‘Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret’ suçlamasıyla tutuklanan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın mahkeme ifadesi sosyal medyada yayınlandı. Hakkındaki suçlamaları reddeden ve sadece gazetecilik yaptığını belirten Alican Uludağ, “Ben adi bir suçlu değilim, 18 yıldır gazetecilik yapıyorum. Bu ülkede Cumhurbaşkanını eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda ‘Adalet Mülkün Temelidir’ yazıyor. Neden Anayasa var?” diyor. Alican Uludağ, tutuklamanın zamanlamasına da dikkat çekiyor: “Ankara’da Akın Gürlek’e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor. Benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için ‘Alican’ı uzaklaştırmamız lazım Ankara’dan!’ denilerek bu dosya uyduruldu. Suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktur bu soruşturmanın; ‘Ankara’da yeni adalet bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var, tutuklayalım susturalım’ diye yapılıyor.”
Alican Uludağ’ın mahkeme ifadesi şöyle:
Ben bu hususta kollukta ve savcılıkta ifade vermiştim, doğrudur, aynen tekrar ve kabul ederim. 18 yıldır adliye muhabirliği yapıyorum. Kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşları arkada bırakılarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.
Savcılığın iddialarındaki hiçbir paylaşımın suç unsuru olmadığını, tamamen eleştiri olduğunu kendisi de gayet iyi biliyor. Bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne Cumhurbaşkanından ne de avukatlarından şikayette bulunulmadı. Aylar öncesinde yapılan paylaşımlarla ilgili re’sen soruşturma açılmadı. Bugün neden Ankara’dan apar topar buraya getirildim bunu anlatmak istiyorum.
Buradaki temel mesele bu paylaşımlarım değil! Aylar öncesinde yapılan paylaşımlarda bir soruşturma ya da cumhurbaşkanına şikayet yok, bugüne kadar tutuklatamadılar. ‘Gazetecilik sınırlarında işini yaptığından yapamadık, mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz’ dediler.
Ankara’da Akın Gürlek’e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor. Benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için ‘Alican’ı uzaklaştırmamız lazım Ankara’dan!’ denilerek bu dosya uyduruldu. Nesnel bir şekilde tutuklama talebi okunursa ne cumhurbaşkanının şahsına ne de makamına yönelik bir küfür vardır, yargı muhabirinin eleştirileri vardır.
Bu ülke demokratik bir hukuk devletidir, biz bu ülkenin yargısını yargı mensuplarını Cumhurbaşkanını eleştiremeyeceksek o zaman neden gazetecilik yapıyoruz? Ben yargı muhabirliğine 2010 yılında (…) başladım, yaptığım haberlerden dolayı ‘idamlıksın’ dediler bana. Dönemler değişti hiçbir Adalet Bakanının ya da başsavcının sorumluluğu alanına girmedim.
Gerçek bir şekilde yazıyorsam her şeyi, bu suç olarak görülemez. Kaçma ve delil karartma şüphem yoktur. Ben şu anda Deutschewelle’de çalışıyorum, vizem bile yoktur benim. Bugüne kadar benim hakkımda onlarca soruşturma açıldı, hangi birine gitmedim, hangisinden yakalama kararı çıkarıldı? Attığım tweetleri mi karartacağım. Delil karartma ihtimali sıfırdır.
Ben adi bir suçlu değilim, 18 yıldır gazetecilik yapıyorum. Bu ülkede Cumhurbaşkanını eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda ‘Adalet Mülkün Temelidir’ yazıyor. Neden Anayasa var? Basın Kanunu’nda eleştiri doğrudan korunmuş durumdadır. Suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktur bu soruşturmanın; Ankara’da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var, tutuklayalım susturalım diye yapılıyor.
2 çocuğum vardır, bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım çünkü ben suç işlemedim. Takdir sizindir, vicdanınızındır. Geride 2 çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın, cesaretli olun, bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım. Tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur. Biraz vicdan ve hukuk diyorum, savunmam bundan ibarettir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































