DEM Parti Milletvekili ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit’le, Rojava’da gerçekleştirdikleri temaslara dair konuştuk:
- Orada 7’den 70’e herkes sokağını, mahallesini, caddesini, yaşam alanını korumaya çalışıyor. Sabaha kadar gençler, kadınlar, genç yaşlı demeden yani o kucağında çocuğuyla, kucağında bebeğiyle sokağını savunan kadınlara denk geldik
- Tam da bugün aslında ulusal birlik ruhu ile hareket etmek, ulusal birlik ruhu ile bu savaş konseptini boşa düşürmek bizim elimizde. Bütün Kürtler, herkes tek sesi çıkarıyor. ‘Kurdistan yek welat e’ diyorlar. Bu çok kıymetli, çok önemli bir mesajdır
- Kobanê’de açığa çıkan devrim, Rojava’da açığa çıkan devrim sadece oradaki Kürt halkının kazanımı değildi. Bu haliyle sahip çıkmak lazım. Orayı sahiplenme oradaki bu kirli zihniyete karşı mücadele etme ve ses yükseltme insanlığı sahiplenmedir
Şirin Bayık
DEM Parti Milletvekili ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Rojava’da gerçekleştirdikleri temasların ardından gazetemize konuştu. PYD Eş Başkanları, Kürt Ulusal Birliği Konferansı sekretaryası, kadın örgütleri ve dış ilişkiler temsilcileriyle bir araya geldiklerini belirten Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, bölgede yürütülen savaşın yalnızca askeri değil, çok boyutlu ve uluslararası planlamaya dayalı bir konseptin parçası olduğunu vurguladı. “Bütün halklar barışta ısrarlı” diyen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Türkiye’ye de çağrıda bulundu. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Türkiye kendine komşu olacakları detaylı düşünmeli; karanlık bir zihniyet mi, aydınlık bir gelecek mi?” dedi.
Rojava komplonun farkında
Semerka Kapısı’nı geçerek Rojava’ya ulaştıklarını aktaran Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, PYD Eş Başkanları tarafından karşılandıklarını ve ilk gece temas gerçekleştirmediklerini belirtti. Ertesi gün yoğun görüşmeler yaptıklarını ifade eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, şu bilgileri paylaştı:
“26 Nisan’da biliyorsunuz Qamişlo’da bir konferans gerçekleştirilmişti. Kürt Ulusal Birliği’ne yönelik bir konferans. O oluşumun sekretaryasıyla görüşme gerçekleştirdik. Yine oradaki kadın hareketleri, kadın örgütleriyle bir araya geldik ve dış ilişkilerle en son bir görüşme gerçekleştirdik. Zaten dış ilişkilerde gerçekleştirdiğimiz görüşmeden sonra da bir basın açıklaması yaptık orada. Oradaki birçok kurumla temas kurmaya çalıştık. Mümkün mertebe hani ulaşabileceğimiz herkese ulaşmak istedik.”
“Görüştüğümüz bütün kurumların ortak tespiti şuydu; Herkes aslında bu savaşın uluslararası bir komplo olduğunu, bu komplonun gerçekten çok bu derin ve önceden planlanmış bir savaş konsepti ile karşılarına çıktığını ve ısrarla bir Kürt-Arap çatışmasının önünü açmaya çalıştıklarını gittiğimiz her kurum bunu ifade etti. O Kürt-Arap çatışmasının o ortaya çıkmaması için de özellikle direndiklerini, o topraklarda yıllardır Araplarla birlikte yaşadıklarını ve bir onlarla bir savaşa girmek istemediklerini özellikle ifade ediyorlar. Tabii bunun içinde hangi güçler var? Çok iyi biliyorlar, çok iyi analiz ediyorlar. Hangi strateji, hangi ülke aracılığıyla yapılıyor? Bunu çok iyi biliyorlar ve ifade ediyorlar.”
Kendimizi savunmaya hazırız
Bölgede halkın temel talebinin barış ve müzakere olduğunu vurgulayan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Orada temas kurduğumuz kişiler her defasında şunu söylüyorlar: ‘Biz savaş olsun istemiyoruz. Biz bunun diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesini istiyoruz ve bunun için de çok direniyoruz. Yani savaş olmaması için çok direniyoruz. Ama mevzu bahis kendi toprak olunca, Kürtlerin yaşadığı topraklar olunca her şekilde kendimizi savunmaya da hazırız. Ama biz kesinlikle diyalog ve müzakere yoluyla bu işin çözülmesini istiyoruz.’” ifadelerini kullandı.
Özel savaş politikasıdır
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, daha sonra, “Şimdi oraya yönelik saldırıların aslında hani çok boyutlu olduğunu ifade ediyoruz ve gerçekten orada yürütülen özel bir savaş politikası da var. Bunu ifade etmek lazım. Şimdi bir taraftan bakıyorsunuz tanklarla, toplarla ateşkes olmasına rağmen saldıran bir akıl işin içerisinde ama bir taraftan da işte Kobanê kuşatma altına alınmış. Oradaki insanları soğuktan, hastalıktan, yiyecek yetersizliğinden katletmeye yönelik bir politikada var şimdi birbiri ile beraber giden aslında özel bir savaş politikası var. Bir taraftan silahlarla öldürmeye çalışıyorsunuz, katletmeye çalışıyorsunuz. Bir taraftan da aslında soğuğa mahkûm ederek, açlığa mahkum ederek, susuzluğa mahkum ederek öldürmeye çalışıyorsunuz. Bu çok yönlü konseptin içerisinde oradaki yeni yaşam modeline yönelik saldırı, Kürt halkının kazanımlarına yönelik saldırı oradaki herkes tarafından ifade ediliyordu” dedi.
Yine halklar kazanacak
Rojava’daki halkın direnişine bizzat tanık olduklarını anlatan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, sahadaki tabloyu şöyle aktardı: “İnanın hani hep şu cümle kullanılıyor ya işte 7’den 70’e. Gerçekten orada 7’den 70’e herkes sokağını, mahallesini, caddesini, yaşam alanını korumaya çalışıyor. Sabaha kadar gençler, kadınlar, genç yaşlı demeden yani o kucağında çocuğuyla, kucağında bebeğiyle sokağını savunan kadınlara denk geldik. Moralleri çok yüksek, motivasyonları çok yüksek. Çünkü ciddi bir mücadele sonucu oradaki kazanımlar olmuştu. Tabii ki bugün uluslararası kuruluşların sessizliği, işte üç tane farklı devlete karşı verilen bir mücadele var. Şu an orada onun verdiği bir ruh hali de var. Bunu görmek gerekiyor. Ama buna rağmen orayı savunmakta kararlı, kendi kazanımlarını savunmakta kararlı bir halk gerçekliği ile de karşılaştık. Orada 7’den 70’e herkes bu savaşın olmamasını istiyor. Ve 7’den 70’e herkes kendi toprağında özgür ve eşit bir şekilde yaşamasını istiyor ve bu bunu sadece Kürt halkı için de talep etmiyorlar. Yani orada yaşayan tüm halklar için talep ediyorlar bunu. Yani sadece orada kazanılacaksa Rojava devriminde kazanıldığında sadece Kürt halkı kazanmadı. Oradaki birçok halk Dürzilerden, Süryanilerden, Ezidilerden birçok halk kazandı. Bugün tekrar bir başarıyla sonuçlanırsa ki öyle inanıyoruz. Tekrar kazanacak olan tüm halklardır.”
Türkiye’ye zararımız olmadı
Rojava’daki aktarımları bizimle paylaşan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Israrla söyledikleri şey şuydu: ‘Bizim bugüne kadar Türkiye’ye hiçbir zararımız dokunmadı. Bugünden sonra da Türkiye’ye bir zararımız dokunmayacak. Bu taraftan Türkiye tarafına tek bir taş bile atılmadı bu kadar yıldır.’ O yüzden biz bazı şeylerin aslında Türkiye desteğiyle yapıldığını da biliyoruz. Hem stratejik olarak hem zaten Hakan Fidan ve Yaşar Güler’in yaptığı açıklamaları hepimiz de yani biliyoruz, duyuyoruz. HTŞ’ye gerekli desteği sunmaları noktasında ifade ettikleri cümleler gibi. Biz Türkiye’nin gerçekten bu şekilde değil barış ve diyalog zemininin oluşturulması noktasında katkı sunmasını bekliyoruz. Çünkü bizim Türkiye’ye bir zararımız olmadı, olmayacak da” dedi.
Türkiye’ye çağrı: Ne istiyorsunuz?
Türkiye’nin tercihinin tarihsel önemde olduğunu vurgulayan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, IŞİD ve benzeri yapıların yarattığı tehdide dikkat çekti:
“Türkiye de kendine kimi komşu olarak belirleyecekse onu da detaylı düşünmeli. Hemen yanı başımızda kısa bir süre önce Yalova’daki IŞİD durumunu biliyoruz. Yine iki Türk askerinin bu zihniyet tarafında nasıl diri diri yakıldığına hepimiz şahidiz. Şimdi bir taraftan bu insanların uzuvlarını kesen, insanların diri diri yakan, sivilleri kurşuna dizen, kadın bedenini 4. kattan atan, kadının saç örgüsüne tahammül etmeyen bir karanlık akıl var. Bir tarafta da tüm halkların özgür, eşit, bir arada yaşayabileceği aydınlık bir gelecek var. Yani Türkiye’nin de bu noktada bundan sonraki süreçte yani Türkiye’deki aktörlerin gerçekten kullanacağı her cümle, ifade edeceği, sarf edeceği her kelime bizlerin hafızasına kazınıyor. Biz bunu söyleyelim orada. Kâğıtların hafızasına da kazınıyor. Bizler de sizin aracılığınızla Türkiye’nin aslında bu savaşı destekleyen bir yerde değil oradaki barış ve müzakere zemininin, diyalog zemininin oluşması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi çağrısında bulunuyoruz.”
Ulusal birlik şart
Son olarak Kürt Ulusal Birliği’nin yaşamsal önemde olduğunu vurgulayan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eğer Kürtler zamanında ulusal birliği sağlayabilmiş olsaydı bu kadar saldırıya maruz kalmazdı. Bugün değilse ne zaman? Her parçada ve diasporada yükselen ‘Kurdistan yêk welate’ sesi çok kıymetli. Ulusal birlik sağlanırsa bu savaş konsepti boşa çıkar. Yani bugün değilse ne zaman? Tam da bugün aslında ulusal birlik ruhu ile hareket etmek, ulusal birlik ruhu ile bu savaş konseptini boşa düşürmek bizim elimizde. O yüzden gerçekten hem Kobanê sürecinde hem bugünkü tabloya baktığımız zaman gerek Başurê Kürdistan’da, gerek Bakur’da, gerek diasporadaki Kürtler, Rusya’daki Kürtler, Türkiye’deki Kürtler, Türkiye metropollerindeki Kürtler herkes şu tek ses çıkarıyor. ‘Kurdistan yêk welate’ diyorlar. Bu çok kıymetli, çok önemli bir mesajdır. Aslında bu uluslararası güçlere verilen en önemli mesajlardan bir tanesidir. Eğer biz bulunduğumuz hangi ideolojiye bağlıysa bunu bir tarafa koyabiliyorsak o ideolojimizi bir tarafa hani siyasi parti boyutuyla diyorum. Hangi renge sahipsek, hangi inanca sahipsek bunu bir tarafa bırakıp tamamıyla Kürtlerin statüsü, Kürtlerin kazanımları Kürtlerin dili, Kürtlerin hakkı, Kürtlerin hukuku üzerine ortak bir ses çıkarabiliyorsak biz o zaman uluslararası güçlerin bu savaş konseptini, bu komployu çok rahat bir şekilde boşa çıkarabiliriz. Nugün gerçekten Kürtler belki ilk defa, belki tarihte ilk defa her parça Kürdistan’da ve diasporadaki Kürtler politik bir şekilde, stratejik bir şekilde tepkilerini ortaya koyuyorlar. Bu Kürtler açısından çok kıymetli. Biz bu ulusal birliği sağlayabilirsek Kürt Ulusal Konferansını Kongresini gerçekleştirebilirsek ilerleyen aşamalarda Kürtlere yönelik saldırıların önünü de alabiliriz diye düşünüyorum.”
Üç temel görevimiz var
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, önümüzdeki süreçte üç temel hedefe odaklandıklarını ifade ederek, “Birincisi gerçekten ciddi bir şekilde örgütlenerek bu çalışmaları yürütmek, örgütlülüğümüzü arttırmak, ikincisi kazanımlarımıza sahip çıkmak ve kazanımlarımızı korumak, üçüncüsü de ulusal birliğimizi gerçekleştirmek. Biz bu üçünü hayata geçirdiğimiz zaman hiçbir uluslararası komplo Kürt halkının barışa, özgürlüğe, demokrasiye yönelik yeni yaşam modelinin önüne geçemez” dedi. Buna ilişkin çalışmalarının devam ettiğini de dile getirdi.
Kobanê insanlığın onurudur
Kobanê kuşatmasına özel vurgu yapan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Kobanê’nin IŞİD çetelerinden arındırıldığı 11’inci yıl dönümünü hatırlatarak, “Bugün maalesef bakıyoruz Kobanê yine aynı karanlık zihniyet tarafından kuşatma altına alınmış. Aslında sizler aracılığıyla şu çareyi yapıyoruz. Yani tüm uluslararası örgütler Tüm halk örgütleri, demokrasi örgütleri, demokratik kitle örgütleri, başta kadınlar ve gençler olmak üzere herkesin bu insanlık dramına karşı sesini yükseltmesi gerekiyor. Çünkü Kobanê’de gerçekleşen şey Kobanê’deki mücadele, Kobanê’de açığa çıkan devrim, Rojava’da açığa çıkan devrim sadece oradaki Kürt Kürt halkının kazanımı değildi. Bu haliyle sahip çıkmak lazım. Nasıl bir 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edildiyse, o dönem nasıl bir sahiplenme olduysa bugün de aynı sahiplenmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Oraya yönelik sahiplenme oradaki özgür yaşam modeline sahiplenmedir. Orayı sahiplenme orada kadın öncülüğünde açığa çıkan demokratik özgürlükçü yaşam modelini sahiplenmedir. Orayı sahiplenme oradaki bu kirli zihniyete karşı mücadele etme ve ses yükseltme insanlığı sahiplenmedir. İnsanlık onurunu sahiplenmedir. Aydınlık yüzü Bu noktada herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor. Bir diğeri 11 yıl önce nasıl ki Kobanê’nin direniş duvarına çarptıysa bu kirli zihniyet, bu savaş konsepti inanın bugün de insanların sahip çıkmasıyla gerek diplomatik boyutuyla gerek siyasi boyutuyla gerek politik stratejik boyutuyla ve gerek demokratik haklarını kullanma boyutuyla bugün Sahiplenme yine Kobanê’deki o direniş duvarına çarpacak ve bu savaş konseptini boşa çıkaracaktır” dedi.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































