Etiket: HDP

  • Bahçeli: Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu kararı terörizme örtülü destektir

    Bahçeli: Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu kararı terörizme örtülü destektir


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesinin, HDP’li Gergerlioğlu hakkında vermiş olduğu hak ihlali kararı, milletin hakkına riayet ve hürmet değil, terörizme örtülü destektir” dedi.

    Bahçeli, sosyal medya hesabı Twitter’dan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yeniden milletvekilliği vasfını kazanmasıyla ilgili kararın TBMM Genel Kurulunda okunmasına ilişkin açıklama yaptı.

    Anayasa’nın 14’üncü maddesine göre, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirinin, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağını anımsatan Bahçeli şöyle devam etti:

    “Hakkın kötüye kullanımı haksızlıktır, bu haksızlığı aklamak, temize çıkarmak adalet ilkelerine kastetmek, hukukun evrensel kaidelerine kara çalmaktır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 17’nci maddesini açın bakın, görüp göreceğiniz de aynısıyla budur. Hak, insanın ve insanlığın onurudur. Bu onurun çiğnenmesi, bu onura gölge düşürülmesi aynı zamanda insana yapılabilecek en vahim kötülüktür. Hak ile haksızlık yer değiştirilirse, yani haklı olana haksız, haksız olana da haklı muamelesi yapılırsa dünyanın temelleri sarsılır. Özellikle ve altını çizerek ifade etmeliyim ki terör örgütü propagandası yapmanın hakkı olamaz, haklı yanından bahsedilemez. İnsanın malına, canına, varlığına husumet duyan terör örgütlerini düşünce planında bile olsa savunmaya kalkışmak, işlenmiş suçlara taammüden iştiraktir”.

    Tüm yargı kurumlarının görevinin, hakkı ve hukuku her makam ve mevki karşısında korumak, hiçbir dayatma ve telkine aldırmadan millet nam ve hesabına güvence altında tutmak olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bölücünün hakkı olmaz, teröristin hakkı olmaz, ihanetin hakkı olamaz. Lafım Anayasa Mahkemesinedir. Hak, çok geniş cepheli bir değerdir. Bu değerin yalnızca bir tarafını görmek hiçbir şeyi görmemektir. Anayasa Mahkemesinin, HDP’li Gergerlioğlu hakkında vermiş olduğu hak ihlali kararı, milletin hakkına riayet ve hürmet değil, terörizme örtülü destektir” ifadesini kullandı.

    “Tam bir haksızlık vücut bulmuştur”

    Mahkumiyet kararının 17 Mart’ta TBMM’de okunmasıyla milletvekilliğinin düşen Gergerlioğlu’nun 2 Nisan’da Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna konulduğunu hatırlatan Bahçeli şöyle devam etti:

    “Çok geçmeden devreye giren Anayasa Mahkemesi, bu bölücünün ‘seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkıyla ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine, üstelik de bu şaibeli şahsa 30 bin lira manevi tazminat ödenmesine’ hükmetmiştir. Yani tam bir haksızlık vücut bulmuştur.”

    Anayasa Mahkemesi ile ilgili görüşlerinin değişmediğini belirten Devlet Bahçeli şunları kaydetti:

    “Bu mahkemenin yeni ve sivil nitelikli bir anayasa yazımıyla yeni baştan yapılandırılması, millet vicdanının yegane arzu ve beklentisidir. Bu kervan böyle gitmez, bu devran bu şekilde süremez. Anayasa Mahkemesi, büyük Kürdistan’ı hak olarak görüyor mu? PKK’lı teröristler toplanıp müracaat etseler onları da hak ihlali şemsiyesi altına alacak mı? O halde, Karma Komisyon’da bekletilen dokunulmazlık dosyalarını görüşmeye ve karara bağlamaya ne gerek var?

    HDP’li Gergerlioğlu, hakkındaki kararın bugün TBMM’de okunmasıyla tekrar milletvekilliğine dönmüş, Genel Kuruldaki sırasına oturmuştur. Ama yok sayılan hak ve hukuk olmuştur. Hakikaten derin ızdırap verici bir süreç maşeri vicdanı kanatmıştır. Sebep olanlar utanmalıdır. Cezaevinden çıkar çıkmaz ‘Nerede kalmıştık’ diye soran Gergerlioğlu’nu heyecanla alkışlayanlar PKK’lı ve FETÖ’cü alçaklardı. Kaldığı yer melanetin yeriydi, rezaletin iniydi, karanlığın meskeniydi. Artık oradan devam etmesinin önü de Anayasa Mahkemesi tarafından açılmıştır.

    Açılan bir şey zamanı geldiğinde kapatılır. Bu hesap da elbet bir gün muhataplarına sorulur. Hak zayi olmaz, heba olmaz, gecikse bile hakkın teslimi eninde sonunda tarafını ve yerini bulur. Anayasa Mahkemesi Başkanı’na tavsiyem, bu sözlerimi aklından çıkarmamasıdır.”

    Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar.

  • Dün zabıta bugün polis: Kürt müziğini her koşulda seslendireceğiz

    Dün zabıta bugün polis: Kürt müziğini her koşulda seslendireceğiz


  • Avrupa Parlamentosu, Türkiye’de muhalefete yönelik baskıyı kınadı

    Avrupa Parlamentosu, Türkiye’de muhalefete yönelik baskıyı kınadı


    Avrupa Parlamentosu’nda (AP) kabul edilen bir kararda, Türkiye’de başta HDP olmak üzere muhalefete yönelik baskı kınandı.

    AP Genel Kurul oturumunda kabul edilen kararda, HDP hakkında açılan kapatma davasına tepki gösterildi. Genel Kurul’daki oylamada 603 “evet”, 2 “hayır”, 67 “çekimser” oyu çıktı.

    Türkiye’de bütün siyasi partilerin özgürce meşru görevlerini yerine getirebilmeleri çağrısında bulunulan kararda, demokratik seçimle işbaşına gelmiş belediye başkanlarının görevden alınması da eleştirildi.

    Türkiye’deki AB delegasyonun başta Kobani duruşmaları olmak üzere muhalif siyasetçilere yönelik davaları izlemeleri istenen kararda, yine Türkiye’deki insan hakları ihlallerine yönelik delegasyonun tepki göstermesi istendi.

    Kararda, “Türkiye’de muhalefetteki partilere yönelik sürekli saldırı ve baskılardan büyük endişe duyuyoruz” denildi.

    HDP’yı kapatma davası kınandı

    “HDP milletvekillerinin Türkiye’nin demokratik kurumlarında engelsiz bir şekilde yer almasına izin verilmesinin önemine” değinilen kararda, “bunun Kürt sorununun barışçıl çözümüne yönelik olumlu bir ivme yaratacağı” ifade edildi.

    HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davanın kınandığı ifade edilen kararda, partinin yasaklanmasının orta vadede “çoğulculuğa darbe vuracak ciddi bir hata” olacağı savunuldu.

    Avrupa Parlamentosu üyeleri, HDP’li bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını kınadıklarını, Anayasa Mahkemesinin Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki kararını ve tahliyesini ise memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.

    Kararda, ayrıca HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutukluluklarının kınandığı, Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulaması istendiği ifade edildi.

    CHP’ye yönelik baskıların da arttığı savunulan ve bundan endişe duyulduğu kaydedilen kararda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması talebinin kınandığı, ayrıca hasmane ortamın İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi muhalefet liderlerini etkilemesinin dikkati çektiği belirtildi.

    Kararda, milletvekillerinin Türkiye’ye, çoğulculuğun sağlanması, toplanma ve ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesi için çağrı yaptığı kaydedildi.

    Dışişleri Bakanlığı karara tepki gösterdi

    Kararda, “Avrupa Parlamentosu, dış politika konularındaki iyileşmenin dışında, Türkiye’ye sunulacak pozitif gündemdeki herhangi bir ilerlemenin ülkede insan hakları ve hukukun üstünlüğü ile ilgili gelişmelere bağlı olması gerektiğine inanmaktadır.” ifadesine yer verildi.

    Bu arada Dışişleri Bakanlığı, AP’de kabul edilen kararı yaptığı açıklamayla eleştirdi. Açıklamada, “HDP özelinde Türkiye’deki muhalefete baskı” başlıklı kararın, AP’nin gerçeklerden kopuk, ideolojik ve yanlı tutumunun yeni bir örneği olduğu ifade edildi.

  • HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu tahliye edildi

    HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu tahliye edildi


    Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin milletvekilliği düşürülen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki “infazın durdurulması” kararının ardından, eski milletvekili Sincan Cezaevi’nden tahliye edildi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Gergerlioğlu’nun bireysel başvurusunda verdiği hak ihlali kararının ardından davayı Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. Mahkeme de Gergerlioğlu hakkındaki “infazın durdurulmasına” karar vererek tahliye edilmesine hükmetmişti.

    Gergerlioğlu’nun tahliye haberini oğlu Twitter adresinden paylaştı.

    Cezaevi önünde açıklamada bulunmayan Gergerlioğlu’nun HDP Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yapması bekleniyor.

    AYM, 1 Temmuz’da oy birliğiyle Gergerlioğlu’nun, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine karar vermiş, Gergerlioğlu hakkında ilk cezayı veren Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı gönderilerek tahliye edilmesi için gerekli işlemin yapılmasına hükmetmişti.

    Gergerlioğlu’nun oğlu Salih Gergerlioğlu, sosyal medya paylaşımında bugün babasının tahliye edilmesini beklediğini yazdı.

    Ne olmuştu?

    Sosyal medyada bir haberi paylaştığı için 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Gergerlioğlu’nun milletvekilliği, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunduğu gerekçesiyle 17 Mart’ta düşürülmüştü. Gergerlioğlu karara tepki olarak HDP’nin Meclis’teki grup odasında “Adalet Nöbeti” adı altında protesto eylemi düzenlerken 21 Mart’ta gözaltına alınmış ve TBMM’den çıkartılmıştı. Emniyetteki İfadesinin ardından serbest bırakılan Gergerlioğlu 2 Nisan’da tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

  • HDP’nin Gergerlioğlu için Sincan Cezaevi önünde başlattığı Adalet Nöbeti’ne polis müdahalesi

    HDP’nin Gergerlioğlu için Sincan Cezaevi önünde başlattığı Adalet Nöbeti’ne polis müdahalesi


    Vekilliği düşürülen ve cezaevine gönderilen HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi önünde yapılan Adalet Nöbeti eylemine polis müdahale etti. Gergerlioğlu’nun oğlu Salih Gergerlioğlu ile ArtıTV muhabiri gözaltına alındı.

    Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun tahliye kararının uygulanması için Sincan Cezaevi önünde düzenlenen Adalet Nöbeti’ne polis müdahale etti.

    Görgü tanığı gazeteci Büşra Taşkıran, “HDPli milletvekilleri, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun adalet nöbetini devam ettirmek için Sincan cezaevinde nöbet tutmaya başlayacaklardı. Nöbet öncesinde bir basın açıklaması yapmak istedi vekiller. Polisler açıklamanın otoparkta yapılmasını istedi. Kargaşa yaşandı. Gergerlioğlu’nun oğlu gözaltına alındı. Çevredekilere göz yaşartıcı gazla müdahale edildi.” dedi.

    HDP’den yapılan açıklamada ise “AYM kararına rağmen bırakılmayan vekilimiz Ö.Faruk Gergerlioğlu için Sincan Cezaevi önünde yapacağımız açıklamamıza saldırı gerçekleşti. Aralarında Salih Gergerlioğlu ve gazetecilerin de olduğu 4 kişi gözaltına alındı. Saldırılar mücadelemizi engelleyemez!” denildi.

  • Türkiye’de siyasi parti kapatmaları: Geçmişte hangi partiler yasaklandı?

    Türkiye’de siyasi parti kapatmaları: Geçmişte hangi partiler yasaklandı?


    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle yeniden açılan davada iddianamenin oy birliğiyle kabulüne karar verdi.

    Avrupa Birliği’ne aday ülke konumundaki modern Türkiye tarihinde, son yarım asırda ‘tehdit’ olarak görülen çok sayıda siyasi partinin kapısına kilit vuruldu. 1980 askeri darbesinin ardından kabul edilen anayasa ile yaklaşık 20 siyasi parti kapatıldı.

    Kürt ve İslamcı partiler özellikle odak noktası oldu, ancak yasaklı partilerin üyeleri yeni bir isim altında yeniden bir araya geldi. Parti kapatma davaları ve Siyasi Partiler Yasası Brüksel tarafından sık sık eleştirildi. AK Parti, 2010 yılının Nisan ayında geçirdiği yasa ile siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırmıştı.

    İşte kapatılan bazı siyasi partiler ve gerekçeleri;

    Sosyalist Parti

    Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 1992’de “Ülke bütünlüğüne aykırı hareket etmekle suçlanan Sosyalist Parti’nin kapatılmasına karar verdi. Ayrıca partinin mal varlığının Hazine’ye devredilmesine hükmetti.

    Halkın Emek Partisi (HEP)

    Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oy birliği ile 14 Temmuz 1993’te, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak ve bu yolda faaliyette bulunmak” iddiasıyla dava açılan davada, partinin kapatılmasına hükmetti. Ayrıca Kürt yanlısı partinin 4 vekilinin Meclis’i terk etmesini istedi. Mahkeme, HEP lideri Fehmi Işıklar’ın bazı konuşmalarını ve partinin eylemlerinin doğrudan Türkiye Anayasasını ihlal ettiğine karar verdi. HEP’in o dönemde mecliste 16 milletvekili bulunuyordu.

    Refah Partisi (RP)

    Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Görüş Hareketinin 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kurulan İslami eğilimli siyasi partisi, “Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri” gerekçesiyle, 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Erbakan’ın yanı sıra partinin önde gelen diğer isimlerine beş yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

    Fazilet Partisi (FP)

    Kapatılan Refah Partisi’nin devamı niteliğindeki İslami eğilimli Fazilet Partisi, 22 Haziran 2001’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, FP’nin Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri nedeniyle kapatıldığını, beyan ve eylemleri nedeniyle partinin kapatılmasına neden olan milletvekilleri Nazlı Ilıcak ve Bekir Sobacı’nın, milletvekilliklerinin sona erdiğini, yine eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olan parti üyeleri Merve Kavakçı, Nazlı Ilıcak, Bekir Sobacı, Ramazan Yenidede ve Mehmet Sıla’ya 5 yıl süreyle siyasi yasak getirildiğini ifade etti.

    Halkın Demokrasi Partisi (HADEP)

    Halkın Demokrasi Partisi, 13 Mart 2003 tarihinde “Yasa dışı faaliyetlerin merkezi” ve “PKK ile yakın ilişkisi olduğu” gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Partinin Genel Başkanı Murat Bozlak da dahil olmak üzere 46 HADEP’liye de beş yıl siyaset yasağı getirildi.

    Ak Parti kapatma davası (AKP)

    Anayasa Mahkemesi, 2002’den beri iktidarda olan iktidar partisinin kapatılması yönündeki davayı kıl payı bir reddetti, ancak partiyi “Laiklik karşıtı faaliyetlerden” suçlu buldu ve para cezası verdi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi kapatma davası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, AK Parti’nin “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle, partinin kapatılması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahil 71 kişinin 5 yıl süreyle siyasetten uzaklaştırılması istemiyle hazırladığı iddianame, 14 Mart 2008’de Anayasa Mahkemesi’ne sunuldu. 30 Temmuz 2008’de yapılan açıklamada, partinin temelli kapatılmaması, fakat hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesi kararına varıldı. 6 üye kapatılması, 5 üye kapatılmaması yönünde oy kullandı. Hazine yardımının kesilmesi hakkındaki oylamada 11 üyenin 10’u kesilmesi yönünde oy verdi.

    Demokratik Toplum partisi (DTP)

    Demokratik Toplum partisi, 11 Aralık 2009 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararı ile kapatıldı. Böylece DTP, Türkiye’de yasaklanan altıncı Kürt partisi oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Kasım 2007’de DTP hakkında kapatma davası açtı. Davanın ana gerekçesi partinin “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline gelmesi.” olarak belirtildi. Mahkeme, DTP’yi “PKK ile bağlantısı” nedeniyle yasakladı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, aralarında Genel Başkanı Ahmet Türk’ün de bulunduğu 37 DTP’liye beş yıl süreyle siyaset yasağı getirdi.

    Kapatılan diğer partiler ve tarihleri

    • İşçi-Çiftçi Partisi / 1968
    • Milli Nizam Partisi / 1971
    • Türkiye İleri Ülkü Partisi / 1971
    • Türkiye İşçi Partisi / 1971
    • Büyük Anadolu Partisi / 1972
    • Türkiye Emekçi Partisi / 1980
    • Büyük Anadolu Partisi / 1992
    • Yeşiller Partisi / 1994
    • Halk Partisi / 1991
    • Türkiye Birleşik Komünist Partisi / 1991
    • Halkın Emek Partisi / 1993
    • Özgürlük Demokrasi Partisi / 1993
    • Sosyalist Türkiye Partisi / 1993
    • Demokrasi Partisi / 1994
    • Demokrat Parti / 1994
    • Demokrasi ve Değişim Partisi / 1996
    • Diriliş Partisi / 1996
    • Emek Partisi / 1997
    • Sosyalist Birlik Partisi / 1994
    • Demokratik Kitle Partisi / 1999

    Türkiye’de, 2010 yılında Anayasa’nın 149’uncu maddesinde değişikliğe gidildi. Buna göre, Anayasa Mahkemesinin Anayasa değişikliğinin iptali ile siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına toplantıya katılan üyelerin üçte ikisinin oyuyla karar vermesi sağlandı. Böylece parti kapatma zorlaştırıldı.

  • AYM eski Raportörü Osman Can: HDP’nin kapatılması, AKP’ye 70-80 vekil kazandırır

    AYM eski Raportörü Osman Can: HDP’nin kapatılması, AKP’ye 70-80 vekil kazandırır


    Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman Can, HDP’nin kapatılması ve yeniden seçime girmesinin engellenmesi durumunda 70-80 civarında milletvekilinin AK Parti’ye geçebileceğini söyledi.

    Can, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianameyi kabul etmesini ve dava sürecini Euronews’e değerlendirdi.

    Bir siyasi partinin kapatılabilmesi için Anayasa’ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerektiğini ve tek başına bunun da yeterli olmadığını belirten Can, iddianamede terör faaliyeti olarak nitelendirilen eylemlerin çoğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade hürriyeti kapsamında değerlendirdiğini kaydetti.

    ”Anayasa, 2001 yılında bu konu ile ilgili esaslı değişikliklere uğradı. Buna göre bir siyasi partinin kapatılması için Anayasa’ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerekiyor. Sadece bu da yetmez, Anayasa’nın kendisi diyor ki; ‘Eylemler üyeler tarafından yoğun bir şekilde işlenecek. Bu bir veya birkaç tane eylem demek değil, sayıca çoklu eylem olmalı. Ve bu yoğunluk siyasi parti tarafından da aktif olarak kabul edilecek, benimsenecek.’ Ancak böyle bir durumda odaklaşma olabilir. Ya da Anayasa’ya aykırı eylemler partinin merkez organları tarafından kararlı bir şekilde kabul edilecek. Ondan sonra o siyasi partinin odak olduğu kabul edilecek. Yani öyle kolay değil. Bunun için eylemlere bakılmalı. Ben siyasi partilerin kapatılması konusunda kitap yazdım ve Anayasa Mahkemesi’nde üç tane davaya baktım. Ben iddianameye baktığımda bunun yapılması o kadar kolay değil.”

    ”Bu iddianamede Anayasa’ya aykırılığı olan birkaç tane eylem söz konusu olabilir ki bunların kanıtlanması gerekiyor. Onun dışındakiler ifade ile ilgili. Yani terör örgütünün propagandası, terör faaliyetleri ya da bu şekilde nitelendirilen eylemlerin neredeyse yüzde doksanı hatta daha fazlası ifade açıklaması. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunları ifade hürriyeti kapsamı içerisinde değerlendiriyor. Bunları parti kapatma gerekçesi yapamaz diyor. Yani Anayasa’ya göre de bu böyle. Dolayısıyla geriye çok çok az miktarda bir eylem kalıyor. Onların kanıtlanması gerekiyor ve geriye kalan eylemlere bakıldığında da partiye bunların istinat edilmesi çok mümkün değil. Parti o eylemlerin büyük bir kısmı ile arasına mesafe koymuş zaten.”

    İddianamenin büyük bir kısmını Kobani olayları içeriyor, HDP’nin dönemin MYK’sında yer alan siyasetçiler Kobani olaylarından sorumlu tutuluyor.

    Buna ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Osman Can, parti organları ya da suçlanan kişilerin doğrudan doğruya o şiddet eylemlerinde yer aldığının kanıtlamasının önemli olduğuna dikkat çekiyor.

    “Şiddet hareketleri oldu, elliden fazla insan öldürüldü bu yabana atılacak bir şey değil ama bunu partiye gerçekten isnat edebilmeleri gerekiyor. Bunu yapamazlarsa ortada kapatma için yeterli delil olmaz. Daha doğrusu odaklaşma için yeterli delil olmaz. Kobani olaylarında politik pozisyon benimsemek siyasi bir partinin kapatılması ile ilgili bir gerekçe olamaz. Yani Kobani olayları ile ilgili hükümet başka bir pozisyonda HDP başka bir pozisyonda. Bu gayet doğal. Hükümetin politikasını benimsemek zorunda değil. Burada parti kapatmasında işlevsel olabilecek şey parti üyelerinin o sırada anayasaya aykırı eylemler, bölücülükle bağlantılı şiddet hareketlerinin başkalarının temel hak ve hürriyetlerine zarar vermesi gibi durumların gerçekleşmesi gerekiyor. İkinci olarak da parti yönetiminin bunları sahiplenmesi gerekiyor. Ya da doğrudan doğruya parti organlarının o şiddet eylemlerinin içinde olması gerekiyor. Bunun kanıtlanması gerekiyor. Elimizde bir tane veri vardır. AİHM’nin Demirtaş kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin Sırrı Süreyya Önder kararı. Bu iki kararda ifade hürriyeti vardır ve suç işlendiğine dair delil yoktur diyor. ”

    Prof. Dr. Can, bu kararın altında hukuki gerekçelerden çok politik gerekçelerin olduğu kanısında.

    “Bu iddianame Kobani olayları sırasında hazırlanmış olsaydı bu bir hukuki tartışma olurdu. Hukuki tartışma yaparsınız sonucunda parti kapatılır veya kapatılmaz bu ayrı mesele. Ya da 2015 Kasım’ından sonra, Hendek olayları sonrası bu dönemde parti kapatma davası açılmış olsa ve iddianame hazırlanmış olsaydı hukuki mesele olduğunu söylerdik. Ama hiçbir şey yok, bu süre içerisinde HDP daha fazla demokratik mücadelenin içerisine girmiş, şiddet ile arasına çok ciddi mesafe koymuş ve demokratik muhalefetin parçası şu an. En pozitif politika yaptığı bu dönemde, birden bire bu parti kapatılmalıdır demek arkasında hukuki gerekçelerden daha fazla politik gerekçelerin olduğunu gösteriyor.”

    Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman Can, HDP’nin kapatılıp, baskın seçime gidilmesi halinde AKP’nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebileceğinin altını çiziyor.

    ”İlke olarak söyleyelim altı milyon seçmeni de olsa bir siyasi parti özgürlükçü demokratik düzeni ortadan kaldırma çabası içerisine girdiğinde yaptırım ile karşılaşıyor. Ama bunun gerçekten böyle olması gerekiyor. O yüzden altı, beş ya da otuz milyon olması fark etmiyor. Ancak Türkiye demokratik mi değil mi bu ayrı bir tartışma konusu. Neden böyle bir yola başvuruluyor? Muhtemelen oylarla ilgili gördüğümüz kadarıyla. Seçimlere doğru gidebilme ihtimali vardır ve Cumhur İttifakı özellikle AKP’nin oylarında çok ciddi düşüşler var. Dolayısıyla bu parti kapatıldığında ve de yeniden seçime girmesi engellendiğinde 70-80 civarında milletvekilinin AKP’ye girebilme ihtimali var. Bu parti bağımsız olarak adaylarını belirlediğinde 30-35’ten daha fazla milletvekili çıkaramayacaktır. Bu da 50’nin üzerinde AKP’ye milletvekili demek. HDP diğer muhalefet partileri ile ittifak kurarak seçimlere girdiğinde ise hem onlar hem de CHP açısından da ciddi bir handikap olur. Çünkü denilecek ki bakın PKK ile hareket ediyorlar. Anayasa Mahkemesi bu partinin PKK güdümünde olduğunu tespit etti ve kapattı denilecek. Yani nereden bakarsanız bakın burada politik bir mesele var. Türkiye’de 2002 Kasım seçimlerinde AKP yüzde 34 küsür oyla iktidara geldi dolayısıyla AKP’nin oyu yüzde 30’lara düşse bile eğer HDP kapatılır ve baskın seçim olursa AKP’nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebilme ihtimali var. Yani bu önemli bir gösterge.”

  • AYM, HDP’nin kapatılmasına yönelik iddianameyi kabul etti

    AYM, HDP’nin kapatılmasına yönelik iddianameyi kabul etti


    HDP’nin kapatılması istemiyle yeniden açılan davada ilk incelemesini tamamlayan Anayasa Mahkemesi, iddianamenin kabulüne karar verdi.

    Yüksek Mahkemenin eksikliklerin tamamlanması istemiyle iade ettiği HDP’nin kapatılması istemli iddianame, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden hazırlanarak AYM’ye gönderilmişti.

    Süreç nasıl işleyecek?

    • Kabul edilmesi halinde iddianame, ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin Yüksek Mahkemenin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesi gerekiyor. Ancak parti bu sürenin uzatılması için başvuruda bulunabilecek. Ek süre talebini Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak.
    • Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin esas hakkındakini görüşünü sunacak.
    • Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesince belirlenecek tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.
    • Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.
    • Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

    15 üyenin 10’unun oy çokluğuyla karar verilebilecek

    HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

    Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

    Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde, bu kişiler kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

  • Bahçeli: Bozkurt işareti yapan bir cani üzerinden kimse MHP’yi suçlayamaz

    Bahçeli: Bozkurt işareti yapan bir cani üzerinden kimse MHP’yi suçlayamaz


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İzmir HDP il binasına düzenlenen ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyla ilgili olarak, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin şerefli mücadelesi; hukuk, demokrasi ve siyasi ilkeleriyle sınırlıdır. Bunun dışında hiçbir alan, saha ve zeminde davamızın ve dava arkadaşlarımızın anılması, bulunması, herhangi bir çatışmanın faili olması ihtimalen bile olsa söz konusu değildir.” dedi.

    MHP lideri Bahçeli, saldırıyla ilgişli gözaltına alınan şüphelinin silahlı şekilde bozkurt işareti yapan fotoğraflarının da araştırılmasını istedi. Bahçeli, “Hasbelkader veya planlı bir senaryonun çerçevesinde bozkurt işareti yaparak sosyal medyadan yayımlayan bir cani üzerinden Milliyetçi Hareket Partisi’ni suçlamaya, töhmet altında bırakmaya, hatta yargısız infaz etmeye hiç kimsenin harcı olmadığı gibi hakkı da, haddi de yoktur.” ifadelerini kullandı.

    Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada şu şekilde:

    Toplumsal huzur ve iç barış ortamımızı sabote etmek isteyen karanlık emeller bu defa İzmir’de sahneye çıkmıştır. Türkiye’nin karışmasını; etnik, ideolojik ve siyasi fay hatlarının kırılarak fitne depremlerinin oluşmasını hedefleyen iç ve dış provokasyonlar devreye alınmıştır.

    Suçluların menfur eliyle, sokakların melun izbeliğinde hıyanet ve husumet arayışına çıkan mihraklar bugün İzmir’de ateşle oynamaya kalkışmışlardır. Bu haliyle HDP’nin İzmir il binasına yapılan saldırı kanlı bir prova, toplumun sinir uçlarını test eden kalleş bir tertiptir.

    Bu vahim olayın içyüzü mutlaka deşifre edilmeli, önü ve arkası aydınlatılmalıdır. HDP’li yöneticilerin, Halk Tv’nin program akışını planlayan ve tahrikleri canlı tutan kişilerin sahip oldukları bilgi, belge ve bulguları derhal adli ve emniyet birimlerine ulaştırmaları şarttır.

    Saldırı gerçekleştikten hemen sonra, elinde tuttuğu silahı ve bozkurt işaretiyle fotoğrafları servis edilen saldırganın kararlılıkla üstüne gidilmeli, bağ ve bağlantıları, irtibat ve ilişki ağları hiçbir tavsamaya meydan vermeden araştırılmalı ve açığa çıkarılmalıdır

    Bundan sonraki soruşturma ve kovuşturma safhalarının her aşamasına özel izin alarak katılmalarını beklediğimiz HDP’li ve CHP’li yöneticiler, konuyu istismar eden gazeteci ve televizyoncular ne biliyorlarsa anlatmalı ve gerçeğin ortaya çıkışına sonuna kadar hizmet etmelidir.

    Hasbelkader veya planlı bir senaryonun çerçevesinde bozkurt işareti yaparak sosyal medyadan yayımlayan bir cani üzerinden Milliyetçi Hareket Partisi’ni suçlamaya, töhmet altında bırakmaya, hatta yargısız infaz etmeye hiç kimsenin harcı olmadığı gibi hakkı da, haddi de yoktur.

    Katilin daha önceden çektirdiği fotoğraflarının birden bire nasıl tedavüle sokulduğu, buna kimlerin önayak olduğu, meselenin hangi odaklar vasıtasıyla Türk-Kürt ihtilafına taşınmak istendiği adaletin başlıca konusu olmalıdır.

    İnanıyorum ki, Kürt kökenli kardeşlerim oynanan oyuna ve kurulan tuzağa düşmeyeceklerdir.

    MHP’yi sokağa çekmeye çalışanlar, kavgayla ve kaotik hadiselerle muhataplık kurmasına çabalayanlar asla başarılı olamayacak Türkiye düşmanlarıdır. Bozkurt yapan ellerin temiz, kalplerin de vatan ve millet aşkıyla çarpması fikri ve siyasi namusumuzun gereğidir.

    Bugünkü hassas ortamda herkesin duyarlı ve düşünceli hareket etmesi özellikle temennimdir. Sağlık çalışanıyken istifaen ayrılmış kirli şahsı gerekçe gösterip Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i ithama tevessül etmek milli birlik ve kardeşliğe tehlikeli şekilde tahammülsüzlüktür.

    Milliyetçi Hareket Partisi’nin şerefli mücadelesi; hukuk, demokrasi ve siyasi ilkeleriyle sınırlıdır. Bunun dışında hiçbir alan, saha ve zeminde davamızın ve dava arkadaşlarımızın anılması, bulunması, herhangi bir çatışmanın faili olması ihtimalen bile olsa söz konusu değildir.

    HDP binasına saldırı emri verenler, kapalı devre faaliyet içinde olanlar, alacakaranlık ortamdan nemalananlar, el ovuşturanlar, eylemin rotasını çizenler, kamçılanan toplumsal gerginliği kırılma noktasına kadar bükmeyi amaçlayanlar tespit, teşhir ve tecziye edilmelidir.

    Türkiye sokakta bulunmamıştır, sokak aralarında cirit atan casus ve hainlere teslim edilmeyecektir. Milliyetçi Hareket Partisi buna yeminlidir.

  • HDP İzmir il binasına yönelik saldırının faili Onur Gencer tutuklandı

    HDP İzmir il binasına yönelik saldırının faili Onur Gencer tutuklandı


    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyerek bir kişinin ölümüne neden olan şüpheli Onur Gencer, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

    Saldırının ardından polis tarafından gözaltına alınan kişinin Suriye’de eğitildiği ve SADAT ile ilişkisi olduğu iddia ediliyor.

    Verdiği ilk ifadesinde PKK’dan “nefret ettiği” için saldırıyı gerçekleştirdiğini belirten şahıs, kimseyi tanımadığını ve bağlantı içinde olmadığını söylerken, binaya girerek rast gele ateş ettiğini ve ardından da teslim olduğunu ifade etti.

    Tabancasındaki tüm mermileri kullandığı ortaya çıkan saldırganın Sabahat Tuncel’in fotoğrafına ise defalarca ateş ettiği belirtiliyor.

    Şair Eşref Bulvarı’ndaki iş merkezinin 2. katındaki HDP İzmir İl Başkanlığına dün giren zanlı, partide çalışan Deniz Poyraz’ı tabancayla öldürmüştü.