İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultayı, Büyük Ankara Kongre Merkezi’nde yapıldı. Meral Akşener, salonda yer almadı. Kurultayda konuşan Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’ye isim vermeden yüklendi. Yeni çözüm sürecini hedef alan Dervişoğlu, “Teröriste ‘kurucu önder’ diyenler milletin yüzüne bakamayacak!” dedi. Müsavat Dervişoğlu, bin 180 geçerli oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi.
İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı, bugün Büyük Ankara Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Genel başkanlık için tek aday Müsavat Dervişoğlu oldu. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, oylamaya katılan 1180 delegenin tamamının oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi. Kurucu Genel Başkan Meral Akşener’in salonda yer almaması dikkat çekti.
Kurultayda konuşan Dervişoğlu, iktidarın dış politikasını eliştirdi. Dervişoğlu, “Burnumuzun dibinde, tam 11 sene boyunca besleyip büyüttükleri Suriye PKK’sına bakın. 11 sene diyorum. 14 yıllık iç savaşın 11 yılında eğitildiler, donatıldılar, militan kazandılar. İktidar ise kılını kıpırdatmadığı gibi ileride yapılması muhtemel karşı hamlelere de engel olmayı görev bildi. Sonuç: Suriye’de YPG varmış, bunlar da aslında PKK’lıymış. Bak sen. Ne büyük strateji dehalarımız var ya Rabbi!” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:
- İktidarın, çeyrek asırlık köhneliği içerisinde, her kritik eşikte yaptığı hayati yanlışların sesini duymak isterseniz, her seferinde koro halinde “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan günler” şiarına bakın. Sözde “iç cepheyi güçlendirmek” adı altında yürütülen siyasetin sonuçlarına bakın. Bir değil, iki değil, defalarca aynı şeyleri, aynı ajanda içinde, aynı taahhütler ve tavizlerle yerine getirip farklı sonuçlar elde ettiklerine inanmamızı istediler. Birinci çözüm süreci buydu. Suriye siyasetleri buydu. 15 Temmuz’la sonuçlanan rezalet buydu. Şimdilerde kurdukları İmralı ittifakı ile yürütülen komisyonculuk projesi de aynıdır.
- Geldiğimiz noktada dış politikada ne olmuştur? Lafta İsrail aleyhtarlığı, pratikte ise İsrail için yürütülen bölgesel mıntıka temizliğinde her zaman en önde koşmuşlardır. Bugün İsrail’in etrafındaki ülkelere ne olduğuna bakın, Akdeniz’deki gelişmelere, bir zamanlar mavi vatan diye propaganda yaptıkları sularda kurulan ittifaklara bakın. Daha beteri var. Burnumuzun dibinde, tam 11 sene boyunca besleyip büyüttükleri Suriye PKK’sına bakın.
- 11 sene diyorum. 14 yıllık iç savaşın 11 yılında eğitildiler, donatıldılar, militan kazandılar. İktidar ise kılını kıpırdatmadığı gibi ileride yapılması muhtemel karşı hamlelere de engel olmayı görev bildi. Sonuç: Suriye’de YPG varmış, bunlar da aslında PKK’lıymış. Bak sen. Ne büyük strateji dehalarımız var ya Rabbi! Ne büyük devlet adamlarımız var!
- Peki bu arada ülkemizde neler yaşandı? Belki soruyu “neler yaşanmadı ki” diye sormak lazım. Hukuk kalmadı. Yargı araçsallaştırıldı. Anayasa defaatle askıya alındı. Kurumlar çöktü. Siyaset yapılamaz hale geldi. Her eşikte başka bir toplumsal grup terörist ilan edildi. Ekonomi zaten tarumar oldu. İşsizlik kadere dönüştü. Peşkeş çekilmeyen su, orman, kıyı kalmadı. Doğum oranları dipte, sınırlar kevgir. Gençlerimizi uyuşturucu, fuhuş ve kumar çetelerine kurban veriyoruz.
- İnsanı insan yerine koymak şuurundan uzak kadroların elinde en temel özgürlüklerin, insan haklarının canına okundu. Cezaevleri, okuyan, düşünen, genç yaşlı herkesin buluşma noktası oldu. Akıl ve vicdan, Türkiye’nin ruhu, polis jopuyla yargının çekici arasında un ufak edildi. 200 senelik demokratik mücadelemizden geriye doğru ne kadar mümkünse o kadar adım attılar. Biz cumhuriyetsiz, Cumhuriyet de sahipsiz kaldı.
- Ve bir gün, bir sabah uyandılar ve dediler ki, “PKK’yı affedelim. Öcalan aslında iyi adamdır. Kürtlerin de tek temsilcisidir. Bir de biz yeni fark ettik ama İsrail, PYD ile hareket edebilir.” Bak sen. Sonra bir de şu Anayasa’da Türk tanımı var ya, Türkçe eğitim, üniter devlet ve Cumhuriyet ilkeleri… Siz şimdi bunları bir tartışın, biz iktidarımızı ebedi hale getirmenin yollarını bulana kadar bu tuzağın içinde oyalanın dediler.
- Alkış tutanlara, el uzatanlara, ıslık çalanlara inat biz ilk günden beri aynı şeyi söyledik. Bu ülkede bir Cumhuriyet sorunu var, çünkü siz onu perişan ettiniz. Bu ülkede yurttaş eşitliği sorunu var, çünkü siz eşitlikten değil ayrımcılıktan beslenmektesiniz. Bu ülkede hukuk sorunu var, çünkü siz milli iradeyi gasp edip sarayınıza hapsettiniz.
- Gazi Meclisi bypass ettiniz. Ve bunların hiçbiri sizin Türkiye’yi kimlikte Lübnanlaştırma, idarede Iraklaştırma, güvenlikte Latin Amerikalaştırma, diplomaside ise İranlaştırma ajandanızdan bağımsız değil. Bütün bunlar sizin ergenlik hurafelerinizden kurtulamamış o çürük ideolojinizi, bir türlü bastıramamanızdan, zaaf ve zayıflıklarınızla birlikte emperyalizme rehin etmenizden başka bir şey değil.
- (…)
- Bu noktada size ekonomi anlatmayacağım. Dövizler kaldırmayacağım. Rakamlar saymayacağım. Kaldı ki; bunlara gerek de yok! Hepimiz; bizlere reva görüp, mahkum ettikleri politikalar ile; bir ülke ekonomisinin, nasıl olmaması gerektiğini iliklerimize kadar yaşayarak öğrendik, biliyoruz! Artık biliyoruz ki; bu sadece bir kriz değil, bilinçli yönetilen bir ekonomi politikasıyla, örgütlü bir yolsuzluk üzerine bina edilmiş, yoksulluk ve yoksunluk rejimidir! Bu bir servet transferi rejimidir. Bu rejim, hep veren ama hiç alamayan yetişmiş insanımıza ve orta direğe darbe üstüne darbe rejimidir.
- Bu ahlaksızlık bedenlerde değil, kifayetsiz muktedirlerin zihinlerinde yer etmiş. Beytülmalı, gevur malı diye gören, yağmayı kendine hak görenler var. Bu sebeptendir ki, bireyi, aileyi, milleti ve devleti içine çeken sistematik bir çürüme var. Markete giriyorsunuz. Elinize bir ürün alıyorsunuz. Sonra, fiyatına bakıyorsunuz. Sonra… sessizce yerine bırakıyorsunuz. Evet raflar dolu. Millet alamadığı için raflar dolu. Bereketin en bereketsiz haliyle dolu. Bu utanılası bir durumdur. Ey milletim! Utanacak olan da siz değilsiniz. Utanacak olan onlardır. Her seferinde bu utanmazların kulağını çınlatın ki. “Çan sesi” gibi çınlasın kulaklarında.
- Vergi geliyor. Harç geliyor. Ceza geliyor. Bitmiyor. Hiçbiri bitmiyor. Misliyle para, misliyle bedel ödeyip, karşılığında maruz kaldığınız, layık görüldüğünüz hayatı yükleniyor, bir de her defasında, her şüphenizde, her itirazınızda, size bunu layık görenlerce azarlandığınız, hatta bir de teröristlikle itham edildiğiniz gerçeği geliyor aklınıza. Sanılmasın ki, maaşlı çalışan bunları yaşarken, esnafı, kobisi, sanayicisi hepsi iktidardan nemalanmaktadır, refah içinde yüzmektedir.
- Dünyada kriz varsa, başka yerde enflasyon niye yok? Söyleyeyim, bu, ahlaksızlığın enflasyonudur; sonucu ise mutsuzluktur! Sağlık ve huzurun yanında mutluluk dilemiyorsa, insan neyi amaçlar? Peki bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti, “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü, vatandaşlık parolası yapan bir devlet, insanının mutluluğunu amaçlamıyorsa, neyi amaçlar?
- Yav Allah aşkına mesela; daha geçen hafta iktidar; 1500 lira olan, “yurtdışı internet alışveriş limitini”, Çin ile dış ticaret açığı var diye sıfıra indirdi. Buradan soruyorum bu aklı evvellere; “TOGG” satışı ile aynı döneme denk getirip, 2024 yılında Çinli şirketle; “Manisa’da elektrikli otomobil fabrikası kurmaları için protokol yapmadınız mı? 2 yıldır sözleşmeye rağmen, bu Çinli şirket tek bir çivi bile çakmadı. Bunun doğrudan zararı 1.5 milyar DOLAR! Dolaylı zararı da misliyle! Fabrika açacağı vaadi ile vergi muafiyetli araçlarını piyasaya sattırdıkları Çin’le dış ticaret açığını; 1500 lira limitli yurtdışı internet alışverişi ile kapatacaklar!
- Telefon kılıfı, şarj, toka, kulaklık, kamera, mikrofon! 50 liraya 100 liraya alıp yüzü gülen gençleri; ithalatçıların sofrasına meze yapacaklar. Sizin bu düşmanlığınızın sebebi nedir! Nedir ya nedir? Dış borç, iktidarları döneminde 100 milyarlarca dolar artmış, araba almışız, 1’i size, telefon almışız, 1’i size, bilgisayar almışız, 1’i size! Ama yetmiyor. Hâlâ da diyor ki, “Her şeyi devletten beklemeyin” 40 çeşit vergi var, kimisi çifter çifter, yahu sen her şeyi milletten bekliyorsun ya! 3 trilyon dolardan fazla vergi topladınız. Cumhuriyet’in birikimlerini özelleştirip sattınız. Emekliye vermeye, asgari ücretliye vermeye, memura vermeye yetmiyorsa. Bu kadar vergi nereye gitti, bu kadar harç nereye gitti? Milyonlarca emekçinin her birinden gasp edilen, kime gitti kime?
- Millet evladına iş bulamazken, 3-4-5 yerden maaş alanlar, çocuklarını şatafat içinde yaşatan iktidar elitleri, bir daha gelmemek üzere kaybolup gidecek. Vakti geldi! Annelere, babalara pazarda çürük sebze meyve toplatan, bu utanmazlık, milletimizden ağır bir tokat yiyecek. Vakti geldi! Tarihi geçmiş ürünler, fırsat reyonlarında indirimle satılıyorsa, bu iktidarın da son kullanma tarihi de çoktan geçmiş demektir. Emin olun defolup gidecek. Vakti geldi! İhaneti beka, haini barış güvercini diye pazarlayanların oyunu bozulacak. Vakti geldi! Teröriste “Sayın” diyenler, “Kurucu önder” diyenler, bir daha milletin yüzüne bakamayacak!
- Millet hazinesini yağmalayanlar, her şeyini aldıkları millete hiçbir şey vermeyenler için, hesap vakti geldi! Türk milletinden başka her şeyi, herkesi dert edenlerin devri bitiyor, Türk milletinin vakti geldi! Kötülük yenilecek, çünkü iyilerin vakti geldi!
ÖNCEKİ YAZIBahçeli’den Suriye mesajı: “SDG ve altındaki tüm yapılanmalar tamamen feshedilmeli”SONRAKİ YAZIGERİLİM TIRMANIYOR | DEM Parti’den Bahçeli’ye ‘Suriye’ cevabı: “Siyasi riyakarlık!”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





























