• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    ABD Ordusunda İran Bilançosu Ağırlaşıyor

    ABD Ordusunda İran Bilançosu Ağırlaşıyor

    TR724 HABER

    Akın Gürlek’ten ilginç ‘Gülistan Doku’ açıklaması: “Önemli olan mezarın yerini bulmak”

    ‘Okul saldırıları’ sonrası sözleri tepki çekmişti: Biricik Suden ilk kez konuştu

    ‘Okul saldırıları’ sonrası sözleri tepki çekmişti: Biricik Suden ilk kez konuştu

    TR724 HABER

    İktidar, ‘ana dilde eğitime’ kapı aralamıyor: “Mevcut uygulama yeterli”

    TR724 HABER

    Bahçeli, ‘ara seçim’ çağrılarına böyle cevap verdi: “Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız!”

    İktidarla Birlikte Karar da Değiştirdi: Netanyahu Tutuklanabilir

    İktidarla Birlikte Karar da Değiştirdi: Netanyahu Tutuklanabilir

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    İrade gaspını protesto eden 17 gence 51 yıl hapis cezası

    İrade gaspını protesto eden 17 gence 51 yıl hapis cezası

    Rojin Kabaiş’in annesi: Gülistan’ın katilleri bulundu, Rojin’in de katilleri bulunsun

    Rojin Kabaiş’in annesi: Gülistan’ın katilleri bulundu, Rojin’in de katilleri bulunsun

    Ermeni genç kadın Agathe Laurent Wan’da köklerinin izini sürüyor

    Ermeni genç kadın Agathe Laurent Wan’da köklerinin izini sürüyor

    İtalyan düşünür Andrea Surbone: Rojava’nın statüsünün ilk adımı Öcalan’ın özgürlüğüdür

    İtalyan düşünür Andrea Surbone: Rojava’nın statüsünün ilk adımı Öcalan’ın özgürlüğüdür

    Gemlik Yürüyüşü’ne katılanlar: Önderimiz özgür olmadan özgür olamayız

    Gemlik Yürüyüşü’ne katılanlar: Önderimiz özgür olmadan özgür olamayız

    Eşme Belediyesi operasyonu: Başkan Tozan ve 2 kişi tutuklandı

    Eşme Belediyesi operasyonu: Başkan Tozan ve 2 kişi tutuklandı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Timsah uyanıyor: Bursaspor yeniden yükselişte

    Timsah uyanıyor: Bursaspor yeniden yükselişte

    Kahramanmaraş’ta neler oldu? (1): “Tanrıya en yakın varlık”

    Kahramanmaraş’ta neler oldu? (1): “Tanrıya en yakın varlık”

    Bilgi, güç ve kaybolan hayatlar: 21. yüzyılın en büyük gizemi

    Bilgi, güç ve kaybolan hayatlar: 21. yüzyılın en büyük gizemi

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (2)

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (2)

    Necip F. Bahadır

    Tunceli’nin iç yüzü ve AKP’nin valisi!

    ‘Söz Vermiştik’: Acının içinden geçenlerin hikâyesi

    ‘Söz Vermiştik’: Acının içinden geçenlerin hikâyesi

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    ABD Ordusunda İran Bilançosu Ağırlaşıyor

    ABD Ordusunda İran Bilançosu Ağırlaşıyor

    TR724 HABER

    Akın Gürlek’ten ilginç ‘Gülistan Doku’ açıklaması: “Önemli olan mezarın yerini bulmak”

    ‘Okul saldırıları’ sonrası sözleri tepki çekmişti: Biricik Suden ilk kez konuştu

    ‘Okul saldırıları’ sonrası sözleri tepki çekmişti: Biricik Suden ilk kez konuştu

    TR724 HABER

    İktidar, ‘ana dilde eğitime’ kapı aralamıyor: “Mevcut uygulama yeterli”

    TR724 HABER

    Bahçeli, ‘ara seçim’ çağrılarına böyle cevap verdi: “Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız!”

    İktidarla Birlikte Karar da Değiştirdi: Netanyahu Tutuklanabilir

    İktidarla Birlikte Karar da Değiştirdi: Netanyahu Tutuklanabilir

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    İrade gaspını protesto eden 17 gence 51 yıl hapis cezası

    İrade gaspını protesto eden 17 gence 51 yıl hapis cezası

    Rojin Kabaiş’in annesi: Gülistan’ın katilleri bulundu, Rojin’in de katilleri bulunsun

    Rojin Kabaiş’in annesi: Gülistan’ın katilleri bulundu, Rojin’in de katilleri bulunsun

    Ermeni genç kadın Agathe Laurent Wan’da köklerinin izini sürüyor

    Ermeni genç kadın Agathe Laurent Wan’da köklerinin izini sürüyor

    İtalyan düşünür Andrea Surbone: Rojava’nın statüsünün ilk adımı Öcalan’ın özgürlüğüdür

    İtalyan düşünür Andrea Surbone: Rojava’nın statüsünün ilk adımı Öcalan’ın özgürlüğüdür

    Gemlik Yürüyüşü’ne katılanlar: Önderimiz özgür olmadan özgür olamayız

    Gemlik Yürüyüşü’ne katılanlar: Önderimiz özgür olmadan özgür olamayız

    Eşme Belediyesi operasyonu: Başkan Tozan ve 2 kişi tutuklandı

    Eşme Belediyesi operasyonu: Başkan Tozan ve 2 kişi tutuklandı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Timsah uyanıyor: Bursaspor yeniden yükselişte

    Timsah uyanıyor: Bursaspor yeniden yükselişte

    Kahramanmaraş’ta neler oldu? (1): “Tanrıya en yakın varlık”

    Kahramanmaraş’ta neler oldu? (1): “Tanrıya en yakın varlık”

    Bilgi, güç ve kaybolan hayatlar: 21. yüzyılın en büyük gizemi

    Bilgi, güç ve kaybolan hayatlar: 21. yüzyılın en büyük gizemi

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (2)

    Aydınlanma dönemi kapandı mı? (2)

    Necip F. Bahadır

    Tunceli’nin iç yüzü ve AKP’nin valisi!

    ‘Söz Vermiştik’: Acının içinden geçenlerin hikâyesi

    ‘Söz Vermiştik’: Acının içinden geçenlerin hikâyesi

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

AKP rejimi, Hizmet Hareketi’ne niçin savaş açtı? (5)

SG by SG
21 Nisan 2026
in Güncel, Politika
0
Hocaefendi’nin zulüm sürecindeki rehberliği


YÜKSEL ÇAYIROĞLU | YORUM

Buraya kadar daha çok Hocaefendi’nin yorum ve değerlendirmelerinden hareketle Hizmet hareketine yönelmiş eleştiriler üzerinde durduk. Ancak ortada gerçekten bir “kavga”dan söz edilecekse, bunun elbette bir de karşı tarafı, yani AKP cenahı vardır. Dolayısıyla cevap bekleyen önemli sorulardan biri de şudur: AKP rejimi Hizmet hareketine niçin savaş açtı?

Bu soruya kesin ve tek bir cevap vermek kolay değildir. Bununla birlikte Fethullah Gülen Hocaefendi’nin değerlendirmelerini merkeze alarak meseleye ışık tutabilecek bazı sebepler üzerinde durmak mümkündür.

1. İstibdadın Tabiatı

Erdoğan’ın zaman içinde giderek otoriterleştiğinde ve Türkiye’de güçlü bir tek adam yönetimi kurduğunda şüphe yoktur. Her ne kadar Erdoğan ve AKP yönetimi ülkede bir diktatörlük bulunduğu iddiasını reddetse de tarihte hiçbir diktatör kendi yönetimini diktatörlük olarak nitelendirmemiştir. Aksine hemen hepsi demokratik ilkelere bağlı olduklarını iddia etmiştir.

Bir ülkede yönetim şekline “demokrasi” denmesi tek başına o ülkenin gerçekten demokratik olduğu anlamına gelmez. Göstermelik seçimler, etkisizleştirilmiş muhalefet partileri veya kâğıt üzerinde varlığını sürdüren bir güçler ayrılığı sistemi bir ülkeyi demokratik yapmaya yetmez. Asıl belirleyici olan, iktidarın gücü nasıl kullandığı ve devlet mekanizmasının nasıl işlediğidir.

Devlet yönetiminde kararların nasıl alındığını ve süreçlerin nasıl yürütüldüğünü az çok bilen biri için, Türkiye’de yönetimin giderek daha merkezî ve despotik bir karakter kazandığını görmek zor değildir.

Bir yatsı namazı sonrası diktatörlükle ilgili bir belgesel izleyen Hocaefendi, programda anlatılanları Türkiye’deki bazı uygulamalarla karşılaştırdıktan sonra şu dikkat çekici değerlendirmede bulunmuştur: “Hayret, bütün diktatörler nasıl da birbirine benziyor.”

Hocaefendi farklı sohbetlerinde hem eski çağlarda hem de modern dönemde yaşamış diktatörlerin icraatlarına ve akıbetlerine sık sık değinmiş ve bu örnekler üzerinden yöneticilere dolaylı mesajlar vermiştir.

Tarih göstermektedir ki bütün zorba yönetimler gücü ele geçirdiklerinde ilk olarak muhalif ve düşman gördükleri kesimleri bastırmaya ve etkisiz hâle getirmeye yönelirler. İstibdat ve zorbalığın arttığı bir ülkede yapılan zulümlere tek tek gerekçe aramanın çoğu zaman bir anlamı kalmaz. Çünkü böyle rejimlerde muhalif olmak başlı başına bir suç hâline gelir. Tiranlarla aynı dünya görüşünü paylaşmamak cezalandırılmak için yeterli görülür. (Gülen, Işık-Karanlık Devr-i Daimi, s. 143)

Hocaefendi, müstebit yönetimlerin bu karakterini şu sözlerle tasvir eder: “Eğer tiranların hasım listesine girdiyseniz, ülkenize ve insanlığa hizmet adına ne kadar güzel işler yaparsanız yapın yine de onların saldırısından ve hışmından kurtulamazsınız. Sizin yapacağınız en hayırlı hizmetlere bile bir kulp takmasını bilirler. Akl-ı selim, hiss-i selim ve kalb-i selimin hiçbir şekilde itiraz edemeyeceği en makul ve en hayırlı işleri bile karalamaktan bir an bile geri durmazlar.” (Gülen, Fütüvvetin Nurlu Yolu, s. 161)

2. İktidarın Paranoyası

Paranoya, gerçekçi olmayan aşırı korku ve kuşkularla karakterize edilen bir ruh hâlini ifade eder. Paranoyak kişiler kendilerini sürekli tehdit altında hissederler. Eleştirilere karşı son derece hassastırlar, affetmekte zorlanırlar ve en küçük şüpheleri bile büyük bir tehlike olarak algılarlar.

Bu tür bir ruh hâline kapılan liderler, iktidarlarını kaybetme korkusuyla adeta titrerler. Kimseye güvenemedikleri için bütün güç ve yetkileri kendi ellerinde toplamaya çalışırlar. Devlet kadrolarına yapılacak görevlendirmelerde liyakatten ziyade sadakati esas alırlar. Buna rağmen kimseye tam anlamıyla güvenemedikleri için yakın çevrelerindeki kadroları sık sık değiştirirler. Kendilerini korumak için geniş güvenlik mekanizmaları kurar, rejim muhaliflerini kolaylıkla ihanetle suçlarlar.

Yanlarına çekemedikleri kimseleri dış güçlerin uzantısı olarak yaftalar, en küçük kıpırdanışları bile kendilerine karşı kurulmuş bir komplo olarak yorumlarlar.

Hocaefendi birçok yazı ve konuşmasında Erdoğan yönetiminde giderek belirginleşen bu paranoyaya dikkat çekmiş ve Hizmet hareketine karşı yürütülen cadı avını büyük ölçüde bu psikolojiyle açıklamıştır. Nitekim bir yazısında şu değerlendirmede bulunur:

“Yaşadıkları paranoyadan dolayı her sesten, her sözden, her kıpırdanıştan korkuyor, milyonda bir tehlike sezecek olsalar bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için her tür kötülüğü yapıyorlar.” (https://herkul.org/kirik-testi/mazluma-arka-cikmak/)

Onun dile getirdiği şu ifadeler ise bu paranoya hâlinin ulaştığı boyutları daha çarpıcı şekilde ortaya koyar:  “Bizimkilerde ne kadar vehim var. Başlarında bir pire uçsa, bu zehir taşıyor, bize zararı dokunabilir diye onu bile tutup öldürürler. Paranoyanın bu ölçüde yaşandığı başka bir zaman olmamıştır.” 

Hocaefendi, hükümet çevrelerinin Türkiye’de yaşanan her olumsuzluğu bir şekilde Hizmet hareketiyle ilişkilendirmesini de aynı psikolojiyle izah eder. Bu durumu bazen ironik ifadelerle dile getirmiştir: “Deprem olsa bunu bile bizden bilirler. Eskiden paranoya diyordum. Şimdi cinnet-i tâmme demek lazım.” 

Benzer bir değerlendirmeyi şu sözlerinde de görmek mümkündür: “Gökteki bir meteor ‘kara sarayın’ üzerine düşse bunu bile bir şekilde bize bağlar, ‘Bunlar bunu gökteki ervah-ı habiseye yaptırdı.’ derler.”

3. Fasit Kıyaslar

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde, “Mümin müminin aynasıdır.” (Ebu Davud, edeb 49) buyurur. İnsan çoğu zaman başkalarını anlamaya çalışırken onları kendisine kıyas eder; yani insanları kendi karakteri üzerinden okumaya çalışır. Bu yüzden de çoğu kimse başkalarını değerlendirirken farkında olmadan kendi iç dünyasının ölçülerini kullanır.

Mesela içi fitne ve fesat dolu bir insan, başkalarının söz ve davranışının arkasında da mutlaka gizli bir hesap arar; en masum tavırları bile kötüye yorumlar. Böyle bir zihin dünyası kaçınılmaz olarak suizanlara, ithamlara ve iftiralara kapı aralar. Buna karşılık kalbi temiz ve niyeti halis olan bir insan ise çoğu zaman herkesi kendisi gibi iyi zanneder. Bu yüzden de bazen hüsnüzannının kurbanı olur ve aldanabilir.

Erdoğan’ın ve yakın çevresinin, Hizmet mensupları hakkında paranoyaya varan suçlamalarda bulunmalarının önemli sebeplerinden biri de onları kendileriyle kıyas etmeleridir. Yaptıkları şey büyük ölçüde fasit bir kıyastır. Hocaefendi bu hususu birçok defa dile getirmiş; onların Hizmet insanlarını da kendileri gibi zannettikleri için anlayamadıklarını, önyargılarla ve yanlış algılarla hareket ettiklerini ve bunun sonucunda büyük haksızlıklar yaptıklarını ifade etmiştir.

Nitekim bir yazısında şu değerlendirmede bulunur: “Hizmet gönüllüleri aleyhinde faaliyette bulunan kimseleri yanıltan diğer bir nokta ise onların vehim ve ihtimallere göre hareket etmeleri ve hizmet insanlarını başkalarıyla, belki kendileriyle kıyaslamalarıdır. Bazı insanlar, güç ve kuvveti elde edince bunu bir taraftan kendi maddî imkânlarını ve konumlarını güçlendirme, diğer yandan da kendileri gibi düşünmeyen insanları ezme ve bastırma istikametinde kullandıkları için başkalarının da aynı şeyi yapmasından korkuyorlar.” (Gülen, Dert Musikisi, s. 202)

Hocaefendi’ye göre Hizmet insanlarını doğru anlayamamanın arkasında da bu yanlış kıyaslar yatmaktadır. Bu düşüncesini şu sözlerle ifade eder: “Değişik dünyevi avantajlar, şahsî çıkarlar, makam ve payeler insanları nasıl da değiştiriyor. Hayret! Bu tür şeylerle zehirlenmiş kişiler sizi de anlayamazlar. Kendileri gibi zannederler. Alemi nasıl bilirsin, kendim gibi. Size bakarken şöyle düşünürler: “Herhalde bunlar yurtdışına ekstra menfaatler elde etmek için gidiyorlar.” Kur’anî makuliyet ve mantıkıyette yararlı bir iş yapma mülahazasıyla bir araya gelmiş insanları menfaat ve istikbal için bir araya gelmiş zannediyorlar.”

4. Vesayet Altına Alamamaları

Erdoğan’ın sıkça tekrarlanan “Bitaraf olan bertaraf olur.” sözü, aslında onun siyasi anlayışını açık şekilde ortaya koymaktadır. Bu söz, farklı görüşlere alan tanıyan çoğulcu bir anlayıştan ziyade mutlak itaat ve biat beklentisini ifade etmektedir. Nitekim iktidarını güçlendirdikçe Erdoğan’ın Türkiye’deki birçok cemaat ve tarikatı kendi siyasî vesayeti altına alma çabası içine girdiği görülmüştür.

Hizmet hareketinden beklentisi de büyük ölçüde bu yöndeydi. Hizmet’in yurt içi ve yurt dışındaki kurumlarının ve gönüllülerinin kendi politikalarını desteklemelerini, uluslararası faaliyetlerde kendi liderliğini öne çıkarmalarını ve bir anlamda AKP’nin gayr-ı resmî temsilcileri gibi hareket etmelerini istiyordu.

Ne var ki Hizmet hareketi ortaya çıktığı günden itibaren siyasi yapılardan bağımsız kalmayı temel prensiplerinden biri olarak benimsemiştir. Bu sebeple ne AKP’ye ne de başka bir siyasi partiye kayıtsız şartsız biat etmemiştir. Hizmet gönüllüleri, iktidarın, ülke menfaatine uygun olduğunu düşündükleri bazı politika ve uygulamalarına destek verseler de ülkeye zarar verdiğini düşündükleri icraatlarını eleştirmekten de geri durmamışlardır. Dolayısıyla hiçbir zaman AKP’nin siyasî vesayetini kabul etmemişlerdir. Zira böyle bir tavır, yapılan yanlış ve haksızlıkların da sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelirdi.

Erdoğan, Hizmet’in bu bağımsız duruşunu hiçbir zaman hazmedememiş ve bunu kendi siyasi geleceği açısından bir tehdit olarak görmüştür. Bu sebeple zamanla Hizmet hareketini etkisiz hâle getirme ve ortadan kaldırma yönünde sert adımlar atmıştır. Bunun sonunda da çok ağır mağduriyetler ortaya çıkmıştır. Bir başka ifadeyle Hizmet hareketi, bağımsız duruşunun bedelini ödemek zorunda bırakılmıştır.

Hocaefendi farklı sohbet ve röportajlarında Erdoğan yönetiminin bu vesayet beklentisine dikkat çekmiş ve Hizmet gönüllülerine karşı yürütülen düşmanlığın temel sebeplerinden birinin bu olduğunu dile getirmiştir. Nitekim bir sohbetinde şu ifadeleri kullanmıştır: “Gittiğimiz bütün ülkelerde, bütün müesseselerimizle kendilerinin reklamını yapmamızı, onu halife ilan etmemizi istediler. Biz bunu yapmayınca da tekerleğe çomak soktular ve ciddi sarsıntıya sebebiyet verdiler.”

Benzer bir değerlendirmeyi verdiği bir röportajda da görmek mümkündür: “Anlaşmazlığımızın bir diğer önemli nedeni de dünya çapında okulları başarıyla işleten Hizmet Hareketi’nin Erdoğan’ın “Müslüman dünyasının lideri” olma hedefini onaylamamış olması ve bu hedefi uluslararası arenada hiçbir zaman desteklememiş olmasıdır. Bu nedenle Erdoğan şimdi dünya çapındaki Hizmet okullarını kapatmak veya Türk Maarif Vakfı’na aktarmak için diplomatlar ve istihbarat servisi de dahil olmak üzere emrindeki tüm gücü kullanıyor.” (el-Ahrâm, 23 Haziran 2018)

Başka bir röportajında ise AKP yöneticilerinin bir dönem cemaate sıcak görünmelerinin arkasında da büyük ölçüde kendi çıkarlarının bulunduğunu ifade etmiştir. Buna göre beklenti, dünyanın dört bir yanındaki Hizmet gönüllülerinin adeta birer AKP teşkilatı gibi çalışmaları; Erdoğan’ı büyük bir lider, hatta bütün Müslümanların lideri olarak tanıtmalarıdır. Ancak  Hocaefendi böyle bir tavrın Hizmet hareketinin temel ilkeleriyle bağdaşmasının mümkün olmadığını özellikle vurgulamıştır. Ona göre Hizmet’in hiçbir zaman AKP’ye karşı düşmanca bir tavrı olmamış olsa da, coşkulu bir siyasî destek vermemesi dahi iktidar çevrelerinde ciddi bir rahatsızlık doğurmuştur. (https://www.youtube.com/watch?v=WwY-dkoKVu0)

AKP ile Hizmet hareketi arasında yaşanan önemli gerilimlerden biri de başkanlık sistemi meselesidir. Hocaefendi,  başkanlık sistemine kategorik bir karşıtlık içinde olmadığını ifade etmekle birlikte Erdoğan’ın teklif ettiği modeli “sultanlık rejimine” benzetmiş ve bu yüzden desteklemediğini belirtmiştir. Bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Erdoğan, başkanlık sistemi fikrini alenen desteklememiz için bana ve Hizmet sempatizanlarına baskı yaptı. Hizmet kurumlarına devlet tarafından finanse edilen alternatifleri destekleyerek baskıyı artırdı ve ardından onları kapatmakla tehdit etmeye başladı. Onun talebine uyup sadık olsaydık, şimdi Türk hükümetinin iyiliğinin tadını çıkarıyor olurduk. Ama biz reddettik ve son üç yıldır onların öfkesiyle karşı karşıyayız. Buna bağımsızlığın bedeli denilebilir. Bu gerçekten ağır bir bedel ama hiçbir pişmanlığım yok ve hiçbir arkadaşımın pişmanlığı olduğuna inanmıyorum.” (Politico, 9 Eylül 2016)

5. Haset ve Hazımsızlıkları

Fethullah Gülen Hocaefendi’ye göre masum Anadolu evlatlarına reva görülen katmerli zulümlerin bir diğer önemli sebebi de yönetim erkini elinde bulunduran bazı çevrelerin haset ve hazımsızlık duygularıdır. Hocaefendi sohbetlerinde defalarca haset üzerinde durmuş, bu onulmaz hastalığa yakalanan bir insanı tımarhanelerin bile tedavi edemeyeceğini, hasedin insana küfrün yaptıramayacağı kötülükleri yaptırabileceğini ifade etmiştir. (https://herkul.org/kirik-testi/islah-yolu/)

O, farklı zamanlarda şu düşünceyi dile getirmiştir: “Çekememezlik ve hazımsızlığa girerek dostu düşman hâline getirdiler ve bindikleri dalı kestiler.”

Hocaefendi, haset duygusunun insanlara nasıl büyük tahripler yaptırabileceğini şu sözleriyle dile getirir: “Kinlerine, hasetlerine ve kibirlerine yenik düşen zavallılar, bin bir emek ve gayretle ortaya konmuş bir harmanı yakıp yıkmaya çalışıyor.” (Gülen, Fütüvvetin Nurlu Yolu, s. 211)

Başka bir yerde ise haset ve kin duygularının nasıl bir düşmanlık atmosferi oluşturduğunu şu ifadelerle anlatır: “Maalesef günümüzde bütünüyle kin ve haset duygularına yenik düşmüş bir kesim, olup biten her olumsuzluğu başkalarına fatura ediyor, meydana gelen bütün suçları, günah keçisi ilan ettiği bir camiaya yüklüyor, sürekli onların gıybetini yapmak suretiyle yamyamlar gibi insan eti yiyor, akla hayale gelmeyecek yalan ve iftiralarla onları karalıyor. Yalan, iftira, gıybet, karalama, intikam onların huyu, âdeti hâline gelmiş.” (Gülen, Işık Karanlığı Boğarken, s. 220)

Hocaefendi’ye göre haset duygusu yalnızca itham ve karalamalarla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda ağır zulümlere de zemin hazırlamaktadır: “Hasetçi zalimler, kendilerince buldukları veya icat ettikleri “makul(!) şüphelerden” ötürü çoluk çocuk, kadın ihtiyar demeden nice masumların canını yakıyor, onlara hayatı dar ediyorlar. Onların ağzına fermuar vurmak ve tesir alanlarını daraltmak suretiyle kendi dünyalarını kurmaya ve saltanatlarının ömrünü uzatmaya çalışıyorlar.” (https://herkul.org/kirik-testi/islah-yolu/)

Hocaefendi hasedin arkasındaki psikolojik sebeplere de dikkat çeker. Ona göre bazı insanlar, kendileri benzer hizmetler ortaya koyamadıkları için başkalarının başarılarını hazmedemez ve bu yüzden düşmanlığa yönelirler: “İbn Selüllerin direktifleriyle iş yapan diplomalı cahiller haset duygusuna yenik düştüklerinden ötürü dinine, milletine, vatanına ve topyekûn insanlığa hizmet eden fedakâr gönülleri hazmedemiyorlar. Hayatlarında beş tane insana Allah’ı anlatamamış, Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ı sevdirememiş, dinî değerleri benimsetememiş zavallılar hasetle yanıp kavruluyorlar. Bu yüzden de küfür ölçüsünde cinayetler işliyorlar. Dünyanın değişik yerlerinde, geçmişten tevarüs ettikleri güzelliklerin meşherlerini hazırlayan insanların yaptıklarını yıkıyorlar. Verdikleri rüşvetlerle, attıkları yalan ve iftiralarla hayır müesseselerini kapattırmaya çalışıyorlar. Âdeta bütün mabetlere dinamit koymak için seferber olmuş gibiler.” (https://herkul.org/kirik-testi/din-istismari/)

6. Günah Keçisi Arayışı

AKP rejiminin Hizmet hareketine yönelttiği başlıca suçlamalar şunlardır: Toplumda iftirak ve ayrışmalara yol açmak, hedefine ulaşmak için dinî değerleri istismar etmek, nifak ve ikiyüzlülük sergilemek, devlette kadrolaşmak, darbe tertiplemek, liderini taparcasına kutsamak, ona kayıtsız şartsız itaat etmek, hukuka ve dine aykırı işlerin içine girmek, toplumda fitne ve fesat çıkarmak…

Oysa taassup hastalığına yakalanmamış objektif bir bakış, bu suçlamaların büyük ölçüde AKP iktidarının pratiğiyle örtüştüğünü rahatlıkla görecektir. Zira Erdoğan yönetimi, cemaati itham ettiği pek çok davranışı fiiliyatta kendisi sergilemiş; suçladığı hususların birçoğunu fazlasıyla kendisi işlemiştir.

Üstelik AKP’nin dine, hukuka ve ahlâka aykırı icraatları bunlarla da sınırlı değildir. Terör örgütlerine yardım iddialarından sistematik yolsuzluklara kadar pek çok ağır suçlamayla anılmış; ekonomi, eğitim, ahlâk, dinî hayat, kültür ve sanat, sosyal düzen ve siyaset alanlarında derin tahribatlara yol açmıştır.

Bütün istibdat yönetimlerinde olduğu gibi AKP rejimi de kendi hata ve yanlışlarının sorumluluğundan kurtulabilmek için bir “günah geçişi” üretme yoluna girmiştir. Böylece giderek artan toplumsal öfke ve eleştirileri, kendi inşa ettiği ortak düşmana yönlendirmiştir. Hizmet hareketini “hain” ilan ettikten sonra ülkedeki pek çok olumsuzluğun sorumluluğunu onun üzerine yıkmaya başlamıştır. Hocaefendi bu durumu şu sözleriyle ifade eder:

“Kendi kirli düşünce dünyalarını örtbas etmek için başkalarını karalıyorlar. Kamuoyuna izah edilemeyen her hususu Cemaat’e yıkmak suretiyle kendilerini temize çıkarma gibi bir refleks var. Aslında bir endam aynasının karşısına geçip baksalardı, söyleyip ettikleri şeylerin numara ve drobunun kime uyduğunu çok iyi göreceklerdi.”

Hocaefendi başka bir sohbetinde ise iftira ve tezviratlarıyla cemaate olmadık suçlar isnat edenleri şu çarpıcı ifadelerle tasvir eder: “Dağlar cesametinde mesavisini görmeyen, başkasının sinek kanadı kadar kusurlarına takılan akılzedeler.”

Ona göre bu kişiler gırtlağına kadar bataklığa gömülmüş oldukları hâlde, yağan yağmur sebebiyle paçalarına biraz çamur sıçramış insanların hâline bakıp onları ayıplayan kimselere benzemektedir. Masum insanlara yöneltilen suçlamalarla suni gündemler oluşturulmasının, kendi şekavetlerini, haramiliklerini, hırsızlıklarını ve eşkıyalıklarını unutturmaya matuf olduğunu belirtir. Hizmet insanlarına yöneltilen “haşhaşi, paralel, karmati” gibi suçlamaları ise zalimlerin ruhlarında biriken ziftin dışa vurumu olarak değerlendirir. (27 Ocak 2016)

Onun şu ifadeleri de Hizmet hareketini ezme çabalarının arkasındaki motivasyona işaret eder: “Gönüllüler hareketini “günah keçisi” ilan ettiler ve ne kadar suç ve günah varsa ona yüklemeye kalktılar. Karalama adına hiç olmayacak isnatlarda bulundular. Yakın zamanda işlenmiş ne kadar suç varsa, hedef tahtası hâline getirdikleri bir hareketin sırtına yüklemek suretiyle işin içinden sıyrılmaya çalıştılar.” (Gülen, Işık Karanlığı Boğarken, s. 191)

Hocaefendi, verdiği bir röportajda ise neden özellikle Hizmet hareketinin hedef seçildiğini şu şekilde izah etmiştir: “Bir günah keçisi için Hareketi seçmesinin anlaşılabilir olduğu söylenebilir, çünkü tüm bu baskı ve adaletsizliğe ve karalama kampanyasına rağmen, Hizmet Hareketi’nin tek bir üyesinin bile yumruğunu ona karşı kaldırmayacağından ve herhangi bir misilleme gerçekleşmeyeceğinden o kadar emindi.” (el-Ahrâm, 23 Haziran 2018)

7. Saltanatını Kaybetme Korkusu

Hocaefendi’nin bir sohbetinde sarf ettiği şu kelimeler, yaşananların bir özeti gibidir: “Kendi ikballeri için başkalarının ikballerine tuzaklar kurdular.”

Peki, Erdoğan, neden Hizmet gönüllülerini kendi ikbal ve istikbali için bir tehdit olarak görmüştü? Çünkü büyük yolsuzluklara bulaşmış ve gırtlağına kadar suça batmıştı. Bu nedenle devlet kurumlarında, özellikle yargı ve emniyet teşkilatında, işlediği cürümlere ortak olacak sadık adamlara veya en azından alacağı rüşvet karşılığında bunları görmezden gelecek “satın alınabilir” memurlara ihtiyacı vardı.

Oysa Hizmet değerlerini içselleştirmiş insanlar bu yapı ve karakterde değildi. Ne Erdoğan’a kayıtsız şartsız biat ederlerdi ne de üç beş kuruşluk dünya menfaatine kendilerini satarlardı. Onlar kanun ve adaletin gereği neyse onu yaparlardı. 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında karşımıza çıkan gerçek de bu idi. Hükümet, yolsuzluk iddialarına cevap vermek ve suçluların peşine düşmek yerine; hizmetle irtibatlı insanların varlığını bir nevi tehdit olarak görmüş ve hukuku yok sayma pahasına onları ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Hocaefendi bu durumu bir sohbetinde şöyle özetler: “Şöyle bir düşünceye sahipler: Madem bunlar büyüyor ve güçleniyor. Bunlara hayat hakkı tanımayalım ki ayıplarımızı yakın takibe alıp bizi sorgulamasınlar.” 

Başka bir sohbetinde de “ehl-i dünya, ehl-i gaflet ve ehl-i dalalet” olarak isimlendirdiği bazı kesimlerin, kendi dünyalarına ilişilir korkusuyla Hizmet hareketine sürekli saldırdıklarını ifade etmiştir.

Hocaefendi, gözü dönmüş zalimlerin saltanat hırsıyla nasıl canavarlaştığını ise şöyle dile getirir: “Saltanatlarını devam ettirmenin önünde engel gördüklerini ya dünyalık vaatleriyle yanlarına çekiyor ya da onlara her tür zulmü yapmaktan geri durmuyorlar. Yürüdükleri şeytanî güzergâhta yol emniyetini temin edebilmek için karşılarına melek dahi çıksa ezip geçmeyi yeğliyorlar. Sırf kısacık dünya hayatı adına geleceklerinin kararabileceği korkusuyla masum insanların dünyalarını karartıyorlar.” (https://herkul.org/kirik-testi/yolda-dokulenler-ve-sarsilmadan-yuruyenler/)

Tam bu noktada Hocaefendi, AKP’nin içine düştüğü büyük çelişkiye dikkat çeker: “Kanunlara riayeti bir tarz-ı hayat haline getiren bu ülkenin insanlarına “örgüt” derseniz size de sorarlar: On iki yıldır bu insanlarla beraber çalıştınız. Onlar bunca senedir emrinizde görev yaparken iyi idi de yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra birden kötü mü oldular?” (Zaman Gazetesi, 21 Mart 2014)

8. Doku Uyumsuzluğu

Yarasaların ışıktan rahatsız olması gibi, kirli insanlar da çevrelerinde temizlerin bulunmasından rahatsızlık duyar. Vicdanlarını rahatlatabilmek için, beraber yol yürüdükleri insanları da kirletirler.

Hocaefendi, suça bulaşmış zalimlerin psikolojisini şu ifadelerle tahlil eder:

“İdarenin hangi kademesinde bulunursa bulunsun, milletin malını hortumlama, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, bohemce bir hayat yaşama veya kendi çevresini kayırma gibi büyük günahları işleyen insanlar, bu melanetlere başkalarının muttali olmasını istemezler. Dolayısıyla kendilerinden olmayan ve işledikleri gayrimeşru işleri tasvip etmeyen temiz ve dürüst insanların, yaptıkları melanetlere muttali olabilecekleri konumlara gelmesinden rahatsızlık duyarlar. Kendilerine engel olunacağından, yaptıklarının deşifre edileceğinden, aldattıkları kitleler nezdinde kredi kaybedeceklerinden korkar, bütün bunları engelleyebilmek için dürüst ve temiz insanlara akla hayale gelmedik yollarla baskı uygularlar.” (Gülen, Yolun Kaderi, s. 66)

9. Hizmeti Anlayamamaları

Hocaefendi’ye göre, Hizmet gönüllülerinin niyet ve hedeflerini bilen, bu hareketin eda edeceği vazife ve fonksiyonları anlayan birinin ona karşı durması söz konusu olamaz.

Onun şu sözleri bu konuya ışık tutar: “Derdi dünya olanlar, gözlerini ukbaya dikmiş fedakâr ruhların söz ve fiillerini kendilerine göre tevil ederler. Diyelim ki siz, iman ve Kur’ân hizmetine zarar verebileceğini düşündüğünüz için ayağınıza kadar gelen bir kısım makam ve pâyeler karşısında müstağni ve müstenkif davranmayı tercih ettiniz. Derler ki, “Daha büyüğünü elde etmek için böyle davranıyor.” Bileğinizin hakkıyla bir kısım konumlara gelirsiniz, bu sefer de sizin hakkınızda, güç ve imkân devşirme, hortumlama yapma, devleti ele geçirme gibi türlü türlü itham ve suçlamalarda bulunurlar. Siz, samimi duygularla dünya saltanatında gözünüz olmadığını ifade edersiniz ama onlar bu sefer de sizi gerçeği gizlemekle, takiyye yapmakla suçlarlar. Ne deseniz, ne yapsanız onları kendinize inandıramazsınız.” (Gülen, Fütüvvetin Nurlu Yolu, s. 245)

Hocaefendi, yapılan işlerin güzelliğinin görülememesinin temel sebebini de önyargıda görür: “Bazıları yapılan işin güzelliğine bakmak yerine o işi yapan insanlara odaklanmaktadır. Çünkü onlar, bir kere bu insanları bir yere koymuş, onlar hakkında hükmünü vermiş, onları “öteki” ilan etmiş, onlara “kötü” damgasını vurmuşlardır. Yapılan güzel işler de onlara bağlı olarak “kötü” sayılmaktadır. Yani yapılan işin kendisine değil, kimin yaptığına bakılarak hüküm verilmektedir. Onlar insanları cennete götürseler, cehennemden korusalar, vicdanları imanla coştursalar, kalblerdeki o cennet çekirdeğini büyütüp yeşertseler, dünyada insanlara huzur ve itminan yaşatsalar… yine de yaptıkları işler kötü görülür ve onlar suçlu ilan edilir.!” (https://herkul.org/kirik-testi/gunumuzun-mevlanalari/)

Sonuç

Toparlayacak olursak, AKP rejiminin Hizmet hareketine karşı yürüttüğü saldırı, salt bir siyasi mücadele veya ideolojik anlaşmazlıkla açıklanamayacak kadar çok boyutludur. Hocaefendi’ye göre, bu sürecin temelinde Erdoğan’ın otoriterleşmesi, paranoya ve mutlak vesayet arzusu vardır. Onun kendi ikbal ve saltanatını tehdit edenleri sindirme isteği, devletin tüm kurumlarını kontrol altında tutma refleksiyle birleşmiştir. Hizmet Hareketi’nin bağımsız ve ahlâkî duruşu, onların hiçbir çıkar ve makam için biat etmeyeceklerini göstermesi, zalimlerin gözünde en büyük tehdit olmuştur.

Bu korku ve tehdit algısı, haset, hazımsızlık ve öfkeyle birleşmiş; kendi suç ve kusurlarını gizlemek için Hizmet insanlarını “günah keçisi” ilan etmelerine yol açmıştır. Temiz, dürüst ve fedakâr gönüllülerin varlığı, kirli niyetli kişiler için tahammül edilemez bir “doku uyumsuzluğu” yaratmış, yapılan işlerin güzelliği ve uluslararası katkıları göz ardı edilmiştir.

Buraya kadar yapılan izahlardan anlaşılacağı üzere Hocaefendi, bazı AKP’lilerin Hizmet’e karşı taşıdıkları hazımsızlık ve hoşnutsuzlukların baştan beri farkındaydı. AKP yönetiminin müstebit uygulamalarından ve vesayetçi politikalarından ciddi rahatsızlık duyuyordu. AKP ile Hizmet arasındaki ilişkinin bozulmasından ve harekete yönelik kapsamlı bir tasfiye sürecinin başlayabileceğinden büyük endişe ediyordu.

O hâlde, acaba bunun önüne geçmek için herhangi bir adım atmış mıdır? Bu sorunun cevabını bir sonraki yazıda ele alacağız…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: AKPFethullah GülenHizmet Hareketi
ShareTweet
Previous Post

Bahar enerjisini cildinize yansıtın: Bahar mevsiminde ışıldayan bir cilt için 7 adımda yenileyici bakım rehberi

Next Post

Okul saldırıları sonrası 661 hesap hakkında soruşturma açıldı; 68 tutuklama

Related Posts

TR724 HABER
Güncel

Akın Gürlek’ten ilginç ‘Gülistan Doku’ açıklaması: “Önemli olan mezarın yerini bulmak”

21 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

İktidar, ‘ana dilde eğitime’ kapı aralamıyor: “Mevcut uygulama yeterli”

21 Nisan 2026
Manavgat Belediyesi Soruşturmasında 21 Gözaltı Daha
Güncel

Manavgat Belediyesi Soruşturmasında 21 Gözaltı Daha

21 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

Bahçeli, ‘ara seçim’ çağrılarına böyle cevap verdi: “Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız!”

21 Nisan 2026
TR724 HABER
Güncel

Ataşehir Belediyesi’ne operasyon; Onursal Adıgüzel ve 20 kişi adliyeye sevk edildi!

21 Nisan 2026
Ömer Çelik'ten Özgür Özel'e Yanıt: Kendi Siyasi Yetersizliğinin İspatı
Güncel

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e Yanıt: Kendi Siyasi Yetersizliğinin İspatı

21 Nisan 2026
Next Post
TR724 HABER

Okul saldırıları sonrası 661 hesap hakkında soruşturma açıldı; 68 tutuklama

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter