Ankara CerModern, 29 Nisan Çarşamba günü saat 15.00’te Hüsamettin Koçan’ın “BENBU” sergisi kapsamında hazırlanan kitabın lansmanına ev sahipliği yaptı. 10 Mart’ta açılan ve 3 Mayıs’a kadar izleyiciyle buluşak olan sergi, Koçan’ın uzun yıllara yayılan sanat serüvenini; kimlik, aidiyet, göç, toprak, hafıza ve insanın kendisiyle kurduğu iç konuşma üzerinden görünür kılıyor.
“BENBU”, daha adından başlayarak izleyiciyi yalın ama derin bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: İnsan kendini neyle tanır, neyle kurar, hangi geçmişin içinden bugüne gelir? Hüsamettin Koçan’ın sanatında bu soru, yalnız kişisel bir arayış olarak kalmıyor; Anadolu’nun kültürel katmanlarıyla, Cumhuriyet’in açtığı eğitim olanaklarıyla, köyden kente uzanan hayat deneyimleriyle ve sanatın toplumsal sorumluluğuyla birleşiyor.
Kitap lansmanı da bu düşünsel zemini genişleten, serginin görsel dünyasını sözle, anıyla ve tanıklıkla tamamlayan bir buluşmaya dönüştü. Koçan, konuşmasında çocukluk yıllarından ailesinin eğitim konusundaki kararlılığına, sanatla kurduğu bağdan Baksı Müzesi’nin kuruluş felsefesine kadar uzanan geniş bir hat çizdi. Onun anlatısında kişisel tarih, yalnızca bireysel bir geçmiş değil; Türkiye’nin modernleşme serüveniyle, Cumhuriyet’in insan yetiştirme ülküsüyle ve kültürün dönüştürücü gücüyle birlikte anlam kazandı.
Koçan’ın konuşmasında en güçlü vurgulardan biri, insanın kendi öyküsüne sahip çıkmasıydı. Ona göre bireyin kendi sözünü kurabilmesi, yaşadıklarını bir deneyime, deneyimini de ortak hafızaya dönüştürebilmesi büyük önem taşıyor. Sanatın burada üstlendiği görev, unutmaya karşı direnmek; kişisel olanı toplumsal belleğin içine yerleştirmek ve insanı edilgen bir izleyici olmaktan çıkarıp kendi hayatının öznesi hâline getirmek.
Bu bakımdan “BENBU”, yalnızca bir sergi yayını değil; Koçan’ın kendisiyle, doğduğu coğrafyayla, eğitimiyle, toplumsal sorumluluk duygusuyla ve sanata yüklediği anlamla kurduğu uzun soluklu ilişkinin kitabı olarak da okunuyor.
Lansmanda Baksı Müzesi’nin anlamı da özel bir yer tuttu. Bayburt’un Bayraktar köyünde, merkezin uzağında kurulan Baksı, Koçan’ın sanat düşüncesinde yalnızca bir müze değil; yerelin bilgisini çağdaş sanatla buluşturan, göçle eksilen hafızayı yeniden çağıran, kadın emeğini ve geleneksel üretimi görünür kılan bir kültür alanı olarak öne çıkıyor. Koçan’ın sözlerinde Baksı, geçmişe kapanan nostaljik bir bakış değil; bugünden geleceğe doğru kurulan canlı bir bağ olarak yer aldı.

Kadınların üretim içindeki varlığı da konuşmanın önemli başlıklarındandı. Koçan, kadın emeğinin görünür kılınmasını, temsil kanallarının güçlendirilmesini ve yerel üretimin çağdaş sanatla ilişkilendirilmesini kültürel sürekliliğin vazgeçilmez unsurları arasında değerlendirdi. Bu yaklaşım, Baksı’nın yalnızca sergi mekânı değil, aynı zamanda toplumsal bir düşünce alanı olduğunu da gösteriyor.
Kitabın hazırlanma sürecine ilişkin anlatılanlar ise lansmana ayrı bir derinlik kattı. Koçan, kitabın tek kişinin emeğiyle ortaya çıkmadığını; fotoğrafçısından tasarımcısına, editöründen yayın sürecine katkı sunan herkese uzanan kolektif bir çalışmanın ürünü olduğunu vurguladı. Böylece kitap, sanatçının kişisel yolculuğunu anlatırken aynı zamanda ortak emeğin, dayanışmanın ve çok sesli üretimin de izlerini taşıdı.
Şebnem Kırmacı ve Sunay Demircan’ın katkılarıyla ilerleyen söyleşide sanatın yalnızca estetik bir alan olmadığı; insanın kendini, yaşadığı toplumu ve zamanını anlama biçimi olduğu üzerinde duruldu. Konuşmalarda adanmışlık, masumiyet, ortak amaç, eğitim, kültürel sorumluluk ve geleceğe iz bırakma düşüncesi öne çıktı.
Lansmanda Türkiye’de kültür-sanat alanındaki destek mekanizmaları ve mesenlik kültürünün eksikliği de gündeme geldi. Koçan, sanatın yalnızca sanatçının kişisel çabasıyla ayakta kalamayacağını; kurumların, bireylerin ve kültürel sorumluluk duyan çevrelerin katkısıyla büyüyebileceğini dile getirdi. Bu yönüyle buluşma, bir kitap tanıtımının ötesine geçerek Türkiye’de sanatın, eğitimin ve kültür politikalarının geleceği üzerine düşünmeye açılan bir konuşma alanı yarattı.
“BENBU” sergisi, Şamanizm’den Selçuklu’ya, Osmanlı’nın kültürel katmanlarından Cumhuriyet’e uzanan geniş bir hafıza alanı açıyor. Anadolu bozkırının renkleri, toprağın dokusu ve çağdaş malzeme arayışları Koçan’ın sanatında aynı düşünsel hatta buluşuyor. Toprak, boya, cam altı, silikon, dijital baskı, seramik ve metal gibi farklı malzemeler, sanatçının elinde geçmişle bugün arasında duyarlı bir bağa dönüşüyor. Bu çeşitlilik, Koçan’ın biçimsel arayıştan çok anlatmak istediği meselenin ruhuna odaklanan sanat anlayışını görünür kılıyor.
CerModern’de gerçekleşen lansman, Hüsamettin Koçan’ın sanatını yalnızca yapıtlar üzerinden değil; hayat, bellek, emek ve sorumluluk kavramlarıyla birlikte düşünme olanağı sundu. “BENBU”nun kitabı, bu anlamda serginin görsel dünyasını derinleştiren, sanatçının kişisel hikâyesini toplumsal hafızaya bağlayan kalıcı bir tanıklık olarak sanatseverlerle buluştu.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































