BÜLENT KORUCU | YORUM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtemel rakiplerine karşı tavrı biliniyor. Parti içinde ya da dışından tahtını sarsabilecek hiç kimseyi pas geçmiyor; ya havuç ya sopayla bertaraf ediyor. Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş havuçla etkisizleştirilenlere, Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu ise sopayla hizaya getirilenlere örnek olarak sayılabilir. Oğullarına vekillik verilerek siyaset dışına bırakılanların listesi daha kalabalık.
23 yıllık iktidar döneminde AKP lideri Erdoğan işi şansa bırakmıyor, hareket eden herşeye ateş ediyor. Bunun tek istisnası var: Hakan Fidan!
Normal şartlarda en çok tedirgin olması gereken isimlerden biri oysa. Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu ile birlikte hareket etmesi bile yeterli olurdu infazı için. Davutoğlu ile yakınlığı onun genel başkanlığı döneminde 1 Haziran 2015 seçimleri için MİT Müsteşarlığından istifa edip milletvekili adaylığını açıklamasıyla iyice afişe olmuştu. Erdoğan önce bu adaylığı engelledi, sonra da Davutoğlu’nu partiden tasfiye etti. Anayasaya aykırı biçimde müdahalesi, partide dikensiz gül bahçesi istediğinin yüksek sesle ilanıydı.
Erdoğan kişilerin palazlanabileceği makamların da içini boşaltarak kendini güvence altına alıyor. Bülent Arınç’tan sonra TBMM Başkanlığı’na siyasette özgül ağırlığı olan kimse gelemedi. İçi boşaltılmış Numan Kurtulmuş’u herhalde kimse saymaya kalkmaz. Cumhurbaşkanı yardımcılarının çok silik şahsiyetlerden seçiyor. Soylu’nun İçişleri Bakanlığını bir rampa gibi kullanmaya çalışmasının ardından Ali Yerlikaya ve Mustafa Çiftçi geldi; siyasi kimliği sıfır noktasında tercihler.
Adalet Bakanlığı da kariyer planı yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan, oraya da etkisiz elemanlar geliyor. Akın Gürlek’in taze heves olarak havaya girmesi yanıltmasın, gidebileceği son nokta Nevşehir Milletvekilliği. O da zaten bunun bilincinde ve ilk işi memleket ziyareti oldu.
Hakan Fidan’ın uzun İstihbarat Başkanlığı dönemine göz attığımızda da başarısızlığın ötesinde tam bir çuvallama hali görüyoruz. Normal bir devlette, uluslararası terörün elini kolunu sallayarak eylem yaptığı bir ülkede istihbarat başkanı bin kere kovulurdu.
İstanbul ve Ankara’da onlarca kişinin hayatına mal olan saldırıların gerçekleşmesi çocukların mantar patlatmasından daha kolaydı. Reina Baskını, Atatürk Havalimanı saldırısı, Ankara Gar patlaması diye başlayıp uzun bir liste yapabiliriz.
15 Temmuz gecesi yaşananlardan dolayı bırakın koltukta oturmaya devam etmesini, yargılanması gerekirdi. Zaten dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’a kalsa Fidan’ın başı epey ağrıyacaktı: “Ben bunu MİT Başkanı’na sordum, nasıl olur dedim. Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın haberi yok. Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi olabilir, ama Başbakan’a bağlasınız. Ama bunun cevabını veremedi.”
Binali Yıldırım’ın sıkıştırmalarından bunalan Fidan, Erdoğan’a sığındı ve tam dokunulmazlık elde etti. Meclis Araştırma Komisyonu ve müşteki olduğu mahkemelere gidip ifade vermekten kaçtı. Tek başına bu bile en azından kovulmasını gerektirirdi. Ama tam tersine o terfi aldı, Dışişleri Bakanı oldu; uluslararası vitrine çıktı. Cumhurbaşkanının yerine zirvelere katılıp liderlerle fotoğraf çekiliyor.
Bütün bunları düşündüğümüzde ‘nereye koşuyor’dan daha önce ‘nasıl’ sorusunu sormamız gerekiyor. Fidan’a Erdoğan karşısında dokunulmazlık sağlayan şey ne? Cumhurbaşkanı’nın elinden sadece, ona yatırım yapabilecek sermayeyi korkutmak, bir medya yapılanması içine girmesine izin vermemek geliyor. Bir de yandaş medyadaki görünürlüğünü azaltmak. Can Holding ve Habertürk operasyonlarının başka bir izahı yok.
Erdoğan’ın fıtratında koltukta gözü olan birine hoşgörü yok; elinde Fidan’ın ipini çekmesine izin verecek yüzlerce gerekçe var ama hiçbir şey yapmıyor; belki de yapamıyor. Yapamıyorsa neden, böylesi bir dokunulmazlık nasıl elde edilebilir? Suç ortaklığı ya da Fidan’ın elindeki dosyalar yeterince ikna edici değil. Zira o gerekçeler Hulusi Akar ve Süleyman Soylu’yu korumaya yetmedi. Elindeki dosyaları yayınlayacak medya ve işlem yapacak yargı da olmadığına göre…
O halde tekrar soralım: Fidan’ı Erdoğan’ın hışmından kim ve niye koruyor?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































