Etiket: zam

  • Geçinemeyen akademisyenler anlatıyor: ‘Geçim kaygısı akademik üretimin önüne geçti’

    Geçinemeyen akademisyenler anlatıyor: ‘Geçim kaygısı akademik üretimin önüne geçti’


    Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz toplumun her kesimini etkilerken, akademisyenler de durumdan nasibini aldı. Bir süredir sosyal medya üzerinden kampanya yürüten çok sayıda akademisyen #AkademikZam etiketiyle seslerini duyurmaya çalışarak zam talebinde bulunuyor.

    euronews’e konuşan akademisyenler kira, fatura ve barınma gibi temel ihtiyaçların günden güne yaşamlarını ciddi şekilde etkilemeye başladığını dile getiriyor. Geçim sıkıntısının akademik ve bilimsel üretime nasıl engel teşkil ettiğini ise günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunlarla anlatıyorlar. 

    Öğretim Görevlisi Dr. Zeynep Ardıç kira, fatura ve gıda fiyatlarındaki ciddi artışın son iki yıldır yaşamını etkilediğinden bahsediyor.

    Üç sene önce kiraladığı evin kira ve aidatının toplamı maaşının üçte birine denk gelirken, şimdi maaşının İstanbul Kartal’da bir ev kirası ve aidatını karşılamaya yeterli olmadığını söylüyor.

    Evsiz kalma kaygısının akademik üretimini olumsuz etkilediğini dile getiren Dr. Zeynep Ardıç, en son ne zaman bir kitapçıya uğradığını hatırlamıyor:

    ‘’Eskiden alanımdaki kitaplara bakar beğendiklerimi alırdım, yeni yayınları takip etmeye çalışırdım. Arkadaşlarımla arada bir dışarı çıkar yemek yerdim. Bazen kütüphane yerine bir kahve alıp bir kafede çalışabilirdim. Ancak şu anki maaşımla bunların hiçbirini gönül rahatlığıyla yapamıyorum. Her şeyin fiyatını hesaplamam gerekiyor. Dışarıda bir yemeğe gitmek, hatta kahve içmek bile lüks haline geldi. En son ne zaman bir kitapçıya girip kitap aldığımı bile hatırlamıyorum. Çünkü internetten tüm siteleri karşılaştırıp en ucuzunu almak zorunda hissediyorum’’

    “11 bilimsel kitap mevcut maaşımın yüzde 15’ine denk geliyor”

    Araştırma Görevlisi Ömer Orbay Çetin de artık akademik kariyerine yatırım yapamıyor. 2021 Temmuz ayında verilen yaklaşık %8,5’lik zam sonrası Araştırma Görevlisi maaşı 6.994 TL’den 7.500 TL’ye yükseldi ancak bu alım gücüne yansımadı:

    ‘’2021 Kasım ayında kendi alanım olan muhasebe ile ilgili tek siparişte 11 adet bilimsel kitap almıştım ve toplam ödediğim tutar 370 TL idi. Bu tutar o ayki maaşımın yüzde 5’ine denk geliyordu. Şu an aynı 11 bilimsel kitap yaklaşık olarak 2.700 TL ve mevcut maaşımın yüzde 15’ine denk geliyor. Gündelik yaşamdan örnek ise, X markasından aldığım bir kaban fiyatı 2022 Ocak ayında maaşımın yüzde 10’una denk gelirken, aynı markanın aynı ürünü 2023 Nisan ayı itibariyle mevcut maaşımın yüzde 35’ine denk gelmekte.’’

    Araştırma Görevlisi Sümeyye Erkalan Coşkunsu’nun durumu da diğer akademisyenlerle benzer. Akademik çalışmaları için basılı kaynak satın alırken önce kredi kartı ekstresine bakıyor.

    Ve satın alıp almamaya öyle karar veriyor. Her ne kadar akademik çalışmalarını sürdürmek için bazı kaynaklara kütüphaneden erişim sağlasa da bunun yeterli olmadığını sözlerine ekliyor. 

    Bu durumun ise motivasyonunu kırdığını ve akademik çalışmalara odaklanmada sorun yarattığını dile getiriyor:

    ‘”Şu an geldiğimiz noktada, kendi görev yaptığım fakülte için ifade etmem gerekirse idarecilerimiz kaynak erişimimizin nispeten artması için bazı veri tabanlarına üyelik sağlıyorlar ancak bu konuda da maalesef maddi kaynak yetersizliği sebebiyle erişmemiz gereken veri tabanları arasından tercihte bulunup bazılarını seçenekler arasından elememiz gerekiyor. Halihazırda kalitesizlik henüz yoksa da bu şekilde devam etmesi durumunda özellikle akademisyenlerin geçim kaygısı sebebiyle bilimsel faaliyetlere odaklanamaması sonucunda kalitenin düşeceği yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda.’’

    Öğretim Görevlisi Dr. Zeynep Ardıç da ekonomik zorlukların yarattığı stres ve motivasyon eksikliğinden dem vuruyor. Sürekli geçim derdi ve gelecek kaygısıyla meşgul olduklarından akademik üretimde bulunamadığına dikkat çekiyor:

    ‘’Meselenin psikolojik boyutu da çok önemli. Son dönemde haberlerde belediye işçilerine yapılan zamları görüyoruz ve maaşlarımızın bu miktarlar yanında ne kadar düşük kaldığını fark ediyoruz. İşçilerin maaşlarıyla hiçbir problemimiz yok, bu ekonomik şartlarda çok daha fazlasını hak ediyorlar. Ancak işçi maaşlarından bile düşük maaşlar alıyor olmak akademisyenler açısından motivasyon kırıcı olmaktadır. 3-5 sene öncesine kadar yakın maaşlar almakta olduğumuz doktor ve hakim maaşlarıyla akademisyen maaşları arasında ciddi bir fark oluştu ve akademisyenler bir anlamda yoksulluğa mahkum edildi. Bu yüzden akademisyen maaşlarına seyyanen zam yapılması gerekiyor.’’

    Akademisyenlerin güncel akademik gelişmeleri takip etmek için en yararlandıkları ulusal ve uluslararası konferanslara katılmaları da giderek zorlaşıyor. 

    Araştırma Görevlisi Ömer Orbay Çetin artık yurt dışı konferanslarını takip edemediklerini hatta yurt içi konferanslara bile katılmanın zorlaştığını söylüyor:

    ‘’2021 yılında en azından ulusal kongrelere katılmak ve birkaç gün konaklamak mümkünken, bugün itibariyle en yakın şehirdeki ulusal bir kongreye katılmak için neredeyse maaşımın 3’te 1’ini kullanmak zorundayım. Barınma, beslenme ve giyinme gibi temel ihtiyaçları karşıladıktan sonra ne yazık ki böyle bir imkan kalmıyor. Uluslararası bir kongreye katılmak ise imkansız. O kadar imkansız ki uzun süredir hayal dahi etmiyorum. Aldığım kitap sayısı yarı yarıya düşmüş durumda. Alanımla ilgili özellikle takip etmek istediğim uluslararası dergi veya web sitelerine üye olabilme ihtimalim yok. Yurt içinde alanımla ilgili çeşitli eğitimler alabilme imkanım da yok. Ne yazık ki bir bilim insanı olarak kendimi sürekli güncellemem ve donanımımı artırmam gerekirken, bunların hiçbirini yapamıyorum. Bu ve benzeri durumlar, akademik bir söylemle ifade etmek gerekirse sadece yerli literatürde sıkışıp kalmaya ve evrenselleşememeye sebep oluyor.‘’

    Çetin, akademisyenlerin geçim derdinde olması ve bu kaygının giderilmemesi halinde ileriki süreçlerde akademik üretimin derinden etkileneceği görüşünde:

    ‘’YÖK’ün paylaştığı verilere göre dünya genelinde ilk 500’de yer alan üniversite sayımız artık sıfır. Yine YÖK tarafından paylaşılan verilere göre akademisyenler için en üst seviye yayınların yapıldığı Q1 ve Q2 dergilerinde yayınlanan makale sayılarında düşüş var. Ayrıca yine çeşitli haberlerde özel sektör iş verenlerinin, lisans mezunlarının donanımlı olmamasından da yakındığı durumlar var. Akademisyenlerin alım gücünün düşmesi ve temel ihtiyaçlarını karşılamada dahi zorlanmasıyla başlayan süreç, aynı akademisyenlerin öğreticilik yaptığı lisans ve lisansüstü öğrencilerin mezuniyetleri sonrasındaki niteliklerini düşmesine neden olacak kadar çeşitli negatif sonuçlar doğurmaya devam edecek.’’

    Öğretim Görevlisi Dr. Zeynep Ardıç ise akademisyen maaşlarından ötürü hiçbir başarılı öğrencinin akademiye yönelmeyeceğinin altını çiziyor. 

    Özel sektör ya da yurtdışında normal maaşlarla düzgün bir hayat sürmek varken akademisyen olup yoksulluk sınırının çok altında maaşlarla çalışmanın hiç bir öğrenciye cazip gelmeyeceği fikrinde:

    ‘’Halihazırda akademisyen olan pek çok insan da akademiyi terk edip başka mesleklere, özellikle de özel sektöre yönelecektir. Bu da akademinin kalitesini ciddi bir biçimde etkileyecektir. Ki bu etki görülmeye başlandı. Yakın zamanda Prof. Dr. Ufuk Akçiğit hocanın yaptığı araştırma Türkiye’nin en başarılı ve üretken akademisyenlerinin yurt dışına gittiğini ve bu rakamın 12 bin civarında olduğunu göstermiştir. Akademik çalışmaların desteklenmemesi ve akademisyen maaşlarının bu denli düşük olması beyin göçünü arttıracaktır. Zaten akademinin yapısal sorunları verimliliğinin önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Özellikle mobbing akademisyenlerin motivasyonunu ve üretkenliğini çok olumsuz yönde etkiliyor. Buna bir de ekonomik sıkıntılar eklendiğinde kalitesizlik ve verimsizliğin artması kaçınılmaz olacaktır.’’

    ”Ekonomik sıkıntılar beyin göçüne ciddi bir ivme kazandıracaktır”

    Peki bu durum akademik bir göç yaratır mı sorusuna öğretim görevlisi Dr. Zeynep Ardıç, akademik göçün öncelerde başladığını fakat ekonomik sıkıntılarda beyin göçünün ivme kazanacağı kanaatinde.

    Yetişmiş insan kaynağının önemine dikkat çeken Ardıç, akademisyenlerin bilim üretebilmesi için geçim sıkıntısından kurtarılması gerektiğini vurguluyor:

    ‘’Bu göçün aslında çok önceden başladığını biliyoruz ama ekonomik sıkıntılar bu beyin göçüne ciddi bir ivme kazandıracaktır. Bir akademisyenin yetişmesi uzun bir süreç ve emek gerektirir ve bunun bir karşılığı olması gerekir. Maaşların belirlenmesinde de bu yönde adaletli ve hakkaniyetli bir yaklaşım gereklidir. Eğitimine bu kadar emek ve zaman harcayan insanların adil bir maaş almaması akademisyenleri akademiye küstürüyor ve özel sektöre ya da yurtdışına gitmeye yöneltiyor. Bu da ülkenin geleceğini çok olumsuz etkiliyor.‘’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türk-İş Başkanı açıkladı: Hükümetin kamu emekçilerine yeni zam teklifi belli oldu

    Türk-İş Başkanı açıkladı: Hükümetin kamu emekçilerine yeni zam teklifi belli oldu


    Türk-İş Genel Başkanı Atalay, hükümetin kamu işçisi için yeni teklifinin 12 bin lira taban ücret ve ilk altı ay için yüzde 40 zam olduğunu açıkladı.

    Kamuda 700 binden fazla işçinin ücretlerine yapılacak zammın belirleneceği görüşmelerde işçi ve işveren tarafı, ikramiyenin de aralarında olduğu konu başlıklarında mutabık kalırken taban ücret ve yüzdelik zam konusunda pazarlık devam ediyor.

    Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, 2023 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü için yapılan ikinci görüşmede hükümetin zam teklifini açıkladı.
    Atalay, hükümetin kamu işçisi için yeni teklifinin 12 bin lira taban ücret ve ilk altı ay için yüzde 40 zam olduğunu bildirdi.

    İlk görüşmeler sonucunda hükümetin kamu işçilerine ilk 6 ay için yüzde 30 zam teklif ettiği, taban aylık teklifinin ise 11 bin 500 lira olduğunu açıklanmıştı. Teklifin talepleri karşılamadığını ilettiklerini belirten Atalay “İşçinin razı olmadığı rakamı imzalamayız” demişti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜİK’e göre martta yüzde 2,29 artan enflasyon, yıllık yüzde 50,51 oldu

    TÜİK’e göre martta yüzde 2,29 artan enflasyon, yıllık yüzde 50,51 oldu


    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mart ayına ilişkin tüketici fiyat endeksi ve yurt içi üretici fiyat endekslerini açıkladı. Buna göre mart ayında enflasyon yüzde 2,29 artarken, yıllık enflasyon yüzde 50,51 oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, mart ayında 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 70,20, yurt içi üretici fiyatları yüzde 113,73 arttı.

    Aylık bazda TÜFE yüzde 2,29, Yİ-ÜFE yüzde 0,44 artış gösterdi.

    TÜFE, martta geçen yılın aralık ayına göre yüzde 12,52, Yİ-ÜFE ise yüzde 6,25 yükseldi.

    Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 50,51, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 62,45 oldu.

    Böylece yıllık enflasyon, son 14 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Söz konusu enflasyon Ocak 2022’de yüzde 48,69 seviyesinde gerçekleşmişti.

    Yurt içi üretici fiyatları ise son 16 ayın en düşük seviyesinde oluştu. Söz konusu değer Kasım 2021’de 54,62 olarak kaydedilmişti.

    ENAG’da yıllık enflasyon yüzde 112

    Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) mart ayı enflasyonunu yüzde 5.08, yıllık artışı ise yüzde 112.51 olarak açıkladı.

    Bağımsız akademisyenler ve ekonomistlerden oluşan ENAG verileri ile TÜİK verileri arasında büyük fark bulunuyor. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hakkınızı yargıda aramak isterseniz önce harç parasını bulmanız lazım: Yüzde 122 zam

    Hakkınızı yargıda aramak isterseniz önce harç parasını bulmanız lazım: Yüzde 122 zam


    Resmi Gazete’de 30 Aralık’ta yayımlanan “Harçlar Kanunu Genel Tebliği”ne göre, yargı harçlarına yüzde 122,93 oranında zam yapıldı. Zam oranına tepki gösteren hukukçulara göre, yargı harçlarındaki artış adalete erişime yönelik engellerden biri.

    İSTANBUL BAROSU DAVA AÇTI

    Yeni harç listesine göre, istinaf başvuru harcı 492 TL, temyiz başvuru harcı 886,80 TL oldu. Anayasa Mahkemesi (AYM) bireysel başvuru harcı ise 1.480 TL’ye çıktı. İstanbul Barosu, yargı harçlarına yapılan fahiş miktardaki artış ile aynı tarifedeki Avukatlık Ruhsatnamesi için belirlenen 3.855,30 TL harç miktarını Danıştay’a taşıdı. Harçların iptali ile yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay’da açılan davada, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği belirtildi.

    “DEZAVANTAJLI GRUPLARIN DAHA ÇOK ETKİLENECEĞİ BİR BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI”

    DW Türkçe’den Burcu Karakaş’a konuşan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yargı harçlarında yeniden değerleme oranını yüzde 50 oranında azaltma yetkisi olduğunu ancak bu yetkiyi kullanmadığını söylüyor. Sağkan, “Ekonomik olarak çok zorlandığımız bir dönemi yaşarken bir de üzerine yargı harçlarının yüzde bu oranda artmasıyla özellikle dezavantajlı grupların daha çok etkileneceği bir başvuru süreci başladı” diyor.

    AİHM ÖNCE AYM BAŞVURUSU ŞART ANCAK HARCA TABİ…

    Yapılan zamlar neticesinde en çok tepki çeken, AYM bireysel başvuru harcı oldu. AYM bireysel başvuru harcı, geçen sene 664 TL iken bu sene 1.480 TL’ye çıktı. AYM bireysel başvuru hakkı, 2012 yılının Eylül ayında yürürlüğe giren yasayla uygulanmaya konmuş, bu yasayla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılan davaların sayısını azaltmak amaçlanmıştı. Avukat Gülizar Tuncer, söz konusu yasa öncesinde vatandaşların doğrudan ve üstelik harç ödemeden AİHM’e başvurabildiğini hatırlatıyor:

    “Türkiye, AYM’ye bireysel başvuruyu ön şart olarak getirdi ve bunu harca tabi tuttu. Mahkemeye erişim hakkı denilen hakkın harca tabi tutulması kabul edilemez. İnsanların ekonomik durumu ortada, AYM başvurusu ücretsiz olmalı.”

    “MAHKEMEYE ERİŞİM HAKKINA ENGEL GETİRMEK DEMEK”

    Resmi verilere göre, 89 bini geçen sene olmak üzere 2012-2022 yıllarında AYM’ye toplam 450.173 bireysel başvuru yapıldı. Avukat Tuncer, “Başvuruda bulunacak insanlara ‘Bu kadar harcı ödemek zorundasın’ demek ve ihlal kararı çıkmazsa bütün harç ve masrafları ödemek zorunda bırakmak, mahkemeye erişim hakkına engel getirmek demek” diyor.

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, adalete erişim konusunda adli yardım uygulamasındaki sorunlara da dikkat çekiyor. TBB Adli Yardım Yönetmeliği’nde adli yardımın amacı, “Bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve hak arama özgürlüğünün kullanımında eşitliği sağlamak üzere avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanların avukatlık hizmetlerinden yararlandırılması” olarak tanımlanıyor. Vatandaşın adalete erişim sorununun adli yardımdan ayrı düşünülemeyeceğini söyleyen TBB Başkanı, yargı harçlarından elde edilen gelirin yüzde 2’sinin adli yardım bütçesine aktarıldığını ifade ediyor.

    “ADLİ YARDIMA AYRILAN PAY DA YETERSİZ”

    “Haliyle bu kaynağın da çok kısıtlı olması, baroların özellikle dezavantajlı gruplara avukat atamasını ve aynı zamanda mahkemelerin yargı harçlarını devletin ödemesine karar vermesini çok güçleştiriyor” diyen TBB Başkanı Erinç Sağkan, 7. Yargı Paketi kapsamında adli yardıma ayrılacak ödeneğin yüzde 2’den yüzde 3’e çıkarılmasının planlandığını ancak bu payın yüzde 4 olması için başvuru yaptıklarını söylüyor:

    “En az yüzde 4’e çıkarılması gerekiyor ki adli yardım, dezavantajlı gruplara hizmet verecek bir uygulamaya dönüşebilsin.”

    Avukat Tuncer de baroların kısıtlı imkanları nedeniyle adli yardımların yetersiz kaldığı kanaatinde. Tuncer, “Adli yardım kapsamında esas olarak yararlanması gerekenlerin başında çocuklar, kadınlar, işkence mağdurları geliyor. Ancak adli yardıma ayrılan pay çok düşük miktarlarda olduğu için vatandaşlara yansıması da çok sınırlı düzeyde oluyor” ifadelerini kullanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özel okul ücretlerine zam: Fiyatlar ne kadar arttı, zam oranı nasıl belirleniyor?

    Özel okul ücretlerine zam: Fiyatlar ne kadar arttı, zam oranı nasıl belirleniyor?


    Özel okul ücretlerine 2023-2024 eğitim öğretim yılında yapılacak zam oranı belli oldu. Özel okullar yüzde 65’e kadar zam yapabilecek. Özel okul ücretleri zam oranı 2022-2023 yılında yüzde 37’ydi. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre ise okul ücretlerinde tüketici enflasyonu daha düşük seviyede seyrediyor. 

    TÜİK’e göre orta öğretim ücretleri Aralık 2022’e yıllık yüzde 30 yükseldi. Bu oran geçtiğimiz yıl aynı dönem yüzde 17 olmuştu.

    Özel okul ücretleri nasıl tespit ediliyor?

    Özel okulların ücretleri Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 53. Maddesine göre belirleniyor. Kurumlar; öğrenci ve kursiyer ücretlerini, veli veya kursiyerlerle yapacakları Bakanlıkça belirlenerek Genel Müdürlük internet sayfasında yayımlanan özel sözleşmelerinde, verecekleri eğitim ve öğretim imkanlarına, gelişmelerine imkan verecek yatırım ve hizmetler ile diğer işletme giderlerine göre ücreti tespit ediyor.

    Özel okul ücretlerinde zam nasıl belirleniyor?

    Özel okulların ara sınıflarına naklen kaydolacaklar ile özel okullara devam eden öğrencilerin eğitim ücreti aynı yönteme göre hesaplanıyor. 

    Eğitim ücreti, bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen eğitim ücretine; bir önceki yılın ortalama (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi+Tüketici Fiyat Endeksi) /2 oranına en fazla yüzde 5 artış yapılarak belirleniyor. 

    Yani yıllık ÜFE ile TÜFE toplanıp ikiye bölünüyor ve bunun üzerine yüzde 5 eklenerek fiyat oluşturuluyor. Ancak yıllık değişim değil; TÜİK’in oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı dikkate alınarak hesaplama yapılıyor.

    Özel okul ücretleri ne zaman açıklanıyor?

    Milli Eğitim Bakanlığı ocak ayı başında bir sonraki eğitim öğretim yılında geçerli olacak zam oranını açıklıyor. Bunun ardından özel okullar ocak ayından itibaren en geç mayıs ayında ücretleri ilan ediliyor.

    Özel eğitim kurumları MEB tarafından duyurulan ücret artışının üzerinde bir artış yapamıyor. 

    Eğitimde enflasyon TÜFE’nin altında

    TÜİK verileri eğitimde enflasyonun TÜFE’den daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Aralık 2022’de yıllık enflasyon yüzde 64 olurken eğitim ana grubunda yıllık artış yüzde 37’de kaldı. Aralık 2021’de ise eğitim grubunda yıllık enflasyon yüzde 17 olmuştu.

    TÜİK verilerine göre okul öncesi eğitim ve ilköğretim ücretleri son bir yılda 30 artış gösterdi. Ortaöğretimde yıllık artış yüzde 30 gerçekleşirken üniversite ücretleri ise Aralık 2022 itibariyle son bir yılda yüzde 53 zamlandı.

    “10 okuldan biri kapandı”

    Öte yandan özel okullar son dönemde hızla artan enflasyon sebebiyle zor durumda kaldıklarını bildiriyor. Özel Eğitim-Öğretim Derneği (ÖZDEBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, geçtiğimiz yıl 1500’ü aşkın özel okulun kapandığını açıkladı. 

    Buna göre 2022’de faaliyette olan her 10 okuldan biri kapanmış oluyor. Ekonomim’e konuşan Naci Atalay, 2022 yılını “Sektörün son 40 yıldaki en zor yılı” olarak değerlendirdi.

    Atalay, özel okul fiyatlarında artışın geçtiğimiz yıl yüzde 36 ile sınırlandırıldıklarını belirterek yıl içinde yaşanan enflasyon artışı ve enerji maliyetlerindeki artışları fiyatlarına yansıtamadıklarını kaydetti. Bu nedenle özel okul fiyatları ile okulların sabit maliyetleri arasında ciddi bir makas oluştuğuna dikkat çeken ÖZDEBİR Başkanı şöyle konuştu: “Özel okullar artışları sübvanse etmek durumunda kaldı. Elektrik ve doğalgazdaki artışlar da yüzde 300’ü buldu. Pek çok okulun elektrik ve doğalgaz giderleri kiradan çok daha yüksek tutarları buldu. Konutlarda yüzde 25 olan kira sınırlaması iş yerleri için yok. Herkes vicdanına göre yüzde 200-250’lere varan artışlar talep ediyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Emekli maaşı asgari ücret karşısında eridi: 20 sene önce yüzde 47 fazlaydı, şimdi yüzde 35 eksik

    Emekli maaşı asgari ücret karşısında eridi: 20 sene önce yüzde 47 fazlaydı, şimdi yüzde 35 eksik


    Asgari ücret 2022 yılının ikinci yarısına göre yüzde 55 artarak 8 bin 507 liraya yükseldi. Benzer oranda zam bekleyen emekliler ise aldıkları yüzde 30 artışla hayal kırıklığına uğradı. Devletin resmi verileri emekli maaşının son 20 senede asgari ücret karşısında hızla eridiğini gösteriyor. 

    Ocak 2003’de en düşük emekli maaşı net asgari ücretten yüzde 47 fazla idi. Ancak Ocak 2023’te ise en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 35 daha az.

    Peki, en düşük emekli maaşı yıllar içinde nasıl değişti? En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı AK Parti hükümetleri döneminde nasıl düştü?

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre Ocak 2002’de 4a en düşük emekli maaşı 216,4 lira idi. Bu dönemde net aylık asgari ücret ise 163,6 lira idi. Buna göre 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 32 fazlaydı.

    Ocak 2003’te ise 4a en düşük emekli maaşı 332 TL iken asgari ücret 226 TL idi. Buna göre 20 sene önce 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 47 fazlaydı.

    Ocak 2023’te ise aylık net asgari ücret 8 bin 507 lira oldu. 4a en düşük emekli maaşı ise 5 bin 871 lira. Buna göre 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 31 daha düşük. Ancak en düşük emekli maaşı aslında 5 bin 500 lira açıklandı. Bu durumda ülkedeki en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 35 daha az.

    Asgari ücret 2016’da en düşük emekli maaşını ilk kez geçti

    2001-2023 yılları arasında asgari ücret ile 4a en düşük emekli maaşını karşılaştırdığımız zaman şu sonuç ortaya çıkıyor: Ekonomik krizle anılan 2001’de 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katından fazla. Bu oran AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’de 1,31. AK Parti iktidarıyla birlikte bu oran 2003’te 1,47 oluyor.

    Kademeli düşüşle birlikte emekli maaşının asgari ücrete oranı 2015’te 1,09’a kadar geriliyor. Yani iki maaş arasındaki fark neredeyse kapanıyor. 2016’da ise bir ilk gerçekleşiyor: Asgari ücret en düşük emekli maaşını geride bırakıyor. Bu oran 0,97’ye düşüyor.

    2021’de 0,86’ya kadar düşen oran 2022’nin ilk yarısında 0,74 ve 2023’ün ilk yarısında 0,69’a kadar geriliyor. Bu ne demek? 2023’ün ilk yarısında 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 31 daha düşük.

    Peki, 2023 başında asgari ücret 4a en düşük emekli maaşından ne kadar mı fazla? Yüzde 45. Sonuçta 2003’te 4a en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 47 fazlaydı. Şimdi ise asgari ücret emekli maaşından yüzde 45 daha fazla.

    En düşük emekli maaşı bilmecesi: “Ne kadar maaş alırım?”

    Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesinin hayata geçmesiyle Türkiye’de 2 milyondan fazla kişi emeklilik hakkına kavuştu. Ancak emeklilere gelen yüzde 30 zam tepkilere yol açtı. En düşük emekli maaşı konusunda ise tam bir bilmece yaşanıyor. Resmi veriler birbiriyle örtüşmüyor. SGK’nın en son açıkladığı Mayıs 2022 Mali İstatistiklerine göre 2022’nin ilk yarısında 4a emeklisi 3 bin 166, 4b emeklisi 2 bin 835 ve 4c emeklisi 4 bin 124 TL alıyor.

    Ancak Türkiye Emekliler Derneğine (TUED) göre aynı dönemde en düşük emekli maaşı 2 bin 500 TL idi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da en düşük emekli maaşını bu dönemde 2 bin 500 TL olduğunu defalarca söylemişti.

    Bu durumda SGK’nın açıkladığı 4a ile TUED’in açıkladığı en düşük maaşlarının asgari ücrete oranına bakmak gerekiyor. 2003 ve 2015 yılları arasında iki kurumun verileri birbirine çok yakın iken 2019’da büyük bir fark ortaya çıkıyor.

    SGK’ye göre bu en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 0,92 iken, TUED’e göre 0,49 idi. Yani en düşük emekli maaşı asgari ücretin yarısından daha azdı.

    2023’ün ilk yarısında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı en düşük emekli maaşı 5 bin 500 lira esas alındığında asgari ücrete oranı 0,65. Yani en düşük emekli maaşı asgari ücretten yüzde 35 daha düşük. SGK’nın verisine göre yüzde 31 daha düşük.

    Öte yandan, en düşük emekli maaşı devlet desteğiyle birlikte 5 bin 500 liraya yükseliyor. Asıl maaş bundan daha düşük.

    2022 ikinci yarısı ve 2023 ilk yarısında 4a en düşük emekli maaşını hesaplarken hükümetin açıkladığı yüzde 42,65 ve yüzde 30 zam oranlarını kullandık.

    Türkiye’de emekli sayısı kaç?

    SGK’nın Mayıs 2022’de açıkladığı verilere göre Türkiye’de emekli sayısı toplamı 12,99 milyon. Bu sayı kişiyi değil; dosya sayısını ifade ediyor.

    Emeklilerin büyük kısmı ise 4a (yüzde 63,2). 4b emekli oranı yüzde 19,7 ve 4c oranı yüzde 17.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BluTV’den üyelik ücretlerine zam

    BluTV’den üyelik ücretlerine zam


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gıda fiyatlarında artış: Erdoğan, ‘Milletin aşına göz dikenlere acımayacağız’

    Gıda fiyatlarında artış: Erdoğan, ‘Milletin aşına göz dikenlere acımayacağız’


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Türkiye’nin aşması gereken sıkıntıları bulunduğunu’ ve ‘fiyat artışlarının küresel düzeyde dengesiz olduğunu’ vurgulayarak, “Fahiş kazanç peşinde koşanlarla da mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya Çevre Yolu 1. Kısım Açılış Töreni’ne Dolmabahçe Ofisi’nden video konferans yöntemiyle katıldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın salgından savaşa, göçten ayrımcılığa, enerji ve gıdanın başını çektiği ekonomik sarsıntılardan sosyal karmaşalara kadar nice krizlerle boğuştuğu bir dönemden geçildiğine işaret ederek, “Bu muhataralı süreçten ülkemizi adaletin, hakkaniyetin, huzurun, refahın sembolü olarak çıkarmak ve hedeflerine ulaştırmak için var gücümüzle çalışıyoruz.” dedi.

    “Bilindiği gibi bölgemizin farklı bölgelerinde bir süredir iç çatışmalar, işgaller, siyasi ve sosyal çalkantılar yaşanıyor. Türkiye’yi de sosyal fay hatlarını harekete geçirmekten terör örgütlerini üzerimize salmaya, darbe girişimlerinden gizli-açık ambargolara kadar nice tuzaklarla bu karanlık senaryoların içine çekmek istediler. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu oyunların hepsi de bozularak ülkemizi sağ salim bugünlere getirdik” d,yen Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

    “Bir süredir ekonomimiz, döviz kuru hareketlerinin, faiz tartışmalarının, tüm dünyanın sorunu olan enflasyondaki yükselişin tehdidi altındadır. Enerji ve gıda başta olmak üzere, küresel mal fiyatlarında yaşanan aşırı artışlar, bizi de etkilemektedir. Bir de buna ülkemiz içindeki kimi kesimlerin vicdansızlığa varan aç gözlülüğü eklendiğinde, vatandaşlarımız bakımından gerçekten sıkıntılı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Hem fiyatlaması küresel düzeyle yapılan ürünlerin yol açtığı dengesizliklerle hem de fahiş kazanç peşinde koşanlarla mücadelemizi sürdürüyoruz.”

    Vatandaşları küresel düzeyde artış gösteren elektrik ve doğal gaz fiyatlarından korumak için geçen yıl 165 milyar liralık sübvansiyon yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bu yıl da hanelerde kullanılan elektrik ve doğal gaz faturalarının önemli bir kısmının yükünü devlet olarak biz üstleniyoruz. Sadece enerjide vatandaşlarımıza yıl sonuna kadar, geçen yılın iki katına varan bir destek sağlamış olacağız. Gıda maddelerinin fiyatlarında maliyetler dışında kalan artışları yakından takip ediyoruz. Fiyatlar konusunda vicdansızlık yaparak milletin aşına, ekmeğine, geçimine göz dikenlere acımayacağız. Böyle dönemler hep birlikte fedakarlık yapmamız, hep birlikte günlük kazancımızı değil, ortak geleceğimizi düşünmemiz gereken dönemlerdir. 3 kuruş fazla kazanmak uğruna milletin huzuruna özellikle göz dikenler, aslında en büyük zararı kendilerine vermektedir.”

    “İnşallah bunların etiketlere yansımalarını en kısa sürede görmeye başlayacağız”

    Erdoğan, ilgili bakanlıklar ve kurumların bu çerçevede denetimden mevzuat hazırlığına kadar her konuda yoğun bir çalışma içinde olduklarını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnşallah bunların etiketlere yansımalarını en kısa sürede görmeye başlayacağız. Baharın gelmesiyle işimizin daha da kolaylaşacağını umuyorum. Tarım, turizm ve inşaat sektörlerindeki hareketlenme, istihdamı olumlu yönde etkileyecektir. Türkiye bu yaz itibarıyla hem uluslararası alanda gücünü ve itibarını artırmış hem de içeride hayat pahalılığıyla mücadelesinde mesafe kat etmiş olarak yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla hedeflerine doğru daha hızlı adımlarla ilerlemeye başlayacaktır. Milletimden sabırlı olmasını, bize güvenmesini, sanayici ise fabrikasına, tüccarsa pazarına, çiftçiliği ile toprağına, esnafsa tezgahına, çalışansa işine, öğrenci ise dersine, memursa vazifesine daha sıkı sarılmasını istiyorum. Rabb’imiz bize ‘İnsanın ancak çalıştığının karşılığı vardır.’ buyuruyor. Hep birlikte daha çok çalışacağız. Ülkemize daha güçlü şekilde sahip çıkacağız. Birbirimize daha çok güveneceğiz ve Allah’ın izniyle 2023’te ülkemizi dünyada bambaşka bir yere taşıyacağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akaryakıt, doğal gaz, elektrik: Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde enerji fiyatları ne kadar arttı?

    Akaryakıt, doğal gaz, elektrik: Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde enerji fiyatları ne kadar arttı?


    Avrupa’da enerji fiyatlarına ilişkin son veriler akaryakıt, elektrik ve doğal gazda en çok artışın Türkiye’de olduğunu ortaya koyuyor. Şubat 2020 itibariyle Türkiye’deki yıllık artış oranı Avrupa Birliği’ndeki (AB) ortalama oranın 3 katını aştı. Elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarındaki değişimi gösteren yıllık enerji enflasyonu Şubat 2022’de Türkiye’de yüzde 97 olurken AB’de yüzde 29 oldu. Türkiye’deki enerji enflasyonu AB ortalamasının 3,3 katı.

    AB İstatistik Ofisi (Eurostat) şubat ayı enerji Harmonize Tüketici Fiyatları Endeksi’ni (HICP) açıkladı. Endeks son 1 yılda enerji fiyatlarındaki değişimi gösteriyor.

    Enerji enflasyonu elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarındaki değişimi yansıtıyor. Buna göre Şubat 2022 itibariyle enerji fiyatları açık ara en çok Türkiye’de yükseldi. Türkiye’de enerji fiyatları yüzde 97 ile artarken ikinci sırada yüzde 66 ile Belçika bulunuyor. AB ortalaması yüzde 29 olurken enerji fiyatları Malta’da değişmedi

    Yıllık enerji enflasyonu diğer bazı ülkelerde şöyle oldu: Hollanda yüzde 52, Yunanistan yüzde 44, Danimarka yüzde 31, Romanya ve Bulgaristan yüzde 23 ve Fransa ile Almanya yüzde 22.

    Türkiye’de akaryakıt fiyatları ne kadar arttı?

    Enerjinin alt kalemlerine bakıldığında ise benzin, motorin ve kişisel ulaşım amaçlı diğer türleri içeren akaryakıt fiyatları Şubat 2020 itibariyle son 1 yılda Türkiye’de yüzde 131 yükseldi.

    Aynı dönemde AB’deki enflasyon ise yüzde 27’de kaldı. Buna göre Türkiye’de akaryakıt fiyatlarındaki yıllık artış AB’nin 4,9 katı oldu.

    Diğer bazı ülkelerde akaryakıt fiyatlarındaki artış oranı ise şöyle oldu: İrlanda yüzde 36, Belçika, Lüksemburg ve İsveç’te yüzde 35, İspanya, Yunanistan ve Almanya’da yüzde 29.

    Türkiye elektrik fiyatları ne kadar arttı?

    Elektrik fiyatlarındaki artışta ise Türkiye yüzde 86 ile ikinci sırada yer aldı. Zirvede yüzde 94 enflasyon ile Hollanda var. AB ortalaması ise yüzde 29. Elektrik fiyatlarının Letonya’da yüzde 18 ve Romanya’da yüzde 8 düşmesi ise dikkat çekti.

    Diğer bazı ülkelerde Şubat 2022 itibariyle yıllık elektrik enflasyonu şöyle: İtalya yüzde 82, İspanya yüzde 81, Belçika yüzde 73, Yunanistan yüzde 71, Almanya yüzde 13, Fransa yüzde 5 ve Bulgaristan yüzde 4.

    Türkiye’de doğal gaz fiyatları ne kadar arttı?

    Doğal gaza gelen yıllık zam oranında ise Türkiye 31 ülke içinde 11. sırada yer aldı. Doğal gaz fiyatları son 1 yılda Türkiye’de yüzde 60 artarken AB ortalaması yüzde 40 oldu. Zirvede ise yüzde 133 ile Belçika var. Bu ülkeyi yüzde 106 ile Bulgaristan ve yüzde 92 ile Danimarka talip ediyor.

    Diğer ülkelerde doğal gaz fiyatlarındaki yıllık artış ise şöyle: Hollanda yüzde 76, İtalya yüzde 64, Yunanistan yüzde 50, Fransa yüzde 40, Almanya yüzde 23 ve İspanya yüzde 17.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akaryakıt fiyatları: Son üç ayda benzine yüzde 102, motorine yüzde 113, LPG’ye yüzde 29 zam

    Akaryakıt fiyatları: Son üç ayda benzine yüzde 102, motorine yüzde 113, LPG’ye yüzde 29 zam


    Türkiye’de akaryakıt fiyatlarında son dönemde rekor artışlar yaşanırken motorinin litresi 21 lirayı geçmiş durumda. 8 Mart 2022 itibariyle son 3 ayda benzine yüzde 102, motorine yüzde 113, LPG’ye yüzde 29 zam geldi.

    Son bir yılda ise motorin fiyatlarındaki artış yüzde 221’e kadar çıktı. Son dönemde gelen fiyat artışları Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce başlarken, bölgedeki gerilimle birlikte zamlar hızlandı.

    Peki, akaryakıt fiyatları son dönemde ne kadar arttı?

    Son 1 ayda benzin yüzde 33, motorin yüzde 38, LPG yüzde 10 zamlandı

    8 Mart 2022 itibariyle son 1 ay, son 3 ay, son 6 ay ve son 1 yılda benzin, motorin ve LPG fiyatlarının ne kadar arttığını resmi verilerden derledik.

    Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım AŞ’nin (TPPD) internet sitesinden alınan fiyatlara göre, 8 Şubat 2022 ile 8 Mart 2022’yi kapsayan son 1 ayda benzinin fiyatı 14,44 liradan 19,25 liraya; motorinin fiyatı 15,39 liradan 21,2 liraya ve otogazın fiyatı 9,74 liradan 10,68 TL’ye yükseldi.

    Buna göre son 1 ayda benzine yüzde 33, motorine yüzde 38, LPG’ye yüzde 10 zam gelmiş oldu.

    Son 3 ayda benzin yüzde 102, motorin yüzde 113, LPG yüzde 29 zamlandı

    8 Aralık 2021 ile 8 Mart 2022 arasını kapsayan son 3 ayda ise benzinin litresi 9,51’den 19,25 liraya; motorinin fiyatı 9,96 liradan 21,2 liraya ve LPG’nin fiyatı 8,25 liradan 10,6 TL’ye çıktı.

    Buna göre son 3 ayda benzin yüzde 102, motorin yüzde 113, LPG yüzde 29 zamlandı.

    Son 6 ayda benzin yüzde 148, motorin yüzde 192, LPG yüzde 113 zamlandı

    10 Eylül 2021 ile 8 Mart 2022 arasındaki son 6 ayda akaryakıt fiyatlarında önemli artış oldu. Benzin 7,75 liradan 19,25 liraya; motorin 7,25 liradan 21,2 liraya ve LPG 5,01’den 10,6 TL’ye çıktı. Son 6 ayda akaryakıt fiyatları benzinde yüzde 148, motorinde yüzde 192, LPG’de yüzde 113 arttı.

    Son 1 yılda benzin yüzde 167, motorin yüzde 221, LPG yüzde 163 zamlandı

    9 Mart 2021 ile 8 Mart 2022 arasındaki son 1 yılda ise motorindeki zam oranı yüzde 200’ü aştı.

    Bu son 1 yıldaki fiyatlara bakıldığında benzin 7,22’den 19,25 liraya; motorin 6,6 liradan 21,2 liraya ve LPG de 4,06 TL’den 10,6 liraya çıktı. Bu da son 1 yılda benzinin yüzde 167, motorinin yüzde 221, LPG’nin yüzde 163 zamlandığını gösteriyor.

    Avrupa’da akaryakıta en çok zam Türkiye’de

    Öte yandan, Ocak 2021 ile Ocak 2022 arasında son 1 yılda Avrupa ülkelerinde yıllık enerji enflasyon oranlarına bakıldığında yüzde 90 ile zirvede Türkiye var. AB İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre aynı dönemde Avrupa’da akaryakıta en çok zam gelen ülke açık ara Türkiye oldu. 2021-2022 Ocak arasında akaryakıt fiyatları Türkiye’de yüzde 110 artarken ikinci sıradaki Bulgaristan’da artış sadece yüzde 35 oldu.

    Bu dönemde akaryakıt fiyatlarındaki artış diğer ülkelerde şöyle gerçekleşti: Belçika yüzde 33, Almanya yüzde 27, Yunanistan yüzde 26, Fransa yüzde 25 ve İtalya yüzde 20.

    Enerjide dışa bağımlılık konusunda ise 2020 yılında AB ülkeleri kullandıkları enerjinin yüzde 58’ini ithal etti. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlığı yüzde 71 iken bu oran Almanya’da yüzde 64 oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***