• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Doğan Canku ve Coşkun Demir’den 40 yıl sonra aynı sahne: Kırk yıllık özlem sahneye taşındı

    Doğan Canku ve Coşkun Demir’den 40 yıl sonra aynı sahne: Kırk yıllık özlem sahneye taşındı

    Apple, Watch Ultra 4 modelini farklı bir tasarımda sunmaya hazırlanıyor

    Apple, Watch Ultra 4 modelini farklı bir tasarımda sunmaya hazırlanıyor

    Kültürel kırılmanın yeni adı: Genç kuşak ‘Solo Maxxing’ akımıyla evlilik ve ilişki tabularını yıkıyor!

    Kültürel kırılmanın yeni adı: Genç kuşak ‘Solo Maxxing’ akımıyla evlilik ve ilişki tabularını yıkıyor!

    Alibaba, kendisini Çin ordusuyla ilişkilendiren ABD yönetimine dava açtı

    Alibaba, kendisini Çin ordusuyla ilişkilendiren ABD yönetimine dava açtı

    Uzmanlar sinsi nedeni deşifre etti! Sabahları yataktan kalkarken ilk adımda ‘cama basma’ hissi neden olur?

    Uzmanlar sinsi nedeni deşifre etti! Sabahları yataktan kalkarken ilk adımda ‘cama basma’ hissi neden olur?

    Yaban hayatı fotokapanlara yansıdı: Bozayı, kurt ve yaban keçisi aynı karede

    Yaban hayatı fotokapanlara yansıdı: Bozayı, kurt ve yaban keçisi aynı karede

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Prof. Dr. Ferhat Kentel: Vatandaşlık kavramını yeniden tanımlamalıyız

    Prof. Dr. Ferhat Kentel: Vatandaşlık kavramını yeniden tanımlamalıyız

    İşkence sonrası kafese kapatılmış

    İşkence sonrası kafese kapatılmış

    Cafran’da ağaç katliamı

    Cafran’da ağaç katliamı

    Mersin’de sanatçılardan ‘Özgürlük Mitingi’ne çağrı

    Mersin’de sanatçılardan ‘Özgürlük Mitingi’ne çağrı

    Kılıçdaroğlu MYK ve PM’si toplandı: Görevden alma ve ihraç kararları sürüyor

    Kılıçdaroğlu MYK ve PM’si toplandı: Görevden alma ve ihraç kararları sürüyor

    Bakım merkezinde yaşananlara karşı oturma eylemi 3’üncü gününde

    Bakım merkezinde yaşananlara karşı oturma eylemi 3’üncü gününde

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Hicret bilinci: Tarihsel bir olaydan bugüne…

    Hicret bilinci: Tarihsel bir olaydan bugüne…

    ‘Zamansız’ görünen adalet talebi, tarihin en zamanlı talebidir!

    ‘Zamansız’ görünen adalet talebi, tarihin en zamanlı talebidir!

    Necip F. Bahadır

    Erdoğan bir aynaya baksa!

    Ya Messi ikinci telefona da ‘hayır’ deseydi

    Ya Messi ikinci telefona da ‘hayır’ deseydi

    Turnuvanın gerçek yıldızları: İhtiyar delikanlı kaleciler

    Turnuvanın gerçek yıldızları: İhtiyar delikanlı kaleciler

    “Yeşil Burun Adaları Dünya Kupası’nı altüst etti”

    “Yeşil Burun Adaları Dünya Kupası’nı altüst etti”

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Doğan Canku ve Coşkun Demir’den 40 yıl sonra aynı sahne: Kırk yıllık özlem sahneye taşındı

    Doğan Canku ve Coşkun Demir’den 40 yıl sonra aynı sahne: Kırk yıllık özlem sahneye taşındı

    Apple, Watch Ultra 4 modelini farklı bir tasarımda sunmaya hazırlanıyor

    Apple, Watch Ultra 4 modelini farklı bir tasarımda sunmaya hazırlanıyor

    Kültürel kırılmanın yeni adı: Genç kuşak ‘Solo Maxxing’ akımıyla evlilik ve ilişki tabularını yıkıyor!

    Kültürel kırılmanın yeni adı: Genç kuşak ‘Solo Maxxing’ akımıyla evlilik ve ilişki tabularını yıkıyor!

    Alibaba, kendisini Çin ordusuyla ilişkilendiren ABD yönetimine dava açtı

    Alibaba, kendisini Çin ordusuyla ilişkilendiren ABD yönetimine dava açtı

    Uzmanlar sinsi nedeni deşifre etti! Sabahları yataktan kalkarken ilk adımda ‘cama basma’ hissi neden olur?

    Uzmanlar sinsi nedeni deşifre etti! Sabahları yataktan kalkarken ilk adımda ‘cama basma’ hissi neden olur?

    Yaban hayatı fotokapanlara yansıdı: Bozayı, kurt ve yaban keçisi aynı karede

    Yaban hayatı fotokapanlara yansıdı: Bozayı, kurt ve yaban keçisi aynı karede

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Prof. Dr. Ferhat Kentel: Vatandaşlık kavramını yeniden tanımlamalıyız

    Prof. Dr. Ferhat Kentel: Vatandaşlık kavramını yeniden tanımlamalıyız

    İşkence sonrası kafese kapatılmış

    İşkence sonrası kafese kapatılmış

    Cafran’da ağaç katliamı

    Cafran’da ağaç katliamı

    Mersin’de sanatçılardan ‘Özgürlük Mitingi’ne çağrı

    Mersin’de sanatçılardan ‘Özgürlük Mitingi’ne çağrı

    Kılıçdaroğlu MYK ve PM’si toplandı: Görevden alma ve ihraç kararları sürüyor

    Kılıçdaroğlu MYK ve PM’si toplandı: Görevden alma ve ihraç kararları sürüyor

    Bakım merkezinde yaşananlara karşı oturma eylemi 3’üncü gününde

    Bakım merkezinde yaşananlara karşı oturma eylemi 3’üncü gününde

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Hicret bilinci: Tarihsel bir olaydan bugüne…

    Hicret bilinci: Tarihsel bir olaydan bugüne…

    ‘Zamansız’ görünen adalet talebi, tarihin en zamanlı talebidir!

    ‘Zamansız’ görünen adalet talebi, tarihin en zamanlı talebidir!

    Necip F. Bahadır

    Erdoğan bir aynaya baksa!

    Ya Messi ikinci telefona da ‘hayır’ deseydi

    Ya Messi ikinci telefona da ‘hayır’ deseydi

    Turnuvanın gerçek yıldızları: İhtiyar delikanlı kaleciler

    Turnuvanın gerçek yıldızları: İhtiyar delikanlı kaleciler

    “Yeşil Burun Adaları Dünya Kupası’nı altüst etti”

    “Yeşil Burun Adaları Dünya Kupası’nı altüst etti”

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Saç Ayağı(3): Bir vicdan daveti!

SG by SG
26 Mart 2026
in Görüş & Analiz
0
Saç Ayağı(3): Bir vicdan daveti!


Kürt bir kadının acısı, Cemaat mensubu bir annenin kaybı, muhalif bir öğretmenin sürgünü, Ermeni bir genç kızın ızdırabı; bunlar farklı siyasi bağlamlarda, farklı toplumsal belleklerde yaşayan acılar. Türkiye’nin herhangi bir siyasi çizgisi, bu acıların tamamına eşit mesafede durmaz. Ama Hilal Nesin duruyor… Ve bu duruş, oyunu o çizgilerin ötesinde bir yere taşıyor.

M. NEDİM HAZAR | YORUM

Bir oyunun metni, çoğu zaman görünmez bir iskelet gibi çalışır. Seyirci onu doğrudan görmez; ama onun sağlamlığını ya da çöküşünü her sahnede hisseder. “Saç Ayağı”nda metin görünmez değil aksine zaman zaman öne çıkıp kendini gösteriyor, sesini yükseltiyor. Ve bu anlar, eserin en güçlü anları diyebiliriz.

Açılış ve final sahnelerindeki metinler, özellikle ayrı bir yerde durmayı hak ediyor. Bu bölümlerde Hilal Nesin’in dili, gündelik anlatı akışından kopuyor ve bambaşka bir yoğunluğa ulaşıyor. Cümleler etkili olmaya başlıyor, imgeler katmanlaşıyor, ritim ölçülü bir şiirselliğe bürünüyor. Bu tiratlarda trajedi geleneğinin o eski, ağır soluğunu duymak mümkün. Antigone’nin yasını, Medea’nın öfkesini, Hekabe’nin yıkılışını çağrıştıran bir ton ile karşılaşıyoruz. Abartısız söylemek gerekirse, bu metinler “Saç Ayağı”yı tragedya sınırlarına taşıyacak güce sahip. Tek kişilik tiyatro eserinin açılış tiratının bu kadar lirik ve bu kadar yüklü olması, eserin formatına dair seyircinin beklentilerini daha ilk dakikada yerle bir edecek mahiyette.

Ama metin yalnızca bu yoğun anlarda değil, oyunun tamamında işlevsel. Nesin, kendi yazdığı bir oyunu sahnelemenin sunduğu özgürlüğü sonuna kadar kullanıyor. Bu, küçümsenmemesi gereken bir avantaj. Başkasının metnini oynayan bir oyuncu, o metne sadık kalmak ile onu içselleştirmek arasında sürekli bir denge arar. Nesin’in böyle bir gerilimi yok, metin zaten onun kaleminden bedeninden çıkmış ve bu sahiplik, sahneye yansıyor. Belki de bu sebepten söyledikleri, ezberlenmiş değil, hatırlanmış gibi duruyor. Aralarında nefes alıyor, duruyor, bakıyor ve bu duruşlar metni bozmayıp aksine zenginleştiriyor.

Daha da önemlisi, bu özgürlük Nesin’e seyirciyle anlık bir iletişim kanalı açıyor. Klasik bir tiyatro oyununun metni, dışarıdan gelir ve oyuncu onu seyirciye iletir. “Saç Ayağı”nda ise metin, seyircinin tepkilerine göre nefes alıyor adeta. Bir sahne beklenmedik bir kahkahaya yol açtığında, Nesin bunu geçiştirmiyor orada durup o anı yaşıyor ve öyle devam ediyor. Seyirci bir sessizliğe gömüldüğünde, o sessizlik de metnin içine dahil oluyor. Bu ise, sahne ile izleyici arasında canlı, kırılgan ve sürekli yenilenen bir geri bildirim döngüsü oluşturuyor. Saç Ayağı’nda seyirci yalnızca izlemiyor belki de farkında olmadan, sahneyi birlikte yazıyor.

Öte yandan “Saç Ayağı” bir müzikal değil. Bu tanımı baştan koymak gerekiyor, çünkü oyunun müzik içeriği ilk bakışta bu soruyu sordurtacak kadar zengin. Malum müzikalin belirleyici özelliği, müziğin dramaturjinin taşıyıcısı olması; karakterler duygularını söyleyerek ifade eder, hikaye şarkılarla ilerler. “Saç Ayağı”nda müzik bu işlevi üstlenmiyor. Anlatının yerini almayıp onu derinleştiriyor.

Mazlum Çimen’in müzik tasarımı, eserin içerik mozaiğiyle birebir örtüşmekte. Kürtçe, Ermenice, Türkçe şarkılar; ağıt, türkü, caz, pop… Tüm bu çeşitlilik rastlantısal değil. Anlatılan kadınların dilleri, kültürleri, coğrafyaları sahneye yalnızca kelimelerle değil, ezgilerle de taşınıyor. Bir Kürt ağıtı duyulduğunda, o dilin, o coğrafyanın, o yasın ağırlığı müziğin içinde cisimleşir. Bunu kelimelerle anlatmak mümkün ama hissettirmek için başka bir şey gerekiyor. Müzik işte o şeydir.

Klasik bir tiyatro eserinde müzik, atmosfer kurmak için kullanılır: sahne değişimlerinde, duygusal geçişlerde, zaman atlamalarında. “Saç Ayağı”nda müzik bunu da yapıyor ama daha fazlasını da. Kimi zaman bir sahnenin duygusal doruğunu taşıyor; kelimeler susuyor müzik konuşuyor. Kimi zaman bir karakterin iç dünyasını ifşa ediyor, anlatılamayan şeyi ses aracılığıyla görünür kılıyor. Kimi zaman da trajik bir sahneden ironik bir sahneye geçişte köprü işlevi görüyor; seyircinin duygusal nefes almasını sağlıyor.

Doğrusu böyle bir repertuarı klasik bir tiyatro eserinde bu yoğunlukta bulmak güç. Şarkıların sayısı, çeşitliliği ve dramatik işlevleri düşünüldüğünde, “Saç Ayağı”nın müzikle ilişkisi, kendine özgü bir kategori oluşturuyor. Müzikal değildir ama müziksiz de düşünülemez. Belki en doğru tanım şu: müzik burada bir unsur değil, bir ses. Ve bu ses, sahneye taşınan kadınların ortak yasını, ortak direncini, ortak hafızasını taşıyor.

Giysi Değil, Tanıklık

Kostüm, şüphesiz tiyatroda bir temsil aracı. Tasarımcı bir karakter için giysiler üretir; bu giysiler, karakterin kim olduğuna dair görsel ipuçları taşır. Seyirci bu kodu okur ve kabul eder. Bir kurmaca sözleşmesinin parçasıdır bu.

“Saç Ayağı”nda bu sözleşme kırılıyor.

Nesin’in sahnede giydiği kostümler, hikayelerini anlattığı kadınların kendileri tarafından gönderilmiş gerçek giysiler. Bu cümle, ilk okunuşta basit bir bilgi gibi görünebilir. Ama üzerinde durulduğunda, eserin tüm dokusunu etkileyen bir gerçek olduğu anlaşılır.

Bir giysi, sahibinin bedeninin izini taşır. Yıpranma biçimi, dikişlerin durumu, kumaşın rengi,  bunların hepsi bir hayatın fiziksel kalıntıları. O giysiyi başka bir beden üstlendiğinde, bu kalıntılar kaybolmaz. Nesin o kıyafeti giydiğinde, yalnızca bir karakteri temsil etmez; o karakterin gerçekliğini, maddi ve elle tutulur biçimde, sahneye taşır. Bu, tiyatronun kurmacanın ötesine geçtiği andır; sanatsal temsil ile gerçek yaşamın izinin aynı bedende buluştuğu, nadir ve kıymetli bir andır.

Kostüm değişimleri de bu bağlamda yeniden anlam kazanıyor. Seyircinin önünde, sahne ışığında gerçekleşen bu değişimler, bir karakter geçişini değil, bir hayattan öbürüne geçişi simgeliyor. Ve her geçişte, Nesin’in üstlendiği şeyin ağırlığı biraz daha hissediliyor. Tek bir beden, pek çok hayatı taşıyor sanatçı ve bu taşıma eylemi, oyunun en sessiz ama en güçlü anlarından birini oluşturuyor.

Bir sanat eserinin neyi anlattığı kadar, kime anlattığı da belirleyicidir. Çünkü bir eser, seyircisiyle birlikte anlam üretir — ve seyirci kitlesi, o eserin toplumsal işlevi hakkında çoğu zaman en dürüst ipucunu verir.

“Saç Ayağı”nın seyirci profilini gözlemlemek, başlı başına çarpıcı bir deneyim.

Türkiye, son çeyrek asırda sistematik biçimde kutuplaştırılmış bir topluma dönüşmüş durumda. Bu kutuplaşma yalnızca siyasi değil; kültürel, dilsel, hatta estetik bir ayrışmayı da kapsıyo. Kim hangi müziği dinler, kim hangi kanalı izler, kim hangi kitabı okur… Bunlar artık birer tercih değil, birer kimlik işareti haline gelmiş halde. Sanat da bu ayrışmadan payını almış elbette; belirli eserler belirli kitlelere ulaşır, o kitlelerin ötesine nadiren geçer.

İşte “Saç Ayağı” bu kalıbı tuzla buz ediyor.

Oyunu izlemeye gelenler arasında farklı siyasi görüşlerden, farklı inançlardan, farklı yaşam tarzlarından insanlar bulunuyor. Bu bir pazarlama başarısı değil, Nesin’in anlattığı hikayelerin ve taşıdığı duruşun doğal bir sonucu. Çünkü eser, herhangi bir ideolojik çizginin değil, insan acısının dilini konuşuyor. Ve insan acısı, kimlik sınırlarını tanımaz!

Anlatılan hikayeler de bu kapsayıcılığı yansıtıyor. Kürt bir kadının acısı, cemaat mensubu bir annenin kaybı, muhalif bir öğretmenin sürgünü, Ermeni bir genç kızın ızdırabı; bunlar farklı siyasi bağlamlarda, farklı toplumsal belleklerde yaşayan acılar. Türkiye’nin herhangi bir siyasi çizgisi, bu acıların tamamına eşit mesafede durmaz. Ama Hilal Nesin duruyor. Ve bu duruş, oyunu o çizgilerin ötesinde bir yere taşıyor.

Burada gurbet ve sürgün meselesine de değinmek gerekiyor. “Saç Ayağı”, Türkiye’nin içinden değil, dışından üretilmiş bir eser. Nesin, yurt dışında yaşayan, Türkiye’yi bir mesafeden gören bir sanatçı. Bu mesafe, -doğal olarak- kimi zaman bir eksiklik olarak okunabilir,  “içeriden” bilmemek, doğrudan yaşamamak. Ama sanat söz konusu olduğunda, bu mesafe çoğu zaman bir avantaja dönüşüyor. Yakında olan şeyi görmek güçtür; uzaklaştığınızda, tablo bütünüyle belirir. Nesin’in Türkiye’ye bakışı, bu uzaklığın sağladığı netlikle şekillenmiş. İçeriden görülmesi güç olan örüntüler, bu bakış açısından keskin biçimde seçiliyor.

Öte yandan gurbet ve sürgün, yalnızca bir bakış açısı meselesi değildir aynı zamanda bir his meselesi. Türkiye’den kopmak ama Türkiye’yi taşımak. Anlattığı kadınlarla aynı coğrafyayı paylaşmıyor olmak ama onların acısını kendi bedeninde hissetmek. Bu çelişki, “Saç Ayağı”nın duygusal dokusuna işlemiş durumda. Eserde bir özlem var, yalnızca kaybedilen hayatlar için değil, kaybedilen bir olasılık için de. Türkiye’nin başka türlü olabileceğine dair, sessiz ama ısrarlı bir inanç.

Ve belki de bu yüzden, kutuplaşmış bir toplumun bu kadar farklı kesiminden insanın aynı salonda buluşabildiği, aynı anda ağlayabildiği, aynı anda tebessüm edebildiği bir ortak duygusal alan açılıyor. Tiyatronun en eski işlevlerinden biri budur zaten; farklı insanları aynı deneyimde buluşturmak, anlık da olsa bir kolektif his üretmek. “Saç Ayağı” bunu başarıyor. Ve Türkiye’nin bugünkü ikliminde bu başarı, estetik bir başarının ötesinde, neredeyse siyasi bir eylem.

Bir vicdan daveti

Tiyatronun işlevi nedir?

Bu soru, antik Yunan’dan bu yana tartışılır ve her dönem kendi cevabını üretir. Eğlendirmek, düşündürmek, arındırmak, toplumu ayna karşısına çıkarmak… Bu cevapların hepsi doğrudur, ama hepsi eksiktir. Çünkü büyük tiyatro, bu işlevlerin herhangi birini değil, tamamını aynı anda yerine getirir. Ve bunu yaparken, seyirciyi değiştirir — küçük, fark edilmez, ama kalıcı bir değişim.

“Saç Ayağı”, bu anlamda göründüğünden çok daha anlamlı, önemli ve büyük bir tiyatro.

Tek kişilik bir eser olarak başlıyor ama biter bitmez, bu tanımın ne kadar yetersiz kaldığı anlaşılıyor. Sahneye çıkan bir beden var evet. Ama o bedenin taşıdığı şey; onlarca hayat, onlarca ses, onlarca acı ve onlarca direnç var. Hilal Nesin bu eserle, tek kişilik tiyatronun formatını zorluyor; onu bir solistin performansından çıkarıp bir toplumun sesini taşıyan bir orkestranın işlevine yaklaştırıyor.

Form olarak bakıldığında, “Saç Ayağı” nadiren bir arada görülen şeyleri bir arada başarıyor. Lirik bir metnin gücü, dokümantal bir tanıklığın ağırlığı, canlı bir müzik repertuarının derinliği, gerçek kostümlerin maddi gerçekliği; bunların her biri ayrı ayrı güçlü; bir arada ise birbirini katlıyor. Eser, bu katmanlı yapısıyla kendine özgü bir tür oluşturuyor: ne saf tiyatro, ne belgesel, ne gösteri. Üçünün kesiştiği, ama hiçbirine tam olarak sığmayan bir alan.

İçerik olarak bakıldığında, “Saç Ayağı” Türkiye’nin son çeyrek asrının en ağır gerçeklerini sahneye taşıyor ama bunu bir siyasi manifesto olarak değil, insani bir tanıklık olarak yapıyor. Bu ayrım belirleyici bence. Manifestolar ikna etmek ister; tanıklıklar hissettirmek. İkna, savunmayı tetikler, insanlar ikna edilmek istemediklerinde kapanırlar. Ama hissetmek, savunmasız bırakır. “Saç Ayağı”nın farklı siyasi görüşlerden seyirciye ulaşabilmesinin sırrı burada yatıyor.

Toplumsal işlev olarak bakıldığında ise eser, kutuplaşmanın derinleştirdiği yarıkların üzerine geçici ama gerçek bir köprü kuruyor. Aynı salonda, aynı anda, aynı şey için ağlamak ki bu küçük görünebilir ama değildir. Ortak bir his, en azından o an için, ortak bir insan olduğumuzu hatırlatır. Ve bu hatırlatma, günümüz Türkiye’sinde sıradan bir estetik deneyimin çok ötesinde bir anlam taşır.

Hilal Nesin, bu eserle yalnızca bir oyun yazmamış ve oynamamış. Sürgünde, gurbette, linçlerin gölgesinde, baskının her biçimine rağmen, kalemiyle, sesiyle, bedenini sahneye taşıyarak bir şeyin mümkün olduğunu göstermiş oluyor: zulme uğrayanların hikayelerini, zulüm devam ederken, güzellikle ve onurla anlatmak.

İş bu yüzden “Saç Ayağı”, bir vicdan davetiyesi. Kabul edip etmemek, seyirciye kalmış. Ama daveti aldıktan sonra, koltuğunuzdan kalktığınızda, dışarı çıktığınızda bir şeylerin eskisi gibi olmadığını fark edeceksiniz. Belki tam olarak neyin değiştiğini söyleyemezsiniz ama değişmiştir bir şeyler!

Ve inanın bana bu, tiyatronun yapabileceği en büyük şey!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: hilal nesinSaç Ayağıtiyatro
ShareTweet
Previous Post

Savcı tahliye istedi: Ayşe Gökkan tahliye edilmedi

Next Post

Bilal Erdoğan’a: Orada dur!

Related Posts

Hicret bilinci: Tarihsel bir olaydan bugüne…
Görüş & Analiz

Hicret bilinci: Tarihsel bir olaydan bugüne…

24 Haziran 2026
‘Zamansız’ görünen adalet talebi, tarihin en zamanlı talebidir!
Görüş & Analiz

‘Zamansız’ görünen adalet talebi, tarihin en zamanlı talebidir!

24 Haziran 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

Erdoğan bir aynaya baksa!

23 Haziran 2026
Ya Messi ikinci telefona da ‘hayır’ deseydi
Görüş & Analiz

Ya Messi ikinci telefona da ‘hayır’ deseydi

23 Haziran 2026
Turnuvanın gerçek yıldızları: İhtiyar delikanlı kaleciler
Görüş & Analiz

Turnuvanın gerçek yıldızları: İhtiyar delikanlı kaleciler

23 Haziran 2026
“Yeşil Burun Adaları Dünya Kupası’nı altüst etti”
Görüş & Analiz

“Yeşil Burun Adaları Dünya Kupası’nı altüst etti”

22 Haziran 2026
Next Post
Necip F. Bahadır

Bilal Erdoğan’a: Orada dur!

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter