Zaman kaybetmeksizin yasal düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ‘Çok büyük emek isteyen ve cesaret isteyen bir süreç olduğunun da farkındayız. Ancak bütün bu zorlukların üstesinden, istersek hep birlikte gelebiliriz. Hep birlikte sorumluluk alalım ki memleket rahatlasın’ dedi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’i anarak başlayan Tülay Hatimoğulları, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı kutladı. Tülay Hatimoğulları, dil mücadelesinin onur mücadelesi olduğunu belirtti.
Ziyaret ettikleri cezaevindeki tutsakların mesajını paylaşan Tülay Hatimoğulları, “Geçen hafta heyetimizle birlikte Van Cezaevi’ne gittik. Van Cezaevi’nde bulunan Hakkari Belediye Eşbaşkanımızı ve bir önceki belediye eşbaşkanlığını yapmış olan Cihan Karaman’ı ziyaret ettik. 2014’ten bu yana Hakkari’de seçilen her belediye eşbaşkanı ne yazık ki cezaevini gördü; Dilek Hatipoğlu, Nurullah Çiftçi, Cihan Karaman ve en son Mehmet Sıddık Akış. Geçtiğimiz günlerde Belediye Eşbaşkanı Mehmet Sıddık Akış’a 19 buçuk yıl hapis cezası verildi. Bu kabul edilebilir değildir. Bugünlerde barışı konuşuyoruz, Türkiye’yi demokratikleştirmeyi konuşuyoruz. Bu verilen cezaları kabul etmek, hele ki bu süreçte kabul etmek mümkün değildir” diye belirtti.
Dokuma, Örme ve Tekstil İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in bugün görülen duruşmasına da işaret eden Tülay Hatimoğulları, “Mehmet Türkmen mahkemeye çıkarılmış durumda. 58 gündür tutuklu bulunan Mehmet Türkmen’in suçu sendikalı olmak, sendikal mücadeleyi örgütlemek. İşçinin, emekçinin ve yoksulun hakkını örgütlemek. Bundan dolayı yargılanıyor. Buradan belirtiyoruz, sendikal faaliyet asla suç değildir. İşçinin, emekçinin hakkını savunmak suç değil, bir onurdur ve bir görevdir” dedi.
Engelliler Haftası’nı hatırlatan Tülay Hatimoğulları, milyonlarca engellinin maruz bırakıldıkları ayrımcılıkların giderilmesini talep ettiklerini dile getirdi. Tülay Hatimoğulları, engellerin bedende değil erişilemez kentler ve politikalarda olduğunu söyledi.
Konuşmasında ekolojik kırıma dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Yaşam alanları sermayeye peşkeş çekiliyor. Talan edilen yerlerden biri de Peri Vadisi. Bu vadi yıllardır kuşatma altında, baraj, HES, av turizmi derken şimdi de JES tehdidi altında. Bingöl, Dersim ve Elazığ’ın kesişimindeki bu kadim vadi bereketli topraklarıyla, balıyla, horoz fasulyesiyle, dünyaca ünlü bitkileri ve çiçekleriyle çok güzel bir yerdir. Ancak bu doğa harikasını şimdi zehirlemek istiyorlar. Peri Vadisi Çevre Koruma Platformu yıllardır bu tehditlere karşı mücadele veriyor. Akbelen’den Peri Vadisi’ne, Giresun Sekü’den Varto’ya, Karlova’ya, Besta’ya bu mücadeleler artık birbirinin sesi olmuş durumda.
‘4 ayda 99 kadın katledildi’
Yine sadece Nisan ayında 24 kadın katledildi. 14 kadının ölümü şüpheli diye açıklandı. Bu yılın ilk 4 ayında 99 kadın katledildi. Yani neredeyse her gün en az bir kadın katlediliyor. Peki bu iktidar ne yapıyor? Bu iktidar bu katliamları durdurmak için hangi somut adımı atıyor? Şiddet failleri için caydırıcı bir yasa mı çıkarıldı? Ya da mevcut olan yasalar etkin bir şekilde mi kullanıldı? Hayır. Ancak bu yıl “Aile ve Nüfus Yılı” ilan edildi. Geçen yıl da “Aile Yılı” ilan edilmişti. Sonucu ne oldu: Aile Yılı ilan ettiklerinde 99 kadın katledildi.
‘Türkiye enflasyonda Avrupa’da 1’inci, dünyada 5’inci sırada’
Türkiye nasıl bir ülke oldu bakın; zengine sınırsız kaynak, yoksula sonsuz açlık. Yılın ilk dört ayında enflasyon ve vergiler nedeniyle işçi ücretleri eridi. Rakamları çarpıtan TÜİK verilerine göre bile asgari ücret yılbaşından bu yana 3 bin 585 lira erimiş durumda. Emekli maaşı ise 2 bin 554 lira değer kaybetti. TÜİK başkanı, verilerin sadece bir kısmını açıkladığı gerekçesiyle görevden alındı. Ey AKP, TÜİK başkanını görevden almakla her şey tamam mı oldu? Bütün sorunlar çözüldü mü? Enflasyon sorunu ortadan kalktı mı? Bu mu yoksullukla mücadele planınız? Bu yurttaşlarla düpedüz alay etmek, sorumluluktan kaçmaktır. Türkiye enflasyonda Avrupa’da 1’inci, dünyada 5’inci sırada. Yoksulluk tanımı artık lüks kalıyor. Ülke sefaletin dibinde. Türkiye sefaletin dibinde ve halk ‘artık yeter, êdî besse’ diyor. Bu tablonun sorumlusu çeyrek asırdır bu ülkeyi yöneten AKP’dir.
‘İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı diye bir şey yoktur’
27 Şubat çağrısından bu yana devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne geçmeden önce bu sürece gölge düşüren bir yargı kararından bahsetmek istiyorum. Dargeçit JİTEM Davası’nda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi. Adalet Bakanı daha yeni açıkladı ‘Faili meçhullerle ilgili bakanlık bünyesinde bir birim kurduk’ dedi. Bu kararı olumlu karşıladık ancak o zaman da belirtmiştik, eğer bu adım bir imaj yaratmak ya da göz boyamak amacıyla atılıyorsa boşuna alınmıştır. Bakın bugün Dargeçit Davası ile ilgili aldıkları karar aslında bu oluşumu boşuna yaptıklarını gösteriyor. Eğer gerçekten faili meçhullerle yüzleşilmek isteniyorsa bilin ki insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı diye bir şey yoktur.
‘Tülbentlerin gösterdiği yol barışın kapısının açılması içindir’
Türkiye’nin yurttaşları ve insanlar, ölüleri için adalet talep ediyor. Barış Anneleri, geçen hafta siyasi partileri ziyaret ettiler ve siyasi parti liderlerine kenarları iğne oyasıyla işlenmiş beyaz tülbenti hediye ettiler. Bu beyaz tülbentin anlamı çok büyük. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz ve buradan bir kez daha bunu hatırlatmak istiyoruz; Kürt geleneğinde kadınların kavga anında attığı tülbent sulha davettir. O tülbent bugün Meclis’te barış yasasının çıkarılmasının talebidir. O tülbentlerin gösterdiği yol barışın kapısının açılması içindir. DEM Parti olarak bizler bu çağrıyı aldık ve bu çağrıya asla kayıtsız kalmayacağız.
‘Mekanizmalara ihtiyaç vardır’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci Türkiye’nin kritik gündemlerinden biridir. Süreç bir müddettir durağan durumdadır. Bu yavaşlama halinden mutlaka ama mutlaka çıkılmalıdır. Bunun bir yolu bulunmalı ve ivmenin artması için DEM Parti olarak yoğun bir çaba içindeyiz. Bu konuya dair somut önerilerimizi defalarca kez ortaya koyduk, koyuyoruz. Bakın, geçen hafta sürecin ilerletilmesi için bazı mekanizmaların kurulmasıyla ilgili çeşitli açıklamalar yaptık. Bizlerin de başka siyasi partilerin de talepleri oldu. İsim tartışılabilir, içerik tartışılabilir ama bir gerçek var ki o tartışılamaz; siyaset kurumu, taraflar, aktörler ve sivil toplum arasında köprü kuracak, mekik dokuyacak bir mekanizmaya ihtiyaç vardır. Bu mekanizma hızla oluşturulmalıdır. Hem bugünkü tıkanıklığı giderecek hem de süreç içerisinde ileride oluşma ihtimali olabilecek sorunları çözmek, o sorunlardan da başarıyla çıkabilmek için de bu tür mekanizmalara ihtiyaç vardır.
‘Tarihi fırsatı kaçıracak olursak hesabını kim ve nasıl verecek?’
Kurulacak bu mekanizma, sürecin siyasi muhataplığını da üstlenebilir. Bu mekanizmaya dair tartışma, komisyon raporunun yasalaşma sürecini asla geciktirmemelidir. Bu iki mesele eş güdüm içerisinde, birbirini tamamlayarak ilerleyebilir. Birini, diğerinin bekletilmesi için bir gerekçe haline getirmemek gerekir. Bakın, komisyonun yayımladığı sonuç raporunun 6’ncı bölümünün 1’inci başlığında şu ibare geçiyor; ‘Komisyonun bir diğer önemli görevi, örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal bir çerçevenin belirlenmesidir.’ Yani açık bir şekilde adımların birlikte ifa edilmesi belirtilmiştir. Buradan yetkililere ve bu sürecin muhataplarına sesleniyorum; bu süreç ‘benim ihtiyacım, senin ihtiyacın’ diye sürüncemede bırakılamaz. Süreç barışın ihtiyacına göre şekillenmek durumundadır. Barış adına adım atılmayan her gün bu ülkeden çalınıyor. Bu tarihi fırsatı kaçıracak olursak, bu tarihi eşiği başarıyla atlayamazsak, bunun hesabını kim ve nasıl verecek? Bunu hiç düşünüyor musunuz?
‘Hep birlikte sorumluluk alalım ki memleket rahatlasın’
Bakın ‘bayram sonrası’ dendi. Bir dönem döndü, ikinci bayram geldi. Zaman kaybetmeksizin yasal düzenlemeler gündeme alınmalı. Sayın Kurtulmuş’a önerimiz; lütfen bütün programlarınızı bir süreliğine bir kenara bırakın. Meclisin başında durun ve raporun yasalaşması için itici güç olun. Meclis’te istişare edelim hep birlikte ve olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım ve buradan ilerleyelim. Bu tıkanıklığı aşalım. Yaz mevsimine barışın güçlü umuduyla girelim. Bütün adımların bir anda atılamayacağını biliyoruz. Zor ve meşakkatli bir süreç olduğunu da çok iyi biliyoruz. Çok büyük emek isteyen ve cesaret isteyen bir süreç olduğunun da farkındayız. Ancak bütün bu zorlukların üstesinden, istersek hep birlikte gelebiliriz. Hep birlikte sorumluluk alalım ki memleket rahatlasın.
DEM Parti olarak 16 Mayıs’ta ‘Barış İçin Adım At’ şiarıyla Türkiye’nin ve Kürdistan’ın dört bir yanında alanlarda, meydanlarda olacağız. Buradan bütün halkımıza barışın sesini daha güçlü kılabilmek, barışın toplumsallaşmasına katkı sağlayabilmek ve bu sürecin en sağlıklı şekilde ileriye adım atmasını sağlamak için 16 Mayıs’ta alanlara, meydanlara davet ediyorum. O gün hep birlikte barışın sesini en yüksek şekilde haykıralım.
‘Şırnak’ta işleyen paralel mekanizmanın yargılanmasının önünü açın’
Bizler bu kadar güzel umutlardan bahsediyoruz ama sürekli karşımıza negatif pratikler çıkıyor. Şırnak’ta barış arayışının ruhuna aykırı bir şekilde işleyen bir mekanik var. Bu kürsülerde Şırnak sürekli gündem ve bu mekanik; Eğitim Sen Şırnak Şube Başkanı, Eğitim Sen Şırnak Şube yöneticileri ve Şırnak Sağlık Emekçileri Sendikası üyeleri hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası istemiyle soruşturma başlattı. Peki nedir bunun gerekçesi; cenazeye gitmişler, Fatiha okumuşlar, Suriye’de insanların öldürülmemesi için alanlara çıkmışlar, barış eylemlerine demokratik zeminde destek olmuşlar. Yani bir yurttaş olarak yasal haklarını kullanmışlar. Bir de gerekçede ceza istemi için de diyorlar ki DEM Parti’nin düzenlediği etkinliğe katılmak. Valinin imzasıyla gelen belgede bu cümle yazıyor. Buradan Milli Eğitim Bakanı’na, Sağlık Bakanı’na ve İçişleri Bakanı’na apaçık çağrı yapıyoruz; bu hatanın önüne geçin. Şırnak’ta işleyen bir paralel mekanizma varsa bu paralel mekanizmanın yargılanmasının önünü açın. Şayet bir paralel mekanizma değilse, o zaman bu antidemokratik uygulamaların önüne geçecek somut adımları bir an önce atın.
‘Süreç karşıtı karanlık odaklar provokasyonlarına hızla veriyor’
Yine Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden bahsederken, umudu büyütmeye çalışırken yine karşılaşılan pratikteki bir diğer önemli sorun ODTÜ’de yaşananlar. Bakın iktidar durdukça süreç karşıtı karanlık odaklar provokasyonlarına hızla veriyor. Geçen hafta ODTÜ’deki bahar şenliklerinde karanlık bir provokasyon senaryosu devreye girdi. Bu öyle milliyetçi hassasiyeti olan birkaç gencin yaptığı bir şey değil. Bayrak üzerinden provokasyon gerçekleştirerek barış sürecinin ortaya çıkardığı siyasi iklim zehirlenmek istiyor. Bizler bu tabloyu çok iyi tanıyoruz. Burada barışa gönül veren, bu ülkenin aydınlık yüzü olan gençlere sesleniyoruz: Sakın provokasyonlara gelmeyin. Unutmayın; karşınızda milliyetçi akranlarınız yok. Karşınızda karanlık güçlerin kurduğu tuzaklar var.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































