydalandı.

Aynı dönemde Macaristan, Avrupa Birliği’nden çok büyük miktarda fon aldı. Orbán hükümeti bu kaynakları seçici ve siyasi biçimde kullandı. Sağlık, eğitim ve ulaşım gibi kamu sektörleri ihmal edilir ve giderek zayıflatılırken, önemli kaynaklar patronaj ağları üzerinden ayrıcalıklı kişilere, şirketlere ve siyasi müttefiklere dağıtıldı. Bu, Orbán’ın otokratik sistemini güçlendirmesine ve aynı zamanda siyasi destek inşa etmesine imkân verdi.

Pandemiden sonra durum değişti. Avrupa Birliği fonları kısmen askıya alındı, ekonomik büyüme durdu ve Macaristan birkaç yıl boyunca anlamlı bir büyüme yaşamadı. Bu sırada sağlık, eğitim, ulaşım ve diğer kamu sistemleri gözle görülür biçimde kötüleşmeye başladı. İnsanlar bu modelin ekonomik olarak sürdürülemez olduğunu giderek daha fazla fark etti. Ancak ekonomik gerileme tek başına rejimi devirmeye yetmedi.

Asıl dönüm noktası, sistemin ahlaki çöküş yaşamasıyla geldi. Büyük bir skandal, çocuk kurumlarında ve yetimhanelerde yaygın istismarı ortaya çıkardı. Hükümet kendisini uzun süredir Macar ailelerinin ve geleneksel değerlerin savunucusu olarak sunuyordu. Ancak soruşturmalar, iktidar partisiyle bağlantılı çevrelere uzanan istismar ve sömürü ağlarını açığa çıkardı. Bu, rejimin ahlaki inandırıcılığını yıktı.

Aynı zamanda giderek daha fazla kişi sistemin gerçek niteliğini anlamaya başladı. Çarpıcı örneklerden biri, Orbán’ın memleketinden, çocukluk sınıf arkadaşı ve eski bir doğalgaz tesisatçısı olan Lőrinc Mészáros’tu. On yıldan biraz fazla bir sürede dünyanın en zengin kişilerinden biri haline geldi. Onun yükselişi, birçok Macar’ın artık sıradan bir başarı değil, sistemik yolsuzluk olarak gördüğü şeyin sembolü oldu. Ekonomik durgunluk, kurumsal çöküş ve ahlaki skandal bir araya gelince çok sayıda yurttaş, rejimin değiştirilmesi gerektiğine ikna oldu.

Eski muhalefetin başarısızlığı

-Bu bizi belki de en önemli soruya getiriyor. Péter Magyar nasıl başardı? Kendisi Orbán’ın partisi Fidesz’in içinden geldi. Medya büyük ölçüde rejimin kontrolündeydi. Yargı bağımsız değildi. Buna rağmen kazanacak kadar destek oluşturmayı başardı. Bu nasıl mümkün oldu?

-Birkaç faktör bir araya geldi. Birincisi, geleneksel muhalefet derin biçimde itibarsızlaşmıştı. Zamanla eski muhalefet partileri, benim rejimin etrafındaki siyasi-suç ekosistemi dediğim yapıya entegre olmuştu.

Esasen dört tür muhalefet partisi vardı: İlki, etkisi çok az olan marjinal partilerden oluşuyordu. İkincisi, benim “evcilleştirilmiş” muhalefet partileri dediğim yapılardı. Bu örgütlerde iktidar partisiyle bağlantılı kişiler bulunuyordu ve bunlar çoğu zaman çeşitli iş birlikleri ve yolsuzluk biçimlerine dahil oluyordu. Üçüncü kategori, çok başarılı hale geldiklerinde finansal olarak yok edilen partileri kapsıyordu. Bir muhalefet partisi ciddi destek kazanmaya başladığında, örneğin kamuoyu yoklamalarında yüzde 20’ye ulaştığında, birdenbire felç edici mali cezalar ya da hukuki baskılarla karşılaşıyordu. Dördüncü kategori ise rejimin çıkarlarına hizmet etmek için kurulmuş sahte muhalefet partilerinden oluşuyordu.

Bu partiler, Orbán’ın kendisini Avrupa’ya sözde aşırı alternatiflere karşı tek bariyer olarak sunmasına imkân verdi. Sonuç olarak eski muhalefet güvenilirliğini kaybetti. Birçok yurttaş artık onlara güvenmiyordu. Muhalefet seçmenleri bile onları giderek etkisiz görüyordu.

2010’dan sonra üç kez, 2014, 2018 ve 2022’de, Orbán kendi hükümetinin anayasal çoğunluğunu kullanarak sürekli yeniden yazdığı kurallar altında seçim kazandı. Seçimler tamamen özgür olmasa da basitçe uydurulmuş da değildi. Orbán, ağır biçimde manipüle edilmiş koşullar altında kazanmak için yeterli desteği korudu.

Sonuçta siyasi bir boşluk oluştu. İnsanlar değişim istiyordu ama mevcut muhalefetin bunu gerçekleştirebileceğine inanmıyordu.

Sosyal medyanın yarattığı fırsat

-Peki Péter Magyar bu tabloya nerede dahil oldu?

-Kırılma, yetimhane skandalından sonra geldi. Geleneksel medya büyük ölçüde hükümetin kontrolünde olsa da sosyal medya görece özgürdü. Influencerlar kritik bir rol oynadı.

Skandalın ardından bağımsız influencerlar Budapeşte’de büyük bir gösteri düzenledi. Yaklaşık 100 bin ila 120 bin kişi katıldı. Gösteri önemli bir şeyi ortaya koydu:

Rejim değişikliği için çok büyük bir talep vardı, fakat bunu karşılayabilecek güvenilir bir siyasi güç yoktu. İşte açılan alan buydu. Eski eşi Adalet Bakanı olarak görev yapmış ve skandalla dolaylı bağlantısı bulunan Péter Magyar, bu boşluğa girdi.

Büyük bir çevrim içi podcast’e çıktı. Röportaj bir gün içinde yaklaşık iki milyon izleyiciye ulaştı. Nüfusu on milyondan az olan bir ülke için bu olağanüstü bir rakamdı. Ardından Macaristan’ın ulusal bayramı olan 15 Mart’ta bir miting düzenledi. 100 binden fazla kişi katıldı.

Hareketin gerçek başlangıcı buydu. Ortaya çıkan şey yalnızca Orbán’a muhalefet değildi. Aynı zamanda eski muhalefet partilerinin reddiyesiydi. Tisza hareketi ikisine birden meydan okudu.

Aslında en büyük başarılarından biri yalnızca Orbán’ı yenmek değil, Macar siyasetinde eski muhalefetin yerine başlıca alternatif olarak geçmekti.

Hükümet eleştirisinden rejim eleştirisine

-Péter Magyar’ın mesajını farklı kılan neydi?

-Eski muhalefet, benim hükümet eleştirisi paradigması dediğim şeye sıkışmıştı. Politikaları eleştiriyorlardı. Yönetim hakkında tartışıyorlardı. Dolaylı olarak sistemin meşruiyetini kabul ediyorlardı.

Péter Magyar ise bunu rejim eleştirisi paradigmasına çevirdi. Bu çok kritikti. Yıllardır Macaristan muhalefetinin Orbán’a sadece başka bir hükümet gibi davranmayı bırakıp rejimi neyse o şekilde tanımlaması gerektiğini savunuyordum. Magyar tam olarak bunu yaptı.

Açıkça rejim değişikliği çağrısı yaptı. Macaristan’ın 1989’daki demokratik geçişinde kullanılan dili yeniden canlandırdı.

Daha da önemlisi, “mafya devleti” sözlüğünü benimsedi. Rejimi suç örgütü olarak niteledi. Fidesz’i mafya örgütü olarak tanımladı. Orbán klanından söz etti. Yolsuzluğun sistemin talihsiz bir yan etkisi olmadığını, bizzat sistemin kendisi olduğunu savundu.

Bu mesaj, kamuoyundaki iki güçlü algıyı birbirine bağladı. İnsanlar hükümetin keyfiliğini yaşıyordu. Aynı zamanda ekonomik sıkıntı çekiyordu. Mafya devleti kavramı bu iki deneyimi birbirine bağladı.

Yurttaşlar kötü hastanelerden, çöken okullardan, artan eşitsizlikten ya da düşen yaşam standartlarından şikâyet ettiğinde Magyar basit bir açıklama sundu: Bu sorunlar vardı çünkü bir suç örgütü devleti ele geçirmişti. Bu mesaj derin bir karşılık buldu.

Kültür savaşlarından kaçınmak

-Başarısına başka ne katkı sağladı?

-İdeolojik çatışmalara hapsolmayı reddetti.

Kampanyasını öncelikle liberal olarak yürütmedi. Öncelikle muhafazakâr olarak da yürütmedi. Kültürel savaşlara odaklanmadı. Bunun yerine günlük gerçekliklere odaklandı.

İnsanlar yolsuzluğu anlıyordu. Kötü sağlık hizmetlerini anlıyordu. Ekonomik gerilemeyi anlıyordu. Adaletsizliği anlıyordu. Bu konular ideolojik ayrımları aşıyordu.

Ayrıca kritik bir siyasi gerçeği fark etti: Macaristan’ın geleceği esas olarak Budapeşte’de belirlenmeyecekti. Köylerde ve küçük kasabalarda belirlenecekti. Kentli entelektüellerin kaderi, sınırlı örgün eğitime sahip seçmenlere bağlıydı. Girişimcilerin geleceği sıradan yurttaşların desteğine bağlıydı.

Bu nedenle büyük şehirlerin dışındaki insanlara ulaşmaya odaklandı. Ülkeyi baştan başa dolaştı. Dinledi. Muhalefet siyasetçilerinin nadiren gittiği yerlerde göründü.

En önemlisi, sıradan insanların anlayacağı bir dil konuştu. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerine soyut sloganlar yerine, demokratik gerilemeyi doğrudan insanların günlük yaşamlarıyla ilişkilendirdi. Bu belirleyici oldu.

Orbán, Péter Magyar’ı neden durduramadı?

-Doğal olarak akla gelen bir soru var. Orbán medyanın büyük bölümünü, yargıyı, devlet bürokrasisini ve birçok başka kurumu kontrol ediyordu. Benzer otoriter sistemlerle karşı karşıya olan ülkelerde muhalefet liderleri ciddi bir tehdit haline gelmeden önce çoğu zaman öldürülür ya da hapse atılır. Orbán neden Péter Magyar’ı basitçe hapse atmadı?

-Bu, Macaristan örneğinin paradokslarından biri.

İktidarının sonuna gelindiğinde Orbán olağanüstü yetkiler biriktirmişti. Anayasal çoğunluğa sahipti, giderek daha fazla olağanüstü hâl kararnameleriyle yönetiyordu, medya alanının büyük kısmına hâkimdi ve devlet kurumları boyunca geniş patron-müşteri ağları kurmuştu. Bu nedenle konumunu zaten güvence altına aldığına inanıyordu.

Üç seçim üst üste sistemi işe yaramıştı. Seçim kampanyalarında propaganda ile ekonomik patronajın birleşimine dayanıyordu. Hükümet seçimlerden önce çok büyük miktarda para harcıyordu. Bazı yıllarda seçim bağlantılı harcamalar GSYH’nin yaklaşık yüzde 2’sine denk gelen seviyelere ulaştı. Yurttaşlar doğrudan mali faydalar aldı. Örneğin 2022 seçiminde çocuklu ailelere, oy vermeden kısa süre önce kişisel gelir vergisi iadeleri yapıldı.

Aynı zamanda hükümet kontrolündeki medya sürekli korku yaydı: Savaş korkusu, göçmen korkusu, Ukrayna korkusu, George Soros korkusu ve çeşitli dış düşmanlar korkusu.

Orbán bu modelin işlemeye devam edeceğine gerçekten inanıyordu. Bu yüzden başlangıçta Péter Magyar’ı hafife aldı. Bu onun ilk büyük hatasıydı.

Avrupa Parlamentosu’nun beklenmedik rolü

-Orbán sonunda onu durdurmaya çalıştı mı?

-Evet. Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra Péter Magyar’ın dahil olduğu bir gece kulübü olayı yaşandı. Kendisini filme alan biriyle bir gerilim oldu. Yetkililer bu olayı, onu siyasi faaliyetten diskalifiye edebilecek bir ceza davasına dönüştürmeye çalıştı.

Ancak o noktada Magyar zaten Avrupa Parlamentosu’na seçilmişti. Parlamenter dokunulmazlığı ona koruma sağladı. Avrupa Parlamentosu bu dokunulmazlığı savundu. Sonuç olarak hukuk sistemini ona karşı kullanma girişimleri başarısız oldu.

O dönemde gerçekten endişeliydim. Hareketin en büyük kırılganlığı seçimle ilgili değil, kişiseldi. Ona karşı bir tür fiziksel gözdağı ya da başka bir eylem kullanılabileceğinden korkuyordum. Neyse ki bu olmadı.

Kitlesel hareketin doğuşu

-Bunun Orbán’a karşı kişisel bir siyasi meydan okumadan daha fazlası olduğu ne zaman netleşti?

-Çok hızlı biçimde. Birkaç ay içinde Tisza hareketi, geleneksel bir siyasi partiden çok daha büyük bir şeye dönüştü. Macaristan genelinde “Tisza Adaları” olarak bilinen yerel örgütlenmeler oluşmaya başladı.

Yaklaşık altı ay içinde bu yerel gruplardan binden fazlası ortaya çıktı. Üyelik hızla büyüdü. Hareket 100 bin ila 150 bin üye ve on binlerce aktif gönüllü çekti.

Daha da önemlisi bağış modeliydi. Yaklaşık 70 bin kişi düzenli aylık bağışçı oldu. Hareketin finansmanının büyük kısmı zengin sponsorlar tarafından değil, küçük katkılar yapan sıradan yurttaşlardan geldi.

Bu, çoğu büyük ölçüde kâğıt üzerinde var olan ve taban altyapısı zayıf eski muhalefet partileriyle dramatik bir karşıtlık oluşturuyordu.

Tisza gerçek bir toplumsal harekete dönüştü. Bu gerçekleştiğinde Orbán çok farklı bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

-Orbán daha çatışmalı bir senaryo için hazırlık yapmaya başladı mı?

-Bence başladı. Bazı gelişmeler böyle bir ihtimale işaret ediyordu. Örneğin Macar ordusunun ülke içinde konuşlandırılmasını kolaylaştıran anayasal değişiklikler yapıldı.

Tarihsel olarak ordu iç siyasi amaçlar için tasarlanmamıştı. Anayasal değişiklikler, böyle yetkilerin bir siyasi kriz sırasında nasıl kullanılabileceği konusunda endişe yarattı.

Aynı zamanda güvenlik hizmetleri, polis ve ordu mensuplarına seçimden önce önemli mali faydalar sağlandı. Bazı durumlarda personele altı aylık maaşa denk ödemeler yapıldı.

Birçok gözlemci bu önlemleri sadakati güvence altına alma çabası olarak yorumladı. Olası provokasyonlar ve dezenformasyon kampanyaları konusunda da endişeler vardı.

Bazılarımız, olağanüstü önlemleri haklı göstermek için sahte bayrak olaylarına girişilebileceği konusunda kamuoyuna uyarılarda bulundu. Neyse ki bu korkular gerçekleşmedi.

Dönüm noktası

-Sonuçta Orbán’ın daha ileri gitmesini ne engelledi?

-Çünkü o noktada farklı bir gerçeklikle karşı karşıyaydı. Tisza hareketi çok büyümüştü.

Daha önemlisi, değişim desteği muhalefetin ötesine yayılmıştı. Devlet kurumları içindeki insanlar da dahil olmak üzere toplumun önemli kesimleri değişim istiyordu.

-Orbán zor bir soruyu düşünmek zorundaydı: Seçimleri ertelerse, sonuçları açıkça manipüle ederse ya da güç kullanırsa, polis ve ordu gerçekten itaat eder miydi?

-Bence cevabın belirsiz olduğu sonucuna vardı. Birçok subay ve görevli de değişim istiyordu.

Seçimi iptal etmeye ya da sonucunu tersine çevirmeye kalksaydı, Macaristan muhtemelen yalnızca gösteriler değil, gerçek bir ulusal ayaklanma yaşardı. O noktada iktidarı korumak büyük ölçekli zor kullanmayı gerektirirdi. Güvenlik aygıtının böyle adımları destekleyeceğinin hiçbir garantisi yoktu.

Sonunda Orbán çok geç kaldığını fark etti. Siyasi momentum değişmişti. Bu farkındalık kan dökülmesini önlemeye yardımcı oldu.

Macaristan’ın en büyük başarılarından biri, bu geçişin barışçıl kalmasıdır.

Milleti geri kazanmak

-Péter Magyar’ın kampanyasının dikkat çekici özelliklerinden biri, daha önce Fidesz’i desteklemiş seçmenleri kendine çekebilmesiydi. Bunu nasıl başardı?

-En önemli stratejik kararlarından biri ulusal sembolleri geri kazanmaktı. Demokratik güçler çoğu zaman vatanseverliği otoriter hareketlere terk ediyor. Péter Magyar bunu yapmayı reddetti. Her yerde Macar bayrağıyla göründü. Vatansever bir dil kullandı. Dışlayıcı anlamda milliyetçi bir dil değil; ortak ulusal kimliği vurgulayan bir dil. Bu son derece önemliydi.

Otoriter popülistler çoğu zaman kendilerini milletin tek temsilcisi olarak sunar. Demokratik güçler bu tekelin var olmasına izin verdiğinde yarışa dezavantajlı başlar. Magyar bu tekele meydan okudu. Vatanseverliği demokratik değişimle uyumlu hale getirdi. Bu, birçok eski Fidesz seçmeninin ülkesine ihanet ediyormuş gibi hissetmeden onu desteklemesine imkân verdi.

Türkiye ve diğerleri için dersler

-Sohbetimiz sırasında Türkiye’den birkaç kez söz ettiniz. Macaristan deneyiminden Türkiye açısından hangi dersler çıkarılabilir?

-Türkiye bazı açılardan daha da zorlayıcı sorunlarla karşı karşıya. Muhalefet güçlerinin yönetmesi gereken iki büyük toplumsal fay hattı var.

Birincisi Türk-Kürt ayrımı. İkincisi laik-İslamcı ayrımı. Her ikisi de muhalefet koalisyonlarını parçalayabilir.

Siyasi rekabet tamamen kimlik etrafında döndüğünde geniş çoğunluklar inşa etmek son derece zorlaşır. Bu nedenle muhalefet hareketlerinin bu ayrımları aşan konulara odaklanması gerektiğine inanıyorum: Yolsuzluk. Adalet. Ekonomik sıkıntı. Devletin ele geçirilmesi.

Bunlar, etnik kökeni ya da dini bakışı ne olursa olsun yurttaşların paylaştığı kaygılardır. Laik bir yurttaş ile dindar bir yurttaş birçok konuda anlaşamayabilir. Ama ikisi de kamu kaynaklarının kötüye kullanılması nedeniyle acı çektiklerini anlayabilir. İkisi de kurumlar kamu yararı yerine özel çıkarlara hizmet ettiğinde ne olduğunu anlayabilir.

Suçlulaşmış devlet kavramı, insanların günlük deneyimlerini rejimin doğasıyla ilişkilendirmesine yardımcı olur. Bu, Péter Magyar’ın en büyük güçlerinden biriydi. Birçok konuda anlaşamayan insanları birleştiren bir çerçeve sundu.

Soyut sloganların ötesinde

-Yani “adalet”, “demokrasi” ve “onur” gibi sloganlar yeterli olmayabilir mi?

-Bunlar önemli değerlerdir. Ama tek başlarına çoğu zaman fazla soyut kalırlar. İnsanlar bu değerlerin günlük hayatlarıyla nasıl bağlantılı olduğunu görmelidir. Biri yeterli sağlık hizmeti alamadığında, okullar kötüleştiğinde, fırsatlar ortadan kaybolduğunda bunun nedenini anlamaya ihtiyaç duyar.

Demokratik güçler bu bağlantıyı açık ve ikna edici biçimde anlatabilirse çok daha geniş destek inşa edebilir. Macaristan’da olan buydu.

İnsanlar sorunlarının birbirinden kopuk politika başarısızlıkları olmadığı sonucuna giderek daha fazla vardı. Bunlar bir sistemin sonuçlarıydı. Yeterince yurttaş bu sonuca vardığında rejim değişikliği mümkün hale geldi.

Avrupa Birliği, Orbán’ın mafya devletine imkân verdi

-Macaristan seçimi yalnızca iç siyasi bir olay değildi. Önemli uluslararası sonuçları da vardı. Avrupa Birliği’yle başlayalım.

-Birçok kişi, Avrupa Birliği üyesi bir devletin nasıl yavaş yavaş otokrasiye dönüşebildiğini anlamakta zorlanıyor. AB bunun olmasını engellemekte başarısız mı oldu?

-Bir ölçüde evet. Ancak sorun Macaristan’ın kurumsal yapısıyla başladı. Macaristan’ın seçim sistemi oldukça orantısızdı. Bunun sonucunda tek bir siyasi güç 2010’da anayasal çoğunluk elde edebildi.

Daha orantılı bir seçim sistemi altında herhangi bir partinin anayasal düzeni tek başına yeniden yazacak kadar güç elde etmesi son derece zor olurdu. Öğrendiğimiz derslerden biri budur.

Péter Magyar’ın programı anayasal reform, daha orantılı bir seçim sistemi ve başbakanlar için görev süresi sınırı içeriyor. Bu değişiklikler, gelecekte hiçbir hükümetin aynı düzeyde denetimsiz güç biriktirememesini sağlamayı amaçlıyor.

Avrupa Birliği’ne gelince, birçok lider olanları hafife aldı. Angela Merkel döneminde Almanya, Macaristan’ın en büyük ekonomik ortağı olmaya devam etti. Alman şirketleri Macaristan’a yoğun yatırım yaptı ve Orbán hükümeti altında elverişli koşullardan yararlandı.

Birçok Avrupalı lider Orbán’ı pragmatik iş birliğiyle yönetebileceklerine inandı. Macaristan’da, Almanya’nın Orbán’a tahammül etmesinin üç nedeninin BMW, Audi ve Volkswagen olduğuna dair bir şaka bile vardı. Bu şaka daha geniş bir gerçeği yansıtıyordu: Ekonomik çıkarlar çoğu zaman demokratik kaygıların önüne geçti.

Avrupalı liderler rejimin doğasını anlamakta başarısız oldu. Bunu aşırı milliyetçilik, demokratik gerileme ya da “ahbap-çavuş kapitalizmi” dedikleri şeyin bir örneği olarak gördüler. Fakat bu kavramlar yetersizdi.

-Yıllardır “ahbap-çavuş kapitalizmi” gibi terimlerin Macar sistemini tarif etmekte yetersiz kaldığını savunuyorsunuz. Neden?

-Çünkü ahbap-çavuş kapitalizmi, görece bağımsız aktörler arasındaki ilişkileri ima eder. Siyasetçi siyasetçi olarak kalır. İş insanı iş insanı olarak kalır. Yolsuzluk ilişkilerine gönüllü olarak girer ve çıkarlar.

Mafya devletinde ise durum tamamen farklıdır. Bir baş patronun etrafında örgütlenmiş hiyerarşik bir patron-müşteri ağı vardır. Bu ağ içindeki herkes sisteme bağımlı hale gelir. Yolsuzluk ara sıra olan bir şey değildir; yapısal hale gelir. Yolsuzluğa katılım bir kontrol mekanizmasına dönüşür. Fayda sağlayanlar şantaja açık hale gelir çünkü kendileri de suça bulaşmıştır.

Bu, iktidarın en üst seviyelerinden yerel aktörlere kadar uzanan tek bir piramit benzeri yapı yaratır. Bu, geleneksel yolsuzluktan temelden farklıdır. Ne yazık ki birçok Batılı gözlemci bu ayrımı hiçbir zaman tam olarak kavrayamadı.

Orbán, Putin ve jeopolitik

-Seçim yaklaştıkça Macaristan’ın geleceğinin farklı jeopolitik yönelimler arasında bir tercihe dönüştüğü giderek daha açık hale geldi…

-Kesinlikle. Orbán iktidarının sonuna gelindiğinde seçim, iç politikadan çok daha fazlası haline gelmişti.

Temel soru şuydu: Macaristan Batı’ya bağlı kalacak mı, yoksa Rusya’ya doğru mu savrulacak? Orbán’ın Vladimir Putin’le ilişkisi yıllar içinde derinleşti. Başlangıçta enerji bağımlılığı ve siyasi baskı unsurları vardı. Daha sonra ekonomik ve siyasi çıkarlar giderek iç içe geçti.

Bana göre Orbán zamanla Putin’in sistemine bağımlı hale geldi. Aynı zamanda Orbán hükümeti bağımsız kurumları düzenli biçimde zayıflattı ve kalan özerklik alanlarını ortadan kaldırmaya çalıştı.

Birçoğumuz bir Orbán zaferinin daha bu süreci dramatik biçimde hızlandıracağına inanıyordu.

Muhtemel sonuç, benim Macaristan’ın “Belaruslaşması” dediğim şey olurdu: Biçimsel olarak Avrupa’nın içinde, fakat giderek Rus otoriter uygulamalarıyla hizalanan bir sistem. Bu ihtimal seçim sırasında büyük bir mesele haline geldi.

Seçmenler fiilen iki gelecek arasında tercih yapıyordu. Bir yol Avrupa’yla daha derin entegrasyona ve liberal demokrasiye çıkıyordu. Diğeri ise artan otoriterliğe ve Rusya’ya bağımlılığa işaret ediyordu.

Trump ve Putin’in desteği Orbán’ı kurtarmadı

-Orbán kampanya sırasında öne çıkan uluslararası isimlerden aldığı desteği de vurguladı. Donald Trump, Vladimir Putin, Benjamin Netanyahu ve diğerleriyle ilişkilerini öne çıkardı. Bu destek ne kadar önemliydi?

-Birçok kişinin sandığından daha az önemliydi. Donald Trump Macar seçmenler arasında özellikle popüler değildi. Sıradan Macarların çoğu yabancı liderlerden gelen destek açıklamalarına pek dikkat etmedi.

Hatta birçok kişi hükümetin öne çıkardığı bazı uluslararası figürleri tanımıyordu bile.

Orbán sürekli olarak kendisini büyük dünya liderleriyle eşit bir ortak gibi sunmaya çalıştı. Trump ve Putin’le omuz omuza duran biri gibi görünmek istiyordu.

Fakat seçimden sonra bu ilişkilerin çok az pratik koruma sağladığı netleşti. Siyaset acımasız olabilir. Bir lider iktidarı kaybettiğinde, sözde müttefiklerin çoğu hızla yoluna devam eder.

Orbán adalet önüne çıkar mı?

-Orbán dönemindeki yolsuzluk hakkında kapsamlı biçimde yazdınız. Sizce sonunda hukuki sonuçlarla karşılaşabilir mi?

-Bu birçok faktöre bağlı. Ama benim açımdan mesele siyasi intikam değil. Mesele hesap verebilirlik. Demokratik bir devlet güveni yeniden inşa etmek istiyorsa büyük ölçekli yolsuzluğu basitçe görmezden gelemez.

Soruşturmalar deliller nereye götürürse oraya gitmelidir. Aynı standartlar herkes için geçerli olmalıdır. Fidesz’in çöküşünün bu kadar dramatik olmasının nedenlerinden biri, birçok yurttaşın partiyi artık yalnızca siyasi açıdan başarısız değil, ahlaki olarak da sorunlu görmesidir. Kamuoyu seçimden sonra çok hızlı değişti.

Birkaç hafta içinde Péter Magyar’a destek önemli ölçüde artarken, Fidesz’e destek dramatik biçimde düştü. Bu, derin bir meşruiyet kaybını yansıtıyor.

İleriye bakış: Macaristan yeniden inşa edilebilir mi?

-Son büyük soruma geçmek istiyorum. Macaristan’ın geleceği konusunda iyimser misiniz? Péter Magyar demokratik kurumları yeniden inşa edebilir ve yolsuzlukla başarılı biçimde mücadele edebilir mi?

-İyimserim. Bunun nedenlerinden biri koalisyonunun sıra dışı bileşimi. Magyar çoğu zaman merkez sağ bir siyasetçi olarak tanımlansa da destek tabanı dikkat çekici ölçüde çeşitlidir.

Seçimden önceki araştırmalar, birçok Tisza destekçisinin kendini liberal olarak tanımladığını gösteriyordu. Diğerleri kendilerini solcu, yeşil, merkezci ya da muhafazakâr olarak tanımlıyordu. Hareket siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden yurttaşları çekti. Bu genişlik önemli çünkü demokratik yeniden inşa geniş toplumsal destek gerektirir.

Bir başka cesaret verici işaret, birçok eski Fidesz seçmeninin harekete katılmaya başlamasıdır. Onlara gerçeği aşağılanmadan kabul etme imkânı veriliyor. Artık birçok kişi şunu söyleyebilir:

“Ne olduğunu tam olarak anlamamıştım.” “Yolsuzluğun boyutunu bilmiyordum.”

Bu, hesap verebilirlik arayışı sürerken ulusal uzlaşma ihtimalini de yaratıyor.

-Yeni hükümetin başarılı olup olmayacağını ne belirleyecek?

-En önemli görev kurumları yeniden inşa etmektir. Adalet sistemi bağımsızlığını yeniden kazanmalıdır. Medya özgürlüğü güçlendirilmelidir. Kamu yönetimi partizan değil profesyonel hale gelmelidir. Eğitim ve sağlık büyük reformlar gerektiriyor.

Yolsuzluk yoluyla elde edilmiş varlıkların geri alınması için de ciddi çabalar olmalıdır. Söz konusu meblağlar çok büyüktür. Başarı hızlı gelmeyecektir.

Ancak hükümet siyasi intikam yerine kurumsal reforma bağlı kalırsa Macaristan’ın başarılı olma şansının yüksek olduğuna inanıyorum.

Muhalefet hareketleri için dersler

-Son olarak, popülist otokrasilerle karşı karşıya olan muhalefet hareketleri için temel dersleri özetlemeniz gerekirse bunlar neler olur?

-Birkaç ders öne çıkıyor. Birincisi, yalnızca ideolojik ayrımlara odaklanmayın. Otoriter popülistler, siyaset kültürel ve kimlik çatışmaları etrafında döndüğünde çoğu zaman güçlenir. Muhalefet hareketleri bu ayrımları aşan koalisyonlar kurmalıdır.

İkincisi, ulusal sembolleri terk etmeyin. Vatanseverlik bütün millete aittir, herhangi bir siyasi partiye değil. Demokratik hareketler de milleti gururla temsil etmelidir.

Üçüncüsü, insanların yaşadığı deneyimlere hitap edin. Yurttaşlar sağlık hizmetlerini, eğitimi, işleri, güvenliği ve adaleti önemser. Demokrasi, bu günlük kaygılarla ilişkilendirildiğinde anlamlı hale gelir.

Dördüncüsü, karşı karşıya olduğunuz sistemin doğasını anlayın. Sorun yalnızca bir hükümet değil de bir rejimse, tek tek politikaları eleştirmek yeterli değildir. Bütün sistemin nasıl işlediğini açıklamanız gerekir.

Ve son olarak, hedef rejim değişikliğiyse bunu açıkça söyleyin. Sorun basitçe idari yetersizlikmiş gibi davranmayın. İnsanlar neyin söz konusu olduğunu anlamalıdır.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Günlerdir Tartışılıyordu: Özgür Özel’in ‘Yedek Partisi’ Belli Oldu

Next Post

Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

Related Posts

Tr724 Haber
Dünya

Trump: ”İsrail sağduyulu hareket etmeli”

17 Haziran 2026
Trump'tan Flaş İran Açıklaması: 'Netanyahu Bazen Fazla Heyecanlanıyor Ama...'
Dünya

Trump’tan Flaş İran Açıklaması: ‘Netanyahu Bazen Fazla Heyecanlanıyor Ama…’

17 Haziran 2026
Tr724 Haber Merkezi
Dünya

Güney Kore lideri, Kuzey Kore ile barış için Trump’tan yardım istedi

17 Haziran 2026
Tr724 Haber Merkezi
Dünya

Trump da imzaladı; G7’den Ukrayna’ya destek, Rusya’ya yaptırım taahhüdü

17 Haziran 2026
Trump İran'a Aba Altından Sopa Gösterdi: Anlaşmayı Beğenmezsem Tekrar Vurabiliriz
Dünya

Trump İran’a Aba Altından Sopa Gösterdi: Anlaşmayı Beğenmezsem Tekrar Vurabiliriz

17 Haziran 2026
Tr724 Haber Merkezi
Dünya

Başbakan duyurdu; Fransa yapay zekaya 655 milyon avro daha yatıracak

17 Haziran 2026
Next Post
Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

Sean Penn’den ABD’yi sarsacak yeni film! 6 Ocak Kongre Baskını beyazperdeye taşınıyor

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter