Ağabeyi hasta tutsak Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesinde ATK’nin sorumluluğuna işaret eden kardeşi Mervan Taşar, ‘ATK’nin bu anlamda en az hükümet kadar sorumluluğu vardır. Baktığım zaman ağabeyimin katili ATK’dir’ dedi
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutsak listesinde yer alan Mehmet Edip Taşar, tedavi gördüğü Silivri Devlet Hastanesi’nde 24 Mart’ta yaşamını yitirdi. Cezaevi’nde 27 Aralık 2022’den beri Marmara 5 No’lu L Tipi Cezaevi’nde tutulan ve 19 kez anjiyo olmasına rağmen, tahliye talepleri Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporlarıyla reddedilen Mehmet Edip Taşar’ın kardeşi Mervan Taşar, ağabeyinin cezaevine girmeden önce herhangi bir sağlık probleminin olmadığını belirterek, cezaevinin ağır koşulları nedeniyle sağlığının bozulduğunu söyledi. Ağabeyinin cezaevinde prostat kanserine yakalandığını aktaran Taşar, “Yeşili, doğası olan bir yerden 65 yaşındaki birini alıp dört duvar arasına hapsederseniz, ne kadar sağlıklı olursa olsun illa ki sağlığı etkilenecektir. Çünkü malum cezaevindeki şartlar ve doluluk oranları nedeniyle sağlıksız bir duruma geliyorsunuz” dedi.
Cezaevi kapasitelerin olması gerekenden üç kat daha dolu olduğunu söyleyen Mervan Taşar, “Bunu haberlerden de öğrenebiliyoruz. Bu da tutsakların sağlık koşullarını çok olumsuz yönde etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.

Sağlık kurumlarının veya sivil toplum örgütlerinin hasta tutsakların tahliye edilmesi yönündeki uyarılarının dikkate alınması gerektiğini kaydeden Mervan Taşar, “Bu uyarılar dikkate alınmadığı için ağabeyimi defnettik. En azından bundan sonrakiler için yani cezaevinde bulunan hasta tutsaklar için bu kararların uygulanmasını istiyoruz. Ondan dolayı hasta tutsaklar için yapılan uyarılar kesinlikle dikkate alınmalıdır” diye belirtti.
Ölümlerin sebebi ATK’dir
Ağabeyinin üç kez ATK’ye sevk edilmesine rağmen sadece bir kere “Cezaevinde kalamaz’” raporu verildiğini ve bunun da uygulanmadığını aktaran Mervan Taşar, “Mevcut hükümetin cezaevlerindeki tutsaklara yaklaşımını zaten biliyoruz. Kaldı ki bu Kürt ve siyasi tutsak olduğu zaman onlara uygulanan faşizan yaklaşımın zaten farkındayız. ATK’nin bu anlamda en az hükümet kadar sorumluluğu vardır. Bu ölümlerin sebebi ATK’dir. Baktığım zaman ağabeyimin katili ATK’dir diyebilirim” diye konuştu.
‘Hesabını soracağız’
Ağabeyinin tekerlekli sandalyeye mahkum bir hasta olmasına rağmen işkenceye maruz kaldığını dile getiren Mervan Taşar, “Sandalyede kalkıp oturamadığı için yerlerde sürüklendi. ATK, bu konuda üstüne düşeni yapmakla mükelleftir. Aksi takdirde ATK de bu haksızlığın ve hukuksuzluğun mutlaka altında kalacaktır. Onlar bize haksızlıkla, hukuksuzlukla geldi ama biz yasal yollardan gerekli bütün başvuruları yapacağız. Damarlarımızdan kan aktığı müddetçe biz bunu hesabını sormak için yaşayacağız” şeklinde konuştu.
Ülkenin adaleti töhmet altındadır
Cezaevlerinde yatanların haklarının korunmasından cezaevi idaresi, cezaevi savcılığı, Adalet Bakanlığı gibi birçok merci varken tutsakların bu kadar haksızlığa uğramasının ülke adaletini ciddi anlamda bir töhmet altında bıraktığını aktaran Mervan Taşar, şunları söyledi: “Türkiye yıllardır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) üye ülkedir. Bunun anlamı ‘Sen beni denetle, sen beni yargı’ demektir. Ama üyesi olduğu merciinin dahi gereklerini yerine getirmeyen bir Türkiye var. Bundan dolayı da cezaevlerinde ciddi anlamda bir dram yaşanıyor. Bunların hepsi yarın Türkiye’ye bir dava olarak geri dönecektir. Çünkü adalet kavramından en yüksek merci AİHM’dir ve AİHM cezaevlerinde bulunan hasta tutsaklara şartlı salıverilme hakkı tanımıştır.”
Kürt düşmanlığı
Türkiye yargısının sorumluluğu yerine getirememesinin başında Kürt düşmanlığının geldiğini söyleyen Mervan Taşar, “Çünkü siyasi tutsakların çok büyük bir kısmı Kürtlerden oluşuyor. Bu çok absürt ve ironik bir durum. Dolayısıyla bunların ciddi anlamda ele alınması gerekiyor. Türk sağının en zirvesinde yer alan Devlet Bahçeli bile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için, kurucu önder, halkın lideri gibi ithamlarda bulunabiliyor. Milliyetçiliğin en tepesindeki kişi bile yumuşamışken yargının bunu bir adım daha ileri götürüp tutsakların haklarını vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunların bir an önce uygulanması gerekir” diye ekledi.
Haber: Ozan Bayındır / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































