Kentin Kürtçe adı olan pınarın başı anlamına gelen Serêkaniyê, tarih boyunca su kaynaklarıyla bilinen bir yerleşim olmuştur. Kent sakinleri burayı aynı zamanda Waşûkanî olarak da adlandırıyor
Baas rejiminin ‘Arap Kemeri’ politikası kapsamında bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi hedeflenmiş olsa da Serêkaniyê, Kürtlerin çoğunluğunu oluşturduğu çok renkli bir coğrafya oldu
Efrîn’den sonra Serêkaniyê’ye de dönüşlerin başlaması bekleniyordu ancak bu henüz gerçekleşmedi. Yerel kaynaklara göre Hesekê yönetimi Serêkaniyê için görevlendirmeler yapacak
Serdar Altan
Rojava Özerk Yönetimi ile Suriye’deki geçici hükümet arasında imzalanan 29 Ocak anlaşmasının en önemli maddelerinden biri Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî gibi Kürt kentlerindeki işgalin sona erdirilmesi ve yerinden edilen halkın geri dönüşünün sağlanmasıydı. Ancak aradan geçen zamana rağmen anlaşmanın bu maddesi henüz tam manasıyla yerine getirilmedi. Serêkaniyê halkı hâlâ kentlerine dönebilecekleri günü bekliyor.
Suriye’de HTŞ gruplarının Rojava’ya dönük saldırısı sonrası 29 Ocak’ta Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile geçici yönetim arasında bir anlaşma imzalandı. Çözüm için birçok önemli başlık içeren bu anlaşmanın 14. maddesinde, bazı Kürt bölgelerindeki işgalin sona erdirilmesi ve yerinden edilen yurttaşların geri dönüşünün sağlanması yer alıyordu. Bu bölgelerden biri de Rojava’nın önemli kentlerinden olan Serêkaniyê idi. Baas rejimi sürecinde “Arap Kemeri” projesiyle Araplaştırılmak istenen Serkêkaniyê tarihsel demografik yapısını korumasını bildi. Ancak 2019 yılında kapsamlı bir işgal saldırısı sonucu bir kez daha ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Nitekim bölge sakinleri neredeyse tamamen göçertildi.
Dosya serisinin ikinci bölümünde Serêkaniyê’nin tarihine ve demografik yapısına odaklanacağız. Ayrıca kentin nasıl işgal edildiği, işgal sürecinde neler yaşandığı ve yerinden edilen yurttaşların mevcut durumunu ayrıntılı biçimde ele alacağız.
Rojava’nın direngen kenti
Serêkaniyê yalnızca bir sınır kenti değil, aynı zamanda Suriye iç savaşı ve Rojava devrimi boyunca şiddetli çatışmalara, sürekli saldırılara ve nihayetinde 2019’da Türkiye’nin işgaline sahne olmuş stratejik ve tarihsel bir merkezdir. Kentin Kürtçe adı olan pınarın başı anlamına gelen Serêkaniyê, bölgenin doğal özelliklerini de yansıtır; zira kent tarih boyunca su kaynaklarıyla bilinen bir yerleşim olmuştur. Kent sakinleri burayı aynı zamanda Waşûkanî olarak da adlandırıyor.
Serêkaniyê, Hesekê bölgesinin kuzeyinde, Kuzey Kürdistan sınırındaki Urfa’nın Serêkaniyê (Ceylanpınar) kentiyle komşu bir konumda bulunuyor. Tarih boyunca bir ticaret noktası, su kaynağı ve tarım merkezi olarak öne çıkmıştır. Asur, Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim yeri olan kent, Osmanlı döneminde ve daha sonra Suriye devleti döneminde farklı idari sistemler altında yönetilmiştir. Buna rağmen kent her zaman çok kültürlü ve çok kimlikli bir toplumsal yapıya sahip olmuştur.
Tarihi ticaret yolları
Serêkaniyê’nin tarihi, modern Suriye devletinin kuruluşundan çok daha eskiye uzanır. Kent, tarihsel kaynaklarda Roma döneminde “Resaina” adıyla anılmış ve özellikle su kaynakları nedeniyle önemli bir yerleşim merkezi olarak gelişmiştir. Bizans döneminde askeri ve ticari bir merkez olarak öne çıkan kent, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki geçiş güzergâhlarından biri üzerinde bulunuyordu. Ortaçağ boyunca farklı yönetimlerin hakimiyetine giren Serêkaniyê, Osmanlı döneminde ise Urfa ve Mardin hattındaki ticaret yollarının önemli duraklarından biri olarak varlığını sürdürdü. Bu tarihsel geçmiş, kentin bugün sahip olduğu çok kültürlü toplumsal yapının oluşmasında da belirleyici oldu.
‘Arap Kemeri’ projesi
20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması ve Suriye’nin Fransız mandası altına girmesiyle birlikte Serêkaniyê, yeni çizilen sınırların hemen güneyinde kalan bir sınır kenti haline geldi. Buna rağmen bölge uzun süre Kürt aşiretlerinin, küçük çapta Arap topluluklarının ve kısmen de Süryani nüfusun birlikte yaşadığı çok kültürlü yapısını korudu. Ancak özellikle 1960’lı yıllardan itibaren Baas rejiminin uyguladığı “Arap Kemeri” projesiyle bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik planlı yerleştirme ve mülkiyet politikaları gündeme geldi.
Nüfusun çoğunluğu Kürt
2011 yılı öncesinde Serêkaniyê kent merkezinin nüfusunun 50-70 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Kırsal bölgeler ve bölgeye sonradan yerleşenler de dahil edildiğinde bu sayının 130 bin civarında olduğu belirtilmekte.
Bölgenin sosyal yapısında Kürtler çoğunluğu oluşturuyordu ve tarihsel olarak kentin başlıca sakinleri olarak biliniyordu. Çevredeki bazı köy ve kasabalarda Arap nüfus da bulunmakta. Ayrıca bölgede az sayıda Asuri-Süryani, Çerkez ve Çeçen topluluğunun da yaşadığını belirtmekte yarar var.
Baas rejiminin “Arap Kemeri” politikası kapsamında bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi hedeflenmiş olsa da Serêkaniyê, uzun yıllar boyunca farklı halkların birlikte yaşadığı bir kent olma özelliğini korudu.
Özerk yönetimin önemli kenti
2012 yılında Esad rejimi güçlerinin bölgeden çekilmesinin ardından Serêkaniyê, YPG/YPJ güçlerinin kontrolüne geçti ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin parçası haline geldi. Bu süreçte kentte yerel meclisler kuruldu, asayiş güçleri oluşturuldu ve farklı etnik ve dini toplulukların temsiliyeti resmi olarak tanındı. Kent, Cezîre Kantonu’nun stratejik bir merkezi olarak devrim sürecinde demokratik özerklik modelinin uygulandığı kilit bölgelerden biriydi. Böylece Serêkaniyê, Rojava’daki yeni yönetim modelinin uygulandığı kentlerden biri haline geldi.
Kente sürekli saldırılar
Ancak bu dönemde de bölge üzerinde saldırı tehditleri hep var oldu. Serêkaniyê, Türkiye’den destek aldığı belirtilen çete gruplarının defalarca saldırısına uğradı. Kent birçok kez çatışmalara sahne oldu ve çok sayıda sivil katledildi.
Serêkaniyê’ye yönelik ilk büyük saldırı, devrimin ilanından kısa bir süre sonra, 2012 yılının sonlarında gerçekleşti. Türkiye sınırından bölgeye geçen El Nusra bağlantılı gruplar, kentte büyük bir saldırı başlattı. Kentin savunma güçleri ile silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Bir süre kent merkezine giren bu gruplar, YPG güçlerinin birkaç gün süren olağanüstü direnişinin ardından kentten sökülüp atıldı.
ABD çekildi, saldırı başladı
2015 yılında da DAİŞ, şehri ele geçirmek için büyük bir saldırı başlattı, ancak YPG/YPJ güçleri tarafından geri püskürtüldü. Bunu takip eden yıllarda kent defalarca benzer saldırılara maruz kaldı. Ancak en büyük saldırı 2019 yılında gerçekleşti.
9 Ekim 2019’da Türkiye ordusu Serêkaniyê ve Girê Spî kentlerine geniş kapsamlı bir askeri saldırı başlattı. Türkiye bu operasyonu “Barış Pınarı Harekâtı” olarak adlandırdı. Kuşkusuz tıpkı Efrîn’de olduğu gibi şoven bir yaklaşımla mesaj vermek amaçlı Serêkaniyê şehrinden adını almıştı bu isim. Saldırının, ABD güçlerinin bölgedeki bazı askeri üslerden çekilmesinin hemen ardından gerçekleşmesi dikkat çekti.
Sivillere uçaklı saldırı
Kapsamlı saldırıyla birlikte Suriye Demokratik Güçleri (QSD) öncülüğünde kent savunması örgütlenirken, şehirde şiddetli çatışmalar yaşandı. Saldırılar sırasında sivillere dönük büyük katliamlar yaşandı.
13 Ekim 2019’da Serêkaniyê’ye giderek direnişi desteklemek isteyen sivillerden oluşan bir konvoy, Türk savaş uçaklarının saldırısına uğradı. Saldırı sonucunda onlarca sivil yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında gazeteciler de bulunuyordu. Gazeteci Mihemed Hesen Reşid ve Hawar Haber Ajansı (ANHA) muhabiri Samed Ehmed saldırıda yaşamını yitiren isimler arasındaydı.
Bu saldırıda hayatını kaybeden önemli isimlerden biri de Yadê Aqîde olarak bilinen Aqîde Elî Osman oldu. Rojava Devrimi’nin başlangıcında Kongra Star yönetiminde görev alan Aqîde Elî Osman, daha sonra Uzlaşma Komitesi’nin eş başkanlarından biri olarak görev yapmıştı.
Hevrîn Xelef katledildi
Bu süreçte Kürt halkını en çok etkileyen vahşetlerden bir tanesi de yaşanıyordu. Türk ordusuna bağlı silahlı çete grupları, bir sivil aracı durdurarak araçtaki kişileri alıkoydu ve vahşice katletti. Öldürülenler arasında Kürt siyasetçi ve Suriye Gelecek Partisi Eşbaşkanı Hevrîn Xelef de vardı.
Hevrîn Xelef, 2014 yılında Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Ekonomi Komitesi eşbaşkanlığı görevini üstlenmişti. Daha sonra siyasi çalışmalara katılan Xelef, 18 Mart 2018’de kurulan Suriye Gelecek Partisi’nin genel sekreteri oldu. Hevrîn Xelef, 12 Ekim 2019’da Türkiye destekli paramiliter gruplar tarafından katledildi.
Kent işgal edildi
Saldırıların ardından Serêkaniyê tamamen Türkiye destekli çetelerin kontrolüne geçti. Saldırılar sırasında çok sayıda sivil katledildi veya yaralandı. Kentin altyapısı, su ve elektrik sistemleri ile konutlar büyük ölçüde tahrip edildi.
İşgal sonrasında Serêkaniyê büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kaldı. On binlerce kişi Hesekê ve Qamişlo gibi kentlere göç etti. Yerinden edilenlerin bir kısmı mülteci kamplarına yerleştirildi. Serêkaniyê’den göç edenler için Hesekê’nin batısında Tiwêna beldesi yakınlarında Waşûkanî kampı kuruldu ve yerinden edilenler burada yaşamaya başladı.
Kentten ayrılmak zorunda kalan halkın yerine ise çete gruplarının aileleri ile Doğu Guta, Humus ve Dera gibi bölgelerden getirilen bazı Arap aileler yerleştirildi. İşgalin ardından birkaç yıl içerisinde Serêkaniyê bölgesinde sadece 45-50 civarında Kürt kalmıştı. Bu demografik değişim ve zorla yerinden edilme uluslararası bazı insan hakları kuruluşlarının raporlarına da yansıdı.
Uluslararası hukuk ihlalleri
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Suriye Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) gibi kuruluşların raporlarına göre 2019’dan bu yana Serêkaniyê’de sivillerin zorla yerinden edildiği, keyfi tutuklamaların ve kaçırmaların devam ettiği, toprakların meşru sahiplerinin geri dönüş koşullarının sistematik olarak engellendiği, mülk ve arazilerin yağmalanıp el konulduğu kapsamlı bir şekilde ortaya kondu. Raporlarda ayrıca, özellikle Kürtler ve diğer azınlık gruplarının kentten uzaklaştırıldığı ifade ediliyor.
Demografik değişim
Birçok rapora göre Kürt nüfusun yerinden edilmesi ve başka grupların yerleştirilmesi, bölgenin demografik yapısının sistematik biçimde değiştirilmesi olarak değerlendiriliyor. Bu durum uluslararası insancıl hukukun ihlali olarak görülüyor. Öyle ki Serêkaniyê’deki okullarda 23 bin 500 civarında öğrenci öğrenim görmekteydi. O kadar acı bir sonuç ki işgal sonrası okullarda sadece 6 Kürt öğrenci kalmıştı. Eğitim dili Arapça ve Türkçe’ye dönüştürüldü. Resmi kurumlar tamamen Türklerin denetimine girdi ve burada Türkçe hâkim kılındı. Anlaşılacağı üzere tam bir işgal mantığı yürütüldü.
Bu durum, Serêkaniyê’deki işgalin yalnızca askeri değil, aynı zamanda demografik yapıyı değiştirmeye yönelik bir politika içerdiği yönündeki tartışmaları tekrar gündeme getirdi. Bu aynı zamanda Baas rejiminin ‘Arap Kemeri’ projesinin güncellenmiş haliydi. 21. yüzyılda Kürtler yeniden yerlerinden yurtlarından ediliyor, başka bölgelere sürülüyordu.
Kadın kazanımları hedefte
Bu arada Serêkaniyê’nin işgali sürecinde en ağır sonuçlardan biri kadınlar açısından yaşandı. 2019 öncesinde, yani Özerk Yönetim döneminde kadınlar yerel meclislerde temsil ediliyor, eşbaşkanlık sistemi uygulanıyor ve kadın kurumları aktif biçimde faaliyet yürütüyordu. YPJ güçleri ve kadın örgütleri kadınların korunmasına yönelik mekanizmalar oluşturmuştu.
İşgalden sonra ise uluslararası insan hakları raporlarına göre kadınların kaçırılması, tehdit edilmesi ve şiddete maruz bırakılması gibi olaylar arttı. Kadınların korunmasına yönelik mekanizmaların büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı belirtiliyor.
Dini azınlıklara eziyet
Serêkaniyê ve çevresinde yaşayan Asuri-Süryani topluluğu da işgal sürecinden etkilendi. Uluslararası raporlara göre bazı kiliseler ve dini yapılar yağmalandı ve bölgedeki Hristiyan topluluklar güvenlik kaygısı nedeniyle göç etmek zorunda kaldı. Birçok kişi Hesekê ve Qamişlo’ya göç ederken bazıları da Suriye’yi tamamen terk etti. Suriye Uluslararası Soruşturma Komisyonu, işgal altındaki bölgelerdeki yerel Hristiyan grupların büyük baskılara maruz kaldığını raporladı.
İşgal son bulmadı
Serêkaniyê bugün yalnızca savaşın yaşandığı bir kent değil; aynı zamanda demografik değişim, güvenlik kontrolü ve yerel halk üzerindeki baskı politikalarının bir arada yürütüldüğü bir alan olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Serêkaniyê meselesi yalnızca yerel bir sorun değil, aynı zamanda uluslararası siyaset ve insan hakları açısından da önemli bir başlık olarak görülüyor. Anlaşma sonrası Serêkaniyê’deki işgal henüz tam manasıyla son bulmadı. Geçtiğimiz aylar içerisinde Türkiye’ye bağlı “Ehrar El Şerqiye” ve “Ceyş El İslam” adlı paramiliter grupların Serêkaniyê’den çekildiği belirtildi. Hatta çetelerin çekilmeden önce zorla yerinden edilen halkın evlerini ve mülklerini yağmalayıp tahrip ettiği, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) tarafından duyuruldu.
Efrîn’e dönüşlerin başlamasından sonra Serêkaniyê’ye de dönüşlerin başlaması bekleniyordu ancak bu henüz gerçekleşmedi. Serekaniyê Göçmenleri Komitesi heyeti, 10 Şubat günü Hasekê Valisi Nuredin İsa’yı ziyaret ederek Serekaniyê’den zorla göç ettirilenlerin güvenli geri dönüşüne ilişkin bir görüşme gerçekleştirmişti.
İdari statü tartışması
Suriye idari sistemine göre Serêkaniyê, Hesekê vilayetine bağlı bir ilçe. Bu sisteme göre ilçelerdeki yöneticiler merkezi hükümet tarafından değil, valilik tarafından atanır. Mevcut durumda Hesekê Valisi Nureddin İsa Ehmed’in Serêkaniyê için idari atamalar yapma yetkisine sahip olduğu belirtiliyor. Yerel kaynaklara göre Hesekê yönetiminin yakın zamanda Serêkaniyê için yeni idari görevlendirmeler yapabileceği konuşuluyor.
Tapu ve mülkiyet sorunu
Serêkaniyê’de mülkiyet meselesi de uzun yıllar tartışma konusu oldu. Baas rejimi döneminde yürütülen “Arap Kemeri” projesi kapsamında Kürtlere ait birçok arazinin kamulaştırıldığı ve başka bölgelerden gelen Arap yerleşimcilere verildiği biliniyor.
29 Ocak anlaşmasının, yalnızca son yıllarda yerinden edilenlerin değil, aynı zamanda geçmişte gasp edilen mülkiyetlerin de yeniden ele alınmasını öngördüğü belirtiliyor.
Bu tartışma, Kürt toplumunun uzun yıllardır dile getirdiği tarihsel adalet ve mülkiyet hakları meselesini yeniden gündeme getiriyor.
YARIN:
- Kürtlerin Arap yerleşim politikalarından işgale uzanan sınır kenti Girê Spî’nin dikkat çeken tarihçesi ve işgalle yok edilmek istenen demokratik ruhu
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































