NECİP F. BAHADIR | YORUM
Doğrusunu söylemem gerekirse ‘anlaşma’ haberini okuduğumda ‘Halk Bankası sorunu çözüldü’ diye sevinmiştim. AKP’nin her yaptığı yanlış olmaz ya… Rezaletin uluslararası boyut kazanması üzücüydü. AKP’nin hatası da olsa sonuçta faturayı millet ödeyecekti. Derken ABD’de hapis de yatan bankanın eski yöneticisi Hakan Atilla, Patronlar Dünyası’na röportajın haberini okudum. Orada söylediği bir iki cümle zihnimi bulandırdı, soru işaretlerine neden oldu. Atilla davanın anlaşmayla sonuçlanmasından ‘kişisel olarak büyük sevinç’ yaşamadığını söyledi. Uzlaşmanın içeriğiyle ilgili, “Bütün detaylarını bilmiyorum ama görünen o ki devletler kendi aralarında bazı başlıklar da anlaşmışlar.” dedi.
Üst düzey yöneticiliğini yaptığı bir bankanın davadan kurtulması insanda sevince neden olmaz mı? Bir vatandaş olarak meselenin hal yoluna girmesi beni mutlu ederken Atilla neden benzer duyguları yaşamıyordu?
Sonradan fark ettim, Erdoğan’ın da sessiz kaldığını… Kaç gün geçti herhangi bir değerlendirme yapmadı. Daldan dala atladığı grup toplantısında bile konuya girmedi. “Hamdolsun bir sorunu daha çözdük…” falan demedi. Oysa Halk Bankası Erdoğan’ın ajandasında ilk sıradaydı. ABD tarafıyla yaptığı tüm görüşmelerde en çok önemsediği sorundu. Nihayet ‘Dostu Trump’ı ikna etmeyi başarmıştı. Ama hayret, Atilla gibi onda da herhangi ‘sevinç ve mutluluk’ belirtisi yoktu.
Acaba neden?
Bunun normal bir hal olmadığı ortadaydı. Erdoğan Meclis’te ‘emekli maaş ve ikramiyelerin’ bayramdan önce ödeneceğini milletvekillerinin alkışları arasında ‘büyük müjde’ diye duyurdu. Neyin müjdesiyse artık… Ne ikramiye ne de maaşa bir ‘bayram zammı’ söz konusu… Emekli çok çok maaşını bir iki gün önce alacak. Hepsi bu. Ve maaşı bayrama kadar buharlaşacak.
‘İsrail etkisi’ ne demek?
Geriye, torunlarına üç-beş kuruş bayram harçlığı kalıp kalmayacağı bile şüpheli… Çünkü maaşın gideceği yer hazır. Temel ihtiyaçlara bile yetmeyecek. Müjde bunun neresinde? Maaşların yatırılmasında mı? Maaş ödemek ne zamandan beri müjdeyle duyurulur hale geldi? AKP ve Erdoğan’ın ve tabii ülkenin düştüğü perişan durum gerçekten içler acısı…
Maaşların yatması müjdeyse Halk Bankası sorunun çözülmesi Erdoğan için sevindirici bir gelişme ve ‘mutlu son’ değil mi? Neden bunun keyfini çıkarmadı?
Herhalde uzlaşma metni pek tatmin edici değil, içine sinmedi. Ve konunun kamuoyunda gündeme gelmesini, tartışılmasını istemiyor. Bu çağda hangi sır kapalı kapılar ardından kalır. Bir şekilde deşifre olur. Ankara’dan sızmazsa, Washington’dan sızar. Amerikan medyası sır diye bir şey dinler mi? Esrarengiz olaylar gazetecinin iştahını daha çok kabartır.
Gerçi Atilla’nın röportajında ‘zihnimi bulandırdığını’ söylediğim ilginç ve çarpıcı bir cümle vardı; “Bu dava İsrail etkisiyle başladı, yine İsrail’in etkisinin olduğu bir dönemde sona erdi.”
Anlaşmada İsrail etkisi? Ne demek şimdi bu? ABD ile Türkiye arasındaki uzlaşmanın mimarı İsrail mi? Netanyahu yönetimi mi? AKP veya Erdoğan iktidarı İsrail’le yaka paça kavgalı değil mi? Görüntü ile gerçek farklı mı? Erdoğan kamuoyu karşısında esip gürlerken el altından İsrail’le iş mi tutuyor?
Havalimanında Berat Albayrak karşılamıştı
Gerçi Gazze yanarken İsrail’le ticaret meselesi de kuşku doluydu. Aksi iddialara rağmen iki ülke arasında gemiler gelip gidiyordu. Erdoğan’ın danışmanı Nihat Zeybekçi “Katliam ayrı, ticaret ayrı!” demiş, ticaretin devamını savunmuştu. Mahalle gazetecileriyle bile bu yüzden papaz oldu.
Hakan Atilla sıradan bir isim değil. Dönemin Bakanı Berat Albayrak, Atilla’nın ABD dönüşünde önüne kırmızı halılar sermiş, yolunu adeta güller dökmüştü. Hatırlayın görüntüleri… Bir şampiyon gibi karşılanmıştı. ‘İsrail etkisi’ tespiti ve değerlendirmesi böyle birine ait. Kesinlikle yabana atılamaz, görmezden gelinemez.
Ben yine de soru işaretlerine rağmen Halk Bankasını yazı konusu yapmayacaktım. Washington’dan Adem Yavuz Arslan anlaşmanın ne anlama geldiğini yorumlamış, bankanın suçsuz olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekmişti.
Bankayı kapatın gitsin!
CHP’li Deniz Yavuzyılmaz da sosyal medya hesabından anlaşmanın içeriğiyle ‘inanması güç iddialar’ paylaştı. Tekrar tekrar okudum, ‘Hayır, bu kadarı olamaz’ diye tepki verdim. Bu bir anlaşma falan değil. Şartlar yargı sürecinden daha ağır… Bankanın bir ABD’ye bağlanmadığı kalmış. Böyle bir anlaşma metnine imza atacağın yerde bankayı kapat gitsin… Buna ancak ‘suçlu biri’ daha ağır ‘ceza almamak’ için ‘evet’ diyebilir. Bir devlet asla böyle bir anlaşmanın tarafı olmaz.
İddiaya göre banka bir ‘kara para aklamayla mücadele ve uyum uzmanı’ tutacakmış ve bu uzman Amerikalı yetkililerle doğrudan iletişim halinde olacakmış. Uzman bankanın tüm hesaplarını inceleme yetkisine sahip olacakmış.
Banka İran Hükümeti, İranlılar veya ilgili kuruluşlardan tamamen uzak duracakmış. İran’dan herhangi bir finans işlemi talebi gelmesi durumunda, bu durum derhal Amerika’ya bildirilecekmiş.
ABD’yle işbirliği yapan İranlı soytarı Reza Zarrab maddesi de var anlaşmada… Banka Zarrab’ın mal varlığı üzerindeki tüm haklarından feragat edecekmiş. ABD’nin mal varlığına el koyması veya dondurması durumunda tam işbirliği sağlayacakmış. Ve Banka’nın açıklamaları tatmin edici bulunmazsa anlaşma iptal edilecek ve dava sil baştan devam edecekmiş…
Bu kadar ağır şartlar altında hangi kurum veya kuruluş varlığını sürdürebilir? Sevr anlaşmasından daha ağır değil mi maddeler?
Ama sormak zorundayız, CHP’li Yavuzyılmaz’ın maddeler halinde sıraladığı iddialar doğru mu? Sadece Halk Bankası de yetmez, AKP Hükümeti ‘açıklama yapmak’ zorunda.
Atilla’nın ‘İsrail etkisi’ tespiti de izaha muhtaç… AKP bu konuda da bir şeyler söylemeli… Yoksa ‘sükut ikrardan gelir’ ve bu iddiaların altında kalır. Hiçkimse böyle bir onursuz anlaşmaya imza atmanın sorumluluğu ve vebalinden kurtulamaz. Yarın bu dosya mutlaka yeniden açılır. Bu dava kesinlikle burada bitmez.
Bu iddialar karşısında vatandaşı olduğum ülkem adına üzüldüm, derin acı yaşadım, kahroldum. AKP ve Erdoğan’ın 23 yılın sonunda ülkeyi felaketin eşiğine getirdiğinin farkındaydım elbette ama bu kadar düşeceğini tahmin etmezdim. Bir manda statüsündeki ülke bile bunu kabullenmez, itiraz eder.
Ve Sevr’den farksız uzlaşma maddelerinin ve İsrail etkisinin doğru olmadığına inanmak istiyorum. Erdoğan’dan gelecek bir açıklamaya ikna olmaya hazırım, hiçbir önyargım yok. Çünkü ülkemin onuru söz konusu…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































