• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    19 Mayıs’ta hastaneler ve sağlık ocakları açık mı? 19 Mayıs 2026 Salı hastaneler çalışıyor mu?

    19 Mayıs’ta hastaneler ve sağlık ocakları açık mı? 19 Mayıs 2026 Salı hastaneler çalışıyor mu?

    Türkiye Karta Çalıştı: Nisan Ayında 2,6 Trilyon Liralık Rekor Harcama!

    Türkiye Karta Çalıştı: Nisan Ayında 2,6 Trilyon Liralık Rekor Harcama!

    Jose Mourinho 13 Yıl Sonra Yeniden Real Madrid'de

    Jose Mourinho 13 Yıl Sonra Yeniden Real Madrid’de

    TR724 HABER

    İBB DAVASI | Murat Kapki: “Tamamı yönlendirmeyle verilmiş, uydurulmuş ifadelerdi”

    Netanyahu'ya Yine 'Güvenlik' Kalkanı: Duruşması Son Anda İptal Edildi

    Netanyahu’ya Yine ‘Güvenlik’ Kalkanı: Duruşması Son Anda İptal Edildi

    Duman’ın ilk canlı stüdyo serisi başlıyor

    Duman’ın ilk canlı stüdyo serisi başlıyor

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Dêrsim’deki saldırıda yine ‘akıl sağlığı’ kılıfı!

    Dêrsim’deki saldırıda yine ‘akıl sağlığı’ kılıfı!

    ‘Barışın sürdürülebilir olması için güven ortamı yaratılmalı’

    ‘Barışın sürdürülebilir olması için güven ortamı yaratılmalı’

    ‘Yanlış’ baskında kolu kırık çocuk darp edilmişti: Polisler hakkında suç duyurusu

    ‘Yanlış’ baskında kolu kırık çocuk darp edilmişti: Polisler hakkında suç duyurusu

    Akademisyen Yasemin Gülsüm Acar: İnsanlar kendini eşit seviyede görmek ve hissetmek istiyor

    Akademisyen Yasemin Gülsüm Acar: İnsanlar kendini eşit seviyede görmek ve hissetmek istiyor

    ‘Barış için adım at’ yürüyüşlerinden ortak ses: Öcalan ve siyasi tutsaklara özgürlük

    ‘Barış için adım at’ yürüyüşlerinden ortak ses: Öcalan ve siyasi tutsaklara özgürlük

     İBB’ye yeni operasyon: 57 kişi gözaltına alındı

     İBB’ye yeni operasyon: 57 kişi gözaltına alındı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Zencani ‘sahalara’ döndü, ‘yeni Zarrab’ kim?

    Zencani ‘sahalara’ döndü, ‘yeni Zarrab’ kim?

    Necip F. Bahadır

    AKP Türkiyesi’nden ibretlik manzaralar!

    Kadir İnanır: Kaybetmenin asaleti

    Kadir İnanır: Kaybetmenin asaleti

    Zilhicce’nin ilk on gününde ibadet etmek, Allah yolunda cihat gibi faziletlidir

    Zilhicce’nin ilk on gününde ibadet etmek, Allah yolunda cihat gibi faziletlidir

    Şampiyonsun, şampiyon kal!

    Şampiyonsun, şampiyon kal!

    Kaldığım ev çok renkliydi II; Yatağanlı Şevket!

    Kaldığım ev çok renkliydi II; Yatağanlı Şevket!

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    19 Mayıs’ta hastaneler ve sağlık ocakları açık mı? 19 Mayıs 2026 Salı hastaneler çalışıyor mu?

    19 Mayıs’ta hastaneler ve sağlık ocakları açık mı? 19 Mayıs 2026 Salı hastaneler çalışıyor mu?

    Türkiye Karta Çalıştı: Nisan Ayında 2,6 Trilyon Liralık Rekor Harcama!

    Türkiye Karta Çalıştı: Nisan Ayında 2,6 Trilyon Liralık Rekor Harcama!

    Jose Mourinho 13 Yıl Sonra Yeniden Real Madrid'de

    Jose Mourinho 13 Yıl Sonra Yeniden Real Madrid’de

    TR724 HABER

    İBB DAVASI | Murat Kapki: “Tamamı yönlendirmeyle verilmiş, uydurulmuş ifadelerdi”

    Netanyahu'ya Yine 'Güvenlik' Kalkanı: Duruşması Son Anda İptal Edildi

    Netanyahu’ya Yine ‘Güvenlik’ Kalkanı: Duruşması Son Anda İptal Edildi

    Duman’ın ilk canlı stüdyo serisi başlıyor

    Duman’ın ilk canlı stüdyo serisi başlıyor

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Dêrsim’deki saldırıda yine ‘akıl sağlığı’ kılıfı!

    Dêrsim’deki saldırıda yine ‘akıl sağlığı’ kılıfı!

    ‘Barışın sürdürülebilir olması için güven ortamı yaratılmalı’

    ‘Barışın sürdürülebilir olması için güven ortamı yaratılmalı’

    ‘Yanlış’ baskında kolu kırık çocuk darp edilmişti: Polisler hakkında suç duyurusu

    ‘Yanlış’ baskında kolu kırık çocuk darp edilmişti: Polisler hakkında suç duyurusu

    Akademisyen Yasemin Gülsüm Acar: İnsanlar kendini eşit seviyede görmek ve hissetmek istiyor

    Akademisyen Yasemin Gülsüm Acar: İnsanlar kendini eşit seviyede görmek ve hissetmek istiyor

    ‘Barış için adım at’ yürüyüşlerinden ortak ses: Öcalan ve siyasi tutsaklara özgürlük

    ‘Barış için adım at’ yürüyüşlerinden ortak ses: Öcalan ve siyasi tutsaklara özgürlük

     İBB’ye yeni operasyon: 57 kişi gözaltına alındı

     İBB’ye yeni operasyon: 57 kişi gözaltına alındı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Zencani ‘sahalara’ döndü, ‘yeni Zarrab’ kim?

    Zencani ‘sahalara’ döndü, ‘yeni Zarrab’ kim?

    Necip F. Bahadır

    AKP Türkiyesi’nden ibretlik manzaralar!

    Kadir İnanır: Kaybetmenin asaleti

    Kadir İnanır: Kaybetmenin asaleti

    Zilhicce’nin ilk on gününde ibadet etmek, Allah yolunda cihat gibi faziletlidir

    Zilhicce’nin ilk on gününde ibadet etmek, Allah yolunda cihat gibi faziletlidir

    Şampiyonsun, şampiyon kal!

    Şampiyonsun, şampiyon kal!

    Kaldığım ev çok renkliydi II; Yatağanlı Şevket!

    Kaldığım ev çok renkliydi II; Yatağanlı Şevket!

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

Sırrı Süreyya Önder: Barış sürecini topluma yayabilseydik sona ermezdi

SG by SG
12 Haziran 2021
in Güncel
0
Sırrı Süreyya Önder: Barış sürecini topluma yayabilseydik sona ermezdi


Peker’in ifşaatları içinde çatışmalı sürece yaslanmayan hiçbir şey olmadığını söyleyen Önder, “Mevcut iktidar gidecek de, gelecek olan kör bıçağıyla bekliyor gibiyken neyle umutlanacağız?” dedi.

Çözüm sürecinin başından itibaren en önemli aktörlerinden ve tanıklarından biri olan HDP eski milletvekili ve dönemin İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder çözüm sürecinin sona ermesinde kendisinin de rolü olduğunu, süreci topluma yayabilseler provokasyonlar ile sona ermeyeceğini söyledi.

 

Gazete Duvar’dan İrfan Aktan ile konuşan Önder, sürecin sona ermesinde kendisi ile ilgili sorumluluğu şu şekilde aktardı;

 

“Bugünden bakınca, aslında bütün enerjimizi barış talebini toplumsallaştırmaya harcamamız gerektiğini anlıyoruz. Bu sürecin bitirilmesini sadece provokasyonlarla izah edemeyiz, hayır. Eğer toplumun sahip çıkmasını sağlayabilseydik barış süreci su sızdırmaz, kurşun geçirmez bir ruha bürümüş olur; başarıya ulaşırdık. O zaman da çözüm sürecini bitirmek üzere provokasyon tertipleyenler birer sinek vızıltısı gibi gelip geçerdi.”

 

Aktan’ın sorduğu, Önder’in cevap verdiği soruların bir kısmı ise şu şekilde;

 

Peki neden esas enerjinizi barış talebinin toplumsallaştırılmasına harcamadınız?

 

Çünkü o süreçte umman büyüklüğündeki sorun alanlarıyla, inanılmaz yoğunlukta trafikle, gidip gelmeyle uğraşmak zorunda kalarak, barış talebini toplumsallaştırma misyonumuzu ıskaladık. Böylesi zor ve hayati bir mevzuyu çok daha sağlam çerçeveye oturtmalıydık. Barışı sağlam kazığa bağlamak, o talebi toplumsallaştırmakla mümkündür. Barışın sadece dağlarda yürüyen bir savaşın sonlanmasından ibaret olmadığını göstermeliydik. Barışın da savaşın da yediğiniz ekmekten aldığınız maaşa, soluduğunuz havaya kadar hayatın tümünü belirleyen süreçler olduğunu anlatabilmeliydik. O zaman insanlar daha rahat mukayese yapabilecek ve bu süreci bitirmek isteyenlere karşı duracaktı. Savaş kadar barışın da dili, diplomasisi ve araçları vardır. Savaşların araçları arasında silahın tuttuğu yer çok küçüktür. Savaş önce dilde başlar. Bunun için de zihinlerin formatlanması gerekiyor. Savaşın diplomasisi, silahlara göre çok daha yakıcıdır. O halde barış için de sadece elçilik yapmaktan, gidip gelmekten öte diplomasiyi öncelemek gerekiyor.

 

Yani?

 

Yani savaş sektörü derken sadece silah ticareti, savaş baronu derken de sadece silah tüccarları akla gelmemeli. Savaş sektörünün medyası, politikacıları, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşları, mafyası, çıkar grupları var. Savaşta bu kesimler zenginleşirken toplum hacir altına alınıyor ve savaşılan her kimse, ona düşmanlık etmek dışında bir özgürlük alanı bırakılmıyor.

 

Ama biz savaşı bir türlü aşamıyoruz, çünkü savaş “ulus-devletin tekil bir sınır örgütlenmesi” haline gelmiş…

 

Bu savaşın süresiyle de ilişkili. Savaş sürdükçe kendi ömrünü uzatıyor. Savaş uzadıkça, savaştan geçinen sektörler daha da yaygınlaşıp bir ahtapot misali hayatın her alanına sirayet ediyor. Türkiye’de en küçük yerleşim biriminden metropollere kadar hayatın hemen her alanında bu sektörün hükmü geçiyor. Toplumsal bütün konumlara vasıfsız insanlar egemen oluyor. Devlet kurumlarından sivil topluma varana dek her yerde uzantıları oluşmuş bir savaş ekonomisi karşısında barış, elini uzatacağın mesafeye kadar yaklaştığında bile, birdenbire böylesi bir ihtimal bir daha asla belirmeyecekmiş gibi başa dönülebiliyor.

 

Neden?

 

İki temel nedeni var. Birisine literatürde “barış korkusu” deniyor. Savaşla kendini var eden tarafların barışa hazırlıksız olmalarından kaynaklanıyor “barış korkusu.” Bir diğer neden ise, savaştan nemalanan irili-ufaklı sektörlerin varlığı. Çözüm sürecinde bunlara karşı demokratik, barışçıl hamleler geliştirebilen bir dil, içerik ve çaba gerekiyordu ama biz buralarda yetersiz kaldık. Hatırlayın, toplumdaki iyimser hava dağılmaya başlayınca, topluma barışı anlatmak için giden Akil İnsanlar Heyeti üyelerine yönelik sözlü ve fiziki itirazlar arttı. Bu, barış talebinin toplumsallaşmadığının önemli bir göstergesiydi. Çünkü barış talebi toplumsallaştırılabilseydi savaş yanlısı söylemi dillendirenlerin karşısına barış talebini dillendiren kitleler çıkıp “hayır, bu mesele çözülmeli ve siz bu süreci bozamazsınız” diyerek dikilebilirdi.

 

Fakat neticede çözüm sürecini ortadan kaldıran şey toplumsal tepki değil, iktidarın hesapları değil miydi?

 

Dediğim gibi, barış talebini toplumsallaştırabilseydik, hiçbir iktidar bu süreci bozamazdı. Savaş paradigmasına dönmeye karar veren iktidarın enstrüman bulması kolay. Hatta sizin bulmanıza bile gerek yok, süreci yok etmenize yardımcı olacak yapılar size koşa koşa gelir. Dahası, bazıları size bile gelmeyip inisiyatif geliştirerek savaş yanlısı adımlar atmaya başlarlar. Öte yandan değerlendirmelerimiz gerçekçi olmalı. Dünyadaki benzer deneyimlerden biliyoruz; çatışma sonrası çözüm süreçlerinde taraflardan biri gereğinden fazla güç biriktirirse, yahut güç biriktiriyormuş gibi bir algı bile yaratıyorsa, bu da çözüm süreçlerini bitiren bir unsura dönüşebiliyor.

 

Yani çözüm sürecinin sonlanmasında Kürt hareketinin güç biriktirmesi veya öyle bir görüntü vermesinin de mi etkisi oldu?

 

O dönemde Kürt illerinde, yer yer çeteleşmeye varan, merkezi olmayan birtakım oluşumlar gözlemledik. Bunda Kürt hareketinin bir muradının olduğundan emin değilim. En azından o günlerdeki görüşmelerimize dayanarak Kürt hareketinin böyle bir iradesinin olmadığını söyleyebilirim. Ama birden bire, yer yer lumpen tutumlar içeren yapılanmalar ve bunların yol kesme, insanları alıkoyma gibi hareketleri ortaya çıktı.

 

Çözüm sürecinin sonlarına doğru mu ortaya çıktı bu tür yapılar?

 

Evet, ama aslında bölgedeki nispi rahatlamayla birlikte uç vermeye başlayan bir eğilimden söz ediyorum. Öcalan bunu duyuyordu, görmüştü. Zaman zaman haberlere de çıkıyordu. En çok itiraz ettiği meselelerden biri de buydu. “Bunlar bizim tavrımız, tarzımız, yöntemimiz olamaz” diyordu. Öcalan açısından bir yandan barış görüşmeleri yapılırken bu tür işler kabul edilemezdi. O yüzden “bunlar soruşturulmalı” diyordu. Ama her iki taraf da bunun taşıdığı tehdit ve tehlikeyi yeterince kavrayamadı, üzerine gitmedi. Belki biz de heyet olarak bu tehlikeyi yeterince vurgulayamadık. Ama günün sonunda bu yapılar birden bire tüm sürecin kaidelerine damga vuran noktaya geldiler. Barış sürecinde tüm meselelerin yerelden merkeze kadar her aşamada geniş bir biçimde tartışılması gerekirken, çözüm süreci orada yol kesme, öbür yerde falancanın alıkonması gibi meselelerle anılmaya başlandı.

 

Sizce bu olayları kim veya kimler yaptı?

 

Muhtemelen bunlar hiç ortaya çıkmayacak. Meselenin bu boyutunu olaylar bazında değil de genel bir başlık altında incelemek gerekirse, buna “güven sorunu” demek daha doğru olur. Yine dünya deneyimlerinden yola çıkarak baktığımızda, bu süreçlerin öncelikle bir güven aşamasından geçmesi gerektiğini görürüz. Karşılıklı güven artırıcı adımlar atılması gerekiyordu. Sonuçta o güne kadar birbiriyle çatışan taraflar bir şekilde karşılıklı güvene dayanarak öncelikle konuşmaya başlıyorlar. Fakat bu başlangıç aşamasıyla sınırlı değil, süreç boyunca desteklenmesi ve tekrar etmesi gereken adımlardı. Biz heyet olarak her İmralı-Kandil görüşmeleri sonrası bakanlar düzeyinde toplantılar yapıyorduk. Ne var ki, biz hiçbir zaman bu tür olayları aşıp gündemin can alıcı, özüne tekabül eden yönlerini konuşamıyorduk.

 

Hükümetle ne tür olayları konuşuyordunuz?

 

Örneğin adli tıp sürecini tamamladığı halde serbest bırakılmayan hasta tutuklular meselesini gündeme getiriyorduk. Çünkü bu, güven artırıcı ilk adım olarak değerlendirilmişti. Fakat biz bakanlara bunları söylediğimizde, önümüze bölgeden gelen asayiş raporlarını koyuyorlardı. “İyi ama şurada da yol kesilmiş, burada da hendek kazılmış, şu insan alıkonmuş” diyorlardı. Dolayısıyla hiçbir zaman taraflar arasında bir güven ilişkisi kurulamadı. Sürekli karşılıklı kuşku, itham, şikâyet çerçevesinde kaldık. Bu söyleşiyi okuyan kimsenin bu anlattıklarıma dayanarak sürecin sadece olumsuz yanlarını görmesini istemem. Aksine, sürecin kendisi bile, tüm sorunlarına rağmen tarihi önemdedir, olumludur. Fakat tarafların buluşabileceği, mutabık kalabileceği ortak nokta arasındaki makas hep çok genişti.

 

Peki bu makas neden kapatılamadı?

 

İktidar tarafı bütün enerjisini PKK’nin silahları bırakması hedefine hapsetmişti. “Bu olsun, ondan sonrası kolay” kolaycılığına kaçıyordu. Bir anlamda temennilerini program yapıp kuşkularına iman ediyorlardı. Diğer taraf da sorun alanı olarak gördüğü bir dizi şeyde somut ve anayasal güvenceli adımlar bekliyordu. Bu makas çok açıktı ve esas mesele buydu. Yoksa “süreci o bozdu, şu da bu mitingi yaptı, beriki şöyle bir provokasyon yaptı” kısmı ayrıntı. Eğer sürecin taşıyıcı kolonları zeminlerde gelişebilseydi, bu tür ayrıntıların esamesi okunmazdı.

 

7 Haziran 2015’ten itibaren çözüm sürecinin bitirilmesinden hemen sonra Fethullahçılarla da ciddi bir savaşa girişildi ve darbe girişimi sonrası yapılan 7 Ağustos 2016 tarihli Yenikapı Mitingi’yle birlikte AKP-MHP ve irili ufaklı başka yapılardan oluşan yeni bir iktidar koalisyonu oluşturuldu. Devlet, mafya, siyaset ilişkisi açısından bakıldığında çözüm süreci sonrası oluşturulan iktidar koalisyonu bize ne anlatıyor?

 

Bunun birkaç boyutu var. Bir kere devletin savaş repertuarı, barış repertuarından çok daha geniş ve hacimli. Dolayısıyla savaşa dönme kararı alındığı anda çok kolay harekete geçilebiliyor. Sonuçta tarihsel olarak bakıldığında yüz yıllık, aktif savaş açısından bakıldığında kırk yıllık bir hafıza, deneyim ve teşkilatlanma yedekte duruyor. Devlet bu tarihten hangi plağı çıkarıp koyarsa bunu dinlemeye ve dinlediği plağa göre hareket etmeye hazır geniş bir kitle var. Ayrıca meselenin sosyolojik boyutu haricinde bir de finans-kapital boyutu var. Askeri olarak test edilmeyen hiçbir siyasal güç, siyasal güç değildir.

 

Bununla neyi kastediyorsunuz?

 

Kürt sorunu sadece ulusal değil, aynı zamanda bölgesel bir mesele. Bölgenin kapsama alanını göz önüne aldığımızda da bu bir dünya meselesi. AKP iktidarı bölgede, Ortadoğu’da hem siyasi hem ekonomik olarak aktör olma niyeti ve hevesi içindeydi. Bunun da bölgedeki ağırlığını ancak askeri alanda hissettirmesiyle mümkün olduğunu düşünüyordu. Bugün ortaya saçılan pisliklerden görüyoruz ki, taşınmayan tek kaygı bayrak ve beka meselesi. Onun dışındaki her türlü kaygı var. Meğer devasa bir ekonomi tetiğe basılmasını, savaşı bekliyormuş. Savaşla yıkıp inşaatla yapmak ekonomik bir aktivite mesela. Dolayısıyla Türkiye’de hakim sermaye kazandığı yeni karakterle savaşçı, savaş sanayiinden beslenen bir ittifaktır. Hâl böyle olunca savaş histerisi medyasından kanaat önderlerine, suç örgütlerinden bazı sivil toplum örgütlerine kadar muazzam bir taban buldu.

 

Kürt meselesi bir dünya meselesiyse, “dünyanın” bu sorunda, savaşta payı nedir?

 

Gelişmiş batı ülkeleri kendi iç çelişki ve çatışmalarını hep geri bırakılmış ülkelere ihraç ederek kendi halklarının refahını sağladılar. Türkiye’nin egemen ittifakları ise bütün çelişki ve çatışmalarını Kürtlere ihraç edegeldi. Irak ve Suriye’deki iç çatışmalar ve IŞİD barbarlığı bir bölge meselesiydi ve barış süreci tüm bu bölgesel projeksiyonun içinde en kolay yutulacak lokmaydı. Bu kolay lokmayı zor lokmaya çevirecek olan eşitlik ve toplumsal barış talebi olacaktı ama maalesef bunu sağlayamadık.

ShareTweet
Previous Post

Rusya ile gerginlik yaşayan Ukrayna’ya ABD’den 150 milyon dolarlık askeri yardım

Next Post

Peker’den sonra Sezgin Baran Korkmaz da mı kamera karşısına geçiyor?

Related Posts

Sumud Filosu’na İsrail Baskını! Türk Aktivist Korku Dolu Anları Anlattı: 'Ülkeyi Açık Hava Hapishanesine Çeviremezsiniz'
Güncel

Sumud Filosu’na İsrail Baskını! Türk Aktivist Korku Dolu Anları Anlattı: ‘Ülkeyi Açık Hava Hapishanesine Çeviremezsiniz’

18 Mayıs 2026
TR724 HABER
Güncel

İBB DAVASI | Murat Kapki: “Tamamı yönlendirmeyle verilmiş, uydurulmuş ifadelerdi”

18 Mayıs 2026
TR724 HABER
Güncel

İBB iştiraki Boğaziçi AŞ’ye operasyon: 57 gözaltı

18 Mayıs 2026
Çorlu'da Şehit Olan Polis Memuru Emrah Koç’un Son Görüntüsü Yürek Burktu
Güncel

Çorlu’da Şehit Olan Polis Memuru Emrah Koç’un Son Görüntüsü Yürek Burktu

18 Mayıs 2026
TR724 HABER
Güncel

Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar iddiası; mahkeme ‘ödeme’ belgesini istedi!

18 Mayıs 2026
Özgür Özel ve Keskin Bayındır İçin Fezleke
Güncel

Özgür Özel ve Keskin Bayındır İçin Fezleke

18 Mayıs 2026
Next Post
Peker’den sonra Sezgin Baran Korkmaz da mı kamera karşısına geçiyor?

Peker’den sonra Sezgin Baran Korkmaz da mı kamera karşısına geçiyor?

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter