Etkin pişmanlık, bazı soruşturmalarda hakikate ulaşma aracı olmaktan çıkıp suç üretme mekanizmasına dönüştü. İnsanlar özgür iradeleriyle değil, baskı, korku, menfaat ve tutuklanmama beklentisiyle ifade vermeye zorlandı. “Sohbet” denilen şey “örgütsel toplantı”ya, “kurban parası” denilen şey “örgüte finansman”a çevrildi. Böylece masum ilişkiler suç diliyle yeniden yazıldı. Hukuksuzluk yalnızca bu düzeni kuranlarla değil, ona malzeme sağlayanlarla da büyüdü.
AV. NURULLAH ALBAYRAK | YORUM
İBB davasında, etkin pişmanlık kapsamında daha önce ifade veren Murat Kapki’nin mahkeme huzurunda söylediği “İfademi özgür iradeyle vermedim.” ve “Roma’yı mı yaktın deseler ‘evet’ derdim.” şeklindeki sözleri, yalnızca o dosyaya özgü bir hadise olarak görülmemelidir. Bu sözler, Türkiye’de bazı soruşturmalarda uzun süredir var olan daha büyük bir hukuksuzluğun, buzdağının görünen küçük bir kısmıdır.
Burada mesele Kapki’nin doğru ya da yanlış söylediği meselesi değildir. Asıl mesele; bir sanık mahkeme huzurunda, “O şartlarda bana ne sorsalar kabul ederdim.” diyorsa, artık ortada ceza soruşturması değil; insan iradesini baskı altına alan ve suç üreten bir mekanizma vardır.
Etkin pişmanlık: Delil değil, suç üreten bir mekanizma
Etkin pişmanlık, teorik olarak suçla bağlantılı bilgilerin ortaya çıkarılması ve maddi hakikate ulaşılması amacıyla kabul edilmiş bir kurumdur. Normal bir hukuk devletinde gerekli bir uygulamadır. Ancak bu düzenleme, özellikle siyasi veya kitlesel soruşturmalarda başka bir işleve evrilmiştir. Soruşturma makamları, ifadesi alınacak kişiyi özgürlüğü, ailesi, mal varlığı veya geleceği üzerinden baskı altına alarak bu kurumu hakikati ortaya çıkarma aracı olmaktan uzaklaştırmış; suç üretme aracına dönüştürmüştür.
Etkin pişmanlık ifadesinin ihtiyatla değerlendirilmesi gerekirken, gelinen aşamada bu ifadeler asıl delil gibi sunulmaya başlanmıştır. Bu yeni sistemde kişiler, kendi gördüğü veya bildiği gerçeği değil, soruşturma makamlarının duymak istediği şeyleri anlatmaya başladılar.
Cemaat dosyalarında bu durum çok daha açık biçimde görülmektedir. Etkin pişmanlığa zorlanan veya bu yoldan yararlanmak isteyen kişiler, geçmişte olağan gördükleri ilişkileri suç diliyle anlatmaya yönlendirilmiştir. “Birlikte sohbet yapıyorduk.” demek yeterli görülmemiş; bunun “örgütsel toplantı” olarak ifade edilmesi istenmiştir. “Kurban parası toplandı.” denilmesi yeterli görülmemiş; bunun “örgüte finansman sağlama” olarak tarif edilmesi beklenmiştir. “Öğrencilerle ilgileniyordu.” ifadesi yeterli sayılmamış; bunun “örgütsel hiyerarşide sorumlu kişiydi” biçiminde anlatılması istenmiştir.
Böylece etkin pişmanlık, olayların anlatıldığı bir beyan olmaktan çıkmış; olaylara soruşturmanın istediği anlamın yüklendiği bir suç deliline dönüşmüştür.
Bir kişinin “Sohbet yapıyorduk.” demesi ile tutanağa “Örgütsel toplantı yapılıyordu.” yazılması arasında sadece kelime farkı yoktur. Burada olayın hukukî niteliği değiştirilmiştir. “Sohbet”, olağan ve kendi başına suç olmayan bir fiildir. “Örgütsel toplantı” ise örgüt suçlamasına doğrudan hizmet eden, ön kabul içeren, suç isnadını güçlendiren ve suç kastı ima eden bir nitelendirmedir.
Baskıyla, menfaat beklentisiyle veya tutuklanmama umuduyla oluşturulan bu nitelendirmeler önce kolluk fezlekesine, sonra savcılık iddianamesine, ardından da mahkeme kararına esas alınmaktadır. Böylece kolluğun ve savcılığın ürettiği suç dili, yargılamanın tamamını etkileyen bir delil görünümü hâlini almıştır.
“Sohbet”in “örgütsel toplantı”ya dönüşmesi ne anlama gelir?
Bu dönüşüm yalnızca terminolojik bir sorun değildir. Masum kişilerin hukukî kaderini belirleyen asli meselelerden biridir.
“Sohbet” kelimesi kullanıldığında mahkeme normalde şu soruları sormalıdır:
Kimler katıldı?
Ne konuşuldu?
Ne zaman yapıldı?
Şiddet, cebir veya terör amacıyla bağlantısı var mıydı?
Toplantının amacı neydi?
Katılanların amacı neydi?
Katılanlarda suç işleme iradesi var mıydı?
Fakat “örgütsel toplantı” denildiğinde, bu soruların tamamı baştan cevaplanmış gibi kabul edilmektedir. Artık toplantının örgütsel olduğu, katılanların örgütsel bağ içinde hareket ettiği, faaliyetin suç anlamı taşıdığı ve kişilerin bunun bilinciyle davrandığı varsayılmaktadır. Böylece ispat edilmesi gereken husus, kelime tercihi yoluyla peşinen kabul edilmiş olmaktadır.
Cemaat dosyalarında asıl sorun, yalnızca bazı kişilerden etkin pişmanlık adı altında gerçeğe aykırı ifade alınması değildir. Daha temel sorun, ifade alma mekanizmasının olaylara sistematik biçimde suç anlamı yükleyen bir işleyişe dönüşmesidir.
Bu mekanizmada ifade veren kişi şöyle konuşur: “Beraber sohbet yapardık.”
Kolluk bunu şöyle yazar: “Örgütsel toplantılara katılmıştır.”
Kişi, “Kurban için para toplandı.” der. Kolluk bunu, “Örgüte finansman sağlanmıştır.” şeklinde tutanağa geçirir.
Kişi, “Öğrencilerle ilgilenirdi.” diye anlatır. Kolluk bunu, “Örgütsel hiyerarşide sorumlu konumdadır.” şeklinde nitelendirir.
Kişi, “Tanıyordum, görüşüyorduk.” diyerek isimler sıralar. Kolluk ve savcılık bunu, “Örgütsel irtibatı vardır.” şeklinde yazar.
Bu çeviri faaliyetinde yapılan şey delilleri ortaya çıkarmak değildir; mevcut olgulara suç anlamı yüklemektir.
Bir ülkede “sohbet” kelimesi “örgütsel toplantı”ya dönüşüyorsa, sorun yalnızca ifade alma pratiğiyle sınırlı değildir. Bu, ceza adalet sisteminde masum eylemlerden nasıl suç üretildiğini gösteren yapısal bir sorundur.
Bu yapısal sorunun yalnızca kolluk, savcılık ve mahkemeler eliyle işlediğini söylemek de eksik kalır. Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren kişiler de özellikle kendilerini korumak, ceza indirimi almak veya tutuklanmaktan kurtulmak amacıyla masum ilişkileri suç diliyle anlatmayı kabul ettiklerinde, bu mekanizmanın işlemesine imkân vermektedir. Baskı altında verilen ifadelerin ayrı değerlendirilmesi gerekir; ancak başkalarının hayatını etkileyeceğini bilerek olağan ilişkileri “örgütsel faaliyet” gibi anlatan, insanların isimlerini bu suç üretme düzenine ekleyen herkes, ortaya çıkan adaletsizlikte kendi payını da görmek zorundadır. Çünkü hukuksuzluk yalnızca onu kuranlarla değil, ona malzeme sağlayanlarla da büyür.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***


![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/05/9-BISTe-deger-Nvidiadan-rekor-bilanco-uc-ayda-816-milyar-360x180.jpg)


































