Etiket: Enflasyon

  • OECD: 2023’te Türkiye’de enflasyon yüzde 40’ın üzerinde seyredecek, ihracat büyümesi yavaşlayacak

    OECD: 2023’te Türkiye’de enflasyon yüzde 40’ın üzerinde seyredecek, ihracat büyümesi yavaşlayacak


    Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 2023 yılında Türkiye’de enflasyonun yüzde 40’ın üzerinde seyredeceğini açıkladı. 

    OECD raporuna göre 2022’de yüzde 5,3 büyümesi beklenen Türkiye ekonomisi 2023’te yüzde 3 büyüyecek. Dış talebin zayıflamasıyla birlikte Türkiye’nin ihracat büyümesi de gelecek sene yavaşlayacak. 

    2021’de yüzde 5,9 büyüyen küresel ekonomi ise bu yıl yüzde 3,1 büyüyecek. OECD’nin tahminlerine göre 2023’te bu oran daha da düşecek ve dünya ekonomisinde büyüme oranı yüzde 2,2 olacak.

    OECD 2022 yılının ikinci “Ekonomik Görünüm” raporunu 22 Kasım’da açıkladı.

    Rapor dünya ekonomisinin geleceğine dair öngörülerde bulunuyor. Raporda OECD üyesi Türkiye hakkında değerlendirmeler de yer alıyor. Buna göre 2022’de yüzde 5,3 büyümesi beklenen Türkiye ekonomisi 2023 yılında yüzde 3 civarında büyüyecek. 

    Enflasyon düşecek ancak hala yüzde 40’ın üzerinde kalacak. Yüksek enflasyon Türkiye’de satın alma gücünü zayıflatacak. 

    Dış talep azalacağı için ihracat büyümesi de yavaşlayacak. İşsizlik oranı yüzde 10’un üzerinde seyretmeyecek devam edecek. 

    OECD’ye göre Türkiye büyük dış sermayeye ihtiyaç duyacak ve düşük rezervlerden dolayı ekonomi şoklara karşı korumasız durumda.

    OECD, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na faizleri yükseltmesi tavsiyesinde bulundu.

    Enflasyon tahmini yükseldi

    Rapora göre 2022 yılında tüketici enflasyonu yüzde 73,2 olacak. OECD’nin haziran ayındaki tahmini yüzde 72’ydi. 

    OECD 2023 enflasyon beklentisini ise yükseltti. Hazirandaki raporda 2023 yılı için yüzde 39 enflasyon öngören OECD bunu yüzde 44,6 olarak revize etti. 2024 enflasyon beklentisi ise yüzde 42.

    Yoksullar gelirinin yüzde 70’ini gıda ve barınmaya harcıyor

    OECD’ye göre Türk hükümeti artan enerji ve gıda fiyatlarından yoksul kesimlerin daha az etkilenmesi için tebdirler alıyor. 

    Ülkede gelir dağılımında en düşük yüzde 10 diliminde yer alanlar gelirlerinin yüzde 70’ini gıda ve barınmaya harcamak zorunda kalıyor. Enerji yardımı alanların sayısı 4 milyona ulaştı.

    Türkiye doğal gaz ihtiyacının yüzde 99’unu, petrol ihtiyacının ise yüzde 93’ünü ithal ediyor. OECD bundan dolayı ekonominin enerji arz sorunlarına ve fiyat hareketliliğine açık durumda kaldığını hatırlattı.

    Euro bölgesinde büyüme yüzde 0,5 olacak

    Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkisinin en fazla hissedildiği bölgelerden birisi Avrupa. 19 ülkeden oluşan Euro bölgesi 2023’te ekonomik büyüme yüzde 0,5 oranında sınırlı kalacak. Bu oran 2024’te yüzde 1,4’e çıkacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de hiperenflasyon dönemine mi girildi?

    Türkiye’de hiperenflasyon dönemine mi girildi?


    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre enflasyon martta yüzde 5,46 arttı, yıllık bazda yüzde 61,14 olarak gerçekleşti.

    TÜİK’in resmi enflasyon verilerine alternatif olarak çıkan bağımsız araştırma grubu ENAG ise tüketici fiyat endeksinin mart ayında %11,93’ ulaştığını, yıllık enflasyonun da %142,63 olarak gerçekleştiğini duyurdu.

    Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Kur stabil olduysa faiz de gündemden çıktıysa, enflasyonu da er ya da geç birlikte alaşağı edeceğiz.” dedi.

    Fakat muhalefet partileri hiperenflasyon uyarıları yaptı.

    Peki hiperenflasyon riski ne kadar yakın, gelinen aşamada Merkez Bankası’nın elinde enflasyonu düşürmek için hangi reel seçenekler var?

    Türkiye’deki durumun nedenleri, küresel çapta enflasyon artışlarından farklı mı?

    Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski başekonomisti Hakan Kara ve Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu ile Ekonomist Barış Soydan euronews’e değerlendirdi.

    Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara’ya göre Türkiye uzun yıllar çok yüksek enflasyonla yaşayıp hiperenflasyona gitmemiş tek ülke.

    Dolayısıyla tarihsel perspektiften bakınca hiperenflasyon riski düşük. Fakat mevcut politikalarda ısrar edilirse enflasyon sorunu giderek ciddileşebilir.

    Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürebilmek için faiz ve iletişim aracını etkin bir şekilde kullanması gerektiğini düşünüyor.

    “Merkez Bankası faiz ve iletişim aracını etkin bir şekilde kullanabilirse enflasyon dinamiklerindeki bozulmayı sınırlayabilir. Ancak gerçek anlamda fiyat istikrarına ulaşmak için artık merkez bankasının dışında tamamlayıcı tedbirlere de ihtiyaç var. Güven veren ve riskleri azaltan güçlü bir makroekonomik program uygulanmadan enflasyonu kalıcı olarak düşürmek mümkün olmaz.’’

    Türkiye’deki enflasyon artışını para politikasının devrede olmamasına bağlayan Merkez Bankası eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara Türk parasının ‘sahipsiz kaldığını’ düşünüyor.

    “Türkiye’de enflasyon yüzde 61, bize benzeyen akran ülkelere ortalama enflasyon 7-8. Aradaki fark tamamen bizim kendi yarattığımız enflasyon. Bizde enflasyondaki ilave bozulmanın temel sebebi para politikasının devrede olmaması. Merkez Bankası elindeki aracını kullanamadığı için paramız sahipsiz kalıyor. Sahipsiz kalan para satın alma gücünü kaybeder. Olay bu kadar basit.’’

    Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu’ya ise her ne kadar resmi rakamlara yansımasa da hiperenflasyon var. Ve TÜİK bu şekilde mücadele etmeyi bırakırsa gerçek anlamda enflasyon yüzde 100’ü bulabilir.

    “Mücadele edilmezse enflasyonda üç haneli rakamları göreceğiz. Bununla birlikte enflasyondaki bozulmanın temel nedeni Eylül 2021’den itibaren atılan politika faiz kararındaki adımlar. Enflasyon, 23 Eylül’deki para politikası kararına kadar yüzde 19’du. Buradan yüzde 61’e çıktı. Yani tek nedeni faizlerin indirilmesidir.’’

    Prof.Dr. Şenol Babuşçu, enflasyonla mücadele etmesi gereken Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı’nın sessiz kaldığını ifade ediyor.

    “Merkez Bankası’nın beş altı aydır sesi çıkmıyor yani enflasyonla mücadelede politika uygulamıyor. Merkez Bankası’nın para politikası uygulaması gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanı ise sadece konuşuyor, maliye politikasını uygulamıyor. Bunun nedeni de hükümet tarafından dışlanmışlık ve kararlarını bağımsız alamaması. Örneğin Merkez Bankası’nın en önemli silahı faiz ama bunu kullanamıyor. Burada enflasyonla mücadele eden tek kurum TÜİK. TÜİK hiperenflasyon olmasın diye elinden gelen her çabayı gösteriyor. Olmaması da yine TÜİK’in başarısına bağlı. TÜİK’in açıkladığı rakamlara da güvenmiyorum çünkü enflasyon yüzde 100’ün üzerinde. ENAG verileri ve ÜFE ile market fiyatları bunu gösteriyor.’’

    ”Türkiye’nin yaşadığı enflasyon artışı küresel çapta enflasyon artışlarından farklı”

    Kısa vadede bir toparlanmadan bahsedilemeyeceğini düşünen Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu, uzun vadede faiz oranlarının arttırılmasıyla bir çıkış bulunacağı görüşünde.

    “Türkiye’nin yaşadığı enflasyon artışı küresel çapta enflasyon artışlarından tamamen farklı. Politika faizini indirmesinden kaynaklı, uluslararası piyasaların etkisi kısıtlı. Kısa vadede bir adım atılacağını sanmıyorum ama uzun vadede faiz oranları arttırılırsa bir çıkış var. Bunu da çok büyük bir kur artışında kullanacaklar. Başka kullanmayacaklar.’’

    Ekonomist Barış Soydan da hiperenflasyon riskine karşılık resmi enflasyon rakamlarının ne kadar gerçek olduğunu sormanın önemli olduğunu düşünüyor.

    “İktidarın seçime kadar bu şekilde gideceklerini düşünüyorum. O nedenle enflasyonun daha da sert yükseliş riski var. Hiperenflasyon tanımı tartışmalı. Bana göre yüzde 100 oranı Türkiye için hiperenflasyondur. Ama iktisada baktığımızda yüzde 200 kabul ediliyor. Eğer yüzde 200’ü baz alacaksak Türkiye hiperenflasyona uzak hatta yıl sonunda daha da uzaklaşacak.’’

    Başkanlık Sisteminin Merkez Bankası’nın tersine politika izlemesini engellediğini düşünen Ekonomist Barış Soydan, acilen atılması gereken adımları şöyle sıralıyor:

    “Bir ülkenin Merkez Bankası enflasyon altında bir politika faizi verirse bunun anlamı ben enflasyonla mücadele etmek istemiyorum demektir. Ne yapmalı? Merkez Bankası para politika faizinde arttırıma gitmeli. İkincisi yapısal sorunlar çözülmeli. Mesela en başta tarım geliyor. Ekili alanlar azalıyor, çiftçiler bırakıyor. Bu kolay bir iş değil ama önüne geçilmeli. Sonra maliye politikaları geliyor. Devletin kemer sıkması gerekiyor, daha az borçlanmalı ve daha az harcamalı. Mesela gösterişli projelerden vazgeçilmeli. Kanal İstanbul hala gündemde. En zoru ise enflasyon bekleyişlerini kırmak. Ki bunu kırmaya yönelik politikalar geliştirilmeli.’’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hazine ve Maliye Bakanı Nebati: Kur ve faizin üstesinden geldik sırada enflasyon var

    Hazine ve Maliye Bakanı Nebati: Kur ve faizin üstesinden geldik sırada enflasyon var


    Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati enflasyonu faiz kıskacından çıkardıklarını belirterek yıl sonunda enflasyonda kalıcı düşüş beklediklerini kaydetti.

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odasında İş Dünyası ile İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katılan Nebati enflasyonu kalıcı olarak düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak için kararlı adımlar attıkları söyledi. Nebati Enflasyonla mücadelede kur ve faiz riskini aştıklarını şimdi davranışlarla ilgli adım atacaklarının da altını çizdi.

    İki yıl süren salgının Türkiye’ye çok şey kazandırarak, Türkiye’yi bir küresel üretim merkez haline getirdiğini ancak salgının ardından Ukrayna’daki savaşın oluşan yüksek enflasyon ve belirsizlik nedeniyle küresel ekonominin bir miktar yavaşlamasına sebep olduğunu aktaran Nebati son birçok uluslararası kuruluşun büyüme tahminlerini aşağı doğru güncellediği bir dönemde bu sıkıntılar henüz tam atlatılamamışken Türkiye’nin yüzde 11 büyüdüğe dikkat çekti.

    Enflasyonla mücadele

    Bakan Nebati Kur Korumalı Mevduat Hesapları ile döviz kurunda stabilizasyonun sağlandığını ifade ederek iş ve yatırım ortamında öngörülebilirliği arttırdıklarını ve enflasyon üzerindeki kur baskısını azalttıklarını ifade etti.

    Kur Koruma Mevduat Hesaplarının doğru karar olduğunu Rusya-Ukrayna savaş nedeniyle yükselen petrol fiyatlarına ve ABD merkez bankası Fed’in faiz arttırımına rağmen kurun stabil durumunu korumasının gösterdiğini belirten Nebati bu hesaplardaki bakiyenin 1 Nisan itibariyle 695 milyar liraya ulaştığına dikkat çekti ve bunun güven anlamına geldiğinin altını çizdi.

    Nebati, son dönemde dünya ekonomilerinin en büyük sorununun artan enflasyon meselesi olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

    “Ülkemizde de özellikle ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının geçici etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artış ile tedarik sürecindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar ve talep gelişmeleri enflasyonun yükselmesinde etkili olmaktadır. Bizler mart ayı itibarıyla yüzde 61,1 seviyesine yükselen enflasyonu kalıcı olarak düşürmek, fiyat istikrarını sürdürülebilir şekilde sağlamak noktasında kararlı adımlar atmaktayız. Bu amaçla öncelikle Kur Korumalı Mevduat ve Katılım Hesabı ve sunulan çeşitli finansal enstrümanlar ile döviz kurlarındaki oynaklığı kısa zamanda giderdik.”

    Ekonomik kararların belirli bir süreye ihtiyacı olduğunu belirten Nebati Türkiye ekonomik modelinin devreye girdiğinde enflasyonun üç ayağından döviz kuru ve faiz riskini ortadan kaldırdıklarını, şimdi ise bireylerin davranışsal değişimleri üzerine odaklanacaklarının altını çizdi.

    Enflasyonun diğer önemli belirleyicisi olan beklentilerde de düzelmeye yönelik adımlar atacaklarını kaydeden Maliye ve Hazine Bakanı Nebati “Yıl sonunda enflasyonun makul bir seviye geldiğini hep birlikte göreceğiz” dedi.

    Nebati bundan sonra yapılacak işin fiyatlardaki davranış bozukluğunun giderilmesi olduğunu belirtti ve “Makro ekonomik göstergelerdeki yatay geçişten sonra daha makul bir enflasyon sarmalından çıkacağımız döneme gireceğiz” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 61,14 ENAG ise yüzde 142,63 olarak açıkladı

    TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 61,14 ENAG ise yüzde 142,63 olarak açıkladı


    TÜİK enflasyon martta yüzde 5,46 artarken yıllık bazda yüzde 61,14 olduğunu açıkladı.

    Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) martta aylık bazda yüzde 5,46, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 9,19 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 61,14, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 114,97 olarak kaydedildi.

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, mart ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 29,88, yurt içi üretici fiyatları yüzde 64,3 arttı.

    ENAG’a göre yıllık enflasyon yüzde 142,63

    TÜİK’in resmi enflasyon verilerine alternatif olarak çıkan bağımsız araştırma grubu ENAG’ın açıkladığı enflasyon oranı ise çok daha yüksek çıktı.

    Enflasyon Araştırma Grubu da(ENAG) ENAGrup tüketici fiyat endeksi mart ayında %11,93 arttığını yıllık enflasyonun ise %142,63 olarak gerçekleştiğini duyurdu.

    Martta yıllık bazda en yüksek artış yüzde 99,12 ile ulaştırma grubunda oldu

    Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) yer alan ana harcama gruplarında martta yıllık bazda en yüksek artış yüzde 99,12 ile ulaştırma grubunda oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, TÜFE, martta bir önceki aya göre yüzde 5,46, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 22,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 29,88 artış gösterdi.

    Ana harcama grupları itibarıyla martta en az artış gösteren ana gruplar yüzde 1,78 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 1,84 ile konut ve yüzde 2,78 ile eğlence ve kültür oldu.

    Martta artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 13,29 ile ulaştırma, yüzde 6,55 ile eğitim, yüzde 6,04 ile lokanta ve oteller olarak kaydedildi.

    Aylık bazda TÜFE yüzde 5,46, Yİ-ÜFE yüzde 9,19 yükseldi. TÜFE, martta geçen yılın aralık ayına göre yüzde 22,81, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 61,14 yükseldi.

    Yİ-ÜFE ise Aralık 2021’e göre yüzde 29,31, geçen yılın mart ayına kıyasla yüzde 114,97 arttı.

    Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) yer alan ana harcama gruplarında martta yıllık bazda en yüksek artış yüzde 99,12 ile ulaştırma grubunda oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, TÜFE, martta bir önceki aya göre yüzde 5,46, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 22,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 29,88 artış gösterdi.

    Ana harcama grupları itibarıyla martta en az artış gösteren ana gruplar yüzde 1,78 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 1,84 ile konut ve yüzde 2,78 ile eğlence ve kültür oldu.

    Martta artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 13,29 ile ulaştırma, yüzde 6,55 ile eğitim, yüzde 6,04 ile lokanta ve oteller olarak kaydedildi.

    Martta fiyatı en fazla artan ürün motorin, en çok düşen kabak oldu

    Tüketici fiyatları bazında martta en fazla fiyat artışı yüzde 32,67 ile motorinde, en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 23,26 ile kabakta görüldü.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, geçen ay, motorindeki fiyat artışını yüzde 24,41 ile benzin, yüzde 23,47 ile kömür, yüzde 20,56 ile kuru soğan ücreti izledi.

    Martta fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında yüzde 20,01 ile şehirler arası otobüs ücreti, yüzde 17,51 ile kıvırcık, yüzde 17,1 ile beyaz lahana, yüzde 16,36 ile portakal, yüzde 15,54 ile mantar, yüzde 14,95 ile kuzu eti ve yüzde 14,88 ile tavuk eti yer aldı.

    Geçen ay en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 23,26 ile kabakta oldu. Bunu yüzde 9,91 ile domates, yüzde 9,7 ile elektrik ücreti, yüzde 8,73 ile ıspanak, yüzde 7,89 ile kadın kazağı takip etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gıda fiyatlarında artış: Erdoğan, ‘Milletin aşına göz dikenlere acımayacağız’

    Gıda fiyatlarında artış: Erdoğan, ‘Milletin aşına göz dikenlere acımayacağız’


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Türkiye’nin aşması gereken sıkıntıları bulunduğunu’ ve ‘fiyat artışlarının küresel düzeyde dengesiz olduğunu’ vurgulayarak, “Fahiş kazanç peşinde koşanlarla da mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya Çevre Yolu 1. Kısım Açılış Töreni’ne Dolmabahçe Ofisi’nden video konferans yöntemiyle katıldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın salgından savaşa, göçten ayrımcılığa, enerji ve gıdanın başını çektiği ekonomik sarsıntılardan sosyal karmaşalara kadar nice krizlerle boğuştuğu bir dönemden geçildiğine işaret ederek, “Bu muhataralı süreçten ülkemizi adaletin, hakkaniyetin, huzurun, refahın sembolü olarak çıkarmak ve hedeflerine ulaştırmak için var gücümüzle çalışıyoruz.” dedi.

    “Bilindiği gibi bölgemizin farklı bölgelerinde bir süredir iç çatışmalar, işgaller, siyasi ve sosyal çalkantılar yaşanıyor. Türkiye’yi de sosyal fay hatlarını harekete geçirmekten terör örgütlerini üzerimize salmaya, darbe girişimlerinden gizli-açık ambargolara kadar nice tuzaklarla bu karanlık senaryoların içine çekmek istediler. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu oyunların hepsi de bozularak ülkemizi sağ salim bugünlere getirdik” d,yen Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

    “Bir süredir ekonomimiz, döviz kuru hareketlerinin, faiz tartışmalarının, tüm dünyanın sorunu olan enflasyondaki yükselişin tehdidi altındadır. Enerji ve gıda başta olmak üzere, küresel mal fiyatlarında yaşanan aşırı artışlar, bizi de etkilemektedir. Bir de buna ülkemiz içindeki kimi kesimlerin vicdansızlığa varan aç gözlülüğü eklendiğinde, vatandaşlarımız bakımından gerçekten sıkıntılı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Hem fiyatlaması küresel düzeyle yapılan ürünlerin yol açtığı dengesizliklerle hem de fahiş kazanç peşinde koşanlarla mücadelemizi sürdürüyoruz.”

    Vatandaşları küresel düzeyde artış gösteren elektrik ve doğal gaz fiyatlarından korumak için geçen yıl 165 milyar liralık sübvansiyon yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bu yıl da hanelerde kullanılan elektrik ve doğal gaz faturalarının önemli bir kısmının yükünü devlet olarak biz üstleniyoruz. Sadece enerjide vatandaşlarımıza yıl sonuna kadar, geçen yılın iki katına varan bir destek sağlamış olacağız. Gıda maddelerinin fiyatlarında maliyetler dışında kalan artışları yakından takip ediyoruz. Fiyatlar konusunda vicdansızlık yaparak milletin aşına, ekmeğine, geçimine göz dikenlere acımayacağız. Böyle dönemler hep birlikte fedakarlık yapmamız, hep birlikte günlük kazancımızı değil, ortak geleceğimizi düşünmemiz gereken dönemlerdir. 3 kuruş fazla kazanmak uğruna milletin huzuruna özellikle göz dikenler, aslında en büyük zararı kendilerine vermektedir.”

    “İnşallah bunların etiketlere yansımalarını en kısa sürede görmeye başlayacağız”

    Erdoğan, ilgili bakanlıklar ve kurumların bu çerçevede denetimden mevzuat hazırlığına kadar her konuda yoğun bir çalışma içinde olduklarını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnşallah bunların etiketlere yansımalarını en kısa sürede görmeye başlayacağız. Baharın gelmesiyle işimizin daha da kolaylaşacağını umuyorum. Tarım, turizm ve inşaat sektörlerindeki hareketlenme, istihdamı olumlu yönde etkileyecektir. Türkiye bu yaz itibarıyla hem uluslararası alanda gücünü ve itibarını artırmış hem de içeride hayat pahalılığıyla mücadelesinde mesafe kat etmiş olarak yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla hedeflerine doğru daha hızlı adımlarla ilerlemeye başlayacaktır. Milletimden sabırlı olmasını, bize güvenmesini, sanayici ise fabrikasına, tüccarsa pazarına, çiftçiliği ile toprağına, esnafsa tezgahına, çalışansa işine, öğrenci ise dersine, memursa vazifesine daha sıkı sarılmasını istiyorum. Rabb’imiz bize ‘İnsanın ancak çalıştığının karşılığı vardır.’ buyuruyor. Hep birlikte daha çok çalışacağız. Ülkemize daha güçlü şekilde sahip çıkacağız. Birbirimize daha çok güveneceğiz ve Allah’ın izniyle 2023’te ülkemizi dünyada bambaşka bir yere taşıyacağız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akaryakıt, doğal gaz, elektrik: Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde enerji fiyatları ne kadar arttı?

    Akaryakıt, doğal gaz, elektrik: Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde enerji fiyatları ne kadar arttı?


    Avrupa’da enerji fiyatlarına ilişkin son veriler akaryakıt, elektrik ve doğal gazda en çok artışın Türkiye’de olduğunu ortaya koyuyor. Şubat 2020 itibariyle Türkiye’deki yıllık artış oranı Avrupa Birliği’ndeki (AB) ortalama oranın 3 katını aştı. Elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarındaki değişimi gösteren yıllık enerji enflasyonu Şubat 2022’de Türkiye’de yüzde 97 olurken AB’de yüzde 29 oldu. Türkiye’deki enerji enflasyonu AB ortalamasının 3,3 katı.

    AB İstatistik Ofisi (Eurostat) şubat ayı enerji Harmonize Tüketici Fiyatları Endeksi’ni (HICP) açıkladı. Endeks son 1 yılda enerji fiyatlarındaki değişimi gösteriyor.

    Enerji enflasyonu elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarındaki değişimi yansıtıyor. Buna göre Şubat 2022 itibariyle enerji fiyatları açık ara en çok Türkiye’de yükseldi. Türkiye’de enerji fiyatları yüzde 97 ile artarken ikinci sırada yüzde 66 ile Belçika bulunuyor. AB ortalaması yüzde 29 olurken enerji fiyatları Malta’da değişmedi

    Yıllık enerji enflasyonu diğer bazı ülkelerde şöyle oldu: Hollanda yüzde 52, Yunanistan yüzde 44, Danimarka yüzde 31, Romanya ve Bulgaristan yüzde 23 ve Fransa ile Almanya yüzde 22.

    Türkiye’de akaryakıt fiyatları ne kadar arttı?

    Enerjinin alt kalemlerine bakıldığında ise benzin, motorin ve kişisel ulaşım amaçlı diğer türleri içeren akaryakıt fiyatları Şubat 2020 itibariyle son 1 yılda Türkiye’de yüzde 131 yükseldi.

    Aynı dönemde AB’deki enflasyon ise yüzde 27’de kaldı. Buna göre Türkiye’de akaryakıt fiyatlarındaki yıllık artış AB’nin 4,9 katı oldu.

    Diğer bazı ülkelerde akaryakıt fiyatlarındaki artış oranı ise şöyle oldu: İrlanda yüzde 36, Belçika, Lüksemburg ve İsveç’te yüzde 35, İspanya, Yunanistan ve Almanya’da yüzde 29.

    Türkiye elektrik fiyatları ne kadar arttı?

    Elektrik fiyatlarındaki artışta ise Türkiye yüzde 86 ile ikinci sırada yer aldı. Zirvede yüzde 94 enflasyon ile Hollanda var. AB ortalaması ise yüzde 29. Elektrik fiyatlarının Letonya’da yüzde 18 ve Romanya’da yüzde 8 düşmesi ise dikkat çekti.

    Diğer bazı ülkelerde Şubat 2022 itibariyle yıllık elektrik enflasyonu şöyle: İtalya yüzde 82, İspanya yüzde 81, Belçika yüzde 73, Yunanistan yüzde 71, Almanya yüzde 13, Fransa yüzde 5 ve Bulgaristan yüzde 4.

    Türkiye’de doğal gaz fiyatları ne kadar arttı?

    Doğal gaza gelen yıllık zam oranında ise Türkiye 31 ülke içinde 11. sırada yer aldı. Doğal gaz fiyatları son 1 yılda Türkiye’de yüzde 60 artarken AB ortalaması yüzde 40 oldu. Zirvede ise yüzde 133 ile Belçika var. Bu ülkeyi yüzde 106 ile Bulgaristan ve yüzde 92 ile Danimarka talip ediyor.

    Diğer ülkelerde doğal gaz fiyatlarındaki yıllık artış ise şöyle: Hollanda yüzde 76, İtalya yüzde 64, Yunanistan yüzde 50, Fransa yüzde 40, Almanya yüzde 23 ve İspanya yüzde 17.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Temel ihtiyaç ürünlerinde KDV yüzde 18’den yüzde 8’e iniyor

    Temel ihtiyaç ürünlerinde KDV yüzde 18’den yüzde 8’e iniyor


    Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, temel ihtiyaç maddelerinden olan deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi ürünlerin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 8’e indirme kararı aldıklarını açıkladı.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından konuşan Erdoğan, bugün yaşanılan sıkıntıları elbette görmezden gelmediklerini ifade ederek, “Ülkemizin demokrasi ve kalkınma yolunda önüne çıkan her meseleyi çözdüğümüz gibi hayat pahalılığı başta olmak üzere bugünkü sorunların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, spordan sosyal desteklere kadar her alanda insanımızın refah düzeyini Cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine biz çıkardık…” dedi.

    Ukrayna-Rusya arasında ‘barış köprüsü’

    Ukrayna-Rusya Savaşı’nda da 2014’ten beri devam eden krizin diyalog, uzlaşma, anlaşma yoluyla çözümü için samimi gayret gösteren neredeyse tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

    “Herkesin tahrik peşinde koştuğu günlerde biz taraflara her fırsatta barışın tesisini telkin ettik. Bugün de her iki tarafın da hakkaniyetine, samimiyetine, dostluğuna güvendiği yegane ülke olarak barış yolunda en çok çabayı gösteren ülke durumdayız. Nitekim savaşan ülkeler arasındaki en üst düzey temas olan Dışişleri Bakanları Toplantısı Antalya’da yapıldı. Ateşkes ve barış müzakerelerini yürüten Rusya ve Ukrayna heyetleri, yarın İstanbul’da tekrar bir araya geliyor. Toplantı öncesi biz de heyetlerle bir araya gelerek kısa bir görüşme yapacağız. Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy ile sürdürdüğümüz telefon trafiğinin de olumlu bir istikamette seyrettiğini söyleyebilirim.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fed Başkanı Powell: Yüksek enflasyonu dizginlemek için daha fazla faiz artırımı yapabiliriz

    Fed Başkanı Powell: Yüksek enflasyonu dizginlemek için daha fazla faiz artırımı yapabiliriz


    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, ‘çok yüksek’ enflasyonu dizginlemek için gerekirse normalden daha fazla faiz artırımı yapılabileceklerini söyledi.

    Powell, Ulusal İş Ekonomisi Derneğinin (NABE) yıllık toplantısında ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Fiyat İstikrarını Yeniden Sağlama” başlıklı konuşmasında Powell, iş gücü piyasasının çok güçlü, enflasyonun çok yüksek olduğunu söyledi.

    Powell, para politikası duruşunun daha “nötr” bir düzeye döndürülmesi için hızla hareket etmeye ve fiyat istikrarını yeniden sağlamak için gerekirse daha kısıtlayıcı seviyelere geçmeye ihtiyaç olduğunu aktardı.

    “Gerekli adımları atacağız”

    Fed Başkanı Powell, güçlü iş gücü piyasasını korurken fiyat istikrarını yeniden sağlamaya kararlı olduklarını belirtti.

    Fiyat istikrarının nihai sorumluluğunun Fed’e ait olduğunu vurgulayan Powell, “Fiyat istikrarına dönüşü sağlamak için gerekli adımları atacağız. Özellikle, bir veya birden fazla toplantıda federal fon oranını 25 baz puanın üzerinde artırarak daha agresif hareket etmenin uygun olduğu sonucuna varırsak, bunu yapacağız. Nötr önlemlerin ötesine ve daha sıkı bir duruşa geçmemiz gerektiğine karar verirsek bunu da gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

    Powell, bankanın son toplantısında Covid-19 salgınının başlangıcından bu yana ilk kez faiz artırımına gittiklerini anımsatarak, devam eden faiz artışlarının Fed’in hedeflerine ulaşmak için uygun olacağı tahmininde bulunduklarını vurguladı.

    “Enflasyon görünümü önemli ölçüde kötüleşti”

    Enflasyon görünümünün önemli ölçüde kötüleştiğine dikkati çeken Powell, görünümün bu yıl Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından önce bile önemli ölçüde bozulduğunu anlattı.

    Enflasyondaki artışın beklenenden çok daha büyük ve daha kalıcı olduğunu belirten Powell, “Dünya nihayetinde yeni bir normale alıştıkça, umut edilen arz yönlü iyileşmenin zaman içinde gelmesi muhtemel görünmeye devam ediyor, ancak bu rahatlamanın zamanlaması ve kapsamı oldukça belirsiz.” dedi.

    Powell, enflasyondaki artışın büyüklüğü ve kalıcılığı geçen yılın ikinci yarısında giderek daha net hale geldikçe ve iş gücü piyasasındaki toparlanma beklentilerin ötesinde hızlanırken, Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) giderek daha az destekleyici para politikasına yöneldiğini aktardı.

    Fed Başkanı Powell, “Görünüm geliştikçe, güçlü bir iş gücü piyasası ile fiyat istikrarına dönüşü sağlamak için politikayı gerektiği gibi ayarlayacağız.” diye konuştu.

    “Ukrayna’daki savaşın dünya ve ABD ekonomisi üzerinde önemli etkileri olabilir”

    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ekonomiyi ve para politikasını nasıl etkileyeceği sorusuna değinen Powell, şöyle devam etti:

    “Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin dünya ekonomisi ve ABD ekonomisi üzerinde önemli etkileri olabilir. Bu etkilerin büyüklüğü ve kalıcılığı oldukça belirsizdir ve gelecek olaylara bağlıdır. Rusya, dünyanın en büyük emtia üreticilerinden biri ve Ukrayna, bilgisayar çiplerinin üretiminde kullanılan neon ve buğday da dahil olmak üzere birçok emtianın da önemli bir üreticisi. Bu kadar geniş bir emtia yelpazesinde önemli piyasa bozulmalarına ilişkin yakın zamanda bir deneyim bulunmamakta.

    Yüksek petrol ve emtia fiyatlarının doğrudan etkilerine ek olarak işgal ve ilgili olayların yurt dışındaki ekonomik faaliyeti kısıtlaması ve ABD ekonomisini etkileyecek tedarik zincirlerini daha fazla bozması muhtemel.”

    Powell, ABD’nin artık petrol fiyatlarındaki şokları atlatmak için çok daha iyi bir konumda olduğunu vurgulayarak, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olduklarını ve ülke ekonomisinin 1970’lere göre önemli ölçüde daha az petrole bağımlı olduğunu anlattı.

    “Ekonomi daha sıkı para politikasıyla başa çıkmak için iyi konumda”

    Petrol fiyatlarındaki artışın ekonomi üzerinde karışık etkileri olduğuna dikkati çeken Powell, söz konusu artışların hanehalkı gelirlerini dolayısıyla talebi düşürdüğünü ancak zamanla sondaj yatırımlarını artırdığını ve genel olarak petrol üreten bölgelere fayda sağladığını aktardı.

    Powell, “Petrol şokları ABD ekonomisindeki çıktı üzerinde baskı yaratma eğiliminde, ancak 1970’lerdekinden çok daha az.” dedi.

    Para politikasının bir resesyona neden olmadan enflasyonu düşürmesinin ne kadar olası olduğuna ilişkin soruya da yanıt veren Powell, amaçlarının uzun süreli genişlemeyi teşvik ederken ve güçlü bir iş gücü piyasasını sürdürürken fiyat istikrarını yeniden sağlamak olduğunu vurguladı.

    Powell, ekonominin “yumuşak bir iniş” gerçekleştirmesinin mevcut bağlamda basit olmasının beklenmediğini belirterek, bu zorlu görevde başarılı olmak için ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını, bugün ekonominin çok güçlü olduğunu ve daha sıkı para politikasıyla başa çıkmak için iyi bir konumda olduğunu ifade etti.

    Fed, mart ayı toplantısında 2018’den bu yana ilk kez faiz artırımına giderek politika faizini 25 baz puan artışla yüzde 0,25-0,50 aralığına yükseltmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur

    Erdoğan: Vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur


    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’ndaki “Kuruluşundan Günümüze Milletvekilleri ve İl Başkanları Toplantısı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayat pahalılığının önüne geçmek, vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur.” dedi.

    AA’nın haberine göre, ekonomi programında köklü bir değişikliğe gitme zaruretiyle karşılaştıklarını anlatan Erdoğan, halen elektrik ve doğal gazda ciddi sübvansiyon yaptıklarını söyledi.

    Kurdaki istikrarsızlığı ciddi oranda kontrol altına aldıklarını belirten Erdoğan, “Evet, hayat pahalılığı vardır ama insanların düne göre biraz daha az miktarda alabiliyor olsa da istedikleri her ürüne erişiminin olduğu bir ülkede yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Elektrik ve doğal gaz desteği için ciddi oranda sübvansiyon yaptıklarını belirten Erdoğan şunları söyledi:

    “Ülkemizi klasik, faiz, kur, enflasyon kabullerinin dışına çıkartarak kendi ihtiyaçlarımıza uygun, önümüze çıkan fırsatları değerlendirebilmemize imkan sağlayacak yeni bir ekonomi programını hayata geçirdik. Hem kurdaki yükseliş hem de küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın tetiklediği hayat pahalılığına karşı vatandaşlarımızı koruma altına alacak politikalara yöneldik. Bu doğrultuda asgari ücret artışından memur ve işçi maaşlarına yapılan zamlara, sosyal desteklerin yelpazesinin genişletilmesinden enerji sübvansiyonlarına kadar pek çok adımı attık. Sadece elektrik, doğal gaz ve akaryakıt desteği için geçen yıl 165 milyar liralık bir kaynak kullandık. Vergi kayıplarıyla bu rakam 200 milyar liranın üzerindedir.”

    “Her hesabı Türkiye ile gelişmiş Avrupa ülkelerindeki asgari ücret karşılaştırmasıyla yapanlar bir de bu mukayeseyi, insanların alışageldiği hayat biçimleri, satın alma güçleri bakımından yapsınlar da ortaya çıkan fotoğrafı görsünler.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Kiradan benzine, yol parasından yiyeceğe, kıyafetten doğal gaza bu mukayeseyi yaptığınızda gerçek durum daha iyi anlaşılacaktır. İstihdamı yani insanımızın çalıştığı işini, oradan elde ettiği gelirini koruma öncelikli ekonomi politikamızı sürdüreceğiz. Sosyal destek programlarımızın etkinliğini artırarak hiçbir vatandaşımızın sahipsiz, aç, açıkta, umutsuz kalmadığı bir sistemle hedeflerimize doğru yürümeyi sürdüreceğiz. Salgın döneminde üretim ve lojistik gücümüzün cazibesi artmış, ihracatımız rekor üstüne rekor kırarak büyümüştür. Ukrayna kriziyle birlikte finans ve turizm gibi hizmet sektörlerinde de ülkemizin yıldızı yükselişe geçti. İnşallah bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek ülkemizin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkarma sözümüzü yerine getireceğiz. Seçim sürecine hem bu sıkıntılar hem bu fırsatlarla birlikte giriyor olmamız, kendimizi doğru şekilde anlatarak her kesimden insanımızın gönlünü kazanmamızın şart olduğuna işaret ediyor. Bu konuda en büyük desteği de sizlerden bekliyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜİK: Enflasyon, şubat ayında yıllık olarak yüzde 54,4 arttı

    TÜİK: Enflasyon, şubat ayında yıllık olarak yüzde 54,4 arttı


    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, şubat ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 25,98, yurt içi üretici fiyatları yüzde 56,83 arttı.

    Aylık bazda Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) 4,81, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 7,22 yükseldi.

    TÜFE, şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 54,44, Yİ-ÜFE ise yüzde 105,01 artış gösterdi.

    Aralık 2021’de yıllık enflasyon yüzde 48,69 olarak kayıtlara geçmişti.

    Yİ-ÜFE, şubatta yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 98,7 arttı

    Yİ-ÜFE, Şubat 2022’de bir önceki aya göre yüzde 7,22, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 18,43, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 105,01 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 56,83 artış gösterdi.

    Sanayinin 4 sektörünün şubatta yıllık bazda değişimleri, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 98,7, imalatta yüzde 97,86, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 202,51 ve su temininde yüzde 33,73 artış olarak gerçekleşti.

    Bu grupların aylık değişimlerine bakıldığında ise madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 6,39, imalatta yüzde 5,6, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 24,66 ve su temininde yüzde 7,37 yükseliş oldu.

    Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri incelendiğinde, ara malında yüzde 115,13, dayanıklı tüketim malında yüzde 69,2, dayanıksız tüketim malında yüzde 70, enerjide yüzde 188,47 ve sermaye malında yüzde 71,9 artış yaşandı.

    Bu grupların aylık değişimlerine bakıldığında ise ara malında yüzde 5,33, dayanıklı tüketim malında yüzde 7,66, dayanıksız tüketim malında yüzde 5,38, enerjide yüzde 19,98 ve sermaye malında yüzde 4,79 artış görüldü.

    Yıllık en düşük artış yüzde 33,73 ile su ve suyun arıtılması ve dağıtılması ürünlerinde gerçekleşti. Bunu yüzde 34,41 ile giyim eşyası, yüzde 37,68 ile temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları alt sektörleri izledi. Buna karşılık ham petrol ve doğal gaz yüzde 213,67, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı yüzde 202,51 ve kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 198,88 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

    Aylık en düşük artış, yüzde 1,2 ile tütün ürünleri, yüzde 2,82 ile giyim eşyası, yüzde 2,9 ile bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler alt sektörlerinde gerçekleşti. Öte yandan, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı yüzde 24,66, ham petrol ve doğal gaz yüzde 20,52 ve temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları yüzde 17,63 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler olarak kayda geçti.

    Beklentiler

    AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan 23 ekonomist, şubatta Tüketici Fiyat Endeksi’nin yüzde 4,14 artacağını öngörmüştü. Bu ortalamaya göre şubatta yıllık enflasyonun yüzde 53,45’e çıkacağı hesaplanmıştı.

    Şubatta yıllık bazda en yüksek artış yüzde 75,75 ile ulaştırma grubunda oldu

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, TÜFE, şubatta bir önceki aya kıyasla yüzde 4,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 54,44 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 25,98 artış gösterdi.

    Ana harcama grupları itibarıyla şubatta aylık bazda artışın en yüksek olduğu gruplar yüzde 8,41 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 7 ile ev eşyası, yüzde 6,39 ile sağlık oldu.

    Şubatta aylık bazda en az artış gösteren ana gruplar ise yüzde 0,30 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 0,44 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 1,49 ile konut olarak kaydedildi.

    Yıllık değişimler

    TÜFE’de yıllık bazda en yüksek artış yüzde 75,75 ile ulaştırma, yüzde 64,83 ile ev eşyası, yüzde 64,47 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda görüldü.

    Şubat 2021’e göre artışın düşük olduğu ana gruplar sırasıyla yüzde 11,89 ile haberleşme, yüzde 22,24 ile eğitim, yüzde 26,87 ile giyim ve ayakkabı olarak belirlendi.

    Şubatta, endekste kapsanan 409 maddeden 53’ünün ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken 24 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı, 332 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

    Şubatta yıllık bazda fiyatların en fazla arttığı bölge

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, şubatta İstatistiki Bölge Birim Sınıflaması (İBBS) 2’nci düzeyde bulunan 26 bölge içinde, aylık bazda en yüksek artış yüzde 5,67 ile “Antalya, Isparta, Burdur” bölgesinde oldu.

    12 aylık ortalamalara göre en yüksek artış ise yüzde 29,33 ile “Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane” bölgesinde gerçekleşti.

    Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 61,96 ile yine “Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane” bölgesinde kaydedilirken bu bölgeyi yüzde 61,54 ile “Kastamonu, Çankırı, Sinop” ve yüzde 61,08 ile “Samsun, Tokat, Çorum, Amasya” bölgeleri izledi.

    En düşük fiyat artışı ise yüzde 51,5 ile “İzmir” bölgesinde hesaplandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***