NECİP F. BAHADIR | YORUM
Hasan Cemal 12 Eylül’ü anlattığı kitabına ‘Tank Sesiyle Uyanmak’ ismini vermişti. İngiliz siyaset adamı W. Churchill de yıllar önce, “Sabahın köründe kapınızı çalanın sütçü olduğundan emin olduğunuz rejimin adı demokrasidir!” demişti. Süleyman Demirel, Churchill’in bu sözünü çok kullanırdı. ‘Sabaha operasyon haberiyle uyanmak’ alışkanlık haline geldi. Uzakta olsanız da memleket haberlerini takip etmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Doğrusu AKP’den ‘31 Mart sürprizi’ bekliyordum. Erdoğan şaşırtmadı beni…
Bursa’nın CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve aralarında eşi, kızları ve kardeşlerinin de bulunduğu 50 küsur kişi hakkında gözaltı kararı verildi. ‘Maaile operasyon’ AKP yargısının alameti farikalarından… Aradığı kişiyi bulamayınca yakınlarını alıp götürmek de aynı şekilde…
O kadar çok örneği var ki…
Adaletin en temel ilkelerinden olan ‘suçun şahsiliği’ ilkesi AKP’nin devri iktidarında anlamını yitirdi. Babanın suçu(!) nedeniyle oğlu ya da kocanın suçu(!) nedeniyle eşi gözaltına alınıyor hatta tutuklanıyor… Yargı ve polis kimi yakalarsa!
“Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır!” idi… Eskiden, yani AKP’den önce! Masumiyet karinesi diyorlardı buna… AKP devri iktidarında bu da değişti; artık ‘masum olduğunu ispat edene kadar herkes suçlu!”
Bir de ‘müddei iddiasını ispatla yükümlü’ idi… Bu da tarih oldu; artık savcı insanlar hakkındaki iddialarını ispat etmekle yükümlü değil; suçladığı kişi masum olduğunu ispat edecek! Artık nasıl yapacaksa… Beğenin ya da beğenmeyin; yeni düzen bu…
Polis sabahın köründe Mustafa Bozbey’in evinin kapısına dayandı. Telefonuna el koydu. Evin her köşesinde ‘suç delili’ aradı. Ve bir ülke güne yine siyasi bir operasyonla ‘merhaba’ dedi.
AKP’nin politikaları sonucu kapıyı çalanın sütçü olmadığı ülkenin adı Türkiye… Tank sesiyle uyanmaktan farksız. Yasalar bir silah gibi, namlusunu muhaliflere doğrultmuş bir tank gibi işlev görmekte… Paletlerin altında ezilen ezilene… Nice masum suçsuz yere AKP zindanlarında ömür tüketmekte…
Elinden gelse İmamoğlu’nun üzerine beton dökecek
Ekrem İmamoğlu duruşmada Erdoğan’la arasında geçen bir anekdotu anlattı. ‘Makarios’un anıtı’ üzerine aralarında küçük çaplı bir tartışma yaşanmış. Erdoğan, İmamoğlu’nu dinledikten sonra, “Ohoo… Sayın Başkan sen daha neler göreceksin…” diye çıkışmış. Olacakları haber vermiş aslında…
İmamoğlu bu kadar fazla gelişmeyi göreceğini tahmin etmiş olamaz. ‘Diplomasının iptali’ kimin aklına gelirdi? Erdoğan’dan başka… Hazreti bu da kesmedi, Silivri’de 12 metrekarelik hücreye koydu. Elinden gelse üzerine beton dökecek. Ama devir o devir değil. İyi kötü demokrasi var.
Bursa operasyonunu kod adı ‘31 Mart’ olmalı… Erdoğan’ın unutamadığı tarih… Oraya takılıp kaldı. Seçimi çok fena kaybetti. Siyasi hayatının en ağır sandık bozgununu yaşadı. CHP, sildi süpürdü. ‘Sevdam’ dediği İstanbul’un geri dönüşünün pek mümkün olamayacağını gördü. AKP’nin kaleleri düştü bir bir… Manisa, Balıkesir gibi illerde CHP çok partili dönemde ilk kez belediye başkanlığını kazandı. Erdoğan için çok ağır yenilgiydi. Ve 31 Mart sonuçlarını bir türlü hazmedemedi.
İlk taşı günahsız olan atsın!
Sandıktan ‘siyasi dersler’ çıkacağını yerde işi ‘intikama’ döktü. Doğrudan seçmeden intikam alamayacağına göre CHP’ye yöneldi. Elinin altındaki devletin kurumlarını CHP’li belediyelerin üzerine saldı. ‘Bursa operasyonu’ da bu stratejinin bir parçası… Erdoğan’ın ‘yanına bırakmama’ politikasının bir neticesi… Tamamen siyasi… Ve Erdoğan’ın ‘intikam’ duygularından beslenen bir operasyon.
CHP’li başkanların yanlışı yok mu? Olmaz olur mu? Birçoğu dökülüyor. Uşak’ın rezaletleri ortada… Özgür Özel, “Ben utandım o görüntüler adına… Bu rezillikler olduğu için ben özür diliyorum milletimden…” demek zorunda kaldı.
Peki sadece CHP mi yanlış yapan? AKP’nin yaptıkları ne olacak? 17 – 25 Aralık dosyaları hala açık. Bakanları suçüstü yakalandı… Hadi çok geriye gitmeyelim, kendi bakanlığına mal satana bir şey oldu mu? Yargı kılını kıpırdattı mı?
AKP’li Mücahit Birinci hakkında ‘borsa’ iddiaları ayyuka çıktı. İfadesi dışında bir gelişme yaşandı mı? Nerede yargı, nerede devlet? AKP bir ‘talan düzeni’ kurdu.
‘Yolsuzluk ekonomisi’ AKP döneminde altın devrini yaşadı. Hala da sürmekte… En ufak geri adım yok.
Hz. İsa’ya atfedilen bir söz var; “İlk taşı günahsız olanınız atsın…” diye. Boğazına kadar günaha ve suça batmış bir kadrosu var AKP’nin… Hiçbirine de dokunulmuş falan değil. Keşke amaç ‘yolsuzlukla mücadele’ olsa… Ülke kirlerinden arınsa…
Akın Gürlek, ‘tapuların’ hesabını vermedi?
Kim istemez bunu? Ama ‘o temiz eli’ ara ki bulasın… Kirli elle temizlik olur mu? Adalet Bakanı Akın Gürlek, ‘tapularının hesabını’ veremedi. Erdoğan ‘Sus, Özel’e polemiğe girme’ diye talimat vermiş. Her zaman yaptığı gibi ‘unutulmaya ve uyutulmaya oynuyor’ yine. Halk bunu da yerse kendisi bilir. Arınç, “Millet aziz olmaktan çıktı!” diye boşuna söylemedi.
Önce AKP’nin kendisini aklaması lazım ki bu operasyonların hukuki amaçlı olduğunu anlatabilsin… Ve sözünün bir değeri ve kıymeti olsun.
Mustafa Bozbey’in AKP’ye geçeceği çok konuşuldu. İktidar medyası bu iddiayı sık sık gündeme getirdi. Belli ki AKP ‘gel gel’ yaptı Bozbey’e. Tıpkı Aydın’ın ‘topuklu efesi’ Özlem Çerçioğlu’na yaptığı gibi… Bozbey düşündü, taşındı önce biraz ortada mesajlar verdi sonra ‘Hayır’ dedi AKP’ye ve CHP’de siyaset yapmayı sürdüreceğini ilan etti.
‘Ya zindan ya AKP’ teklifini elinizin tersiyle itmişseniz başınıza gelecekleri bekleyin… “Ohoo… Başkan sen daha neler göreceksin”. İmamoğlu’ndan sonra Bozbey için de süreç başladı.
Daha kim bilir neler görecek? ‘Sen misin AKP’ye gelmeyen, daveti red eden, ailenle birlikte hapsi boylarsın’. Kelimenin tam anlamıyla yaşanan bu.
Sütçünün sesiyle uyanmayı kim istemez?
AKP’nin devri iktidarında tank sesi gibi operasyon haberleriyle uyanmak sıradan hale geldi. Bu rejimin adı demokrasi olamaz. CHP’li bir belediye başkanının gözaltına alınması haber değerini bile yitirdi. Rutinleşti çünkü. Sürpriz niteliği kalmadı.
Beklenen olmakta… Gelmekte olan gelmekte… Bursa sıradaydı, tam da 31 Mart günü düğmeye basıldı. Yenilginin intikamı bu. Yargı operasyon için ‘özel tarih’ belirler mi? AKP yargısında hep ‘zamanlama manidar.’
AKP’nin kapısında medet dilenen Özel’in CHP’si bunu haketmiş olabilir. ‘Normalleşme’ diyordu Özel, AKP’nin kirli dilini kullanmaktan çekinmiyordu.
Peki ne oldu?
Demirel gibi çıkıp “Adaletten sıkıntısı olanlar düşsün peşime!” diyemedi. Sadece CHP için adalet istedi. Meriç densizliği unutulmadı. Şimdi Özel’e yanlış politikasıyla yüzleşmek düştü.
Bu bir siyasi kavga değildi. Adalet, demokrasi ve ahlak kavgasıydı. Yitirilen bu değerler solun bayraklaştırdığı değerlerdi. Özel ve arkadaşlarını meselenin özünü kavrayamadı.
‘Birinci partiyiz’ diye teselli anlamsız. Bu enkaz karşısında hala AKP yarışın içindeyse bunun sorumlusu muhalefetten başkası olabilir mi?
Özellikle de CHP…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/03/Israilli-bakan-muradina-erdi-Filistinli-mahkumlara-idam-yasasi-meclisten-gecti-360x180.jpg)




































