Etiket: haber

  • Yunanistan parlamentosu protestolara rağmen özel üniversitelere izin veren tasarıyı kabul etti

    Yunanistan parlamentosu protestolara rağmen özel üniversitelere izin veren tasarıyı kabul etti


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Başbakan Kiryakos Miçotakis, yasanın on binlerce Yunan öğrencinin yurt dışındaki üniversitelere göçünü tersine çevirmeye yardımcı olacağını savunuyor.

    REKLAM

    Yunanistan parlamentosu, öğrencilerin yoğun protestosuna rağmen ülkede özel üniversite açılmasını öngören yasa tasarısını kabul etti.

    Genel kurul oturumundaki oylamada yasa tasarısı için 159 “evet”, 129 “hayır oyu çıktı.

    Oylama öncesi başkent Atina, tasarıya karşı çıkan öğrencilerin protestolarına sahne oldu.

    Cuma akşamı başlayan ve oylama öncesinde de devam eden gösterilerde yaklaşık 18 bin kişi tasarıyı protesto etti.

    3 gözaltı, 16 yaralı

    Polis, şiddet yanlısı bir grup protestocuyu engellemek üzere göz yaşartıcı gaz kullandı. Polis tarafından yapılan açıklamaya göre protesto eylemleri sırasında çıkan arbedede 9 gösterici ve 7 polis memuru yaralandı.

    Arbede sonrası 3 gösterici polis tarafından gözaltına alındı.

    Binlerce öğrenci, devlet üniversitelerinden alınan diplomaların değerini düşüreceğini söyledikleri reformu haftalardır protesto ediyor. 

    Son gösterilerden önce tasarıya karşı çıkan öğrenciler çok sayıda üniversite binasını “işgal” etmişti.

    Bununla birlikte kamuoyu yoklamaları Yunan seçmenin çoğunluğunun özel üniversitelerin kurulmasını onayladığını ortaya koyuyor.

    Hükümet neden yasayı savunuyor?

    Başbakan Kiryakos Miçotakis, yasanın on binlerce Yunan öğrencinin yurt dışındaki üniversitelere göçünü tersine çevirmeye yardımcı olacağını, bunun da on yıldır süren mali krizden kurtulmaya çalışan bir ekonomiye destek olacağını savunuyor.

    Başbakan oylama öncesinde parlamentoda yaptığı konuşmada, “Tüm Yunan öğrenciler için daha fazla özgürlük ve bilgiye daha fazla erişimin garantisi olarak bu tasarıya ‘evet’ demeliyiz.” dedi.

    Gösteriler sırasında Associated Press’e konuşan felsefe öğrencisi Anna Adamidi, “Bu hükümet her şeyi özelleştirmek istiyor… Ama aynı zamanda hayat pahalılığı arttıkça artıyor ve ücretlerimiz acınacak halde. Özel sektör eğitime de gelecek ve devletin verdiği eğitimi ortadan kaldıracak. Ödeyemeyecekleri kaynakları kullanıyorlar.” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Muhalefet neden tepkili?

    Muhalefet partileri ise anayasayı ihlal ettiği ve öğrenciler için iki kademeli bir sistem yaratacağı gerekçesiyle tasarıya karşı çıkıyor.

    Tasarı, hükümetin geçen ay kabul edilen eşcinsel evlilik yasasını da içeren reform gündeminin bir parçası.

    Yunanistan, yıllık ekonomik üretiminin yüzde 3 ila 4’ünü eğitime harcıyor, bu da AB ortalamasının altında. Ancak Miçotakis, tasarının devlet üniversitelerine yönelik fonların artırılmasını öngördüğünü iddia ediyor.

    Yunanistan’da bazı özel yüksek öğretim kurumları halihazırda yasal olsa da, yeni yasa, denetlenmiş özel kurumlardan alınan diplomaları devlet üniversitelerine denk hale getirecek. Yurtdışındaki üniversitelerin, öğrenim ücreti almalarına rağmen, kar amacı gütmeyen bir statü kullanarak Yunanistan’da şube açmalarına izin verilecek.

    Eğitim Bakanlığı yetkililerine göre, şu anda Yunanistan’daki devlet üniversitelerinde 650 binden fazla öğrenci kayıtlı ve 40 bin öğrenci de yurtdışında eğitim görüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CNN: ABD 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya olası nükleer saldırısına karşı ciddi hazırlık yaptı

    CNN: ABD 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya olası nükleer saldırısına karşı ciddi hazırlık yaptı


    CNN’e göre Biden yönetimini böylesine bir değerlendirmeye ulaştıran şey tek bir gösterge değil, gelişmelerin, analizlerin ve en önemlisi son derece hassas yeni istihbarat bilgilerinin toplamı.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri’n’de (ABD) yayın yapan CNN kanalının haber sitesinde çıkan bir araştırma, Washington yönetiminin 2022 sonlarında Rusya’nın Ukrayna’ya olası nükleer saldırısına karşı “ciddi” bir şekilde hazırlık yaptığını ortaya koydu.

    ABD’de üst düzey iki yöneticinin görüşlerine atıfta bulunulan haberde, Biden yönetiminin özellikle Rusya’nın savaş alanında taktik veya nükleer silah kullanma ihtimali karşısında endişelendiği aktarıldı.

    Haberi kaleme alan ve aynı zamanda “Büyük Güçlerin Geri Dönüşü” isimli kitabı 12 Mart’ta satışa çıkacak olan araştırmacı gazeteci Jim Sciutto, ABD yönetiminin endişeleriyle ilgili ciddi kanıtları detaylarıyla gündeme getirdi.

    İlk olarak ABD’li yetkililerin Rusya’nın 2022’de taktiksel nükleer silah kullanmasından endişe duyduklarını bildirdiğini yazan Jim Sciutto, yeni kitabında üst düzey yetkililer tarafından yürütülen benzeri görülmemiş seviyedeki acil durum planlamasına ilişkin özel ayrıntıları paylaştı ve Biden yönetiminin durumdan giderek daha fazla “paniğe” kapıldığını aktardı.

    Sciutto, “Üst düzey yönetimin bir yetkilisi bana, ‘Çatışmanın gidişatı bu yöndeydi ve biz de buna inandık. Bunun olmasını önlemek için titizlikle hazırlanmanın ve mümkün olan her şeyi yapmanın hakkımız olduğunu düşünüyorum.’ diyerek endişesini dile getirdi” dedi.

    ABD’li araştırmacı gazeteciye göre, Biden yönetimini böylesine şaşırtıcı bir değerlendirmeye ulaştıran şey tek bir gösterge değil, gelişmelerin, analizlerin ve en önemlisi son derece hassas yeni istihbarat bilgilerinin toplamı.

    Milli Güvenlik Kurulu, nükleer saldırıya karşı hazırlık yaptı

    Yönetimin korkusunun “sadece varsayımsal olmadığını, aynı zamanda toplanan bazı bilgilere de dayandığını” yineleyen gazeteci, aynı üst düzey yetkilinin kendisine “Artık düşünülemez olan bir olayın bu kez gerçekten gerçekleşmesi durumunda mümkün olan en iyi konumda olacak şekilde plan yapmamız gerekiyordu.” dediğini ifade etti.

    Jim Sciutto, Milli Güvenlik Kurulu’nun yaz sonundan 2022 sonbaharına kadar olan dönemde Rusların nükleer silah kullanma olasılığına karşı her türlü önlemi ayrıntılı bir şekilde masaya yatırdığını bildirdi.

    Rus ordusu 2022 yazı sonlarında geriliyordu

    ABD’li araştırmacı gazeteci haberinde, 2022 yazının sonlarının, Ukrayna’daki Rus kuvvetleri için parlak geçmediğini ve Ukrayna güçlerinin güneyde Rus işgali altındaki Herson’a doğru ilerlediğini hatırlatarak, “Bu şehir, işgalden sonra Rusya’nın kazandığı en büyük ödül olmuştu. Ancak bu tarihlerde Ukrayna’nın karşı taarruzuna kapılma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Daha da önemlisi, Ukrayna kuvvetleri ilerledikçe tüm Rus birimlerinin kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıydı. ABD yönetimi içindeki görüş, böylesine yıkıcı bir kaybın nükleer silah kullanımı için ‘potansiyel bir tetikleyici’ olabileceği yönündeydi.” dedi.

    CNN’in haberinde ABD’nin böyle bir değerlendirmeyi, Moskova’nın taktiksel bir nükleer saldırıyı, Ukrayna’da Rusya’nın elinde bulunan toprakların daha fazla kaybedilmesine ve Rusya’ya yönelik herhangi bir potansiyel saldırıya karşı caydırıcı olarak görebileceği endişesiyle yaptığı kaydedildi.

    Rusların ‘kirli bomba’ iddiası

    Yine aynı haberde Rusya tarafından ortaya atılan ve Ukrayna’nın kendi topraklarında ‘kirli bomba’ kullanmaya hazır olduğu yolundaki asılsız iddiaların, Moskova’nın nükleer bomba seçeneğine başvurmak için gerekçe olarak kullanabileceği yolundaki endişelere işaret edildi.

    Kirli bombalar, geleneksel patlayıcıların yanı sıra radyoaktif malzeme içeriyor. Geleneksel patlayıcısı infilak ettiğinde havaya uranyum gibi radyoaktif maddeler saçıyor.

    Nükleer bombalarda kullanılan yüksek derecede rafine radyoaktif malzemeye gerek duyulmuyor. Bunun yerine hastanelerden, nükleer santrallerden veya araştırma laboratuvarlarından elde edilen radyoaktif malzemeler kullanabiliyor.

    Bu durum, bu tip bombaları nükleer silahlardan daha ucuz ve daha hızlı bir hale getirebiliyor. Örneğin, bir aracın arkasında rahatça taşınabiliyorlar.

    CNN’nin haberinde ABD’nin, Rusya’yı böyle bir nükleer saldırıdan caydırmak için müttefik olmayanların, özellikle de Çin ve Hindistan’ın yardımını almaya çalıştığı bildirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ursula von der Leyen, AB Komisyonu Başkanlığı için yeniden aday olacağını açıkladı

    Ursula von der Leyen, AB Komisyonu Başkanlığı için yeniden aday olacağını açıkladı


    AB Komisyonu Başkanı: İkinci dönem için aday olmak istiyorum. CDU’ya EPP seçimlerinde beni liste başı adayı gösterdiği için müteşekkirim.

    REKLAM

    Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ikinci dönem için yeniden aday olacağını açıkladı.

    Alman siyasetçi von der Leyen, başkent Berlin’de Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin (CDU) genel merkezinde partinin yönetim kurulu toplantısına katıldıktan sonra CDU Genel Başkanı Friedrich Merz ile ortak basın toplantısı düzenledi.

    Merz, yönetim kurulunda von der Leyen ile haziranda düzenlenecek Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri ve seçimlerin ardından yeniden oluşması gereken AB Komisyonu Başkanlığı üzerine konuştuklarını söyledi.

    Son karar, Bükreş’te düzenlenecek EPP Genel Kurulunda alınacak

    CDU’nun üye olduğu Avrupa Halk Partisinin (EPP) tüzüğünde AP seçimleri için liste başı adayı gösterilmesinin, bu adayın daha sonra AB Komisyonu Başkanlığına geçmesinin öngörüldüğünü anlatan Merz, bu konudaki son kararın 6-7 Mart’ta Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenecek EPP Genel Kurulunda alınacağını belirtti.

    Merz, ancak önce EPP’ye üye partilerin bu aday için öneride bulunmaları gerektiğini ifade ederek, “Biz, bu öneriyi yaptık. Biz, CDU Yönetim Kurulunda von der Leyen’i oy birliğiyle EPP’nin liste başı adayı olarak önerdik.” dedi.

    Von der Leyen’in EPP Genel Kurulunda oy birliğiyle AP seçimleri için liste başı aday gösterilmesi konusunda elinden geleni yapacağını vurgulayan Merz, daha sonra von der Leyen’in yeniden 5 yıl süreyle AB Komisyonu Başkanlığına gelmesini sağlamak istediklerini dile getirdi.

    Merz, von der Leyen’e özellikle pandemi döneminde gösterdiği çabalar dolayısıyla teşekkür ederek, gelecek dönemde AB için güvenlik ve refahın korunmasının önemli konular olduğunu vurguladı.

    “İkinci dönem için aday olmak istiyorum”

    Von der Leyen de 5 yıl boyunca AB Komisyonunun başkanlığını yaptıktan sonra bilinçli ve iyi düşünülmüş şekilde bu kararı aldığını belirterek, “İkinci dönem için aday olmak istiyorum. CDU’ya EPP seçimlerinde beni liste başı adayı gösterdiği için müteşekkirim.” diye konuştu.

    5 yıllık görevi süresinde deneyiminin arttığını anlatan von der Leyen, “Bu 5 yıl boyunca sadece Avrupa’ya olan tutkum artmakla kalmadı, aynı zamanda Avrupa’daki insanlar için ne kadar çok şey başarılabileceğine dair deneyimim de arttı.” dedi.

    2005-2009 yıllarında Almanya Aile, Kadın, Yaşlılar ve Gençlik Bakanı, 2009-2013 yıllarında Almanya Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı ve 2013-2019 yıllarında Almanya Savunma Bakanı olan 7 çocuk annesi von der Leyen, 2019’dan beri AB Komisyonu Başkanlığını yürütüyor.

    Avrupa Parlamentosu seçimleri 9 Haziran’da düzenlenecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sisi’yi ‘darbecilikle’ suçlayan Erdoğan Mısır’da: Ankara ve Kahire arasında yeni dönem

    Sisi’yi ‘darbecilikle’ suçlayan Erdoğan Mısır’da: Ankara ve Kahire arasında yeni dönem


    Erdoğan, dünyada darbecilere karşı olduğunu söyleyenlerin Muhammed Mursi’yi darbe ile indiren Sisi’ye karşı bir tavır koymadığını tam aksine Sisi’yi kırmızı halılarla karşıladıklarını söylemişti.

    REKLAM

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce ülkesindeki idamlar yüzünden “insanlık suçu işlediği” ve Muhammed Mursi’yi düşürdüğü gerekçesiyle “darbecilikle” suçladığı Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’nin resmi davetlisi olarak Kahire’ye gitti.

    Erdoğan ile Abdülfettah El Sisi arasındaki yapılacak görüşmeler Filistinlilere yardım sevkiyatı ve savaşın sona erdirilmesi için atılabilecek adımlara odaklanacak.

    İkili ticaret hacminin artırılması ve Türkiye’nin Akdeniz’deki enerji kaynaklarına daha fazla erişimini sağlayacak deniz sınırlarının belirlenmesi konuları da gündemde ele alınacak konular arasında.

    İlişkiler son dönemde neler yaşandı?

    İki ülke ilişkilerinin 2013 yılında Mısır’da yapılan darbenin ardından kopma noktasına gelmesinden sonra Erdoğan ve Sisi, ilk kez Kasım 2022’de Katar’daki Dünya Kupası açılışında tokalaştı.

    Erdoğan, geçen yıl eylül ayında G20 Liderler Zirvesi kapsamında bulunduğu Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de, Abdulfettah es-Sisi ile bir araya gelmişti.

    Erdoğan, bu görüşmede, karşılıklı büyükelçi atamalarıyla ilişkilerin yeni bir döneme girdiğine işaret ederek, ikili münasebetlerin hak ettiği seviyeye en kısa zamanda ulaşacağına olan inancını dile getirdi.

    İkili ilişkiler 2013’te nasıl kopma noktasına geldi?

    Arap Baharı olarak tanımlanan kitlesel halk olayları ve yüzde 52 halk oyuyla göreve gelen Muhammed Mursi’nin Sisi tarafından indirilmesinden sonra Erdoğan’dan gelen sert açıklamaların ardından ikili ilişkiler kopma noktasına geldi.

    Arap Baharı olarak tanımlanan kitlesel halk olaylarının ardından Mısır yönetimi, Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı’yı, “Ankara’nın Kahire’nin iç işlerine karıştığı” gerekçesiyle 2013 yılında istenmeyen adam ilan etmişti.

    Akabinde Türkiye de Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Abdurrahman Selahaddin’i istenmeyen adam ilan ederek “tarihi sorumluluğun” Kahire’ye ait olduğunun altını çizmişti.

    Erdoğan Batı ülkeleri Sisi’ye ‘kırmızı halı’ sermekle suçladı

    Mısır’da yaşanan gelişmeleri ve idamları değerlendiren Erdoğan bir açıklamasında, “Abdülfettah Sisi göreve geldiğinden bu yana 42 kişiyi idam ettiler. Bu bir defa insanlık suçudur.” dedi.

    Erdoğan, dünyada darbecilere karşı olduğunu söyleyenlerin Muhammed Mursi’yi darbe ile indiren Sisi’ye karşı bir tavır koymadığını tam aksine Sisi’yi kırmızı halılarla karşıladıklarını söyledi.

    Batılı ülkelere tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhammed Mursi yüzde 52 oyla, halkının oyuyla gelmişti, indirdiler, ondan sonra faturayı farklı bir şekilde kestiler. Sisi’nin darbeci olduğunu hep söyledim, gizlemedim. Batılı ülkeler maalesef darbecileri desteklemekte hala kararlılıkla yollarına devam ediyor. O mütereddit gözükmeleri falan uydurmaca.” ifadelerini kullandı.

    Mısır’dan Ankara’yı Müslüman Kardeşleri kucaklamakla suçladı

    Mısır’da düzenlenen Avrupa Birliği-Arap Birliği Zirvesi ardından gerilimi tırmanan Türkiye-Mısır ilişkilerinde Kahire kanadından Ankara’ya sert yanıtlar geldi.

    Mısır Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ahmet Hafız Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Terörist Müslüman Kardeşleri kucaklamakla” suçladı.

    Türkiye’deki tutuklu gazeteci ve siyasilerin çokluğunun da Türkiye Cumhurbaşkanı’nın inanılırlığına gölge düşürdüğünü ifade eden Hafız yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah El Sisi hakkında konuşurken “kinini açıkça ortaya koyduğunu” söyledi ve “dahası terörist Müslüman Kardeşler grubunu kucaklamaya devam ediyor” ifadesini kullandı.

    General Abdulfettah el Sisi liderliğindeki ordu, 3 Temmuz 2013’te Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na mensup Muhammed Mursi liderliğindeki sivil hükümeti devirerek yönetime el koymuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümü: “Bir yıl oldu, bizi gelip soran yok”

    Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümü: “Bir yıl oldu, bizi gelip soran yok”


    Depremlerin üzerinden bir yıl geçmesine karşın yurttaşların normal standartlardaki yaşamlarına dönememesi eleştirilerin başında geliyor.

    REKLAM

    Türkiye, geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilde geniş çapta hasara ve yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenleri anıyor.

    Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi rakamlara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına yol açtı.

    Bu depremler, Türkiye’de son yüzyılda en fazla can kaybına ve yıkıma neden olan, en geniş alanı etkileyen ve en fazla sayıda binanın yıkılmasına ve en fazla ekonomik kayıp yaşatan depremler olarak kayıtlara geçti.

    Üzerinden bir yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde hala çadırlarda yaşayanlar var.

    Hatay’ın Tepehan köyü depremde en fazla yıkımı yaşayan yerlerden biriydi. Bu köyde beş çocuklu bir depremzede aile çadırda kalıyor.

    Kendisini ‘Julia’ olarak tanıtan kadın, evlerinin bahçesine kurdukları bir çadırda kaldıklarını söylüyor. Diğer pek çok mağdur gibi onlar da sadece evlerini değil zeytinliklerinin bir kısmını da kaybetmişler. Baba ise “1 yıl oldu depremden bu yana, sağolsun yetkililerimiz daha bizi gelip gören, soran yok” diyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremlerin ikinci yıl dönümünde “herkesin bir evde ya da dairede yaşıyor olacağı” sözünü verdi.

    Mali zarar en az 100 milyar dolar

    Deprem Dünya Bankası ve IMF’ye göre, Türk ekonomisine en 100 milyar dolardan fazla zarar verdi.

    Depremden doğrudan etkilenen 11 ilde çok sayıda konutun yanı sıra okul ve hastane yıkılırken, bölgede başta yollar olmak üzere alt yapı büyük zarar gördü.

    11 ilde alt yapı tahrip oldu

    Depremler bölgede elektrik, su, internet, kanalizasyon, yol, ulaşım gibi alt yapı ve üst yapı temelli sorunların artmasına yol açtı.

    Hükümete göre bölgede depremlerin sürmesi, TOKİ inşaatlarının gecikmesindeki en önemli nedenlerden biri. Depremlerden etkilenen 11 kent, son bir yılda 57 bin 15 kez sallandı.

    Depremden sonra devlet kurumları ve AFAD’ın bölgeye geç ulaşması ise yıkımın etkisini büyüttüğü eleştirisi yapıldı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deprem sonra evsiz kalanlara yeni inşa edilecek evler verileceği vaadine rağmen, muhalefet partileri verilen sözlere rağmen konteynır kentlerde ve çadırlarda kalan depremzedelerin koşullarının hala çok kötü olmasından şikayetçi.

    Muhalefet neden eleştiriyor?

    Depremlerinin ardından bir yıl geçmesine karşın, hala sorunların en üst derecede devam etmesi, kentlerin ve kentlerdeki yurttaşların normal standartlardaki yaşamlarına dönememesi, yine muhalefet partilerin en fazla eleştirdikleri konuların başında geliyor.

    Deprem ülkesi olan Türkiye’de yapıların denetlenmesinde yaşanan sorunlar, dolgu yerlerine ve dere yataklarına bina inşa edilmesine izin verilmesi hem hükümet hem yerel yönetimlere yönelik eleştirilerin başında yer alıyor.

    Muhalefet partileri, depremin etkilediği bölgelerde eğitimin, sağlığın, ulaşımın ve daha birçok alanın nitelikli, ulaşılabilir ve ücretsiz olmasını isterken, üreticilerin ekonomik anlamda desteklenmesi, istihdamın sağlanması ve işsizliğin giderilmesi, kalıcı konutların hızlıca ama güvenli bir şekilde ücretsiz teslim edilmesi, esnafların desteklenmesi, kamu çalışanlarının maaşlarında iyileştirme yapılması için çağrıda bulunuyor.

    Deprem yardımları nereye gitti?

    Deprem vergileri ve deprem sonrası halktan toplanan yardımların adil ve şeffaf bir biçimde bölgede yatırıma dönüşmesi ise yine taleplerin başında geliyor.

    Depremlerden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adıyaman’da yaptığı bir konuşmada “…arzu ettiğimiz hıza ulaştıramadığımız bir gerçektir” ve “Depremin yıkım etkisi 500 kilometrelik bir alana yayıldığı için işimiz maalesef çok zor oldu.

    REKLAM

    Bölgenin yakın dönemde rastlamadığımız şiddette bir kış yaşıyor olması da önümüze başka bir engel olarak çıkmıştır.” ifadesini kullanmıştı.

    Erdoğan’ın tepki çeken Hatay açıklaması

    Bu arada 6 Şubat depremlerinde en büyük yıkımı alan Hatay’a, depremin yıl dönümü öncesi giden Erdoğan’ın, aday tanıtım toplantısında mevcut başkan ve CHP’den yeniden aday olan Lütfü Savaş yönetimi ile CHP’li yönetimlere isim vermeden eleştirmesi ve kentin AK Parti yönteminde olması gerektiği mesajını vererek, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” ifadelerini kullanmasına muhalefetten tepki gecikmedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Hatay’a siyasi şantaj yapıyor olmasının ayıbını Hataylılara havale ediyorum” dedi.

    Özel: Erdoğan siyasi şantaj yapıyor

    Özel, Erdoğan’ın tepki çeken sözleri için, “Diyor ki ‘Benim partimden bir belediye başkanı olmadığı için ben Hatay’ı hizmetsiz bıraktım, seçmezseniz yine getirmem.’ Yalan da söylüyor. Kendi belediyelerinin olduğu yerde de sorunları çözmüş değil. Siyasi şantaj yapıyor ve oy istiyor. Ben bunu bütün milletimize şikayet ediyorum. Bilhassa AK Parti’ye oy veren vicdan sahibi insanlara havale ediyorum. Depremzedeye tehdit olur mu, böyle vicdan olur mu! Recep Tayyip Erdoğan’ın kalbinin yerinde taş olsa bu laf edilmez… Olmaz olsun senden gelecek hizmet. Yazıklar olsun! Bir insanın gözü bu kadar nasıl döndü gerçekten inanmıyorum! Kalbinin yerinde taş var demek ki bu adamın!” ifadelerini kullandı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Enflasyon rakamları açıklandı: TÜFE ocakta yüzde 6,7 arttı; yıllık bazda yüzde 64,86 oldu

    Enflasyon rakamları açıklandı: TÜFE ocakta yüzde 6,7 arttı; yıllık bazda yüzde 64,86 oldu


    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileriyle ilgili, yaşanan aylık artışın ‘geçici etkilerden’ kaynaklandığını söyledi.

    REKLAM

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı.

    Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki değişim ocakta bir önceki aya göre yüzde 6,70, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 6,70, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 64,86 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 54,72 olarak gerçekleşti.

    Türkiye’nin alternatif enflasyonunu aylık, haftalık, günlük ve saatlik hesaplayan araştırma grubu, ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi’ne göre ise ocak ayında enflasyon yüzde 9.38 arttı,  E-TÜFE’deki 12 aylık artış oranı yüzde 129.11 olarak gerçekleşti.

    TÜİK verileri

    TÜİK verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 40,62 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 92,27 ile lokanta ve oteller oldu.

    Ana harcama grupları itibarıyla 2024 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,61 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, ocakta bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 17,68 ile sağlık oldu.

    Endekste kapsanan 143 temel başlıktan ocak ayı itibarıyla, 8 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 4 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 131 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

    İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2024 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 6,85, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,85, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 59,60 olarak gerçekleşti.

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileriyle ilgili, yaşanan aylık artışın ‘geçici etkilerden’ kaynaklandığını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ürdün’de ABD üssü vuruldu: 3 asker öldü en az 25 asker yaralandı, Biden İran’ı işaret etti

    Ürdün’de ABD üssü vuruldu: 3 asker öldü en az 25 asker yaralandı, Biden İran’ı işaret etti


    Biden, saldırının Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren İran destekli gruplar tarafından gerçekleştirildiğini söyledi

    REKLAM

    Ürdün’de Suriye sınırına yakın bir bölgedeki ABD üssüne yapılan silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısında en az 3 ABD askeri öldü. Saldırıda, en az 25 ABD askeri yaralandı.

    ABD Başkanı Joe Biden saldırıyı İran destekli militan grupların yaptığını ve uygun zamanda hesabının sorulacağını söyledi.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Ürdün’ün Suriye sınırında bir ABD karakoluna SİHA ile yapılan saldırıda 3 ABD askerinin öldürüldüğünü en az 25 askerin yaralandığını bildirdi.

    CENTCOM’dan yapılan açıklamada İsrail’in Gazze’deki saldırıları sürerken, düşman ateşi sonucu ilk kez ABD askerlerinin hayatlarını kaybettiği vurgulandı.

    ABD Başkanı Joe Biden’dan da saldırıya ilişkin açıklama geldi. Biden, saldırının Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren İran destekli gruplar tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Biden, İran’ın saldırısının hesabının sorulacağını belirtti.

    Biden açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Amerikan güçlerine yönelik saldırı, Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli gruplar tarafından gerçekleştirildi. Uygun zamanda hesap soracağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Guterres, UNRWA’ya mali yardımı kesen ülkelere bu kararlarından vazgeçmeleri çağrısı yaptı

    Guterres, UNRWA’ya mali yardımı kesen ülkelere bu kararlarından vazgeçmeleri çağrısı yaptı


    İngiltere, İtalya, Almanya ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu 9 ülke UNRWA’ya yaptıkları yardımı askıya almıştı

    REKLAM

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM’nin Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nda (UNRWA) görevli bazı çalışanların, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarına karıştığının kanıtlanması halinde gerekli cezaları alacakları sözünü verirken, UNRWA için yapılan yardımların askıya alınmaması çağrısında bulundu.

    İsrail’in suçlamalarının ardından UNRWA, konuyla ilgili soruşturma başlatırken İngiltere, İtalya, Almanya ve Hollanda’nın da aralarında bulunduğu 9 ülke UNRWA’ya yaptıkları yardımı askıya almıştı.

    Antonio Guterres’in makamından yapılan açıklamada, “BM Genel Sekreterliği, normal prosedürlerine uygun olarak bireyleri kovuşturabilecek yetkili bir makamla işbirliği yapmaya hazırdır,” denildi.

    UNRWA’ya yapılan yardımların askıya alınmaması istenilen açıklamada, “UNRWA için çalışan, çoğu insani yardım görevlisi olan ve hayatlarını tehlikeye atarak işlerini yapan on binlerce erkek ve kadın cezalandırılmamalı. Ayrıca bu insanları hizmet ettikleri çaresiz nüfusun acil ihtiyaçları karşılanmalı,” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamada, suçlamalara hedef olan 12 kişiden dokuzunun işine son verildiği, birinin öldüğü ve diğer ikisinin ise kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığı kaydedildi.

    İngiltere, Almanya, İtalya, Hollanda, İsviçre ve Finlandiya’nın ardından son olarak ABD, Avustralya ve Kanada UNRWA’ya yapılan mali yardımı askıya aldı.

    Guterres açıklamasında, “Onların endişelerini anlıyorum, ben de bu suçlamalar karşısında dehşete düşmüştüm. Ancak en azından UNRWA’nın operasyonlarının devamlılığını garanti altına almak için katkılarını askıya alan hükümetlere bundan vazgeçmeleri için şiddetle çağrıda bulunuyorum.” dedi.

    UNRWA Genel Müdürü: Tüm bir topluluğa yaptırım uygulamak son derece sorumsuzca

    UNRWA Genel Müdürü Philippe Lazzarini ise yaptığı açıklamada daha sert bir ifade kullanarak, mali yardımı kesen ülkeleri büyük bir sorumsuzlukla suçlayarak, “Özellikle savaş sırasında ve yerinden edilmeler sürerken, bölgedeki siyasi krizlerin olduğu bir dönemde, bazı kişilere karşı suç teşkil eden eylemlerde bulunulduğu iddiaları nedeniyle bir kurumu ve onun hizmet ettiği tüm bir topluluğa yaptırım uygulamak son derece sorumsuzca olacak.” dedi.

    Yardımı kesen ülkelere çağrı yapan Lazzarini, “”Gazze’deki insanların yaşamları ve bölgesel istikrar bu desteğe bağlı.” dedi.

    İsrail Dışişleri Bakanı Israël Katz, dün basına yaptığı açıklamada, Gazze’deki savaşın bitmesini ardından UNRWA’nın bölgede hiç bir şekilde rol almasını ve faaliyette bulunmasını istemediklerini söylemişti. UNRWA ilk kez Arap-İsrail savaşını ardından 1949 yılında kuruldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul Sarıyer’de kilisede silahlı saldırı: 1 kişi hayatını kaybetti

    İstanbul Sarıyer’de kilisede silahlı saldırı: 1 kişi hayatını kaybetti


    İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki Santa Maria Kilisesi’ne pazar ayini sırasında silahlı saldırı düzenlendi. Bir klşi hayatını kaybetti

    REKLAM

    İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki Santa Maria Kilisesi’ne pazar ayini sırasında silahlı saldırı düzenlendi. 

    Saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

    Sarıyer’deki üç büyük kiliseden biri olan Santa Maria İtalyan Kilisesi’nin avlusunda maskeli kişi kişinin açtığı ateş sonucu bir kişi yaralandı. 

    Olay yerinde yaşanan panik sırasında saldırganlar kaçtı. Hastaneye kaldırılan yaralı burada hayatını kaybetti.

    Polis saldırganların yakalanması için geniş çaplı operasyon başlatırken Büyükdere’ye giriş ve çıkışları kapattı.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından “Bugün saat 11:40 sıralarında Sarıyer Büyükdere Mahallesinde bulunan Santa Maria Kilisesindeki ayin sırasında, ayine katılanlar içinde bulunan C.T. maskeli 2 kişi tarafından silahlı saldırıya uğramış ve maalesef hayatını kaybetmiştir.

    Konuyla ilgi geniş çaplı soruşturma ve saldırganları yakalamak için çalışmalar başlatılmıştır. Bu alçak saldırıyı şiddetle kınıyoruz,” açıklamasını yaptı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da sosyal medya hesabından “Sarıyer’deki Santa Maria Kilisesi’nde yapılan pazar ayinine yönelik silahlı saldırıyı kınıyorum. Hayatını kaybeden C.T’ye Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum. Şehrimizin inanç mekanlarına saldırarak birliğimizi ve huzurumuzu bozmaya çalışanlara asla izin vermeyeceğiz,”açıklamasını yaptı.

    Gazetecilerimiz haber üzerinde çalışıyor. Yeni gelen bilgilerle haberi en kısa zamanda güncelleyeceğiz.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD yönetimi TBMM’nin İsveç kararı sonrası F-16 satışını onayladı, son kararı Kongre verecek

    ABD yönetimi TBMM’nin İsveç kararı sonrası F-16 satışını onayladı, son kararı Kongre verecek


    ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’a da 8,6 milyar dolar değerinde 40 adet gelişmiş F-35 savaş uçağı satışının onaylandığını Kongre’ye bildirdi

    REKLAM

    ABD Dışişleri Bakanlığı, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmasının ardından Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağının satışı ve mevcut F-16’ların modernizasyonu konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulundu.

    Bu konuda son kararı 15 gün içinde Kongre verecek.

    ABD Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansından yapılan yazılı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığının, Türkiye’ye 40 F-16 Blok 70 savaş uçağı ile 79 F-16 modernizasyon kitinin satılmasını onaylayan resmi tebligatı Kongre’ye gönderdiği belirtildi.

    Açıklamada, “Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti’ne yaklaşık 23 milyar dolar değerinde F-16 alımı ve modernizasyonu ve ilgili ekipmanların satışını onaylayan kararını verdi.” ifadelerine yer verildi ve Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansının ilgili sertifikasyonu bugün Kongre’ye ilettiği kaydedildi.

    Türkiye’ye F-16 satışının NATO’nun güvenlik ve istikrarı açısından önemli olduğu vurgulanan açıklamada, Ankara’ya 40 yeni F-16 savaş uçağı ile 79 F-16 modernizasyon kitinin yanı sıra ilgili ekipmanların temin edileceği belirtildi.

    Silah satışının gerçekleşebilmesi için ABD yönetiminin sunduğu satış tebligatına Kongre’den itiraz gelmemesi gerekiyor.

    Yunanistan’a F-35 satışına da onay geldi

    Bu arada ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye 23 milyar dolarlık F-16 satışının yanı sıra Yunanistan’a 8,6 milyar dolar değerinde 40 adet gelişmiş F-35 savaş uçağı satışının onaylandığını Kongre’ye bildirdi.

    Senato Dış İlişkiler Komitesi ile Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinden satışa onay

    Ayrıca, yabancı ülkelere silah satışlarında denetim görevi olan Senato Dış İlişkiler Komitesinin Başkanı Ben Cardin, Türkiye’ye F-16’ların satışına onay vereceğini açıkladı.

    Türkiye’nin insan hakları siciliyle ilgili hala endişeleri bulunduğunu kaydeden Cardin, bununla birlikte Ankara’ya F-16 satışına izin verme konusunda ikna olduğunu bildirdi.

    Aynı saatlerde konuya ilişkin bir açıklama yapan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Michael McCaul da İsveç’in NATO üyeliğinin Ankara tarafından onaylanmasından memnuniyet duyduğunu ve mevcut durumda Türkiye’ye F-16’ların satışına onay vereceklerini bildirdi.

    Kongre’nin değerlendirme için 15 gün süresi var

    ABD Kongresinin satışı değerlendirmek için 15 günlük yasal süresi bulunuyor, bu süre zarfında itiraz olmazsa satış resmen gerçekleşmiş oluyor.

    Söz konusu süre, ilgili yasaya göre, NATO üyesi ülkeler için 15 gün, NATO üyesi olmayan ülkeler içinse 30 gün olarak belirtiliyor.

    Yabancı ülkelere silah satışı konusunda Senato Dış İlişkiler Komitesi ile Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin değerlendirme ve varsa itiraz hakkı bulunuyor.

    Türkiye, ABD’den 40 yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ve envanterindeki 79 uçak için ise modernizasyon kiti talep etmişti. Geçen yıl bazı Kongre üyelerinin F-16’ların satılmasını şarta bağlayan ek maddeleri ABD Savunma Bakanlığı Bütçe tasarısından çıkarılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***