Etiket: Seçim 2023

  • İmamoğlu’na saldırıyla ilgili gözaltına alınan 15 şüpheli serbest bırakıldı

    İmamoğlu’na saldırıyla ilgili gözaltına alınan 15 şüpheli serbest bırakıldı


    Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu önceki gün miting için Erzurum’a gitti. Gündüz miting alanında yaşanan gerginlik akşam saatlerinde taşlı saldırıyla devam etti. Ekrem İmamoğlu konuşma yaptığı sırada bir grup seçim otobüsüne taşlarla saldırdı. İmamoğlu yara almazken, seçim otobüsünün camları kırıldı. Saldırıda mitinge katılan çok sayıda kişi de yaralandı.

    19 KİŞİ TESPİT EDİLDİ

    İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, yaşananlarla ilgili kamera kayıtlarını inceleyip olayla ilgili 19 kişiyi tespit etti. Olayın sorumlularıyla ilgili soruşturma yapan güvenlik güçleri 13 kişiyi daha önce yakaladı. Güvenlik güçleri, olaylarla ilgili 2 kişiyi daha gözaltına aldı. Ayrıca, olaylarda yaralanan 12 kişinin hastanelerde yapılan tedavileri sonucu taburcu edildikleri bildirildi. 

    15 ŞÜPHELİ SERBEST

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 1 kişi savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Mahkemeye sevk edilen 14 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bu arada, olaya karışanların tespitinin devam ettiği bildirildi.

    “SÜREÇ TAKİP EDİLİYOR”

    Taşlı saldırıya ilişkin katıldığı bir canlı yayında konuşan Bakan Bozdağ, “Olaydan dolayı üzüntümü ifade etmek isterim. Demokratik bir rekabetin devam etmesi bizim arzumuzdur. Yaralanan hemşerilerime geçmiş olsun diyorum. Olayda sorumluluğu olduğu değerlendirilen kişilerle ilgili gözaltı kararları verilmiş durumda. Süreç takip ediliyor. Hukuk işleyecektir, yargı hukuk çerçevesinde kararını verecektir. Şu an gözaltında olanlar var. Kanunun suç olarak tanımladığı eylem varsa hukuk harekete geçer ve gereğini yapar.” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İzmir’de CHP afişlerinin bulunduğu kahveye Savcı Sayan tarafından saldırı

    İzmir’de CHP afişlerinin bulunduğu kahveye Savcı Sayan tarafından saldırı


    İzmir Buca’da Çamlıkule Mahallesi’nde CHP afişlerinin asılı olduğu bir kahvehaneye saldırı düzenlendiği bildirildi.

    CHP milletvekilleri Sevda Erdan Kılıç ve Ednan Arslan saldırı üzerine bölgeye ulaşırken; TELE1 canlı yayınına bağlanan CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, ”Savcı Sayan ve beraberindeki 30 kişi otobüsten inmişler, kahvehanedekilere saldırmışlar” açıklamasında bulundu.

    5 KİŞİ GÖZALTINDA

    Gazeteci Barış Yarkadaş, saldırıya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 

    5 kişinin gözaltına alındığını belirten Yarkadaş, saldırının düzenlendiği yerin seçim bürosu değil CHP afişlerinin asılı olduğu bir kahvehane olduğunu ifade etti.

    Yarkadaş, “Provokatörler bu kez İzmir Buca’da ortaya çıktı. Bir grup alçak, CHP’nin seçim afişlerinin olduğu bir kahvehaneye saldırdı. İzmir Emniyet Müdürlüğü, CHP afişlerinin asılı olduğu kahvehaneye saldıran 5 kişiyi gözaltına aldı. CHP milletvekilleri, halkı provokasyona karşı uyardı. Polis, saldırganların ifadesini alıyor” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu, Alman medyasına konuştu: Sığınmacıları yollayacağız

    Kılıçdaroğlu, Alman medyasına konuştu: Sığınmacıları yollayacağız


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Alman kamu televizyonu ARD’ye verdiği mülakatta, farklı bir Türkiye için planlarını anlattı, Suriyeli sığınmacıları ülkelerine göndermek için hazırladıkları taslakla ilgili ayrıntıları paylaştı.

    Caren Miosga’nın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ülke demokrasisine kan kaybettirdiğini belirterek “Altılı ittifakımız bunu yeniden inşa etmek, demokrasiyi yeniden kurmak için bir araya geldi. Bizi bir araya getiren demokrasi özlemidir. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye, demokrasi olmadığı ve tüm gücün tek bir kişide toplanması nedeniyle canlılığından çok şey kaybetti” dedi.

    DW Türkçe’nin aktardığı haberde Türkiye’nin büyük ekonomik sorunları olduğunu ifade eden CHP lideri, ekonomiyi düzeltmek ve demokrasiyi yeniden tesis etmek için güçlendirilmiş bir parlamenter sistem getireceklerini, anayasayı değiştireceklerini kaydetti.

    AB’nin yeni bir fasıl açmasını beklemeden, Avrupa Birliği’nin tüm demokratik standartlarını tam olarak uygulayacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde yatan kişilerin de özgürlüklerine kavuşacağını söyledi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi tutuklularla ilgili kararları olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu kişilerin serbest bırakılmaları gerektiğini ancak Erdoğan’ın yargı üzerinde baskı kurarak bunu engellediğini kaydetti.

    “Eğer bu Avrupa kararları uygulansaydı, zaten hepsi özgür olacaktı” diye konuşan Kılıçdaroğlu, “21. yüzyıl Türkiye’sinde hiç kimse fikrini ifade ettiği için hapse atılmamalı. İfade özgürlüğünün hapisle cezalandırıldığı bir Türkiye’yi kategorik olarak reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

    SURİYELİLER NASIL GÖNDERİİLECEK?

    Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye sığınan dört milyon Suriyeliyi evlerine geri göndermek istediğinizi açıkladınız. Peki AB ile mülteci anlaşmasını iptal mi edeceksiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Dört milyon Suriyeli mülteci var. Ve biz onlara yıllardır ev sahipliği yapıyoruz. Ama hepsi Türkiye’de sigortasız çalışıyor. Peki yarın yaşlandıklarında ne olacak? Burada sadece bugüne değil, geleceğe de bakan bir politika oluşturmak gibi bir görevimiz var. Biz bunu şöyle yapmak istiyoruz: Öncelikle Suriye’nin meşru hükümetiyle bir anlaşma yapacağız. Karşılıklı büyükelçilikler açacağız. Buradaki Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri şartıyla can ve mal güvenliklerini garanti altına alacağız. Gerekirse Birleşmiş Milletler’in de devreye girmesi gerekecek. Ayrıca Türkiye’de yaşayan Suriyeliler Suriye’ye döndüklerinde yollarını, köprülerini, okullarını, kreşlerini, her şeylerini yeniden inşa edeceğiz. Böylece hiçbir endişe duymadan ülkelerine dönebilecekler. Amacımız bu insanların kendi ülkelerinde özgürce yaşamaları.”

    Suriyelilerin ülkelerine döndükten sonra orada işe de ihtiyaçları olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuda Gaziantepli sanayicilerin Suriye’de yatırım yapmaya hazır olduklarını belirterek, “Avrupalılar da bunu yapmak isterse çok mutlu oluruz” dedi.

    ARD muhabirinin Türkiye’deki Suriyelilerin göç etmek zorunda kaldıklarında Suriye yerine Batı’ya gitmek isteyeceklerini, bu durumda da AB ile sorun yaşanabileceğini söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

    “Buradaki Suriyelilerin kanaat önderleriyle konuştum. Bazı siyasi parti liderleriyle ve buradan yayın yapan ve meşru Suriye hükümetini eleştiren bazı gazetecilerle de görüştüm. Can ve mal güvenliğini garanti altına alırsak, orada istihdam olanakları yaratılırsa zaten kendi istekleriyle ülkelerine geri döneceklerini söylüyorlar.”

    OLAF SCHOLZ BENZETMESİ

    Kılıçdaroğlu muhabirin, “Türkiye neredeyse 20 yıl boyunca kendisini büyük bir baba figürü olarak gösteren, büyük bir hatip, büyük bir demagog olarak kabul edilen bir adam tarafından yönetildi. Siz bunun tam tersisiniz, hatta bir finans gazetesi tarafından yılın bürokratı seçildiniz. Siz Türkiye’nin Olaf Scholz’u musunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

    “Olaf Scholz’a benzetilmek benim için bir onurdur. Aslında ben sakin bir insanım. Kolay kolay heyecanlanmam. Var olan soruna odaklanırım, onu çözmeye çalışırım. Ama bu sorunu çözme yöntemimi de insanlarla paylaşırım. Dolayısıyla insanların desteğini almak benim için önemli. Çünkü Türkiye’yi demokrat olmayan birinin yönettiği, otoriter bir yönetimin yönettiği artık sadece bizim değil bütün dünyanın gördüğü bir şey. İşte bu yüzden biz altı muhalefet partisi Türkiye’yi otoriter bir yönetimden kurtarmak için bir araya geldik. Ve AB tarafından öngörülen tüm demokratik standartların hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz. Bu mücadele çok uzun sürmeyecek. Tam bir hafta sonra Türkiye yeni bir döneme girecek. Siyasi söylemimiz şu: Türkiye’ye bahar gelecek.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın “senaryo” dediği saldırılarda neler yaşandı? Kılıçdaroğlu’na linç girişimi, şehir meydanlarında patlayan bombalar…

    Erdoğan’ın “senaryo” dediği saldırılarda neler yaşandı? Kılıçdaroğlu’na linç girişimi, şehir meydanlarında patlayan bombalar…


    SERBEST GÖRÜŞ- Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erzurum’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yapılan taşlı saldırının “senaryo” olduğunu savundu.

    Twitter, hesabından açıklama yapan Erdoğan, “Milleti tahrik ederek, buna güçleri yetmeyince tahkir ederek yaşayacakları hezimete şimdiden kılıf arıyorlar. Aynı senaryoyu daha önceki seçimlerde de sahnelediler. Bu sefer de başaramayacaklar. Bu milleti kirli oyunlarına alet edemeyecekler” dedi.

    KLIÇDAROĞLU’NA LİNÇ GİRİŞİMİ

    Erdoğan’ın tweetinde bahsettiği ve “senaryo” olarak nitelendirdiği saldırılardan biri 21 Nisan 2019’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Ankara’nın Çubuk ilçesinde şehit cenazesinde yapılan linç girişimiydi.

    Bu olayların yaşandığı sırada Türkiye yerel seçimlerini tamamlamış ancak İstanbul’da seçim sonucunda memnun olmayanlar vardı. AKP’nin adayı Binali Yıldırım’a karşı seçimi CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu kazanmıştı. AKP ve MHP’nin seçim itirazları sonucunda Ekrem İmamoğlu tam 17 gün sonra mazbatasını alabilmişti. İstanbul’un çiçeği burnunda belediye başkanı mazbatasını aldıktan 4 gün sonra 21 Nisan’da Maltepe’de İstanbullularla buluşabilmişti.

    CHP’nin İstanbul’da bu büyük zaferi için buluştuğu gün Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’da şehit asker Yener Kırıkçı’nın cenazesine katılmıştı. AKP’li bir grubun saldırısına uğrayan CHP lideri AKP’li Osman Sarıgün tarafından yumruk yemişti. Olaydan sonra tutuklanan Sarıgün tahliye edilse de daha sonra 66 kişi hakkında soruşturma başlatılmış Sarıgün dahil sanıklar hapis cezası almıştı.

    Saldırıdan 15 gün sonra YSK AKP ve MHP’nin itirazlarını değerlendirerek “kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimde görevlendirilmesi” gerekçesiyle, 6 Mayıs 2019 tarihinde 4’e karşı 7 oyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimini iptal etti. 23 Haziran’da yeniden seçime giden İstanbul’da 800 bin oy farkla Ekrem İmamoğlu yeniden kazandı.

    7 HAZİRAN – 1 KASIM SEÇİMLERİ

    Erdoğan “önceki seçimler” diyerek işaret ettiği tarihlerden biri de 7 Haziran 2015 seçimiydi. Zira Türkiye tarihinin en kanlı seçimi olmuştu. İlk olarak seçim öncesi 5 Haziran’da Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda HDP’nin mitingine bombalı saldırı düzenlenmiş ve beş kişi yaşamını yitirmiş, 400’e yakın kişi de yaralanmıştı.

    Bu ortamda 7 Haziran sabahı sandığa giden seçmenin oylarıyla sandıktan hiç kimsenin beklemediği sonuçlar çıkmıştı: AKP yüzde 40,8, CHP yüzde 24,9, MHP yüzde 16,2 ve HDP yüzde 13,1.
    Bu seçim; HDP’nin yüzde 10 barajını aştığı ve AKP’nin 2002’den bu yana ilk kez Meclis’te çoğunluğu kaybettiği seçim olarak tarihe geçmişti.

    Sonuçların hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na hükümeti kurma yetkisi verdi. Davutoğlu, istikşafi görüşme adı altında CHP’yle müzakerelere başladı.

    Bu sırada 17 Temmuz’da Erdoğan, AKP ve HDP’lilerin katılımıyla açıklanan 10 maddelik ‘Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını açıklamış ve Çözüm süreci ‘rafa’ kaldırılmıştı.

    Erdoğan’ın ‘Dolmabahçe’ açıklamasından üç gün sonra Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi’nde bir araya gelen ve Suriye’de IŞİD ablukasındaki Kobani’ye insani yardım götürmek isteyen gençler IŞİD bombacısının hedefi olmuştu. Katliamda 33 kişi hayatını kaybederken, en az 100 kişi de yaralanmıştı.

    22 Temmuz’da Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis memuru yaşadıkları evde başlarından vurularak öldürülmüş halde bulunmuştu. Cinayetleri PKK önce kendilerine bağlı ‘Apocu Fedailer’ adlı bir grubun işlediğini açıklasa da daha sonra olayla ilgisi olmadığını açıklanmıştı. İlerleyen yıllarda bu cinayetlere ilişkin yargılananlar beraat etti, dosya faili meçhul kaldı. Bu cinayetler çözüm sürecini bitiren cinayetler olarak da tarihe geçti.

    29 Temmuz’da Erdoğan Çözüm Süreci’nin resmen bittiğini açıkladı. Bu sırada hala hükümet kurulamamıştı, görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. 26 Ağustos’a erken seçim için tarih verildi: 1 Kasım. Seçim hükümeti kuruldu, HDP’den iki bakanın yer aldığı kabineye MHP bakan vermedi. Seçim kararının ardındansa saldırılar durmadı.

    7 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker hayatını kaybetti. 8 Eylül’de Iğdır’daki PKK saldırısında 13 polis hayatını kaybetti. Türkiye’nin dört bir yanında HDP binalarına yönelik saldırılar düzenlendi. HDP Genel Merkezi’ne saldırıldı, binanın ilk iki katı ateşe verildi.

    10 Ekim’de çatışmaların şiddetlenmesinin ardından Ankara’da bir araya gelen çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi parti barış mitingi düzenlemek istedi. Miting başlamadan iki ayrı noktaya IŞİD bombayla saldırdı; Ankara Garı önündeki bu saldırıda 102 kişi yaşamını yitirdi.

    Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada 90’lı yıllarda faili meçhul cinayetler ve JİTEM’le özdeşleşen ‘Beyaz Toros’ları hatırlattı, ”AK Parti giderse beyaz Toroslar gelir” dedi.
    Ve 1 Kasım. Yenilenen seçimlerde AKP, yüzde 49,5 oy ve 317 milletvekiliyle sandıktan tek başına iktidar çıktı. HDP’yse seçim barajını kıl payı aştı ve yüzde 10,7 oy aldı. CHP oylarını yüzde 25,3’e çıkarırken, MHP’nin oyları yüzde 11,9’a geriledi.

    YÜZLERCE İNSAN HAYATINI KAYBETTİ, PARTİ LİDERİNE LİNÇ GİRİŞİMİ DÜZENLEDİ, HANİ EBEDİ VE EZELİ KARDEŞLİK?

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın İmamoğlu’na Erzurum’da yapılan saldırının ardından bugün söylediği sözleri bir kez daha hatırlatalım:

    “Aynı senaryoyu daha önceki seçimlerde de sahnelediler. Bu sefer de başaramayacaklar. Bu milleti kirli oyunlarına alet edemeyecekler. Ezelî ve ebedî kardeşliğimize leke süremeyecekler.”

    Erdoğan’ın işaret ettiği “önceki seçimler” de yüzlerce insan hayatını kaybetti ve yüzlercesi de yaralandı. Yüzlerce ailenin evinde hala yas var. Ölen o yüzlerce genç ne yazık ki hala genç.

    Erdoğan’ın işaret ettiği “önceki seçimler” de Türkiye’nin ikinci büyük partisinin lideri iktidar partisinin üyeleri tarafından linç girişimine uğradı. Erdoğan’ın “senaryo” dediği linç girişimi AKP üyeleri tarafından yapılmıştı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mustafa Varank, Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü olayda Erdoğan’ı masum ilan etti: ‘Şimdi ‘seçim otobüsleri taşlanıyor’ diye konuşanlar…’

    Mustafa Varank, Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü olayda Erdoğan’ı masum ilan etti: ‘Şimdi ‘seçim otobüsleri taşlanıyor’ diye konuşanlar…’


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da uğradığı saldırıya dair konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 2011 yılında devrimci öğretmen Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü gün yaşananlardan Erdoğan’a mağduriyet çıkardı.

    METİN LOKUMCU’NUN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ OLAYDAN ERDOĞAN’A MAĞDURİYET

    İmamoğlu’na yapılan saldırı ile Metin Lokumcu’nun polisin gazlı şiddetinde öldürüldüğü olayları kıyaslayan Varank, “Şimdi ‘seçim otobüsleri taşlanıyor’ diye konuşanlar 2011 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mızın otobüsü Hopa’da taşlanırken ağızlarını açtılar mı?” ifadelerini kullandı.

    Bursa’nın Orhaneli lçesinde konuşan Mustafa Varank şunları söyledi:

    “Dün Bursa’da kent meydanında HDP’nin mitinginden çıkan bazı kimseler bizim oradaki standımıza sopalarla saldırmaya kalktı. Sinan Oğan’ın seçim otobüsüne dün bir saldırı oldu. İşte Erzurum’da bir olay yaşandı. Bunlar siyasette olmaması gereken işler. Siyasette şiddetin yeri olmaz. Bir şiddete karşıyız ama ikiyüzlülüğe de karşıyız. Şimdi ‘seçim otobüsleri taşlanıyor’ diye konuşanlar 2011 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mızın otobüsü Hopa’da taşlanırken ağızlarını açtılar mı? Bir geçmiş olsun dediler mi? Demediler. O Kılıçdaroğlu var ya ne dedi biliyor musunuz? ‘Rüzgar eken fırtına biçer’ dedi. Şimdi o cümleleri kuranlar siyasette şiddetle ilgili ‘Neden sesinizi daha çok yükseltmiyorsunuz?’ diyorlar. İşte ben yükseltiyorum.

    Biz şiddete karşıyız. Siyasette şiddet olmaz ama siz de ikiyüzlülüğü bırakın. Burada diğer partilerin il başkanları var. Dün bizim standımıza saldırı oldu. CHP’nin il başkanı arayıp bir ‘geçmiş olsun’ dedi mi? İYİ Parti’nin il başkanı arayıp ‘geçmiş olsun’ dedi mi? DEVA’nın ki dedi mi? Koalisyonunkiler dedi mi? Hiçbiri geçmiş olsun demiyor. Onun için bu ikiyüzlülüğü de bırakmaları lazım. Eğer şiddete karşıysak toptan karşı olmamız lazım. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın otobüsü taşlanınca ‘Böyle iş olmaz’ demeniz lazım ama siz bunları demeseniz de biz her zaman doğrusunu yaptık. Tekrar söylüyoruz. Siyasette şiddet olmaz. Şiddetin her türlüsüne karşıyız. Kime yapılıyorsa karşıyız. Kim yapıyorsa karşıyız ama biz işte bunlara fırsat bırakmayacağız. Provokasyonlara fırsat bırakmayacağız. Allah’ın izniyle 14 Mayıs’ta bayramımızı hep birlikte yaşayacağız. Coşkumuzu tüm Türkiye’ye göstereceğiz ve Allah’ın izniyle Türkiye’yi başka yarınlara, başka ufuklara hep beraber taşıyacağız.”

    NE OLMUŞTU? 

    Dönemin Başbakanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Haziran 2011 seçimi kampanyası için Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011 günü miting yapacağını öğrenen Hopalılar, Hidroelektrik Santrallarının bölgenin doğası üzerinde yarattığı tahribata ilgili itirazlarını duyurmak üzere basın açıklaması yapmak istedi.

    Henüz Erdoğan ilçeye gelmemişken Hopalılara, kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesi başladı. Hopa’ya giriş çıkış yasaklandı.

    Gün boyu süren müdahalede kullanılan kimyasal gaz nedeniyle ilçede gaz stoklarının tükendiği açıklandı.

    Demokratik protesto hakkını kullananlar arasında emekli devrimci öğretmen Metin Lokumcu da vardı.

    Lokumcu, maruz kaldığı yoğun gaz nedeniyle fenalaştı. Kaldırıldığı ambulansa dahi gaz atılan Lokumcu, aynı gün Hopa Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şanlıurfa’da CHP’nin seçim bürosuna mermi atıldı

    Şanlıurfa’da CHP’nin seçim bürosuna mermi atıldı


    CHP İstanbul Milletvekili olan ve Şanlıurfa’dan milletvekili adayı Mahmut Tanal, kentteki seçim ofislerine ‘tehdit ve gözdağı amaçlı’ mermi atıldığını duyurdu.

    Twitter’da atılan mermi ve CHP’nin seçim afişlerinin parçalandığına dair görüntüler paylaşan Tanal, “Seçim sahasında bizimle baş edemeyenlerin, halkın içine çıkamayanların, beceriksiz korkakların yönlendirdiği provokatörler, Partimizin Şanlıurfa’daki seçim ofisine tehdit ve gözdağı amaçlı mermi attı!” diye yazdı.

    “ŞANLIURFA’DAKİ SEÇİM OFİSİNE TEHDİT VE GÖZDAĞI AMAÇLI MERMİ ATILDI”

    CHP’li Mahmut Tanal’ın açıklaması şöyle oldu:

    Seçim sahasında bizimle baş edemeyenlerin, halkın içine çıkamayanların, beceriksiz korkakların yönlendirdiği provokatörler, Partimizin Şanlıurfa’daki seçim ofisine tehdit ve gözdağı amaçlı mermi attı! Ayrıca Cumhurbaşkanı Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adaylarımız Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın Şanlıurfa caddelerindeki afişleri sökülüp yere atıldı.

    “PROVOKATÖRLERE VE ARKALARINDAKİ AĞABABALARINA PABUÇ BIRAKMAYIZ”

    Şanlıurfa’da provokatörlere ve arkalarındaki ağababalarına pabuç bırakmayız! Siz gücünüzü provokatörlerden, baronlardan alıyorsunuz! Biz ise gücümüzü Allah’tan ve milletten alıyoruz.

    Hodri meydan! Sizden korkmuyoruz, yine sürekli sahada olacağız! Şanlıurfa’da CHP tarih yazacaktır!

     


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Gülizar Biçer Karaca: 85 milyona cumhurbaşkanlığı yapacak bir anlayışı iktidara getirmek için çalışıyoruz

    CHP’li Gülizar Biçer Karaca: 85 milyona cumhurbaşkanlığı yapacak bir anlayışı iktidara getirmek için çalışıyoruz


    CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, bu hafta sonu Çal, Beyağaç, Buldan ve Sarayköy ilçelerinde seçim çalışması yaparken akşamları da hane ziyaretleri ve mahalle buluşmalarına katıldı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, “Hem Trabzon hem Erzurum’da 85 milyon yurttaşımıza yara veren, içini acıtan hiç de onaylamadığımız olumsuz olaylar yaşandı. Ama biz aylardan beri böyle olayların seçim öncesi çıkabileceğinin farkındayız, biliyoruz…Bizler sizlerle birlikte ötekileştirmeden, ayrımlaştırmadan, kutuplaştırmadan ve sürekli azarlanmaktan yorulduk. Biz bu ülkeye kucaklayıcı, birleştirici, 85 milyona Cumhurbaşkanlığı yapacak, 85 milyona siyasetin bir görev olduğunun bilinciyle hizmet edecek bir anlayışı iktidara getirmek için çalışıyoruz” dedi.

    Tekstil fabrikalarında da işçilere seslenen CHP’li Gülizar Biçer Karaca, şunları söyledi:

    “85 MİLYONU KUCAKLAYACAK CUMHURBAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU”

    “Hem Trabzon hem Erzurum’da 85 milyon yurttaşımıza yara veren, hepimizin içini acıtan hiç de onaylamadığımız olumsuz olaylar yaşandı. Ama biz aylardan beri böyle olayların çıkabileceğinin farkındayız, biliyoruz. Cumhurbaşkanı Adayımız Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu her fırsatta bunu gerek videolarla gerek paylaşımlarıyla tüm yurttaşlarımızı sükunete davet etti. Bizler sizlerle birlikte ötekileştirmeden, ayrımlaştırmadan, kutuplaştırmadan ve sürekli azarlanmaktan yorulduk. Biz bu ülkeye kucaklayıcı, birleştirici, 85 milyona Cumhurbaşkanlığı yapacak, 85 milyona siyasetin bir görev olduğunun bilinciyle hizmet edecek bir anlayışı iktidara getirmek için ve çalışıyoruz. Hepimizi birbirimizle barıştırmak için, Halil İbrahim Sofrası’nda 85 milyonun temsil edileceği, birlikte o sofraya oturacağı, birlikte bu ülkenin tüm nimetlerini paylaşacağı bir Türkiye için çalışacağız. Bu süreçte çok yorulacağız ama vazgeçmeyeceğiz. Birlikte kazanacağız.”

     

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsmail Küçükkaya: Kararımı verdim

    İsmail Küçükkaya: Kararımı verdim


    Halk TV yazarı İsmail Küçükkaya, bu hafta sonu düzenlenecek cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Bu seçimin iki liderli bir halk oylaması niteliğinde olduğunu, birinci turda bitip bitmeyeceğinin de son derece önemli bir kriter niteliği taşıdığını söyleyen Küçükkaya, “Doğrusunu söylemek gerekirse ben de kararımı verdim. Neyi seçeceğimi, neyi seçmeyeceğimi biliyorum” ifadesini kullandı.

    Küçükkaya’nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “(…) 14 Mayıs’ın en önemli özelliklerinden birisi büyük deprem sonrasına denk gelmesi. Hala 800 binden fazla çadır ve konteynerlarda 3,5 milyon yurttaşımız barınıyor. 11 kent yıkıldı. Resmi rakamlara göre 50 bin can kaybı var. 100 binlerce yurttaşımız göç etti ve hepimiz halen yas tutuyoruz.

    Bir diğer önemli ayırt edici özellik ekonomi. 21 yıllık iktidar süresinin ekonomik açıdan en zor dönemindeyiz. Çok ciddi bir yoksulluk gerçeği ile karşı karşıyayız. Hayat pahalılığı her kesimi etkisi altına aldı. Seçmen sandık başına gittiğinde en çok bunu değerlendirecek.

    İşin siyasi boyutuna bakınca bir referandum ile karşı karşıya kalacağız. Çok yalın bir soruyu yanıtlayacağız: Erdoğan ile devam mı, yoksa Kılıçdaroğlu ile değişim mi?

    ‘SEÇİMİN 1. TURDA BİTİP BİTMEYECEĞİ SON DERECE ÖNEMLİ BİR KRİTER OLACAK’

    Bu seçim iki liderli bir halk oylaması niteliğinde. Bunun devamında partili cumhurbaşkanlığı sistemi mi yoksa demokratik parlamenter sistem mi? Buna karar vereceğiz. Bu bağlamda seçimin 1. turda bitip bitmeyeceği de son derece önemli bir kriter olacak.

    Bütün uzmanlar ve güvenilir araştırmacılar seçimin 1. turda bitebileceğini söylüyor ve ekliyorlar: Muharrem İnce ve Sinan Oğan’ın alacakları toplam oy yüzde 6’yı bulursa seçim 2. tura kalıyor. Demek ki seçmen İnce ve Oğan’a oy verirken 2 kere düşünecek. Seçim 2. tura kalsın mı, kalmasın mı?

    ‘KARARIMI VERDİM’

    Halkımızın son derece sakin, sağduyulu ve kararlı olduğunu görüyoruz. Halk kararını verdi. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de kararımı verdim. Neyi seçeceğimi, neyi seçmeyeceğimi biliyorum. Şunu ifade etmeliyim ki, meydanları yarıştırıyorlar. Bu yanlış. Miting alanlarındaki kalabalıklar üzerinden karşılaştırma yapılıyor. Kesinlikle doğru değil. Bu, seçim sonucuna ilişkin bir gösterge olamaz. (…)”

    Yazının tamamı. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Soylu: Ekrem İmamoğlu, Türkiye’ye gelmiş en büyük sahtekarlardan bir tanesi

    Soylu: Ekrem İmamoğlu, Türkiye’ye gelmiş en büyük sahtekarlardan bir tanesi


    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 18.00’de Erzurum Mitingi’nin gerçekleştirdiği sırada taşlı saldırı yapıldı. 

    Valiliğin ve polislerin seyirci kaldığı saldırı sonrası AKP’liler birer birer saldırıya uğrayan Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da katıldığı Ülke TV yayınında olayın bir “tiyatro” olduğunu iddia etti. 

    Soylu, “Ekrem İmamoğlu, Türkiye’ye gelmiş en büyük sahtekarlardan bir tanesidir. Hem sahtekar hem yalancıdır. Erzurum için verdikleri belgede esnaf ziyareti ifadesi kullanılmış, miting değil. Bu belgeye bir cevap versinler. Biz sana koruma vermişiz, etrafta tedbir almış bin tane polis var. Seçim kurulu izin vermemesine rağmen, yarın öbür gün “Beni engellemeye çalıştılar” diyecekler. İstanbul’da hiçbir hizmeti olmadı. Esnaf ziyareti yapmak için de başvuru yapmana gerek yok zaten” dedi. 

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, saldırılara ilişkin açıklama yaptı.

    Soylu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

    Bugün aynı şahsın kendini devletin üzerinde gören ve devletin kendisini ikaz etmesine rağmen İBB’yi terör örgütü elemanlarıyla dolduran bu şahıs, özellikle gittiği her yerde bu tür provakatif işler gerçekleştiriyor. Bugün Sivas’ta da mitingi vardı. İstanbul’daki hizmet bittiği için Sivas ve Erzurum’daydı.

    14 Mayıs’tan önce belli prosedürler içinde kampanya yapabilirsiniz ama bir ilde partinin mitingi söz konusuysa oranın kendi alanları var. Yenikapı’da miting yapılmaması için İBB tarafından kazıldı. Cumhuriyet tarihinin en büyük gelirini alan belediye İBB’dir. İş yapmak istemiyor, mağdur edebiyatı yapıyor. 

    İlçe seçim kurullarından izin alması lazım. 

    Bu arkadaşın bir gündem hastalığı var, gündemden düştü artık. Kendi içlerinde bir rekabet var, üçü de birbirinden nefret ediyor. Kendi içlerinde rekabet ediyorlar. Sivas’ta seçim kurulunun başka bir yeri gösterecekken gelip burada bu işi yapmak istemesinin temel nedeni, bu kavgayı kanatmak. Kalabalık toplayamıyorlar. Miting dediğiniz miting alanında yapılır.

    Ekrem İmamoğlu, Türkiye’ye gelmiş en büyük sahtekarlardan bir tanesidir. Hem sahtekar hem yalancıdır. Erzurum için verdikleri belgede esnaf ziyareti ifadesi kullanılmış, miting değil. Bu belgeye bir cevap versinler. Biz sana koruma vermişiz, etrafta tedbir almış bin tane polis var. Seçim kurulu izin vermemesine rağmen, yarın öbür gün “Beni engellemeye çalıştılar” diyecekler. İstanbul’da hiçbir hizmeti olmadı. Esnaf ziyareti yapmak için de başvuru yapmana gerek yok zaten. 

    Van’da “Selo’ya özgürlük” naraları atılırken bunlar zafer işareti yaptılar.

    İşler su şişesiyle başlıyor, su şişesi atıyorlar. Birtakım meselelerin olacağının tahrikini yaparak oraya geliyorlar. İzin almadığı bir miting, miting alanının olmadığı bir yer. Toma hiçbir şey yapmadı diyor. Önce insanlar ayrılmaya çalışılır. Yalanı yukarıdan aşağıya bu kadar net konuşabilen ikinci bir kişi daha yok. İstanbul mitinginin büyüklüğünün konuşulmasını engellemek için yapılan bir yöntem. 

    19-20 kişi hastaneye başvuruyor. Bir kişinin başına büyük ihtimalle itmeden kaynaklı 2 dikiş atılıyor. Onun dışındakilerin hepsi diyor ki “Şuramda bir ağrı var” yani hiçbir lezyon, belirti yok. Bir tiyatro ile karşı karşıyayız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erzurum belediye başkanı: Kaosu yaratan bizzat İmamoğlu’dur

    Erzurum belediye başkanı: Kaosu yaratan bizzat İmamoğlu’dur


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mitinginde taşlı saldırı öncesi alana belediye otobüslerini yığan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, provokasyonla ilgili de CHP ve İmamoğlu’nu suçladı. 

    Belediye binasında basın toplantısı düzenleyen Semken, provokasyonu CHP’lilerin yaptığını savundu. Mitinge katılanların dolar kuru ve bakan Nureddin Nebati’yle ilgili taşıdığı dövizleri de ‘kanıt’ olarak sunan Mehmet Sekmen şunları söyledi:

    “Bu kaosu yaratan bizzat Ekrem İmamoğlu’nun kendisidir. Çünkü etrafta kimseyi görmeyince o zannediyor ki bu milliyetçi-muhafazakar şehirde on binlerce insan cumhurbaşkanımızı karşıladığı gibi onu da karşılayacak. Geçti o günler. Artık senin ipliğin pazara çıktı. Size bu milletten artık destek yok. Bunu böyle bilesiniz Allah’ın izniyle. Onun için şehrimizi karıştırmaya kimsenin hakkı hukuku yok. Valimizi, emniyetimizi, polisimizi zora sokacak hiçbir harekete şeyi yok.    

    ‘BUNUN CEVABI BUDUR’

    Ben şu anda nöbetçi cumhuriyet savcılığına geçiyorum. Suç duyurusunda bulunuyorum. Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlığı ne zaman miting için resmen müracaatta bulundu? Eğer bu işleri böyle yasalara aykırı yaparsanız bunun cevabı budur. 

    CHP’liler ‘aslında bakan olmasa komik adam’ diye pankartlarla gelerek… Bizzat taşlar sopalar Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde. Zaten 15-200 kişilik bir grup bu. Böyle bir miting yapabilecek halleri yok. Bu hale düştükleri için ‘Nasıl bir kaos yaratalım. Nasıl bir sıkıntı yaratalım’ diye hem Erzurum hem de bugün yapılan İstanbul mitingine gölge düşürmek için gayret sarf eden bir hadise. (Cep telefonunu göstererek) Bakınız CHP’li gruptan taşlar karşı tarafa atılıyor. Tespit ettik. Taşı atan kendileri, polisi zora sokan kendileri. Arkasından deniyor ki, efendim vali vazifesini yapmadı. Şehrimin valisi, şehrimin emniyet müdürü… Arkadaşlar buranın miting alanı olmadığı ifade edilmiş. Sadece esnaf ziyaretine izin verilmiş. Ama biz bu alanda miting yapacağız diye zorlanır, zorbalık kullanılırsa devletin yapabileceği başka bir şey yok. Aynı heyetten de etrafta bulunan insanlara taşlar, sopalar atılıyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***