ADEM YAVUZ ARSLAN | ANALİZ
ABD–İsrail–İran savaşının ilk ayı geride kalırken, Washington’da tüm gözler dün akşam yapılan başkanlık konuşmasına çevrilmişti. Öğle saatlerinde Donald Trump’ın ulusa sesleneceğinin duyurulmasıyla birlikte kulisler hızla hareketlendi. Başkanın ne söyleyeceği, savaşın gidişatına dair nasıl bir çerçeve çizeceği büyük merak konusuydu.
Trump beklenen konuşmayı yaptı; ancak ortaya çıkan tablo, beklentileri karşılayan net bir yol haritasından ziyade, kamuoyunu ikna etmeye dönük kontrollü bir mesajdı. Her şeyden önce, bu bir “zafer konuşması” değildi. Aksine, kontrolden çıkma riski barındıran bir savaşı yönetme ve kamu desteğini konsolide etme çabasıydı. Nitekim Washington’daki ilk yorumlar da bu yöndeydi: Trump savaşı değil, savaşa verilen desteği yönetmeye çalışıyordu.
Başkan, bir aydır devam eden İran savaşına dair şimdiye kadarki en kapsamlı değerlendirmesini yaptı. Konuşmasının omurgası üç temel iddia üzerine kuruluydu: ABD sahada başarılı, İran ciddi darbe aldı ve savaş yakında sona erecek.
Ancak sahadaki gerçeklik bu kadar net değil. Evet, askeri açıdan belirli kazanımlar söz konusu. Fakat İran teslim olmuş değil. Hürmüz Boğazı hâlâ küresel enerji akışı açısından kritik bir risk noktası. Petrol piyasaları dalgalı. Washington’daki hâkim değerlendirme şu cümlede özetleniyor: Taktik başarı var, ancak stratejik tablo hâlâ belirsiz.
Konuşmanın en kritik bölümü ise Trump’ın geri adım sinyali vermemesi oldu. Aksine, “gerekirse daha sert vururuz” diyerek tırmanma ihtimaline açık kapı bıraktı. Enerji altyapısının hedef alınabileceğine dair ifadeleri, Washington’da ciddi bir tedirginlik yarattı. Çünkü bu tür bir genişleme, savaşın kontrolünü zorlaştırabileceği gibi uluslararası desteği de zayıflatma riski taşıyor.
Donald Trump, diplomasi kapısını tamamen kapatmadı. Ancak mesaj netti: İran geri adım atmazsa savaş daha sertleşecek. Bu da Beyaz Saray’ın aynı anda iki farklı hedefi gözettiğini gösteriyor: Caydırıcılık üretmek ve kontrolün hâlâ Washington’da olduğu algısını korumak.
Buna karşın, Washington’daki uzman çevrelerde İran’ın kısa vadede geri adım atacağına dair güçlü bir beklenti yok. Aksine, direncin devam edeceği öngörülüyor. Bu nedenle Trump’ın “Birkaç hafta içinde bitebilir!” söylemi, başkentte ikna edici bulunmuyor.
Amerikan medyası da bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Fox News çizgisi Trump’ın liderlik gösterdiğini savunurken, CNN ve The New York Times gibi kuruluşlar daha eleştirel bir çerçeve çiziyor: Plan eksikliği ve belirsiz bir çıkış stratejisi. Bu ayrışma, aslında Amerikan kamuoyundaki derin bölünmenin de bir yansıması.
Sosyal medyada ise tartışma çok daha sert. Trump destekçileri İran’ın durdurulmasının kaçınılmaz olduğunu savunurken, muhalifler bu sürecin yeni bir Irak savaşına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Artan enerji fiyatları ve “sonsuz savaş” endişesi, kamuoyundaki huzursuzluğu büyüten başlıca faktörler.
Ancak asıl kritik mesele Washington’da başka bir başlık altında tartışılıyor: Kamuoyu desteği. Destek zayıf, maliyet artıyor, Avrupa isteksiz ve İran sahada direnmeye devam ediyor. Bu şartlar altında Trump’ın konuşmasının ana hedefi açık: Amerikan toplumunu bu savaşa biraz daha sabretmeye ikna etmek.
Başkan, “İş bitmeden durmayacağız!” diyor. Ancak Washington’da kimse şu soruya net bir yanıt veremiyor: Bu iş ne zaman bitecek?
Perde arkasında konuşulan senaryo ise daha çarpıcı. Eğer savaş uzarsa, bu süreç hızla bir “uzun savaş”a evrilebilir. Amerikan siyasi tarihi, bu tür savaşların çoğunlukla zaferle değil, yorgunlukla sona erdiğini gösteriyor.
Özetle…
Trump dün gece güçlü bir siyasi mesaj verdi ve kendi tabanını konsolide etmeyi başardı. Ancak sahadaki gerçek değişmiş değil. İran hâlâ oyunun içinde ve savaşın süresinin belirsizliğini koruyor. Dahası, Washington kulisleri olası bir kara harekâtı senaryosunu daha yüksek sesle konuşmaya başlamış durumda.
Nihayetinde temel soru ortada duruyor: Bu savaş gerçekten birkaç hafta içinde bitecek mi, yoksa Amerika yeni bir “uzun savaş”ın eşiğinde mi?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































