Etiket: Genel seçimler

  • HDP, 2023 seçimlerinde kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracak

    HDP, 2023 seçimlerinde kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracak


    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek.” dedi.

    Kars’ta bir düğün salonunda düzenlenen partisinin 4. Olağan İl Kongresi’ne katılan Buldan, seçimler yaklaşırken halk buluşmaları, kongreler ve seçim çalışmaları yaptıklarını belirtti.

    Kongrelerin halkla bir araya gelmenin vesilesi olduğunu vurgulayan Buldan, herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesinin gündemde olduğuna dikkati çekti.

    Cumhur İttifakı ya da Millet İttifakı ile herhangi bir ortaklıklarının olmadığını, yalnızca ilkesel yaklaşımları olduğunu dile getiren Buldan, “Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek.” diye konuştu.

    Buldan, şöyle devam etti:

    “Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir. Türkiye’nin tüm demokrasi güçleriyle birlikte, Emek ve Özgürlük İttifakı’yla birlikte, kadınların ve gençlerin onayıyla ve bu ülkede bütün kesimlerin önerilerini alarak kendi adayımızı en kısa zamanda açıklamanın hazırlıklarını yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Hiç kimse HDP’yi A ya da B partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.”

    Kürt seçmen, HDP’nin ilk turda aday çıkarmasına nasıl bakıyor?

    Halkın Demokrasi Partisi (HDP), Cumhurbaşkanı adayı ve seçimiyle ilgili Kürtlerin yoğun yaşadığı kentlerde geçtiğimiz günlerde anket yaptırmıştı.

    Ankette yüzde 76.1’i “HDP kendi adayını çıkarmalı”, yüzde 14.7’si “Çıkarmamalı ve Millet İttifakı’nın adayı desteklenmeli”, yüzde 0.7’si “Çıkarmamalı Cumhur İttifakı’nın adayı desteklenmeli” yanıtı verdi.

    Bu soruda kararsızların oranı ise yüzde 16.

    HDP’nin anketindeki bir diğer önemli soru ise partinin kapatılması durumunda Kürt seçmenin tavrının ne olacağına ilişkin.

    Katılımcıların yüzde 79.4’ü partinin kapatılması durumunda yine HDP’nin işaret edeceği partiye, yüzde 7 CHP, yüzde 1.7’si AKP’ye oy vereceğini açıklarken, yüzde 7’i ise boykot edeceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye ve Pakistan’da seçimler: Bu yıl dünyada neler olacak?

    Türkiye ve Pakistan’da seçimler: Bu yıl dünyada neler olacak?


    İngiltere Kralı 3’üncü Charles’dan Türkiye’de genel seçimlere ve ilk Afrika süper ligine bu yıl dünyanın öne çıkan olayları

    Hırvatistan Euro’ya geçti ve Schengen’e girdi

    1 Temmuz 2013’te Avrupa Birliği’ne katılan Hırvatistan yaklaşık 10 yıllık uyum sürecinin ardından 1 Ocak’ta ortak para birimini kullanan 20’nci Schengen bölgesine katılan 27’nci ülke oldu. 

    Bu adım ülkenin Euro Bölgesi ve Schengen ülkelerine entegrasyonunu hızlandıracak. Fakat bazı Hırvatlar Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1991 yılında yürürlüğe sokulan para birimleri Kuna’yı terkedecek olmalarından üzgün. Ayrıca fiyatların yeni para birimine geçirilirken yukarı yuvarlanması dolayısıyla yükselmesinden endişeliler.

    Kral 3’ncü Charles’ın taç giyme töreni

    1953 yılından beri İngiltere tahtında oturan Kraliçe 2’nci Elizabeth’i geçtiğimiz aylarda hayatını kaybetmesi ile tahta geçen Prens Charles 21’inci yüzyılın ilk İngiltere kralı oldu.

    Tahta kraliçenin ölümünün ardından hemen geçen Kral 3’üncü Charles’ın resmi taç giyme töreni ise 6 Mayıs’ta yapılacak. 

    Saray kaynakları Altın Küre Opeasyonu kod adıyla anılan törenin devam eden ekonomik kriz nedeniyle sade tutulacağını aktarıyor. Kraliçe Elizabeth’in 3 saat süren taç giyme töreni yerine bu sefer 1 saat sürecek ve davetli listesi de 8 binden 2 bine azaltılacak.

    Türkiye’de genel seçimler

    Türkiye ekonomik sıkıntıların arttığı bir dönemde genel seçime gidiyor. Normal takvimine göre 18 Haziran’da yapılacak seçimler belki de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en zorlu sınavı olacak. Kamuoyu anketleri AK Parti ve MHP’den oluşan Cumhur İttifakı’nın oylarının gerileme trendinde olduğuna işaret ediyor.

    Erdoğan’ın en güçlü rakibi konumundaki Millet İttifakı ise henüz bir aday belirlemiş değil. 

    FIFA Kadınlar Dünya Kupası Avustralya ve Yeni Zelanda’da

    2023 FIFA Kadınlar Dünya Kupası 20 Temmuz ve 20 Ağustos tarihleri arasında Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ev sahipliğinde yapılacak. Tüm dünyadan 32 takımın katılacağı turnuva şu ana kadarki en büyük dünya kupası olacak.

    Turnuvanın ilk maçı Yeni Zelanda ve Norveç arasında Auckland’de oynanırken final maçı Avustralya’nın Sidney şehrinde oynanacak.

    Kupayı dört kez kaldıran Amerika Birleşik Devletleri bir kere daha favori olarak çıkarken en güçlü rakipleri Hollanda, Almanya, İngiltere, İsveç ve Fransa olacak.

    Afrika Süper Ligi

    2019 yılında FIFA Başkanı Gianni Infantino tarafından duyurulan ve 2022 yılında Afrika Futbol Federasyonu tarafından resmi açılışı yapılan Afrika Süper Ligi’nin ilk maçları ağustos ayında başlayacak. 

    İlk etapta 16 ülkeden 24 kulübün yer alacağı bildirilen ligde şu anda 8 takımın yer alacağı raporları geliyor. Afrika Süper Ligi halihazırda 10 Şubat ve 9 Haziran tarihleri arasında yapılan Afrika Şampiyonlar Ligi ile paralel olarak organize edilecek.

    NASA’nın OSIRIS-REx aracı dünyaya dönecek

    NASA’nın bir asteroidden örnek toplaması için uzaya gönderdiği ilk araç olan OSIRIS-REx 24 Eylül’de dünyaya önecek. 

    8 Eylül 2016’da fırlatılan uzay aracı 3 Aralık 2018’de Bennu asteroidine ulaşarak taş ve toprak örnekleri topladıktan sonra 20 Ekim 2020’de dönüş yolculuğuna başladı.

    Görevin, evrenin oluşumunu anlamaya yönelik çalışmalara katkı sağlaması bekleniyor.

    Pakistan’da genel seçimler

    Eski Başbakan Imran Khan’ın nisan ayında güvenoylamasını kaybederek görevden alınmasıyla ülkede patlak veren siyasi bunalım devam ediyor. Ağustos ayında meydana gelen şiddetli sellerle ülkenin 3’te birinin sular altına kalması da 30 milyar dolardan fazla ekonomik kayıp yaşanmasına yol açtı. 

    Bu şartlar altında ülke sonbahar aylarında tekrar genel seçime gidecek. Ülke çapında düzenlediği mitinglerle popülaritesi daha da artan Khan ise hükümetten seçimleri daha erkene almasını istiyor.

    COP28 Birleşik Arap Emirlikleri’nde yapılacak

    Mısır’da yapılan COP27’den sonra Orta Doğu’da yapılacak ikinci Birleşmiş Milletler iklim konferansına Birleşik Arap Emirlikleri ev sahipliği yapacak. 

    Birleşik Arap Emirlikleri Orta Doğu’da Paris Anlaşmasını parlamentodan geçiren ilk ülke olurken 2050 yılına kadar da net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşma sözü verdi. Fakat ülkenin gelirlerinin yüzde 30’unun petrol ve doğal gazdan elde edilmesi eleştirilerin başında yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye, Arjantin, Pakistan: 2023’ün beklenen kritik üç seçimini uzmanlar değerlendirdi

    Türkiye, Arjantin, Pakistan: 2023’ün beklenen kritik üç seçimini uzmanlar değerlendirdi


    2022 yılında Fransa’dan İtalya’ya; Avustralya’dan Brezilya’ya birçok ülkede sandık başına giden seçmenler oylarıyla yalnızca ülkelerini değil, küresel birçok gelişmeyi de etkileyen tercihlerde bulundu.

    2023 yılında ise dünya, üç ülkede yapılacak üç önemli seçime tanıklık edecek: Türkiye (Erken seçim olmaz ise) 18 Haziran’da, Arjantin 29 Ekim’de ve Pakistan 2023 yılı sonunda henüz belirlenmeyen bir tarihte sandık başına gidecek.

    Üç ülkede de enflasyon ve yolsuzlukla mücadele gibi ortak temalar görevdeki hükümetlerin ve cumhurbaşkanlarının sandıktaki performansını belirleyecek öneme sahip. İktidardar ve muhalefet kozlarını paylaşırken, demokrasi de sandıkta test edilecek.

    Bu seçimlerin sonuçlarını şimdiden kestirmek zor. Ekonominin durumu, siyasi krizler hatta seçim günü hava durumu gibi birçok belirsizliğe, kararsız seçmenin değişken fikri, kamuoyu yoklamalarının hata payı ya da kampanya sürecindeki vaatler gibi etkenleri de eklemek mümkün. 

    Profesyonel gazetecilerle akademik uzmanların birlikte hazırladığı bağımsız analiz ve bilgi kaynağı The Conversation’a görüş bildiren üç uzman, üç seçim için değerlendirmede bulundu.

    Türkiye

    Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerini The Conversation için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki San Diego Eyalet Üniversitesi profesörlerinden siyaset bilimi uzmanı Ahmet Kuru değerlendirdi.

    “2023 cumhurbaşkanlığı seçimleri siyaset, ekonomi ve din üzerinden yapılacak. Erdoğan kazanırsa, kendisini Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra Türkiye’nin ikinci kurucusu olarak gösterecek. Kaybederse, siyasi, ticari ve dini müttefikleri silinme riskiyle karşı karşıya kalacak.” diyen Kuru, bu seçimlerin gerçekten tarihi olacağı görüşünde.

    Kuru’ya göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın giderek “otokratikleşen” yönetiminin ülke siyasetine hakim olmaya devam edip etmeyeceğini belirleyecek olan bu seçimde söz konusu olan sadece dar anlamda “siyaset” değil, aynı zamanda ekonomi politikası, din, eğitim ve diğer birçok alandaki gidişat.

    “Erdoğan kazanırsa muhalefet erozyona uğrar”

    “Erdoğan’ın kazanması, özellikle de geçmişteki otoriterlik ve intikamcılık sicili göz önüne alındığında, Türk kamusal yaşamında kalan muhalefetin daha da erozyona uğrayacağının habercisi olabilir.” diyen Kuru, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hapis cezasına çarptırılması kararı ile potansiyel cumhurbaşkanı adayının hedef alındığına dair şüphe oluştuğuna dikkat çekti.

    Kuru’ya göre tehlike Türk muhalefetinin geleceğe dair umudunu kaybetmesi ve bunun aynı zamanda “beyin göçü” sorununu daha da kötüleştirerek eğitimli insanların Batı ülkelerine göçünün ülkedeki muhalefeti zayıflatması.

    “Erdoğan kaybederse susturulmuş olanlar tekrar konuşabilecek”

    Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi halinde ise bunun büyük sonuçlar doğuracağını belirten Kuru, bu görüşünü şu sözlerle ifade etti:

    “Onun yönetimi altında susturulmuş olanlar tekrar konuşabilecek. Erdoğan’ın siyasi tasfiyesinin bir parçası olarak yüz binden fazla kişi hapse atıldı. Erdoğan’ın kaybetmesi durumunda, kendisine ve memurlarına karşı suistimal iddiaları gerekçesiyle ve yandaş sermayedarlarına karşı yolsuzluk iddiaları nedeniyle yasal işlem başlatılması beni şaşırtmayacaktır.”

    Türkiye’de 80 bin camiyi kontrol eden ‘Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Erdoğan’ın önemli bir müttefiki olduğuna’ da dikkat çeken Kuru, seçim sonucunun din-devlet ilişkilerinin geleceğini de belirleyeceği ve yönetimde meydana gelecek herhangi bir değişikliğin Diyanet’in yetkilerinin kısıtlanmasıyla sonuçlanabileceği değerlendirmesinde bulundu.

    Arjantin

    Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılını kutlayacağı 29 Ekim günü sandık başına gidecek olan Arjantin’deki genel seçimleri Florida Uluslararası Üniversitesi’nden siyaset ve uluslararası ilişkiler profesörü Eduardo Gamarra değerlendirdi.

    Gamarra’ya göre Arjantinlilerin tadını çıkaracağı bir Dünya Kupası olsa da, birçoğu yeni yıla oldukça karamsar giriyor ve bunun haklı sebepleri var. 

    Ülke ekonomisi uzun süredir patinaj yapıyor ve Güney Amerika’da kişi başına düşen en yüksek borçlardan birine sahip. Yüksek enflasyon, düşük ücretler ve zayıf büyüme hükümetin COVID-19 politikalarıyla daha da kötüleşti.

    “Ekonomik sorunlar ve yolsuzluk Peronizmin sonunu getirebilir”

    “Bu sorunların tamamı, her ikisi de merkez sol Peronist kesimden olan Devlet Başkanı Alberto Fernandez ve güçlü başkan yardımcısı Cristina Fernandez de Kirchner’in eseri değil… ama (ikilinin) ülkenin ekonomik sorunlarını çözemediğini söylemek yanlış olmaz” diyen Gamarra ülkede eski stil siyasi kayırma ile uyuşturucu kaçakçılığına dayalı modern yolsuzluğun sorunları daha da ağırlaştırdığına dikkat çekti.

    Ekonominin kötü yönetilmesi ve yolsuzluk skandalının bir araya gelmesinin, Arjantin’i son 70 yılın büyük bölümünde yöneten siyasi felsefe Peronizmin sonunu getirebileceğini öngörülerini dile getiren Gamarra Peronistlerin seçimlere katılacak bir aday etrafında birleşmekte zorlandığı tespitinde bulundu.

    “Donald Trump’la karşılaştırılan Javier Milei öne çıkabilir”

    “Bu arada Mauricio Macri’nin partisi de benzer şekilde bölünmüş durumda ve eski başkan kendi partisi içinden gelen güçlü meydan okumalarla karşı karşıya.” diyen uzman bu koşullarda üçüncü bir adayın öne çıkabileceğini ve popülist liberal Javier Milei olduğunu belirtti. Milei, sert üskubuyla eski ABD Başkanı Donald Trump ile karşılaştırılıyor.

    Pakistan

    ABD’deki Tufts Üniversitesi’nin tarih profesörlerinden Ayşe Celal, 2023 sonunda yapılması beklenen Pakistan genel seçimlerindeki en büyük sorunun tarihin belirlenememesi olduğunu belirtti.

    Eski Başbakan İmran Han hükümetinin 10 Nisan’da güvensizlik oylamasıyla düşürülmesi sonrasında mecliste yapılan oylamada Şahbaz Şerif’in başbakanlığında teknokratlardan kurulan geçici koalisyon hükümetinin yasalara göre 90 gün içinde genel seçime gitmesi gerekiyordu.

    Ancak Celal’e göre ülke ekonomik kriz, çevre felaketi ve güvenilirlik kriziyle karşı karşıyayken iktidardaki koalisyonun mümkün olduğunca uzun süre gücü elinde tutmaya niyetli görünmesi nedeniyle ulusal meclisin ne zaman feshedileceği ve geçici bir hükümetin görevi devralacağı belirsiz. Bu sebeple seçimlerin yıl sonuna kalması bekleniyor.

    “Seçim güç mücadelesinden ibaret olacak”

    Celal, geçen yıl Han’ın Tahrik- i İnsaf Partisi’ni deviren mevcut koalisyon hükümetinin, çok sayıda partiden oluştuğu için bir arada kalıp kalamayacağı belli olmadığına; öte yandan Han’ın istediği anayasal değişiklikleri gerçekleştirmek için üçte iki çoğunluğu başaramazsa, tatmin olup olmayacağına dikkat çekti.

    Her durumda seçimimin güç mücadelesinden ibaret olacağını belirten Celal bu sebeple 2023 seçimlerinin Pakistan’ın sorunlarına çözüm olması pek olası görmediğini dile getirdi.

    “Ekonomik sorunları ve seçim şiddetini göz ardı edemezsiniz”

    Celal “Seçimden sonra başa kim geçerse geçsin, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yardımıyla ekonomik çatlakları kapatması gerekecek” diyerek yeni bir kurtarma paketi olmadan Pakistan’ın çalışması için gereken likiditeye sahip olamayacağının altını çizdi.

    “Seçim şiddetini asla göz ardı edemezsiniz. Pakistan silahlarla dolu ve çok kutuplaşmış bir ülke. Şiddet 2013’teki seçimlere gölge düşürdü ve Han’ın bir mitingde vurulmasının yanı sıra Pakistan’ın kuzeyinde yakın zamanda şiddet olayları yaşandı.” diyen Celal seçim sırasında şiddeti önleme  görevinin ülkenin güvenlik güçlerine düştüğüne işaret etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa seçimleri: Macron, aşırı sağcı Le Pen’e karşı kararsız sol seçmeni iknaya çalışıyor

    Fransa seçimleri: Macron, aşırı sağcı Le Pen’e karşı kararsız sol seçmeni iknaya çalışıyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hafta sonu yapılacak seçimler için kampanya sürecinin sonuna girerken rotasını sol seçmene kırdı.

    Eskiden Sosyalist partiye oy veren ve seçim günü sandığa gitmemelerinden korktuğu seçmenleri harekete geçirmek için çaba gösteren Macron, şimdi bu tabanının gönlünü almaya çalışıyor.

    2017’de seçmenlerin çoğunu cezbetmeyi başaran Macron kazandıktan sonra ise daha çok merkez sağın favorisi haline geldi.

    Ne var ki, kamuoyu yoklamaları sol kesimde seçimlere yönelik rekor seviyede bir çekimserlik olduğunu gösterince bu durumun göçmen ve AB karşıtı aşırı sağcı aday Marine Le Pen’in kazanmasına yardımcı olabileceğini düşünen Macron aniden sol seçmene yönelik açıklamalar yapmaya başladı.

    Perşembe günü Le Parisien gazetesinin okuyucularıyla yaptığı toplantıda Macron, seçmenleri artan elektrik ve petrol fiyatlarından korumak için önlemleri genişletme sözü verdi. Ayrıca şirketler temettü ödediğinde kârın bir kısmını çalışanlarla da paylaşmaya zorlanmaları gerektiğini belirtti.

    Ne var ki, ilk dönemi sırasında çok fazla sağa hitap ettiğini, zenginlerin vergilerini azalttığını, konut ödeneklerini düşürdüğünü ve “sarı yelekliler” protestolarında polisin sert müdahale etmesini emrettiğini reddetti.

    Macron, RTL radyosuna yaptığı açıklamalarda, “Eğitim ve hastaneler için yaptığımız reformların sağ vizyonlu olduğu hissine kapılmadım” diyerek, asgari emekli maaşının 1.100 Euro’ya çıkarılması için çalışacağını belirtti.

    Le Pen arayı kapadı

    Kamuoyu yoklamaları, Macron’un ana rakibi Le Pen’in, ilk tura sadece iki gün kala cumhurbaşkanına yaklaştığını ve benzin, gıda enflasyonundaki rekor fiyatlar gibi yaşam maliyetine odaklanma stratejisiyle güçlendiğini gösteriyor. Bu durum da Fransa’da seçmenlerin en büyük endişesi haline geldi.

    Bu arada Macron, emeklilik yaşını 65’e çekmek ve bazı sosyal yardımların zorunlu kamusal hizmet çalışmalarına bağlı hale getirilmesi gibi popüler olmayan muhafazakar önlemleri içeren bir politika paketinin spekülasyonları altında mart ayı ortasından bu yana zemin kaybediyor.

    Macron ise geçtiğimiz cumartesi günü düzenlenen bir mitingde, sol görüşlü seçmenlere açık bir çağrıda bulunarak, hastanelerde ve bakım evlerinde iş yaratma sözü verdi. Sosyal yardımların kamusal hizmete değil, alınacak eğitimlere ve kurslara bağlı olacağını söyledi.

    Le Pen de sol kesime oynamaya başladı

    Anketler, Le Pen’in benzindeki KDV’yi yüzde 20’den yüzde 5,5’e düşürme ve 20 yaşından önce çalışmaya başlayanlar için mevcut asgari 62 yaşından iki yıl önce emekli olmalarına izin verme gibi vaatleri ile daha yoksul sol eğilimli seçmenler arasında zemin kazandığını gösteriyor.

    Bu arada, orta soldaki daha beyaz yaka seçmenler, Macron’un 24 Nisan’daki ikinci tur oylamada Le Pen’le karşı karşıya gelmesi durumunda çekimser kalabileceklerini ve Macron’u “cumhuriyetçi cephe” olarak bilinen destekten mahrum bırakabileceklerini söylüyorlar.

    Anketlerde az da olsa hala önde

    En son Ifop anketi, ikinci turda karşı karşıya geldikleri takdirde, Macron’un yüzde 52 ile Le Pen’i geçtiğini gösteriyor. Ancak son ana kadar herşey değişebilir.

    Kampanya uzmanları Macron’un ilk turdan önce sola hitap etmesi gerektiğini çünkü gerekli ivmeyi daha ilk turdan kazanmasının büyük avantaj getireceğini söylüyor.

    İlk turdaki kamuoyu yoklamalarında, Macron’a verilen destek Ukrayna’daki savaşın ilk günlerinde yüzde 31.5 iken şimdi yüzde 26.5’e düştü. Le Pen’e verilen destek ise yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseldi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sırbistan sandık başında: Katılım oranı adayların kaderini etkileyecek

    Sırbistan sandık başında: Katılım oranı adayların kaderini etkileyecek


    Sırbistan’da halk yerel, parlamento ve cumhurbaşkanı seçimleri için oy kullanıyor. Anketler, seçime katılım oranının cumhurbaşkanlığı seçiminde belirleyici olacağını ortaya koyuyordu.

    Sırbistan Cumhuriyet Seçim Komisyonu, yerel saatle 07.00’de açılan sandıkların saat 20.00’de kapanacağını açıkladı.

    Nüfusun 6 milyon 908 bin olduğu Sırbistan’da seçmen sayısı, yurt dışındaki Sırp vatandaşları ile 6 milyon 500 bin.

    Seçimde, cumhurbaşkanı ve 250 sandalyeli parlamentonun üyelerinin yanı sıra 12 belediye ve Belgrad dahil olmak üzere iki şehirde yerel yönetimler belirlenecek.

    Seçimler için Sırbistan dışında, Bosna Hersek ve Karadağ’da Sırplar oy kullanabilecek, Kosovalı Sırpların ise Kosova’da oy kullanılmasına izin verilmeyecek.

    Seçimden önce yapılan anketler, cumhurbaşkanı seçiminin en güçlü adayının mevcut Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic olduğunu gösteriyordu.

    Kamuoyu yoklamaları, 3 milyon 100 bin seçmenin sandığa gitmesi halinde, Vucic’in oyların yüzde 56’sını alarak ilk turda tekrar cumhurbaşkanı seçileceğini ortaya koyuyordu.

    Sandık başına giden seçmen sayısının 3 milyon 800 bini geçmesi halinde, seçimin ikinci tura kalabileceği belirtiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macaristan’da kritik seçim: 6 partili ittifak Başbakan Orban’a karşı

    Macaristan’da kritik seçim: 6 partili ittifak Başbakan Orban’a karşı


    Muhalefetin 12 yıllık Victor Orban iktidarına karşı birleştiği Macaristan, Ulusal Meclisin yeni üyelerini belirlemek ve referandum için sandık başında.

    Anketler, 6 partili muhalefet ittifakı ile 2 partili hükümet ittifakı arasında 2 puanlık bir fark olduğunu gösteriyordu.

    Yaklaşık 9,7 milyonluk nüfusa sahip ülkede 8 milyon 200 bin seçmen, hükümeti belirlemek ve referandum için oy kullanıyor.

    Toplam 199 sandalyeli Macaristan parlamentosunda 106 milletvekilli, en çok oy alan adayın kazandığı “dar bölge sistemi”ne göre belirleniyor. Dar bölge sisteminde, ilk turda en yüksek oyu alan aday milletvekili oluyor. Geri kalan 93 milletvekili ise partilerin listesinden oy oranına göre belirleniyor.

    Yapılan son kamuoyu araştırmalarına göre, seçmenlerin yüzde 41’i Macar Yurttaş Birliği (Fidesz) ve Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) ittifakını, yüzde 39’u Demokratik Koalisyonu (DK), Jobbik, Momentum, Macaristan Sosyalist Partisi (MSZP), Macaristan Yeşiller Partisi (LMP) ve Macaristan için Diyalog partisinin (PM) oluşturduğu çatı oluşumu “Macaristan için Birlik”i desteklerken yüzde 16’sı ise kararsız kaldı.

    Parlamentoya giriş barajı olan yüzde 5’i, sadece Fidesz-KDNP ittifakı ve Macaristan İçin Birlik’in aşması öngörülüyor.

    Muhalefetin ortak başbakan adayı, kendisine pek şans tanınmamasına rağmen sonbaharda muhalefetin düzenlediği ön seçimlerini kazanan Peter Marki-Zay, Fidesz-KDNP ittifakının başbakan adayı ise 2010’dan bu yana başbakanlık görevini yürüten Viktor Orban olarak belirlendi.

    Ülkede, muhalefet tarafından “homofobik yasa”, hükümet tarafından ise “çocukları koruma yasası” olarak nitelendirilen ve birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin sert tepki gösterdiği, 18 yaşından küçükleri eş cinselliğe ve cinsiyet değişikliğine “teşvik etmeyi” yasaklayan yasal düzenlemeye ilişkin referandum da düzenleniyor..

    Halk oylamasında cevap verilmesi istenen sorular şöyle:

    “Ebeveynlerin rızası olmadan reşit olmayan çocuklara okullarda cinsel yönelim dersleri verilmesini destekliyor musunuz? Reşit olmayan çocuklara cinsiyet değiştirme operasyonu tanıtımı yapılmasını destekliyor musunuz? Çocukların gelişimini etkileyen cinsel içeriklerin herhangi bir kısıtlama olmadan medyada gösterilmesini destekliyor musunuz? Cinsiyet değiştirme tanıtımı yapan görüntülerin medyada yayınlanmasını destekliyor musunuz?”

    Muhalefet seçime ortak aday ve listeyle giriyor

    2018 seçimlerine muhalefet ayrı ayrı partiler olarak girerken bu seçime, aşırı sağcı Mi Hazank partisi haricinde, tüm muhalefet partileri ortak liste ve tüm seçim bölgelerinde ortak adayla giriyor. Ortak başbakan adayı ve tüm milletvekilleri sonbahardaki ön seçimlerde belirlendi.

    Ukrayna-Rusya savaşının seçimi ciddi anlamda etkileyeceği öngörülüyor. Savaş öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında bazı küçük partilerin de yüzde 5’lik barajı geçtiği görülürken savaştan sonra sadece hükümet ve muhalefet ittifakının parlamentonun yüzde 5’lik seçim barajını aştığı ölçüldü.

    Halk oylamasının geçersiz olması bekleniyor

    Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, muhalefetin çağrısı üzerine halk oylamasında birçok kişinin geçersiz oy kullanacağı ve bu yüzden oylamanın yüzde 50’nin altında kalarak referandumun geçersiz olacağı öngörülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Parti içi krizlerde destek kaybeden İspanyol Halk Partisi’nde lider değişti

    Parti içi krizlerde destek kaybeden İspanyol Halk Partisi’nde lider değişti


    İspanya’da ana muhalefette bulunan sağ görüşlü Halk Partisi’nde (PP) görevi bırakan Pablo Casado’nun yerine Alberto Nunez Feijoo seçildi.

    PP’de şubatta, parti içindeki yolsuzluk ve casusluk iddialarıyla yaşanan liderlik krizinin ardından, Temmuz 2018’den bu yana PP başkanlığını yürüten 41 yaşındaki Casado görevini bıraktı.

    Madrid Özerk Hükümeti Başkanı ve PP Madrid lideri İsabel Diaz Ayuso ile arasında geçen siyasi çekişmede, özel dedektif tutarak Ayuso’nun yaptığı kontratları incelettiği iddia edilen Casado, parti içinde çıkan krizde kendisine destek bulamamıştı.

    Olağanüstü genel kurula giden PP, Casado’nun yerine tek aday olan Alberto Nunez Feijoo’yu delegelerinin yüzde 98,35’inin oyuyla, partinin yeni başkanı seçti.

    Casado, tüm resmi ilişkilerini kestiği PP’de liderliği bırakmasının yanı sıra milletvekilliğinden de ayrıldı.

    PP’nin İspanya’da en güçlü olduğu yerlerden, ülkenin kuzey batısındaki Galisya bölgesinde 2006 yılından bu yana özerk hükümet başkanı olan 60 yaşındaki Feijoo, PP lideri olarak yaptığı ilk konuşmada, parti içinde “birlik ve bağlılık” çağrısında bulundu.

    Feijoo, hedefinin, normal şartlarda 2023’te yapılacak genel seçimleri kazanmak ve iktidara gelmek olduğunu söyledi.

    Parti içinde yaşanan kriz öncesindeki anketlerde oylarını sürekli yükselten PP, krizin ardından ciddi oy kaybı yaşamıştı.

    İspanya’da sağın en güçlü partisi olan PP’de yaşanan kriz, aşırı sağ görüşlü Vox partisinin oylarını artırmasına neden olmuştu.

    Vox, 13 Şubat’ta Castilla y Leon özerk bölgesinde yapılan yerel parlamento seçimlerinde oyunu artırarak bu bölgede PP ile koalisyon hükümeti kurmuş ve ülkenin demokrasi tarihinde ilk defa bir özerk yönetimde iktidara geldi.

    Diğer yandan PP içindeki tartışmaların odak noktası olan, Madrid Özerk Yönetiminin Covid-19 salgınının ilk dalgasında yaptığı maske satın alımında Madrid Özerk Hükümet Başkanı Ayuso’nun erkek kardeşinin şirketine ödeme yapılması ülke gündeminde yer almaya devam ediyor.

    Madrid’deki soruşturmaların dışında Avrupa savcılığı da söz konusu maske alımında usulsüzlük olup olmadığını araştırmaya başladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 6 muhalif partinin Orban’a karşı birleştiği Macaristan seçimleri hakkında bilinmesi gerekenler

    6 muhalif partinin Orban’a karşı birleştiği Macaristan seçimleri hakkında bilinmesi gerekenler


    Muhalefetin 12 yıllık Victor Orban iktidarına karşı birleştiği Macaristan, Ulusal Meclisin yeni üyelerini belirlemek ve referandum için yarın sandığa gidecek.

    Anketler, 6 partili muhalefet ittifakı ile 2 partili hükümet ittifakı arasında 2 puanlık bir fark olduğunu ortaya

    Yaklaşık 9,7 milyonluk nüfusa sahip ülkede 8 milyon 200 bin seçmen, hükümeti belirlemek ve referandum için oy kullanacak.

    Toplam 199 sandalyeli Macaristan parlamentosunda 106 milletvekilli, en çok oy alan adayın kazandığı “dar bölge sistemi”ne göre belirleniyor. Dar bölge sisteminde, ilk turda en yüksek oyu alan aday milletvekili oluyor. Geri kalan 93 milletvekili ise partilerin listesinden oy oranına göre belirleniyor.

    Yapılan son kamuoyu araştırmalarına göre, seçmenlerin yüzde 41’i Macar Yurttaş Birliği (Fidesz) ve Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) ittifakını, yüzde 39’u Demokratik Koalisyonu (DK), Jobbik, Momentum, Macaristan Sosyalist Partisi (MSZP), Macaristan Yeşiller Partisi (LMP) ve Macaristan için Diyalog partisinin (PM) oluşturduğu çatı oluşumu “Macaristan için Birlik”i desteklerken yüzde 16’sı ise kararsız kaldı.

    Parlamentoya giriş barajı olan yüzde 5’i, sadece Fidesz-KDNP ittifakı ve Macaristan İçin Birlik’in aşması öngörülüyor.

    Muhalefetin ortak başbakan adayı, kendisine pek şans tanınmamasına rağmen sonbaharda muhalefetin düzenlediği ön seçimlerini kazanan Peter Marki-Zay, Fidesz-KDNP ittifakının başbakan adayı ise 2010’dan bu yana başbakanlık görevini yürüten Viktor Orban olarak belirlendi.

    Ülkede yarın, muhalefet tarafından “homofobik yasa”, hükümet tarafından ise “çocukları koruma yasası” olarak nitelendirilen ve birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin sert tepki gösterdiği, 18 yaşından küçükleri eş cinselliğe ve cinsiyet değişikliğine “teşvik etmeyi” yasaklayan yasal düzenlemeye ilişkin referandum da düzenlenecek.

    Halk oylamasında cevap verilmesi istenen sorular şöyle:

    “Ebeveynlerin rızası olmadan reşit olmayan çocuklara okullarda cinsel yönelim dersleri verilmesini destekliyor musunuz? Reşit olmayan çocuklara cinsiyet değiştirme operasyonu tanıtımı yapılmasını destekliyor musunuz? Çocukların gelişimini etkileyen cinsel içeriklerin herhangi bir kısıtlama olmadan medyada gösterilmesini destekliyor musunuz? Cinsiyet değiştirme tanıtımı yapan görüntülerin medyada yayınlanmasını destekliyor musunuz?”

    Muhalefet seçime ortak aday ve listeyle giriyor

    2018 seçimlerine muhalefet ayrı ayrı partiler olarak girerken bu seçime, aşırı sağcı Mi Hazank partisi haricinde, tüm muhalefet partileri ortak liste ve tüm seçim bölgelerinde ortak adayla giriyor. Ortak başbakan adayı ve tüm milletvekilleri sonbahardaki ön seçimlerde belirlendi.

    Ukrayna-Rusya savaşının seçimi ciddi anlamda etkileyeceği öngörülüyor. Savaş öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında bazı küçük partilerin de yüzde 5’lik barajı geçtiği görülürken savaştan sonra sadece hükümet ve muhalefet ittifakının parlamentonun yüzde 5’lik seçim barajını aştığı ölçüldü.

    Halk oylamasının geçersiz olması bekleniyor

    Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, muhalefetin çağrısı üzerine halk oylamasında birçok kişinin geçersiz oy kullanacağı ve bu yüzden oylamanın yüzde 50’nin altında kalarak referandumun geçersiz olacağı öngörülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Seçim Kanunu Teklifi hangi düzenlemelerle öne çıkıyor, siyasi partilerin yol haritası ne olacak?

    Seçim Kanunu Teklifi hangi düzenlemelerle öne çıkıyor, siyasi partilerin yol haritası ne olacak?


    AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ”Milletvekili Seçimi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni TBMM Başkanlığı’na sundu.

    14 milletvekilinin imzasıyla hazırlanan 15 maddelik teklif seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesiyle öne çıkıyor.

    Barajın yüzde 7’ye düşürülmesi, “yönetimdeki istikrarı örselemeden daha fazla partinin ve fikrin yasama organında temsil edilebilir olması” olarak gerekçelendirildi.

    Kanun teklifine göre ittifakı oluşturan partilerin her birinin çıkaracağı vekil sayısının hesaplanmasında seçim bölgelerinde aldıkları oy oranları dikkate alınacak.

    Yani doğrudan siyasi partinin seçim çevresinde aldığı oy sayısına göre partilerin milletvekili sayısı belirlenecek.

    Böylelikle, artık oylarla partiler, ittifak içinde ve dışında diğer partilerden daha az oy almasına karşın milletvekili çıkaramayacak.

    Seçime katılmak için TBMM’de grup kurma şartı kalkacak

    Yeni kurulan partilerin milletvekili transferiyle seçime girmesinin engellenmesi için katılım şartları arasında yer alan “TBMM’de grup kurma” hükmü kaldırılacak.

    Ve partilerin teşkilatlarını kurması ve kongresini yapması esas alınacak. Yani salt grup kurmuş olmak seçime katılmak için yeterli olmayacak.

    Bu durumda da partilerin seçime girebilmek için altı ay öncesinden en az 41 ilde örgütlenmeyi tamamlamaları gerekecek.

    Yasaklarda ‘Başbakan’ ibaresi kalkacak

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine uyum düzenlemesi de kanun teklifinde yer alıyor.

    Teklifin 11. maddesi ile yapılan uyum düzenlemesinde başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklarda düzenlemeye gidilecek.

    “Başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklar” kapsamında yer alan “Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde başbakan ve bakanlarla milletvekilleri yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri, makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamazlar, gezilerde protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenler yapılamaz ve resmi ziyafet verilemez” ve “Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası yapacak gezilere hiçbir memur katılamaz” maddelerinde geçen ‘başbakan’ ibaresi kaldırılacak.

    Kanun teklifinde, partili cumhurbaşkanına yönelik propaganda yasağına ilişkin bir düzenleme yer almadı.

    Sandık kurulu kurayla belirlenecek

    Meclis Başkanlığı’na sunulan çalışmada Seçim Kurulu’na ilişkin de yeni bir düzenleme var. Bu düzenlemeye göre il seçim kurulu başkan ve üyeleri ile yedek üyelerinin birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından kura çekmek suretiyle belirlenecek.

    Ayrıca Mahalli İdareler ile Mahalli Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak seçimlerde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan bir yıl önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme işlemleri yapılacak.

    Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde gözükmeyenler en son seçmen olduğu adrese göre seçmen listelerine kaydedilecek.

    Seçim sonucuna göre ilk sırada yer alan muhtar adayı seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç bir ay içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca mazbata verilecek.

    Ak Parti ve MHP’nin yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığı teklifi IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz ve Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu değerlendirdi.

    IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, seçime az bir süre kala iktidar partisi ve ortağının attığı bu adımların altında muhalefeti bölme amacının olduğu görüşünde.

    ”En son muhalefet güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi ile bir araya geldi. HDP de üçüncü ittifakı kuracaktı. Şimdi iktidar buna karşı önlem aldı. Aslında tam da bu stratejiyi bölen, hatta seçime az bir zaman kala muhalefeti strateji değiştirmeye iten bir adım atmış oldu. Burada DEVA ve Gelecek Partisi gibi partilerin bir anlamda etkili olmasını engelleyerek, kendi kararsız seçmeninin de muhalefete kaymasının önüne geçecek bir önlem almış oldu.”

    Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz’a göre yapılan düzenlemeler seçmenin iradesinin yansıması için değil, tam aksine iktidarın kazanması için yapılan düzenlemeler.

    Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, seçim barajının yüzde 7’ye düşürülüp demokratikleşme adımı olarak yansıtılmak istenmesini inandırıcı bulunmuyor ve AK Parti’nin seçim sistemini kendisinin kazanabileceği şekilde düzenlediği kanısında.

    ”Gelecek seçim otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacak”

    Yapılan bu düzenlemeyle muhalefetin manevra alanının kısıtlanmak istendiğine dikkat çeken Korkmaz, gelecek seçimin otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacağını söylüyor.

    ”Barajın yüzde 7’ye çekilmesiyle geniş muhalefet bloğunu dağıtmak istemiş olabilirler. İktidar en son kendi lehine ittifakları ortaya çıkardı, muhalefet karşısına bir formül geliştirdi. Bu sefer muhalefetin stratejisini boşa çıkaracak bir düzenleme geliştirdiler. O yüzden şu an bu seçim sistemi muhalefetin aday dinamiklerini etkileyebilir. Ama tek bir şey var, bu seçim otoriterleşme ve demokratikleşme arasında olacak. Dolayısıyla yine muhalefetin her türlü ayrışmayı anlamsız kılacak bir şekilde yeni bir strateji geliştirmesi lazım. Tek sıkıntı zamanın az kalmış olması, il il bakıp bir formülasyon yapılması gerekiyor. Bu kadar az zamanda yapılan değişiklik demokratikleşmeye hizmet etmek için değil, muhalefetin manevra alanını kısıtlamak ve iktidarın kazanması için yapılan bir manipülasyon değişimidir. Seçim güvenliği ile ilgili de sorunlar çıkaracaktır.”

    Her ne kadar mevcuttaki partilerin örgütlenmelerini tamamlasa da bu kanun teklifiyle yeni kurulacak partilerin vekil transferlerinin önünü kesmenin esas alındığını söyleyen IstanPol Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz, ittifak oylarının ittifak partilerine yaramaması istendiğini vurguluyor.

    Böyle bir durumda HDP’nin de oy oranının düşebileceği noktasında ayrı bir parantez açıyor Korkmaz.

    ”Bu listeler seçmen davranışını değiştirebilir. DEVA ve Gelecek Partisi gibi AKP’den ayrılan ama AKP seçmeninin tanıdık olduğu partileri oy pusulasından silip, seçmenin elinin CHP ya da İYİ Parti’ye gitmemesi için yapıldığını düşünüyorum.O nedenle bu senaryolara baktığımızda muhalefet için en doğru şey belki DEVA ve Gelecek partilerinin seçmenlerinin alternatif CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime gitmesi. Büyük ihtimalle büyük illerden CHP listelerinden gidildiğini düşünürsek, DEVA ve Gelecek Partisi seçmeninin CHP’ye oy vermeyeceği düşünülmüştür. Bununla birlikte HDP oylarının da düşmesi gibi bir durum olabilir. Yüzde 10 barajında bir motivasyon vardır. Bir de CHP listelerinden girmemek için üçüncü sağ ittifak tartışmaları vardı. Bu da hesaplanmış olabilir. Muhalefetin bu senaryoları nasıl değerlendireceği bu oyunu bozabilir ya da tuzağa da düşürebilir.”

    Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu ise Seçim Kanunu’nda bazı değişiklikler öngören yasa teklifinin, seçim sistemimi açısından yeni bir şey getirmediğini söylüyor.

    Uslu’ya göre yapılan 2018’de hayata geçirilen düzenlemelerin kaldırılmasından ibaret. Başka bir ifadeyle sadece son genel seçimde bir kez uygulanan modelden vazgeçip, eski sisteme geri dönülüyor.

    ”Yeni teklifte özellikle iktidar partilerinin daha fazla milletvekili çıkarmasını yahut muhalefet partilerinin az vekile sahip olmasını sağlamak amacıyla özel bir mühendislik çalışması yer almıyor. Sistem, partilerin aldıkları oylara göre D’Hondt sisteminin ilkeleri uyarınca milletvekili dağılımının yapılması esasına dayanıyor ve her partiye eşit şekilde uygulanıyor. Geçen sefer yapılan mühendisliğin elde patladığı görünüyor. Yani D’Hondt sistemini uygulayacağım diyor. Aslında 2018 sistem garip bir sistemdi. Şimdikinde partinin oyu neyse dağıtırım, vekil çıktı veya çıkmadı deniliyor.”

    ”Sistemin amacı parlamentodan iktidar çıkarmak yani hükümetin kolay kurulmasının yolunu açmak”

    Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu teklifin, özellikle küçük partilerin sistem dışında kalması yahut ittifaklardan ayrılmaları için özel düzenlemeler içermediği görüşünde.

    Aksine yeniden teklif edilen sistem iddia edilenin aksine ittifakları küçük partiler açısından değil, büyük partiler açısından önemsiz hale getiriyor. Mevcut sistemde zannedilenin aksine “artık oy”lardan yararlananlar küçük partiler değil büyük partiler oluyordu.

    Dolayısıyla milletvekili seçiminde büyük partiler açısından ittifakın önemi kalmıyor, ama küçük partilerin hala hem ülke barajını aşabilmek hem de listeler konusunda iş birliği yapabilmek için ittifaklara ihtiyacı var.

    O nedenle sistemin büyük partilere avantaj sağlaması için kurulduğunu, özü itibariyle de düşük oy oranlarına sahip partiler için bir dezavantaj yarattığının altını çiziyor.

    ”Sistemin amacı parlamentodan iktidar çıkarmak yani hükümetin kolay kurulmasının yolunu açmak. Teklif, özellikle küçük partilerin sistem dışında kalması yahut ittifaklardan ayrılmaları için özel düzenlemeler içermiyor. Sistemin doğası zaten düşük oy oranlarına sahip partiler için bir dezavantaj yaratıyor. Çünkü ülke barajının yanı sıra bir de doğal bölge barajları var. Düşük oy oranına sahip partiler, ittifak mekanizması ile ülke barajını aşıyor ancak bölge barajları nedeniyle milletvekili çıkaramıyor.”

    Bu teklifle HDP’nin olası bir kapatılma durumunda yeniden partileşme sürecinin de önünün kesilmek istendiğine vurgu yapıyor Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu.

    ”Böyle bir durumda, HDP ya seçime yeterliliği olan bir partinin listesinden girecek ya da ittifak içinde. Mevcutta HDP TİP’in listesinden girecek gibi görünüyor. Sonrasında da kendi partilerini kurup bir sonraki seçime katılma ehliyetini kazanacaklar. Ama düzenlemenin amacı HDP kapatılırsa önümüzde bir karar olsun ve HDP’nin seçime girmesini engelleyelim kaygısı. Fakat bu mühendislik işe yaramaz çünkü HDP’nin bunu bypass edecek çok sayıda alternatifi var.”

    İktidar ve ortağının bu teklifi kerhen getirdiğini söyleyen Uslu, ortada siyasi bir mühendislik olmadığı görüşünde. Fakat doğal bölge barajlarını aşma konusunda yeterli olmayan partiler için olası dört senaryo çiziyor.

    Büyük partilerin listelerinden seçime girmek, CHP dışındaki bütün partilerin İYİ Parti ile tek liste olarak seçime gitmesi, CHP ve İYİ Parti kendi listeleriyle seçime girerken, geri kalan dört partinin kendi aralarında ortak liste çıkarması ve son olarak da yerel seçimlerde olduğu gibi seçim çevresi bazında hareket etmek.

    Bu kanun teklifiyle yerel seçimlerde olduğu gibi daha dinamik ve esnek ittifak modelleriyle karşılaşılmasının büyük olasılık olduğunu ifade eden Siyasal Araştırmacı Dr. İbrahim Uslu bu sürecin bir ayrışma yaratmayacağı görüşünde. Tam aksine ilişkiler daha girift hale gelecek, daha da derinleşecek ve güçlenecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Portekiz’de seçimleri meclis çoğunluğuyla Sosyalist Parti kazandı

    Portekiz’de seçimleri meclis çoğunluğuyla Sosyalist Parti kazandı


    Portekiz’de yapılan erken genel seçimleri, 2019’dan bu yana azınlık hükümetiyle iktidarda olan Sosyalist Parti (PS) kazandı.

    PS lideri ve Başbakan Antonio Costa, 230 sandalyeli mecliste 117 veya 118 milletvekiline sahip olarak, gelecek 4 yıl ülkeyi yöneteceklerini söyledi.

    Seçim öncesi tek başına iktidar olasılığını dışarıda bırakan anketleri yanlış çıkaran Costa, yaptığı konuşmada, “Bu, alçakgönüllülüğün, güvenin ve istikrarın bir zaferidir. Bu gecenin benim için çok özel olduğunu kabul etmeliyim. 6 yıllık başbakanlık dönemimde ve iki yıldır eşi benzeri görülmemiş bir şekilde mücadele ettiğimiz pandemide Portekizlilerin bana emanet ettiği bu görevi büyük bir duyguyla üstleniyorum.” dedi.

    “Portekizliler önümüzdeki yıllarda istikrar, kesinlik ve güvenlik arzusunu gösterdiler.” diyen Costa, bu seçimleri bir güven oylaması olarak gördüğünü ve Portekizlilerin gelecek 4 yıl için PS hükümetinden yana oy kullandıklarını vurguladı.

    Costa, “Meclis çoğunluğunu yakalamak mutlak güç anlamına gelmez. Demokraside kimse tek başına yönetemez. Portekizlileri temsil eden tüm siyasi partilerle diyalog kuracağım.” şeklinde konuştu.

    Portekizliler, 2022 bütçesinin mecliste kabul edilmesini önleyerek, ülkeyi erken seçime götürmeye zorlayan Sol Blok (BE) ve Komünist Parti ile Yeşiller ittifakı olan Birleşik Demokratik Koalisyonu’nu (CDU) ise cezalandırdı.

    Milletvekili sayıları BE’nin 19’dan 4’e, CDU’nun da 12’den 5’e indi.

    Ana muhalefet lideri Rui Rio istifa edeceğini açıkladı

    Ana muhalefetteki sağ görüşlü Sosyal Demokrat Parti (PSD) ise oylarını artırmayı başaramadı.

    PSD lideri Rui Rio, meclis çoğunluğunu PS’nin almasından sonra partisine katkısı olamayacağını belirterek, istifa edeceğini açıkladı.

    Oy kaybına uğrayan diğer bir sağ görüşlü parti olan Sosyal Demokratik Merkez-Halk Partisi’nin (CDS-PP) lideri Francisco Rodrigues dos Santos da istifa ettiğini duyurdu.

    Aşırı sağ Mecliste 3. büyük parti oldu

    Diğer yandan erken seçimlerde oy oranını en fazla artıran siyasi parti, sadece 3 yıllık bir geçmişi olan aşırı sağ görüşlü Chega (Yeter) oldu.

    İslam ve göçmen karşıtı politika yapan Chega yüzde 1 oy oranı ile 1 olan milletvekili sayısını 11’e (yüzde 7,15 oy oranı) çıkardı.

    Oylarını yükselten diğer bir siyasi parti de milletvekili sayısını 1’den 6’ya çıkaran Liberal İnisiyatif (LI) oldu.

    Seçimlere katılım arttı

    Erken genel seçimlerde katılım oranı ise beklentileri tersine çıkararak artış gösterdi.

    Seçimler Kovid-19 salgının en yoğun olduğu bir dönemde gerçekleşmesine ve 1 milyona yakın kişinin ev karantinasında olmasına rağmen yüzde 57 katılım oranına ulaştı.

    Ülkede 2019’daki seçimlerde yüzde 48,57 olan katılım oranı, Ocak 2021’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 40’a kadar inmişti.

    Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa’nın meclise giren siyasi partilerin liderlerini 1 Şubat salı günü kabul etmesi ve ardından en fazla oyu alan PS’nin lideri Costa’ya hükümeti kurma görevi vermesi öngörülüyor.

    Portekiz’de 2015’den bu yana başbakan olan 60 yaşındaki Costa, bu görevine devam edeceğinden ülke demokrasi tarihinde en uzun süre başbakanlık yapan siyasetçi olacak.

    İspanya Başbakanı Sanchez’den tebrik

    Costa’yı ilk tebrik eden yabancı liderlerden biri, İspanya Başbakanı ve Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) lideri Pedro Sanchez oldu.

    Sanchez, Twitter hesabından yaynladığı mesajda, “Zaferin için tebrikler, sevgili Antonio Costa. Portekiz bir kez daha büyümeyi ve sosyal adaleti birleştiren bir sosyal demokrat projeyi tercih etti. Ülkelerimizde ve Avrupa’da karşılaştığımız zorluklara sosyalist bir yanıt vermeye birlikte devam edeceğiz.” diye yazdı.

    İçişleri Bakanlığının açılan sandıkların yüzde 99’una göre 230 sandalyeli meclisin kesinleşen 212’sinin dağılımı şöyle oluştu:

    Sosyalist Parti (PS) 112, Sosyal Demokrat Parti (PSD) 68, Chega (Yeter) 11, Liberal İnisiyatif (IL) 6, Sol Blok (BE) 4, Birleşik Demokratik Koalisyon- CDU (Komünist Parti ile Yeşiller ittifakı) 5, Sosyal Demokratik Merkez-Halk Partisi (CDS-PP) 3, Demokratik İttifak 2, Özgür (L) 1.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***