ADEM YAVUZ ARSLAN | YORUM
Türkiye’de bazen bir fotoğraf, uzun bir metinden daha fazlasını anlatır. Hele ki bürokrasinin, teamüllerin ve “devlet aklı”nın siyaset kadar belirleyici olduğu bir ülkede…
Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın, yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yaptığı ‘hayırlı olsun’ ziyareti ve o karenin servis edilmesi sıradan bir nezaket ziyareti değil. Bu bir mesaj…
Kareye dikkatli bakıldığında iki isimden fazlası görülüyor. Devlet sembolleri, protokol düzeni, bilinçli bir oturma planı… Ve ortada duran boş koltuk.
Asıl hikâye orada.
Bu masa iki kişilik değil. Bu görüntü, bir mutabakat deklarasyonu.
Ağar’ın ziyareti: Nezaket mi, hatırlatma mı?
Mehmet Ağar ismi Türkiye’de sadece bir eski bakanı çağrıştırmaz. Susurluk’tan faili meçhullere, “devlet adına yapılan işler” tartışmalarına kadar uzanan bir hafızayı temsil eder. Resmî bir görevi olmasa da güvenlik bürokrasisinin bazı damarlarında etkisini sürdüren bir figür. Yeni İçişleri Bakanı’nın ilk günlerinde verilen bu fotoğrafın anlamı şu: “Geçmişle bağ kopmadı.”
Aksine, o bağ yeniden teyit edildi.
Türkiye’de gladyo, kontrgerilla ya da derin devlet tartışmaları yıllardır sürer. Tanımlar değişir ama öz aynı kalır: Hukuk dışı yöntemlerin, “beka” gerekçesiyle meşrulaştırılması.
Mehmet Ağar’ın kameralara bilinçli şekilde servis edilen bu karede yer alması, eski güvenlik aklının sistemin dışında değil, içinde olduğunu gösteriyor.
15 Temmuz sonrası kurulan mimari
15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de kurulan düzen, olağanüstü hal üzerinden inşa edildi. KHK’lar, genişletilen terör tanımları, tasfiyeler, tek merkezde toplanan güvenlik ve istihbarat yapısı… Bu merkezin adresi Saray’dı.
Ancak sahadaki uygulama aklı, eski devlet refleksleriyle yoğruldu.
17-25 Aralık’tan sonra Ergenekon dosyalarında yaşanan tahliyeler, güvenlik bürokrasisindeki yeniden dizayn ve eski kadroların geri dönüşü bu dönüşümün işaret fişekleriydi.
İlk yıllarda “vesayetle mücadele” söylemiyle yürütülen tasfiye süreci, zamanla yerini başka bir ortaklığa bıraktı. Bugün gelinen noktada, Saray ile eski güvenlik damarları karşı karşıya değil; yan yana. Ağar’ın rahat biçimde İçişleri koltuğuna oturan bir isimle poz verebilmesi bu normalleşmenin göstergesi.
Yargı–güvenlik hattı
Adalet Bakanlığı’na getirilen Akın Gürlek, siyasi davalardaki rolüyle uzun süredir tartışma konusu. Muhalif dosyalar, hızlı kararlar, sembolik yargılamalar…
İçişleri’ndeki yeni isim Mustafa Çiftçi ise güvenlik eksenli bir profil. Bu iki atama birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo net: Yargı ve güvenlik aynı siyasi merkezin tam kontrolünde.
Ankara kulislerinde konuşulan “geçiş süreci” senaryoları da bu bağlamda anlam kazanıyor. İktidarın iç dengeleri, özellikle de Bilal Erdoğan etrafında şekillenen güç hesapları düşünüldüğünde, hukuki ve bürokratik risklerin minimize edilmesi kritik görülüyor. Eğer bir siyasi miras inşa edilecekse, önce sistem güvenceye alınır. Bugünkü adımlar o güvence mekanizmasının inşası olarak okunuyor.
Ortadaki boş koltuk
Fotoğrafta iki isim var. Ama ortada bir koltuk daha var. Boş görünen o koltuk aslında boş değil! O koltuk gücün gerçek merkezini simgeliyor. Bu kare, Erdoğan döneminde derin devletle yaşanan çatışmanın yerini bir mutabakata bıraktığını gösteriyor.
Saray ile güvenlik bürokrasisinin eski damarları artık karşılıklı değil, paralel hareket ediyor. Bütün düzen, “yönetilebilir bir miras” bırakma hesabıyla tahkim ediliyor.
Fotoğrafın söylediği şu: Bu sadece bir ziyaret değil. Bu, sistem içi bir anlaşmanın ilanı…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































