Serêkaniyê’de ÖSO tarafından yakalanarak Türkiye’ye teslim edilen Rojavalı Huseyin Muhammed avukatları aracılığıyla gazetemizin sorularını yanıtladı:
- Bana bu denli ağır bir ceza verilmesinin sebebi Kürt olmamdı. Beni kaçıranlara verecek param olmadığı ve Kürt olmamdan dolayı cezalandırıldım. Kürt olmanın bedelini Türk cezaevlerinde ‘düşman hukuku’ çerçevesinde yaşıyorum
Reyhan Hacıoğlu
2022 yılında Hesekê’ye bağlı Serêkaniyê ilçesinde ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) tarafından yakalanarak Türkiye’ye teslim edilen ve 15 yaşında olduğu resmî belgelerle sabit olmasına rağmen Rojavalı Huseyin Muhammed’e gözaltında ÖSO tarafından işkence ile alınan ifadesi esas alınarak 2019 yılında hayatını kaybeden üç askerin ölümünden sorumlu tutulup ağırlaştırılmış hapis cezası verilmişti.
Üç asker için tek tek ve yine “Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” iddiasıyla verilen ağırlaştırılmış hapis cezaları 24’er yıla düşürüldü. Avukatları aracılığıyla Huseyin Muhammed gazetemizin sorularını yanıtladı.
- Bize biraz kendini tanıtma şansın var mıdır?
Elbette. Huseyin Muhammed adım, 22 yaşındayım (2004 doğumlu) ama burasının (Türkiye) aldığı kemik yaşı raporu ve kabul ettikleri 2001 doğum tarihine göre 26 yaşındayım. Rojava’da iken fotoğrafçılık yapıyordum. Babam uzun bir süredir maddi sorunlardan kaynaklı Avrupa’da çalışıyor. 7 kardeşiz, iki ablam iki kız ve iki erkek kardeşim var. Hesekê’de yaşıyor onlar.
- Tutuklanma sürecini sormak istiyorum, nasıl oldu, neler yaşandı?
2022 yılının Haziran ayında Serêkaniyê’de sınır kapısına yakın bir yerde “Hakkında şikâyet var. Sen 2019 yılında Serêkaniyê’de örgüt saflarında bize karşı savaşmışsın” diyerek ÖSO beni yakaladı. Hiçbir delil olmadan 2 ay işkence ile gözaltına kaldıktan sonra beni Türk askerlerine verip; ‘Bu sizin üç askerinizi öldürmüş’ iftirası ile beni onlara teslim ettiler.
- Param olsaydı teslim edilmezdim
Aslında bunun tek sebebi işkencede iken benden 12 bin dolar istediler. ‘Verirsen seni bırakırız. Yoksa Türklere teslim ederiz’ dediler. Ve böylece 2 aylık işkencenin ardından Türkiye’ye verildim. Askerler beni Urfa’ya getirip mahkemeye çıkacağımı söylediler. Ve mahkemede ÖSO’nun attığı iftirayı kabul etmemi istediler. Kabul etmezsem beni Suriye’ye geri götürüp ÖSO eliyle infaz edeceklerini söylediler. Çok korktum ve söyledikleri şeyi mahkemede yaptım. Bunun üzerine tutuklanarak önce Hilvan T2 No’lu Hapishane’ye 1 yıl 8 ay sonra ise Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildim ve toplamda 4 yıldır tutukluyum.
- Yargılama sürecin nasıl geçti, yurttaşı olmadığın ve onlara karşı savaşmadığın bir ülkenin bu kadar ağır bir ceza vermesini neye bağlıyorsun?
Yargılama süreci adil değildi elbette. Önce ağırlaştırılmış verdiler. Sonra yaşımdan dolayı dört defa 24’er yıl hapis cezası verildi. Dosyanın üst mahkemede bozulmasıyla bu defa 4 kez 20 yıl hapis cezası verdiler. Yasalarına göre bile davranmadılar. Gerçek yaşımın aksine bir yaş ile yargılandım, savunma hakkım kısıtlandı. Soyut ifadelerle haksız bir şekilde cezalandırıldım.
Bana bu denli ağır bir ceza verilmesinin tek sebebi Kürt olmamdı. Beni kaçıranlara verecek param olmadığı için ve Kürt olmamdan dolayı kolayca suç ile ilişkilendirip ağır bir şekilde cezalandırıldım.
- Cezaevi sürecin nasıl geçiyor, şimdi durumun nasıl?
Aslında cezaevi süreci yaşanan hak ihlalleri raporlarında yazıyor fazlaca ama elbette insan Kürt olmanın bedelini Türk cezaevlerinde “düşman hukuku” çerçevesinde yaşıyor…
- Ne istiyorsun yani dosyana dair kendine dair. Yine Suriye ve Rojava’da çok şey değişti orayı öğrenme şansın oldu mu bu süreçte?
Kürtlere ve Rojava’ya karşı hukuk çerçevesinde, insani kaygılar ve değerler gözetilerek yaklaşılması gerektiği temennisindeyim. Rojava ve Suriye’deki değişimlerin adil, eşit ve özgür birey perspektifinden gerçekleşmesini umuyorum.
Düşmanca uygulamadan vazgeçsinler.
Dava dosyama ilişkin ise sadece adil yaklaşılmasını, düşmanca yaklaşımın son bulmasını ve hukuk çerçevesinde hareket edilmesini istiyorum.
- Ailenle görüşebiliyor musun? Rojavalı tutsakların en temel sorunlarından biri bu biliyorsun…
Evet, ne yazık ki öyle. Ailem ile bir akrabamız vasıtası ile telefonda ve çok az iletişim kurabiliyorum. Ziyaret ise zaten biliyorsunuz mümkün değil ne yazık ki.
- Bu ülkede Erdal Eren diye genç bir devrimciyi yaşını büyütüp idam ettiler. Adını duymuş muydun? Senin dosyan da ona benziyor. Sence bu kadar ağır hak ihlalleri neden?
Erdal Eren adını ben de cezaevinde öğrendim. Onun yaşadıklarının bir benzerini yaşıyorum. İlk çıktığım mahkemede kimliğim bende (yetkililerde) olmasına rağmen ve yine babam tarafından pasaportum tercüme ettirilerek mahkemeye gönderilmesine rağmen ısrarla bu husus göz ardı edilerek yaşım büyütüldü. Oysaki 2019 yılında 15 yaşındaydım. Bunu bildiklerinden ve çocuk olduğum için beni cezalandıramayacakları için ısrarla yaşımı büyütmek için uğraşıp sonunda yaşım büyütülerek en ağır cezaya çarptırıldım.
Bu olay hem benim için hem de toplum için trajik olmuştur. Kürt olduğumdan dolayı beni her türlü cezalandıracaklarını bana açıkça hissettirdiler.
- Belki bu koşullarda sorulmaması gereken bir soru… Bir hayalin var mı ya da ne olmasını isterdin?
Kendime dair bir hayalim yok açıkçası yani şahsi. Ancak bu topraklarda halkımın kendi diliyle, kimliğiyle, barış içinde ve özgür biçimde yaşaması veya yaşayabileceği koşulların oluşması en büyük umut ve hayalimdir…
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































