Etiket: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

  • Merkez Bankası, 150 baz puan indirimle politika faizini tek haneye düşürdü

    Merkez Bankası, 150 baz puan indirimle politika faizini tek haneye düşürdü


    Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 10,5’ten yüzde 9’a indirilmesine karar verdi. Banka önümüzdeki aylarda yeni bir indirime gitmeyeceğini duyurdu.

    Ağusto ayında hızlı bir indirim sürecine giren Merkez Bankası, bir önceki toplantıda politika faizini 150 baz puan düşürerek yüzde 10,5 seviyesine çekmişti.

    Merkez Bankası döviz kurlarını kontrol altında tutmak için faiz dışı enstrümanları kullanmaya devam edeceğini vurguladı.

    Merkez Bankasından yapılan açıklamada “Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşmaktadır,” ifadeleri yer aldı.

    Yüksek enflasyonun sürebileceği uyarısı

    “Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir. Gelişmiş ülke merkez bankaları yüksek enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğu ile işgücü piyasalarındaki katılıklara bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini vurgulamaktadırlar,” denilen açıklamada “Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artarak devam etmektedir. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin sürdüğü gözlenmektedir,” ifadeleri kullanıldı.

    ‘Büyüme yavaşlıyor’

    Banka açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “2022’nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gerçekleşmiştir. Yılın ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte, imalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üzerinde şimdilik sınırlı olan etkileri daha belirgin hale gelmektedir. İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının ilan edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip edilmektedir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve ilave tedbirleri devreye alacaktır. Uygulanacak politikalar aralık ayında açıklanacak olan 2023 Yılı Para ve Kur Politikası metninde kapsamlı olarak ilan edilecektir.

    Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin daha da arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi ile arz ve yatırım kapasitesindeki yapısal kazanımların sürekliliği açısından finansal koşulların destekleyici olması kritik önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 150 baz puan düşürülmesine karar vermiştir. Kurul, mevcut politika faizinin küresel talebe ilişkin artan riskleri dikkate alarak yeterli düzeyde olduğunu değerlendirmiş, ağustos ayında başlatılan faiz indirim döngüsünün sonlandırılmasına karar vermiştir. Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.

    TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de hiperenflasyon dönemine mi girildi?

    Türkiye’de hiperenflasyon dönemine mi girildi?


    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre enflasyon martta yüzde 5,46 arttı, yıllık bazda yüzde 61,14 olarak gerçekleşti.

    TÜİK’in resmi enflasyon verilerine alternatif olarak çıkan bağımsız araştırma grubu ENAG ise tüketici fiyat endeksinin mart ayında %11,93’ ulaştığını, yıllık enflasyonun da %142,63 olarak gerçekleştiğini duyurdu.

    Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Kur stabil olduysa faiz de gündemden çıktıysa, enflasyonu da er ya da geç birlikte alaşağı edeceğiz.” dedi.

    Fakat muhalefet partileri hiperenflasyon uyarıları yaptı.

    Peki hiperenflasyon riski ne kadar yakın, gelinen aşamada Merkez Bankası’nın elinde enflasyonu düşürmek için hangi reel seçenekler var?

    Türkiye’deki durumun nedenleri, küresel çapta enflasyon artışlarından farklı mı?

    Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski başekonomisti Hakan Kara ve Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu ile Ekonomist Barış Soydan euronews’e değerlendirdi.

    Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara’ya göre Türkiye uzun yıllar çok yüksek enflasyonla yaşayıp hiperenflasyona gitmemiş tek ülke.

    Dolayısıyla tarihsel perspektiften bakınca hiperenflasyon riski düşük. Fakat mevcut politikalarda ısrar edilirse enflasyon sorunu giderek ciddileşebilir.

    Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürebilmek için faiz ve iletişim aracını etkin bir şekilde kullanması gerektiğini düşünüyor.

    “Merkez Bankası faiz ve iletişim aracını etkin bir şekilde kullanabilirse enflasyon dinamiklerindeki bozulmayı sınırlayabilir. Ancak gerçek anlamda fiyat istikrarına ulaşmak için artık merkez bankasının dışında tamamlayıcı tedbirlere de ihtiyaç var. Güven veren ve riskleri azaltan güçlü bir makroekonomik program uygulanmadan enflasyonu kalıcı olarak düşürmek mümkün olmaz.’’

    Türkiye’deki enflasyon artışını para politikasının devrede olmamasına bağlayan Merkez Bankası eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara Türk parasının ‘sahipsiz kaldığını’ düşünüyor.

    “Türkiye’de enflasyon yüzde 61, bize benzeyen akran ülkelere ortalama enflasyon 7-8. Aradaki fark tamamen bizim kendi yarattığımız enflasyon. Bizde enflasyondaki ilave bozulmanın temel sebebi para politikasının devrede olmaması. Merkez Bankası elindeki aracını kullanamadığı için paramız sahipsiz kalıyor. Sahipsiz kalan para satın alma gücünü kaybeder. Olay bu kadar basit.’’

    Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu’ya ise her ne kadar resmi rakamlara yansımasa da hiperenflasyon var. Ve TÜİK bu şekilde mücadele etmeyi bırakırsa gerçek anlamda enflasyon yüzde 100’ü bulabilir.

    “Mücadele edilmezse enflasyonda üç haneli rakamları göreceğiz. Bununla birlikte enflasyondaki bozulmanın temel nedeni Eylül 2021’den itibaren atılan politika faiz kararındaki adımlar. Enflasyon, 23 Eylül’deki para politikası kararına kadar yüzde 19’du. Buradan yüzde 61’e çıktı. Yani tek nedeni faizlerin indirilmesidir.’’

    Prof.Dr. Şenol Babuşçu, enflasyonla mücadele etmesi gereken Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı’nın sessiz kaldığını ifade ediyor.

    “Merkez Bankası’nın beş altı aydır sesi çıkmıyor yani enflasyonla mücadelede politika uygulamıyor. Merkez Bankası’nın para politikası uygulaması gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanı ise sadece konuşuyor, maliye politikasını uygulamıyor. Bunun nedeni de hükümet tarafından dışlanmışlık ve kararlarını bağımsız alamaması. Örneğin Merkez Bankası’nın en önemli silahı faiz ama bunu kullanamıyor. Burada enflasyonla mücadele eden tek kurum TÜİK. TÜİK hiperenflasyon olmasın diye elinden gelen her çabayı gösteriyor. Olmaması da yine TÜİK’in başarısına bağlı. TÜİK’in açıkladığı rakamlara da güvenmiyorum çünkü enflasyon yüzde 100’ün üzerinde. ENAG verileri ve ÜFE ile market fiyatları bunu gösteriyor.’’

    ”Türkiye’nin yaşadığı enflasyon artışı küresel çapta enflasyon artışlarından farklı”

    Kısa vadede bir toparlanmadan bahsedilemeyeceğini düşünen Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu, uzun vadede faiz oranlarının arttırılmasıyla bir çıkış bulunacağı görüşünde.

    “Türkiye’nin yaşadığı enflasyon artışı küresel çapta enflasyon artışlarından tamamen farklı. Politika faizini indirmesinden kaynaklı, uluslararası piyasaların etkisi kısıtlı. Kısa vadede bir adım atılacağını sanmıyorum ama uzun vadede faiz oranları arttırılırsa bir çıkış var. Bunu da çok büyük bir kur artışında kullanacaklar. Başka kullanmayacaklar.’’

    Ekonomist Barış Soydan da hiperenflasyon riskine karşılık resmi enflasyon rakamlarının ne kadar gerçek olduğunu sormanın önemli olduğunu düşünüyor.

    “İktidarın seçime kadar bu şekilde gideceklerini düşünüyorum. O nedenle enflasyonun daha da sert yükseliş riski var. Hiperenflasyon tanımı tartışmalı. Bana göre yüzde 100 oranı Türkiye için hiperenflasyondur. Ama iktisada baktığımızda yüzde 200 kabul ediliyor. Eğer yüzde 200’ü baz alacaksak Türkiye hiperenflasyona uzak hatta yıl sonunda daha da uzaklaşacak.’’

    Başkanlık Sisteminin Merkez Bankası’nın tersine politika izlemesini engellediğini düşünen Ekonomist Barış Soydan, acilen atılması gereken adımları şöyle sıralıyor:

    “Bir ülkenin Merkez Bankası enflasyon altında bir politika faizi verirse bunun anlamı ben enflasyonla mücadele etmek istemiyorum demektir. Ne yapmalı? Merkez Bankası para politika faizinde arttırıma gitmeli. İkincisi yapısal sorunlar çözülmeli. Mesela en başta tarım geliyor. Ekili alanlar azalıyor, çiftçiler bırakıyor. Bu kolay bir iş değil ama önüne geçilmeli. Sonra maliye politikaları geliyor. Devletin kemer sıkması gerekiyor, daha az borçlanmalı ve daha az harcamalı. Mesela gösterişli projelerden vazgeçilmeli. Kanal İstanbul hala gündemde. En zoru ise enflasyon bekleyişlerini kırmak. Ki bunu kırmaya yönelik politikalar geliştirilmeli.’’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’nin faiz giderleri ne kadar, verginin ne kadarı faize gidiyor?

    Türkiye’nin faiz giderleri ne kadar, verginin ne kadarı faize gidiyor?


    Son yıllarda faiz giderleri yükselmeye başlayan Türkiye 2022 yılının ilk iki ayında 57,9 milyar lira faiz ödedi. Bu miktar 2017 yılının tamamında ödenenden daha fazla.

    2017 yılında faiz giderlerinin bütçedeki payı yüzde 8,4’e kadar düşmesine rağmen bu oran 2021 yılında yüzde 11,3’e çıktı. 2003-2021 yılları arasında Türkiye’nin faize ödediği toplam miktar ise 515,7 milyar dolar.

    Bu dönemde Türkiye’nin yıllık faiz harcaması ortalama 27,1 milyar dolar dolar oldu. Aynı dönemde vergi gelirlerinin yüzde 18’i faiz ödemelerine gitti.

    Türkiye’nin faiz harcamaları ne kadar? Türkiye AK Parti döneminde ne kadar faiz ödedi? Faiz ödemelerinin bütçe giderlerindeki payı kaç? Türkiye’nin topladığı verginin ne kadarını faize gidiyor?

    2000 yılından itibaren Türkiye’nin ayrıntılı faiz karnesini inceledik.

    Türkiye’de resmi verilere göre yıllık enflasyon yüzde 54’ü aştı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Faiz sebep, enflasyon sonuç” tezini savunuyor.

    Merkez Bankası başkan ve yönetimleri de son dönemde sıkça değişti. Erdoğan’ın ısrarlı çıkışlarından sonra Merkez Bankası politika faizini yüzde 14’e kadar düşürdü. Bu karar sonrası Türk lirası başta Dolar ve Euro olmak üzere yabancı para birimleri karşısında değer kaybederken enflasyon da tırmanışa geçti. Türkiye’nin faiz yükü de artış eğiliminde.

    2022’de ilk 2 aydaki faiz ödemesi 2017’nin tamamını geçti

    Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, bu yılın ilk iki ayında Türkiye’nin toplam faiz harcaması 57,9 milyar TL oldu.

    Bu miktar 2017 yılının tamamında yapılan 56,7 milyar lira faiz ödemesinden daha fazla. 2017 sonrasında TL bazında faiz harcamalarının tırmanmaya başlaması dikkat çekiyor. 2018’de 74 milyar dolar lira olan faiz giderleri 2019’da 99,9 milyara, 2020’de 134 milyar ve 2021’de 180,9 milyar liraya kadar çıktı.

    Buna göre 2021 yılı itibariyle son 1 yılda faiz giderleri yüzde 35, son 2 yılda ise yüzde 81 artış gösterdi.

    2001 yılında Türkiye’nin faiz gideri 41,1 milyar TL idi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında ise faiz harcamaları 51,9 milyar lira olmuştu. 2003’te 58,6 milyar lira olan faiz ödemesi 2018 yılına kadar hep bu seviyenin altında seyretti.

    Türkiye’nin Dolar bazında faiz giderleri kadar?

    Türkiye’nin faiz giderlerine Amerikan Doları bazında da bakmak mümkün. Faiz giderleri ay ay açıklanıyor. Dolayısıyla faiz harcamalarını dolara çevirirken aylık ortalama kur hesabı üzerinden hesaplama yapmak daha doğru sonuç veriyor.

    Ancak Merkez Bankası Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS) ve bakanlık verileri 2006’dan sonra aylık verileri yansıttığından 2006 öncesindeki hesaplamaları yıllık ortalama kur üzerinden yaptık. 2006 ve sonrasını ise her ay yapılan faiz harcamasını ve o ayki ortalama kur üzerinden hesapladık.

    Buna göre Türkiye’nin 2021 yılında faiz gideri 21,3 milyar dolar oldu. 2000 yılından itibaren bakıldığında en az faiz harcaması 15,6 milyar dolar ile 2017’de gerçekleşmişti. 2017 sonrasında faiz giderleri dolar bazında da tırmanışa geçti. 2018’de 15,7 milyar dolar olan faiz giderleri 2019’da 17,8 milyar dolara, 2020’de 19,4 milyar dolara ve 2021’de 21,3 milyar dolara yükseldi. 2022’nin ilk iki ayındaki toplam faiz gideri ise 4,3 milyar dolar oldu.

    2002 yılındaki faiz gideri ise 34,3 milyar dolar idi. 2003’te 39,1 milyar dolara çıkan faiz gideri 2008’de 39,96 milyar dolara yükselerek son 20 yılın en yüksek miktarı oldu. 2011’de 25,5 milyar dolar seviyesine gerileyen faiz gideri 2015’te ise 20 milyar seviyesinin altına inerek 19,8 milyar dolar oldu.

    Bütçe giderlerinin ne kadarı faize gitti?

    Faiz harcamalarının bütçede ne kadar yer tuttuğu da önemli bir konu. Merkezi bütçede faiz giderlerinin bütçe giderleri içindeki payı 2000’li yılların başında itibaren kademeli bir düşüşle yüzde 51’den yüzde 8’e kadar geriledi. 2017’de yüzde 8,4 ile en düşük seviyeye inen bu oran yavaş da olsa yükselmeye başladı ve 2021’de yüzde 11,3 oldu.

    Faizin bütçe giderleri içindeki payı 2000 yılında yüzde 44 iken 2001 yılında yüzde 51 ile son 20 yılın en yüksek seviyesini gördü. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra faizin bütçedeki payı ciddi düşüşe geçti. 2003’te yüzde 41,8 olan oran 2005’te yüzde 28,8’e; 2009’da ise yüzde 19,8’e kadar geriledi. Düşüş 2017’ye kadar devam etti.

    Toplanan verginin ne kadarı faize gidiyor?

    Peki toplanan verginin ne kadarı faize gidiyor? 2000 yılında yüzde 77,1 olan faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı 2001’de yüzde 103,3’e kadar çıktı.

    Bir başka ifadeyle faiz giderleri vergi gelirlerinden fazla oldu. 2002’de yüzde 87 olan bu oran 2003’te yüzde 69,5’e geriledi. Daha sonra ise belirgin bir düşüş dikkat çekiyor.

    2004’te yüzde 55,9 olan oran 2005’te yüzde 38,1; 2010’da yüzde 22,9’a ve 2015’te yüzde 13’e geriledi. 2017’de yüzde 10,6 ile son 20 yıldaki en düşük seviyeye inen faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı daha sonra yavaş şekilde artmaya başladı. 2020’de yüzde 16,1 olan oran 2021’de yüzde 15,5 oldu.

    AK Parti’nin 19 yılında faize 516 milyar dolar gitti

    Dolar bazında bakıldığında 2003-2021 yılları arasını kapsayan 19 yılda Türkiye’nin faiz gideri 515,7 milyar dolar oldu. Buna göre ortalama her sene 27,14 milyar doların faiz harcamasına gitti.

    Toplanan verginin 5’te biri faize gitti

    2003-2021 yılları arasında toplanan vergilerin yaklaşık 5’te biri faiz harcamasına gitti. Bu 19 yılda toplanan her 100 TL verginin 18 lirası faiz ödemesine gitti.

    Öte yandan Türkiye politika faizinde dünyada en yüksek 10. ülke; Avrupa’da ise ilk sırada bulunuyor.

    Türkiye’nin Aralık 2021’de devreye soktuğu Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin faiz giderlerini nasıl etkileyeceği ise merakla bekleniyor.

    ‘Dövize Çevrilebilir TL Mevduat Hesapları’ (DÇM) ya da ‘Dövize Endeksli Mevduat’ (DEM) açıklamasından sonra dolar kuru düşüşe geçerken sonra haftalarda yeniden tırmanışta.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası gösterge faiz oranını yüzde 14’te sabit tuttu

    Merkez Bankası gösterge faiz oranını yüzde 14’te sabit tuttu


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14’te sabit bıraktı.

    TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda çatışmaya dönüşen jeopolitik risklerin ve salgında varyantların, küresel ve bölgesel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tuttuğu ve belirsizliklerin daha da artmasına yol açtığı belirtildi.

    Küresel talepteki toparlanmanın, emtia fiyatlarındaki yüksek seyrin, enerji başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının daha da belirgin hale gelmesinin ve taşımacılık maliyetlerindeki yüksek seviyenin uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artmasına yol açtığı vurgulanan duyuruda, “Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğuna bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini değerlendirmektedir.

    Bu çerçevede, iktisadi faaliyet, iş gücü piyasası ve enflasyon beklentilerinde ülkeler arasında farklılaşan görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası iletişimlerinde ayrışma gözlenmekle birlikte, merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını halen sürdürmekte, varlık alım programlarını azaltarak devam ettirmektedir.” değerlendirmesi yapıldı.

    Duyuruda, kapasite kullanım seviyeleri ve diğer öncü göstergelerin yurt içinde iktisadi faaliyetin, bölgesel farklılıklar ortaya çıksa bile dış talebin de olumlu etkisiyle güçlü seyrettiğine işaret ettiği belirtildi.

    Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payının artarken, cari işlemler dengesinde enerji fiyatlarından kaynaklanan risklerin yakından takip edildiği bildirilen duyuruda, “Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kurul, uzun vadeli Türk lirası yatırım kredileri de dâhil olmak üzere kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşmasının finansal istikrar açısından önemli bir rol oynayacağını değerlendirmiştir.” ifadelerine yer verildi.

    ‘Alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmektedir’

    Enflasyonda yakın dönemde gözlenen yükselişte; sıcak çatışma ortamının yol açtığı enerji maliyeti artışlarının, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının geçici etkilerinin, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurların ve talep gelişmelerinin etkili olduğu vurgulanan duyuruda, şunlar kaydedildi:

    “Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan ve kararlılıkla sürdürülmekte olan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. Alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmekte ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir.

    TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası yıllık enflasyon tahmininde ne kadar başarılı?

    Merkez Bankası yıllık enflasyon tahmininde ne kadar başarılı?


    Türkiye’de yıllık enflasyonun ocak ayında yüzde 49’a yükselmesinin ardından gözler 2022’de enflasyonun nasıl bir seyir izleyeceği ve yıl sonunda ne olacağına çevrildi.

    Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Haziran 2023 seçimlerine Türkiye’nin tek haneli enflasyonla gireceğini savunuyor. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 23,2. Ancak Merkez Bankası’nın sene başında 2021 enflasyon beklentisi yüzde 9,4 olmasına rağmen TÜİK’in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı neredeyse bunun 4 katı çıktı.

    Merkez Bankası’nın sene başında enflasyon tahmini ile yıl sonunda Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı resmi enflasyon oranına bakıldığında bankanın tahminlerinin çoğunluğunda yanıldığı ortaya çıkıyor. Son iki yıldaki enflasyon beklentisi ve gerçekleşme oranı arasındaki fark dikkat çekiyor.

    Buna göre 2021 yılı başında Merkez Bankasının yıllık enflasyon beklentisi yüzde 9,4 olarak açıklandı. Ancak TÜFE yıllık enflasyonun yüzde 36,1 olduğunu duyurdu.

    Gerçekleşen enflasyon tahminin 3,84 katı oldu. Bunda, hükümetin faizi indirmesinin ardından 2021’in son aylarında Türk lirasının döviz karşısında hızla değer kaybetmesinin rolü var.

    2020 yılında ise enflasyon Merkez Bankası beklentisinin 1,78 katı çıktı. Beklenti yüzde 8,2 iken sene sonunda enflasyon yüzde 14,6 oldu.

    2011’den bu yana bakıldığında iki sene enflasyon Merkez Bankası’nın beklentisinden düşük gerçekleşti. Bunlardan birisi 2019; diğeri ise 2012. 2019’da beklenti yüzde 14,6 iken TÜFE artışı yüzde 11,84 oldu.

    2018’de yıllık TÜFE artışı Merkez Bankası’nın beklentisinin 2,57 katı oldu. Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik tartışmaların giderek arttığı ve sık sık yönetim değişikliklerinin yaşandığı dönemde tahminlerdeki başarı oranı tartışma konusu.

    Merkez Bankasının 2022 beklentisi 23,2

    Merkez Bankasının 2022 sonu enflasyon beklentisi yüzde 23,2. Ancak ocak ayı enflasyonu yüzde 49 oldu. Elektrik, doğal gaz ve akaryakıt başta olmak üzere birçok alanda ardı ardına gelen zamlar sonrası enflasyonun kaça yükseleceği merakla bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TCMB: 2022 yılında Rezerv Opsiyon Mekanizması tamamen sonlandırılacak

    TCMB: 2022 yılında Rezerv Opsiyon Mekanizması tamamen sonlandırılacak


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2022 yılında, Rezerv Opsiyon Mekanizması’nın tamamen sonlandırılacağını, yabancı para yükümlülüklerin maliyetleri artırılırken, Türk lirası mevduat gelişimini destekleyecek mekanizmaların önceliklendirileceğini duyurdu.

    2022 Yılı Para ve Kur Politikası Raporu, bankanın internet sitesinde yayımlandı. 2022 Yılı Para ve Kur Politikasının Temel Çerçevesi 8 maddede özetlendi.

    “Orta vadeli enflasyon hedefi yüzde 5”

    Raporda, TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğu vurgulandı. Hükümetle birlikte belirlenen orta vadeli enflasyon hedefinin yüzde 5 olarak korunduğu belirtilen raporda, para politikasının, enflasyonu bu hedefe kademeli olarak yaklaştıracak şekilde oluşturulacağı kaydedildi.

    2022 yılında, enflasyon hedeflemesi rejiminin fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde oluşmasını sağlayacak şekilde uygulanmasına devam edileceğinin altı çizilen raporda, TCMB’nin temel politika aracının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olduğu bildirildi.

    Raporda, zorunlu karşılıklara ilişkin şu ifadelere yer verildi:

    “TCMB zorunlu karşılıkları fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda destekleyici bir araç olarak kullanacaktır. Bu çerçevede, 2022 yılında Rezerv Opsiyon Mekanizması tamamen sonlandırılacak, yabancı para yükümlülüklerin maliyetleri artırılırken, Türk lirası mevduat gelişimini destekleyecek mekanizmalar önceliklendirilecektir.”

    “TCMB, piyasa koşullarının uygun olması durumunda rezervlerini artırmaya devam edecek”

    Raporda, TCMB’nin, fiyat istikrarı açısından destekleyici bir unsur olan finansal istikrarı da gözetmeye devam edeceği belirtildi.

    Bu kapsamda, TCMB’nin 2022 yılında, parasal aktarım mekanizmasının sağlıklı işleyişini sağlamak ve makro finansal istikrara ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla, elindeki politika araçlarını en etkin şekilde kullanacağı vurgulandı.

    Raporda, dalgalı döviz kuru rejiminin sürdürüleceği ve döviz kurlarının, serbest piyasa koşullarında, arz ve talep dengesine göre oluşacağı ifade edildi.

    Para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından TCMB döviz rezervlerinin güçlendirilmesinin amaçlandığı aktarılan raporda, TCMB’nin 2022 yılında da piyasa koşullarının uygun olması durumunda rezervlerini artırmaya devam edeceğinin altı çizildi.

    Raporda, TCMB’nin, 2022 yılında şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda politika iletişimine ve veri paylaşımına devam edeceği bildirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MB, ‘kur korumalı TL vadeli mevduat’ hesaplarına ilişkin uygulama talimatı yayımladı

    MB, ‘kur korumalı TL vadeli mevduat’ hesaplarına ilişkin uygulama talimatı yayımladı


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’e ilişkin uygulama talimatı yayımladı.

    Uygulama talimatında, yurt içi yerleşik gerçek kişilerin döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonlarının Türk lirası vadeli mevduat ve katılma hesaplarına dönüşmesi halinde, mevduat ve katılım fonu sahiplerine sağlanacak desteğe ilişkin usul ve esasları düzenleyen tebliğin nasıl uygulanacağına dair ayrıntılar yer alıyor.

    Buna göre, 20 Aralık’ta mevcut olan döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonu hesaplarında bulunan döviz, yurt içi yerleşik gerçek kişi hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek.

    Sisteme katılmak isteyen bankalar nezdinde TCMB adına dolar, euro ve İngiliz sterlini hesaplar açılacak. Bankanın topladığı taleplere ilişkin satın aldığı dövizler saat 17.00’ye kadar TCMB’ye bildirilecek ve toplu bir şekilde söz konusu hesaplara aktarılacak. TCMB hesabına aktarılan dövizlere ilişkin dekontlar ile dönüşümü yapılan tutarlara ait bilgiler, bildirim formuna uygun olarak TCMB’ye aynı gün elektronik ortamda bildirilecek. Banka tarafından TCMB hesabına aktarılan dövizler, Merkez Bankasınca dönüşüm kuru üzerinden satın alınacak.

    Döviz alış işlemleri karşılığı Türk lirası tutarları Merkez Bankasınca bankanın EFT merkezine masrafsız olarak gönderilecek. Saat 17.00’ye kadar sonuçlandırılamayan işlemler için ise Türk lirası tutarlar bankanın Merkez Bankası nezdindeki zorunlu karşılık hesabına aktarılacak.

    Vade sonunda kur farkının ödenmesi

    Vade sonunda hesap sahibinin döviz bazında anaparasını her koşulda koruması esas olacak. Vade sonu kurunun dönüşüm kurundan düşük olması durumunda banka tarafından hesap sahibine “anapara+faiz/kar payı” ödenecek.

    Vade sonu kurunun dönüşüm kurundan yüksek olması durumunda ise faiz/kar payı tutarı kur farkından büyük ise banka tarafından hesap sahibine “anapara+faiz/kar payı” ödenecek. Ancak, faiz/kar payı tutarı kur farkından küçük ise banka tarafından hesap sahibine “anapara + faiz/kar payı”na ilave olarak “kur farkı–faiz/kar payı” tutarı ödenecek. Söz konusu ilave tutar, Merkez Bankasınca bankaya verilecek.

    Hesap sahibi toplamda kur farkı kadar getiri elde edecek. Banka vade sonunda, hesap sahibine tahakkuk eden faiz veya kar payını Merkez Bankasına bildirim formuna uygun şekilde bildirecek.

    Banka kayıtları ile Merkez Bankası kayıtlarının mutabakatı sonrasında vade sonu kurunun dönüşüm kurundan yüksek olması ve kur farkı üzerinden hesaplanan tutarın faiz/kar payından yüksek olması durumunda; kur farkı üzerinden hesaplanan tutardan faiz/kar payı düşülerek oluşan bakiye Merkez Bankasınca aynı gün ilgili bankanın hesabına aktarılacak.

    Vadeden önce çekim yapılması durumunda ise çekim yapılan tarihte saat 11.00’de Merkez Bankasınca ilan edilen kurun dönüşüm kurundan yüksek olması durumunda Merkez Bankasınca kur farkına ilişkin ödeme yapılmayacak. Ancak çekim yapılan tarihte saat 11.00’de Merkez Bankasınca ilan edilen kurun dönüşüm kurundan düşük olması durumunda hesabın vadeden önce kapatıldığı tarihte saat 11.00’de Merkez Bankası tarafından ilan edilen döviz alış kurundan hesap bakiyesi güncellenecek. Aradaki fark banka tarafından Merkez Bankasının bildirilecek Türk lirası hesabına aktarılacak.

    Söz konusu uygulama talimatı, 22 Aralık’tan itibaren yürürlüğe girdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kur korumalı TL mevduatları ve katılma hesaplarının uygulama esasları açıklandı

    Kur korumalı TL mevduatları ve katılma hesaplarının uygulama esasları açıklandı


    Hazine ve Maliye Bakanlığı, kur korumalı TL vadeli mevduat ve katılma hesaplarından Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin faydalanabileceğini, uygulamadan birden fazla kez yararlanılmasının mümkün olacağını ve alt/üst limitin olmayacağını duyurdu.

    Bakanlıktan kur korumalı TL mevduatları ve katılma hesaplarına ilişkin uygulama esasları konusunda açıklama yapıldı.

    Buna göre, Türkiye’de yerleşik gerçek kişiler (yurt dışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek kişiler) faydalanabilecek, uygulamadan birden fazla kez yararlanılması mümkün olacak ve alt/üst limit bulunmayacak.

    Kur korumalı TL vadeli mevduat ve katılma hesapları, bankalar nezdinde bu nitelikte açılacak TL vadeli mevduat ve katılma hesapları şeklinde olacak.

    Söz konusu hesaplar, 3, 6, 9 ve 12 ay olmak üzere 4 farklı vadede açılacak.

    Bankaların, kur korumalı TL vadeli mevduat hesabına uygulayacağı asgari faiz oranı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca (TCMB) belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının altında olmayacak. Bankalarca uygulanacak azami faiz oranı ise asgari faiz oranının en fazla 300 baz puan üstünde belirlenebilecek. Azami faiz oranı Bakanlıkça güncellenebilecek ve güncelleme tarihi ile sonrasında açılacak hesaplar için geçerli olacak. Bu uygulama, Katılım Bankaları açısından katılım bankacılığı esasları çerçevesinde yapılacak.

    Bu hesaplarda esas alınacak vade başı/vade sonu kuru olarak, TCMB’nin saat 11.00’de açıkladığı USD/TRY, EUR/TRY ve GBP/TRY döviz alış kurları kullanılacak.

    Vade sonunda kur farkı desteği

    Vade sonunda kur farkı desteğinin tamamı hesap sahibine aynı gün ödenecek. Vade sonunda kur farkından kaynaklı bankalara ödeme yapılması gerekmesi halinde, bankalar tarafından ödenecek tutara ilişkin talepler TCMB’ye iletilecek. Hazine tarafından ödenecek kısım TCMB tarafından bankalara aynı gün aktarılacak.

    Vadeden önce hesap kapatma

    Vadeden önce hesabın kapatılması halinde, hesabın kapatıldığı tarihte saat 11.00’de TCMB tarafından ilan edilen kurun vade başında esas alınan kurdan yüksek olması durumunda Hazine tarafından kur farkına ilişkin ödeme yapılmayacak.

    Hesabın kapatıldığı tarihte saat 11.00’de TCMB tarafından ilan edilen kurun vade başında esas alınan kurdan düşük olması durumunda, hesabın vadeden önce kapatıldığı tarihte saat 11.00’de TCMB tarafından ilan edilen döviz alış kurundan hesap bakiyesi güncellenecek. Aradaki fark banka tarafından Hazine’ye aktarılmak üzere TCMB’nin ilgili TL hesabına aktarılacak.

    Uygulama esaslarında değişiklik yapmaya Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkili olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin: Merkez Bankası sıkılaştırma politikalarına gitmezse durum Türkiye’deki gibi olur

    Putin: Merkez Bankası sıkılaştırma politikalarına gitmezse durum Türkiye’deki gibi olur


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Merkez Bankası’nın para politikalarında sıkılaştırmaya gitmemesi halinde “Türkiye’deki durumla benzer bir sorunla” karşılaşabileceklerini söyledi.

    Yıllık ulusa sesleniş konuşmasında soruları cevaplayan Putin, ekonomide yüzde 4 enflasyon hedefine ulaşmaları gerektiğini belirterek, genişlemeci para politikasının makro-ekonomik politikaları olumsuz etkilediğini dile getirdi.

    Ria Novosti’nin aktardığına göre Putin, iş dünyasından merkez bankasının kararlarına yönelik eleştirilerle ilgili şunları söyledi:

    “Elbette her gün reel sektör temsilcileriyle irtibat halindeyim. Merkez Bankası’na yönelik görüşlerini ve argümanlarını biliyorum. Faiz artırımı ile ilgili ekonomide yaşanan memnuniyetsizliğin farkındayım. Ama bu yapılmazsa Türkiye’deki problemin aynısını yaşayabiliriz. Bu ciddi bir sorun.”

    “Tabi ki bu enstrümanlar dikkatlice kullanılmalı ama Merkez Bankası bağımsız bir politika izliyor. Bu size garip gelebilir ama ben ben Merkez Bankası politikalarına karışmıyorum.”

    Putin ayrıca, işsizliğin yıl sonunda hafif yükselişle yüzde 4.4’e yükselebileceğini ancak işsizlik oranının ekonominin genel durumu için iyi bir gösterge olduğunu söyledi.

    Covid-19 konusunda ise Putin, ülkedeki sürü bağışıklığın yüzde 59 civarında olduğunu belirterek “Bu yeterli değil. Yüzde 80 oranında bağışıklık olması gerekiyor. Umarım gelecek yılda ilk çeyreğin sonuna kadar bu orana ulaşabiliriz.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MB, döviz hesaplarının TL vadeli hesaplara dönüşmesinde sağlanacak desteğin şartlarını açıkladı

    MB, döviz hesaplarının TL vadeli hesaplara dönüşmesinde sağlanacak desteğin şartlarını açıkladı


    Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, (TCMB) döviz hesaplarının TL vadeli hesaplara dönüşmesi halinde sağlanacak desteğin şartlarını açıkladı.

    Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Döviz tevdiat hesaplarının ve döviz cinsinden katılım fonlarının hesap sahibinin talebi üzerine Türk lirası vadeli hesaplara dönüşmesi halinde mevduat ve katılım fonu sahiplerine destek sağlanmasına karar verilmiştir” denildi.

    Merkez Bankasından yapılan açıklama şöyle:

    “Bankacılık sistemindeki toplam mevduat/katılım fonu içinde Türk lirasının payının artırılarak finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla;

    20 Aralık 2021 tarihinde ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsinden döviz tevdiat hesabı veya döviz cinsinden katılım fonu bulunan yurt içinde yerleşik gerçek kişiler, söz konusu hesaplarını vadeli Türk lirası mevduat/katılma hesabına dönüştürmeleri halinde destekten yararlanabileceklerdir.

    Hesaplar 3, 6 ve 12 ay vadeli olarak açılabilecektir.

    Açılacak Türk lirası vadeli hesaplara işleyecek faiz/kâr payı ile hesap açılışı ve vade sonundaki kur değişim oranı kıyaslanarak yüksek olan oran üzerinden mevduat ve katılım fonu sahibine ödeme yapılacaktır.

    Hesap açılışındaki kur ile vade sonu kurunun ne olduğuna bakılmaksızın anapara ve faiz/kâr payı tutarı müşteriye banka tarafından ödenecektir.

    Vade sonu kuru üzerinden hesaplanacak tutar, anapara ve faiz/kâr payı tutarından büyükse; aradaki fark TCMB tarafından karşılanacaktır.

    Vadeden önce hesaptan para çekilmesi durumunda destekten faydalanılamayacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***