Rubikon nehri geçildi ve zar atıldı! Türkiye’de bugün geçilen sınır geri alınamaz. İktidarı kaybetme riskini tamamen ortadan kaldırmak isteyen ve gözünü karartan rejim, dönüşü olmayan bir yola girdi… Rejim için bundan sonrası ya konsolidasyon ya çöküş! Orta yol yok… Rubikon geçildi ama henüz her şey bitmedi. Buraya kadar olan hikayeyi AKP yazmıştı; bundan sonrasını ise bugün sokağa çıkıp çıkmayacağına karar verecek olan millet yazacak…
24 Mayıs 2026’nın Türkiye demokrasi ve siyaset tarihinde ‘özel’ bir yeri olacağı kesin… Rejimin polisleri, Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Merkez binasına baskın düzenledi. Kapılar kırıldı. Bina çevresinde toplanan partililer ve içeride ‘nöbet’ tutan yetkililere göz yaşartıcı gaz ve kauçuk mermilerle ateş açıldı. Mevcut genel başkan Özgür Özel ve yol arkadaşları binanın dışına polis marifetiyle çıkarıldı.
Bütün bunların yaşanma sebebi ise yargının 21 Mayıs’ta aldığı karar…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Mutlak butlan, hukukta bir işlemin en baştan itibaren kesin olarak geçersiz sayılması anlamına geliyor. Yani işlem yapılmış gibi görünse de hukuk açısından hiç doğmamış kabul ediliyor. Yargı, kurultay tarihinden önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine hükmetti.
Geldiğimiz nokta tam şurası; ülkenin birinci partisi konumundaki ana muhalefet partisi kendi liderini özgürce seçemiyor! Somutlaştıralım; apartmanda seçim yapıyor ve bir temsilci seçiyorsunuz. Sonra site yönetimi seçimi iptal edip, eski yönetimi geri getiriyor…
Bir dahaki seçimde oy kullanmanın anlamı var mı? Sandığın bir önemi kaldı mı?
Rubikon’u geçmek!
‘Rubikon nehrini geçmek’ tabirinin kökeni Roma İmparatorluğu’na dayanıyor. Kaynaklara göre MÖ 49’da Jül Sezar, ordusuyla birlikte İtalya’nın kuzeyinde Rubikon Nehri’ni geçerek Roma yasalarını çiğnemiş ve iç savaşı başlatmıştı. Ziro o nehri geçmek yasaktı! O dönemde bir komutanın ordusuyla bu nehri geçmesi, doğrudan Roma Cumhuriyeti’ne savaş açmak anlamına geliyordu. Sezar’ın nehri geçerken söylediği iddia edilen “Zarlar atıldı!” sözü de bu deyimle birlikte anılır.
Günümüzde bir liderin, kurumun ya da kişinin, sonuçları ne olursa olsun dönüşün mümkün olmadığı kritik/önemli bir eyleme girişmesini ifade etmek için kullanılan bir tabir; Rubikon nehrini geçmek…
Erdoğan rejimi de bugün itibariyle ‘Rubikon nehrini geçti’ diyebiliriz. Kolay bir karar olmadı muhtemelen kendisi için… Zira artık dönüşü olmayan bir yola girdi. Peki neydi Erdoğan’ın gözünü bu kadar karartmasına neden olan şey?
Korku… Erdoğan gerçekten korkuyor… Öyle böyle bir korku değil bu!
Erdoğan için iktidarın kaybedilmesi demek ‘her şeyin’ bitmesi demek. O kadar hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, gasp… Bunları da geçtim; Anayasa’yı ayaklar altına aldılar; defalarca… Erdoğan, iktidarı kaybettiği an sadece kendisinden değil; 7 sülalesinden hesap sorulacağını biliyor. Korkusu o kadar büyük ki; ülkenin ana muhalefet partisinin genel merkez binasına polis zoruyla giriyor, yönetimini değiştiriyor…
Neden?
Çünkü kaybediyor; farkında…
Rejim ‘mutlak butlan’ ve sonrasındaki hamleleriyle şunu ilan etti aslında…
1- “Artık kaybetme riskini alamam…”
Ekrem İmamoğlu kendisi için büyük bir tehditti; tutuklattı ama istediği ivmeyi yakalayamadı. CHP iki yıldır Türkiye’nin birinci partisi ve ekonomi bir türlü düzelmediği için arayı her geçen ay daha da açıyor. Ekonominin kısa vadede düzelme ihtimali de yok. 8 yıldır enflasyon tek haneli rakamlara düşecek!
2- “Siyasi soruşturmalar, sahip olduğum medya artık yetmiyor!”
Belediye başkanlarını tutuklattı, bütün medyayı üzerlerine saldı ama yine olmadı. Anketlere göre millet açılan soruşturmaların hukuki olmadığını düşünüyor. Bunu gören rejim son mermisini de kullandı; Tehdit olarak gördüğü muhalefeti ortadan kaldırıldı!
Rejim için artık bu yoldan dönüşü yok. Zarlar atıldı, geri alınamaz…
24 Mayıs 2026’da Türkiye’de polis, ana muhalefet partisi CHP’nin genel merkezine zorla girdi. Bu, uzun süredir birikegelen otoriter konsolidasyonun yeni bir halkası; ama sıradan bir halka değil. Bu, Türkiye siyasetinin kendi Rubikon’u…
Türkiye şu an çok önemli bir kavşakta! Önümüzdeki günler, haftalar şunu belirleyecek: Muhalefet, toplumsal öfkeyi yönetebilecek mi? Yoksa İmamoğlu’nun tutuklandığında olduğu gibi iktidara yönelik tepkiyi zamana yayarak sönümlendirecek mi? Sokaklar bu geçişe cevap verir mi? Hukuksuzlukları, haksızlıkları görüp de ‘Aman yahu, bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyen orta direk çatlamaya başlar mı? Uluslararası baskı bu sefer somutlaşır mı?
Önümüzdeki bir kaç gün içerisinde tarih yazılacak…
Kalem ise milletin elinde… Millet ‘Artık yeter!’ derse Rubikon’u geçmek rejim için sonun başlangıcı olacak… Millet ‘sessiz’ kalır ve yaşananları film izler gibi izlerse konsolidasyon daha da derinleşecek… Artık o saatten sonra ‘seçim’ yapmaya vs. de gerek kalmayacak…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/05/Hollanda-CHP-Birligi-Bundan-sonra-meydanlardayiz-360x180.jpeg)






























