HASAN CÜCÜK | HABER İNCELEME
2018 Dünya Kupası’nda yaşanan büyük hayal kırıklığının ardından Messi, milli takıma süresiz ara verdi. Aslında bu ilk değildi. İki yıl önce de benzer bir karar almış, milli formadan uzaklaşmıştı.
Haksız da sayılmazdı. Üç yıl üst üste; 2014 Dünya Kupası, 2015 ve 2016 Copa America finallerini kaybetmesi Messi’yi pes ettirmişti.
Dışarıdan bakıldığında bu kararın Arjantin’de büyük bir infial yaratması beklenebilirdi. Ancak gerçek çok farklıydı.
Ülkede Messi’ye duyulan sevgi baki olsa da milli takıma olan inanç ciddi şekilde sarsılmıştı. Arjantinliler, her hafta Barcelona formasıyla dünyanın en iyi futbolcusunu izliyor, ancak aynı Messi’nin neden milli takımda o etkiyi yaratamadığını sorguluyordu.
Neden Maradona’nın 1986’da yaptığı gibi ülkesini zirveye taşıyamıyordu?
Cevabı kimse bilmiyordu.
Kimsenin inanmadığı adam
Tam da bu dönemde Arjantin Futbol Federasyonu, beklenmedik bir tercihle Lionel Scaloni’yi takımın başına getirdi.
Üstelik geçici teknik direktör olarak.
Ne teknik direktörlük kariyeri vardı ne de kamuoyunun desteği.
Menotti, Bilardo ve Bielsa gibi efsanelerin ardından göreve gelen Scaloni, birçok Arjantinliye göre yanlış isimdi.
Hatta bazıları onun atanmasını “ülkenin alay konusu olması” olarak yorumluyordu.
Fakat Scaloni’nin ilk hedefi belliydi:
Messi’yi geri döndürmek.
Telefonu açtı.
Messi “Hayır.” dedi.
Scaloni pes etmedi.
Aylar boyunca takımın başında sessiz ama istikrarlı bir çalışma yürüttü. Ardından Kasım 2018’de yeniden Messi’yi aradı.
Bu kez aldığı cevap farklıydı.
Messi geri dönmeyi kabul etti.
Messi’nin ihtiyacı taktik değil, güven duygusuydu
Scaloni’nin yaptığı en büyük değişiklik saha dizilişi değildi.
Takımın ruhunu değiştirdi.
Messi’nin etrafına onun için savaşacak oyuncular yerleştirdi.
Rodrigo De Paul, Cristian Romero, Nicolás Tagliafico gibi isimler sadece futbol oynamıyordu; Messi’nin yükünü de paylaşıyordu.
Scaloni, yıldız oyuncusunu sadece takımın en iyisi olarak değil, aynı zamanda korunması gereken bir insan olarak gördü.
Rodrigo De Paul’un şu sözleri bunu en iyi özetleyen cümlelerden biri oldu:
“Scaloni bir futbolcu görmüyor; futbol oynayan bir insan görüyor.”
Messi’nin yıllardır aradığı teknik adam profili de tam olarak buydu.
Onu yalnızca başarı üretmek zorunda olan bir süper yıldız olarak değil, baskı altında yaşayan bir insan olarak anlayan biri…
Sonuç ortadaydı.
Scaloni yalnızca Messi’yi milli takıma döndürmedi.
Belki de kariyerinin en mutlu ve en etkili dönemini yaşamasını sağladı.
Takım olmanın gerçek anlamı
Scaloni’nin en büyük başarısı yalnızca kupalar değil.
Bir aile ortamı kurması.
Bunu kendisi de şu sözlerle anlatıyor:
“Herkes dizilişleri bilir. 4-3-3, 4-4-2… Ama futbol sadece taktik değildir. Birlikte içtiğiniz mate, yaptığınız sohbetler, kurduğunuz dostluklar da oyunun parçasıdır.”
Bu yaklaşım, Arjantin Milli Takımı’nı yıllardır eksik olan ortak ruhla buluşturdu.
Oyuncular birbirleri için mücadele etmeye başladı.
Messi de ilk kez milli takımda gerçekten kendini ait hissetti.
Dünya Kupası finalinde gözyaşları
Scaloni’nin insan yönünü en iyi anlatan anlardan biri, 2022 Dünya Kupası finali öncesinde yaşandı.
Fransa maçı öncesindeki son taktik toplantısında konuşmaya başladı.
Ancak birkaç dakika sonra gözyaşlarını tutamadı.
“Yapamıyorum… Pablo, sen konuş.”
Yardımcısı Pablo Aimar da aynı duygular içindeydi.
“Ben de konuşamıyorum.”
Walter Samuel de…
Sonunda sözü takımın video analisti aldı.
Belki tarihin en kötü taktik toplantılarından biriydi.
Ama birkaç saat sonra Arjantin, 36 yıllık Dünya Kupası hasretine son verdi.
O gün taktikten çok duygu kazandı.
Bin kiloluk yük artık motivasyon
Eski Arjantin teknik direktörü Marcelo Bielsa’nın yıllar önce söylediği bir söz, Arjantin formasının ağırlığını anlatmaya yetiyor:
“Milli takım otobüsüne bindiğiniz anda sırtınıza bin kiloluk bir taş yüklenir. O taş, ülkenin beklentileridir.”
Messi bu yükü yıllarca tek başına taşımaya çalıştı.
Scaloni ise o yükü bütün takımın omuzlarına dağıttı.
Artık Messi yalnız değildi.
Arkasında onun için savaşan bir ekip vardı.
Belki de Lionel Scaloni’nin en büyük başarısı tam olarak buydu.
Oyuncularına Arjantin formasının ne kadar ağır olduğunu kabul ettirdi ama aynı zamanda o ağırlığın altında ezilmemelerini sağladı.
Bir zamanlar deneyimsiz ve kimsenin şans vermediği yardımcı antrenör, bugün Arjantin’in altın çağının mimarı olarak görülüyor.
Ve bu hikâyenin merkezinde hâlâ aynı isim var.
Lionel Messi.
Çünkü Arjantin’in yeni dönemini anlatan üç kelime hiç değişmedi:
Messi. Uyum. Güven.
Siempre Messi. (Daima Messi)
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































