Etiket: ABD

  • Afganistan: ABD askeri varlığının yarısını çekti, Taliban’ın askeri kazanımları hızlandı, BM uyardı

    Afganistan: ABD askeri varlığının yarısını çekti, Taliban’ın askeri kazanımları hızlandı, BM uyardı


    Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’daki askeri varlığını yarı yarıya çektiği açıklanırken Taliban’ın askeri kazanımlarının son dönmede hızlandığı ülkede Birleşmiş Milletler (BM) çekilmenin “deprem etkisi” yarattığı konusunda uyardı.

    29 Şubat 2020’de ABD yönetimi Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile yaptığı anlaşma kapsamında 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm askerlerini Afganistan’dan çekmeyi taahhüt etmişti. Ancak 20 Ocak 2021’de göreve gelen Başkan Joe Biden, çekilmenin 1 Mayıs’a yetişmeyeceğini duyurmuş ve 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar tamamlanacağını açıklamıştı.

    ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı da yaptığı son açıklamada, nisan sonundan beri devam eden süreçte ABD’ye ait 6 askeri tesisin Afgan ulusal ordusuna teslim edildiği ve çekilmenin yüzde 50’den fazlasının tamamlandığının “tahmin edildiği”ni ifade etti. Toplam 763 C-17 uçağı yükü kadar ekipman çıkarıldığının altını çizen CENTCOM, çekilen asker sayısı konusunda bir açıklamada bulunmadı.

    BM uyardı: ‘Çekilme ülkede sismik bir sarsıntı yaratıyor’

    Afganistan’daki son durumun görüşüldüğü BM Güvenlik Konseyi’nde konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterinin Afganistan Özel Temsilcisi Deborah Lyons, Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden endişelenildiğinin altını çizdi.

    Özel Temsilci, Afganistan’dan yabancı askerlerin çekilmesiyle ülkenin “inkar edilemez derecede korkunç senaryolara” doğru kayma olasılığı bulunduğunu belirterek, “Yabancı güçlerin Afganistan’dan çekildiğinin duyurulması ülke genelinde sismik bir sarsıntıya neden oldu” diye konuştu.

    Ülkedeki 370 ilçenin 50’sinden fazlasının Taliban’ın eline geçtiği konusunda uyarıda bulunan özel temsilci, söz konusu yerlerin çoğunun bölgesel başkentlere yakın olduğunu ve yabancı güçlerin ülkeden tamamen çekilmesinden sonra Taliban’ın buraları kolaylıkla devralabileceği endişesini aktardı.

    Lyons, Taliban’ın barış anlaşmasındaki taahhütlerini yerine getirmediğini öne sürerek, BM Güvenlik Konseyine, Afganistan’da güç paylaşımı ve seçimler de dahil olmak üzere siyasi bir çözüme ulaşılıncaya kadar ilgili taraflara müzakere masasına dönmeleri konusunda her türlü çabayı göstermesi çağrısında bulundu.

    Pakistan: Siyasi uzlaşı olmazsa iç savaş yaşanabilir

    Çekilmenin tamamlanmasının ardından Afganistan’daki olası istikrarsız süreç konusunda endişelerini dile getiren ve uyarılarda bulunan diğer bir ülke de komşu Pakistan oldu.

    Pakistan Başbakanı İmran Han, ABD’nin birliklerini çekmesinden önce Afganistan’da siyasi uzlaşı için çözüm bulunması gerektiğini, aksi halde ülkede iç savaş ihtimalinin bulunduğunu söyledi.

    Siyasi uzlaşının ise sadece Taliban’ın yer aldığı koalisyon hükümetinden geçtiğinin altını çizen Başbakan, Taliban’ın topyekun zafer elde etmesi durumunda “inanılmaz derecede kan döküleceğini” ve Afganistan’ın ardından bundan en çok Pakistan’ın zarar göreceğini vurguladı.

    Kabil Havalanı’na Türkiye’den koruma teklifi

    Geçen hafta yapılan NATO Zirvesi’nde, ABD’nin çekilmesinin ardından Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme teklifine Amerika Birleşik Devletleri’nden destek gelmişti. Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede sürece destek vermeyi kabul ettiğini açıklamıştı.

    Beyaz Saray, Erdoğan-Biden görüşmesinde iki ülkenin Kabil Havalimanı konusunda genel bir mutabakata vardığını ve Biden’ın bu sürece destek vereceğini belirtmişti.

    Amerikan Savunma Bakanlığı da salı günü havaalanının korunması konusunda Türkiye ile olan görüşmelerin sürdüğünü ve yapılması gereken “çok iş” olduğunu açıkladı.

  • ABD Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesini isteyecek: İddianamede neler var?

    ABD Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesini isteyecek: İddianamede neler var?


    Amerika Birleşik DevletleriAdalet Bakanlığı, hakkındaki yakalama kararı nedeniyle Avusturya’da gözaltına alınan Türk iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın, ABD’deki bölge mahkemesinde yargılanması için iadesini talep edeceklerini açıkladı.

    Bakanlık, Avusturya’da 19 Haziran’da gözaltına alınan SBK Holding ve 6 şirketine yönelik kara para aklama soruşturması kapsamında aranan holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Korkmaz’a ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

    Korkmaz’ın Washington’ın talebi üzerine gözaltına alındığına işaret edilen açıklamada, 28 Nisan’da Utah eyaletine bağlı Salt Lake City’deki mahkemenin jüri kararında Korkmaz’ın hakkında 1 “kara para aklama”, 10 “para transferi dolandırıcılığı”, 1 de “resmi sürecin işleyişini engelleme” suçlaması olduğu kaydedildi.

    Açıklamada, mahkemenin Korkmaz’ı 133 milyon dolardan fazla kara para aklamakla suçlandığına işaret edildi.

    ‘Korkmaz ve işbirlikçilerinin söz konusu paralarla Türkiye ve İsviçre’deki bazı havayolları, oteller, yatlar ve evleri satın aldığı’ kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “ABD, Korkmaz’ın Utah’da bölge mahkemesinde mahkemeye çıkması için ABD’ye iadesini isteyecek. Korkmaz, hakkındaki suçlamalardan suçlu bulunursa, kara para aklamaktan 20 yıl, her bir para transferi dolandırıcılığından 20’şer yıl ve resmi sürecin işleyişini engellemekten 5 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.”

    ABD Adalet Bakanlığı’nın açıklamasının sonunda, “Suçlama sadece bir iddiadır ve sanık, bir mahkemede makul bir şüphenin ötesinde suçluluğu kanıtlanana kadar masum kabul edilir.” denilerek SBK ile ilgili masumiyet karinesine atıfta bulunuldu.

    Reuters’ın haberine göre Sezgin Baran Korkmaz’ın hangi ülkeye iade edileceği henüz belli değil.

    Türkiye iade süreci başlatmıştı

    AA’nın haberine göre hakkında Interpol’ün kırmızı bültenle arama kararı bulunan Korkmaz’ın 5 Aralık 2020’de yurt dışına çıktığı İstanbul Havalimanı’nın güvenlik kamera kayıtlarından tespit edilmişti.

    Korkmaz, 19 Haziran’da Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yaklaşık 250 kilometre uzaklıkta bir kasabada emniyet güçleri tarafından gözaltına alınmıştı.

    Bu gelişme üzerine Türkiye, aynı gün Korkmaz’ın iade edilmesi için gereken süreci Avusturya makamları nezdinde başlatmıştı.

    Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili yakalama kararı açıklamasını, ABD Adalet Bakanlığı Vergi Birimi’nden Başsavcı Vekili Stuart M. Goldberg ve Utah Bölgesinden Sorumlu Savcı Vekili Andrea T. Martinez yaptı.

    Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili iddialar

    ABD’de Utah Federal Savcılığı, mahkemeye başvurarak iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’deki varlıklarının ABD tarafından geri alınmasını talep etmişti. Suçlarını itiraf eden ve mahkum olan Kingston Kardeşler’in ABD Hazinesini dolandırarak elde ettiği yarım milyar dolar civarındaki teşviklerin en az 134 milyon dolarının Türkiye’ye gönderildiği, 2014 ile 2018 yılları arasında Türkiye’ye gönderilen paralarla Sezgin Baran Korkmaz’ın kontrolünde ilaç, inşaat ve teknoloji başta olmak üzere birçok farklı yatırımlar yapıldığı ve şirketler alındığı iddia ediliyor.

    Kingston Kardeşlerin, Türkiye’ye gönderdiği paraların işlem belgeleri de dahil olmak üzere, Korkmaz ve Türkiye irtibatlarıyla ilgili iletişim bilgilerini Amerikalı savcılarla paylaştığı öne sürülüyor.

    Sezgin Baran Korkmaz ile Kingston Kardeşleri tanıştıran ve iş birliği yapan Lev Dermen’in de Korkmaz’ın Türkiye’deki finansörü olduğu iddia ediliyor.

    Utah Federal Savcılığı’nın talebi üzerine gerçekleştiği söylenen tedbir kararı “suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesini” düzenleyen 5549 sayılı yasa uyarınca alındı.

    ABD’deki kararında atıf yapılan yasanın 17. maddesi suç gelirinin aklanmasının yanı sıra “terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hallere” dair düzenlemeyi de içeriyor.

    Korkmaz ise iddiaları reddederek “Gelen her kuruş sermaye Amerikan otoritelerinin ve bankalarının izni ile gelmiştir” açıklaması yapmıştı. Bu açıklamadan üç hafta sonra 6 Ekim’de hakkındaki tedbir kararı kaldırıldı ve bunu kaldıran kararda imzası olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz, 16 Ekim’de Adalet Bakanlığı yardımcılığına atandı.

    MASAK’ın raporuna “aklama suçunu oluşturan öncül suçların işlendiğine dair somut bulguların tespit edilemediği” kaydedildi. Korkmaz ile birlikte 14 kişi hakkındaki şirket ve kişisel banka hesaplarına konan blokaj ve tedbirler kaldırıldı. Bunu takiben kasım ayında da yurtdışı çıkış yasağı kaldırıldı ve ülkeden ayrılana kadar Korkmaz’ın ifadesi dahi alınmamış oldu.

  • Kırmızı et tüketimi bağırsak kanserine neden olan DNA mutasyonu riskini artırıyor | Araştırma

    Kırmızı et tüketimi bağırsak kanserine neden olan DNA mutasyonu riskini artırıyor | Araştırma


    Aşırı kırmızı et tüketiminin kalın bağırsak kanserini tetiklediği daha önce bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmıştı. Ancak ABD’de yapılan son araştırma, kırmızı et tüketiminin bağırsak kanserine neden olan DNA mutasyonu riskini nasıl artırdığını açık bir şekilde ortaya koydu.

    Kanser konusunda araştırmaların yayımlandığı “The journal Cancer Discovery” dergisinde çıkan bilimsel makalede, ortaya atılan bu buluş, kanseri erken tespit etme ve yeni tedaviler tasarlama olasılığını da gündeme getirdi.

    Harvard Tıp Fakültesi Profesörü ve Dana-Farber ve Kanser Enstitüsü’nde görevli doktor Marios Giannakis tarafından ortak kaleme alınan makalede, bağırsak kanseri hastalarında DNA hasarına işaret eden genetik mutasyonların, yüksek kırmızı et tüketimi ve kansere bağlı ölümlerin artmasıyla ilişkili olduğu ortaya çıkarıldı.

    Bir süredir işlenmiş et ve kırmızı et tüketiminin kalın bağırsak kanseri için bir risk faktörü olduğunu bildiklerini kaydeden Giannakis, klinik öncesi modellere göre yapılan deneylerin, kırmızı et tüketiminin bağırsakta kanserojen bileşiklerin oluşumunu destekleyebileceğini gösterdiğini, ancak hastalarda bağırsak kanseri gelişimine sebep olan moleküler bağlantının doğrudan gösterilemediğini hatırlattı.

    Giannakis, “Eksik olan, kalın bağırsak kanseri olan hastaların hücrelerinde, kırmızı etle ilişkilendirilebilecek mutasyonların keşfedilmesiydi. Kolon hücrelerinde kansere neden olabilen bu moleküler değişiklikleri tanımlamak, sadece kırmızı etin kalın bağırsak kanseri gelişimindeki rolünü desteklemekle kalmayacak, aynı zamanda kanserin önlenmesi ve tedavisi için yeni yollar sağlayacak.” ifadesini kullandı.

    Deneyler nasıl gerçekleşti ?

    Araştırmayı yapan bilim insanları, kalın bağırsak kanserli 900 hastadan alınan normal ve kalın bağırsak tümör dokularından DNA dizilimi yaptı.

    DNA dizileme verilerinin analizi sonucunda, normal ve kanserli kolon dokusunda, bir çeşit DNA hasarı türü olan alkilasyon göstergesi olan biyolojik bir imza da dahil olmak üzere birkaç mutasyon imzasının varlığı tespit edildi.

    Araştırma sonucu, tümörleri en yüksek düzeyde alkilleyici hasara sahip olan hastaların kalın bağırsak kanserinden ötürü ölüm riski, daha düşük hasar düzeyine sahip hastalara kıyasla yüzde 47 daha fazla olduğu ortaya çıktı.

    Makalede, doktorların genetik olarak alkilleyici hasar biriktirmeye yatkın bireyleri tespit etmeleri halinde kesin bir önlem olarak bu bireylerin kırmızı et tüketmelerini sınırlandırmalarını isteyerek, bu hastalığın önüne geçebilecekleri sonucuna varıldı.

    Buna ilave olarak alkilleyici mutasyon imzası, kalın bağırsak kanser geliştirme riski daha yüksek olan hastaları belirlemek veya kanseri erken bir aşamada tespit etmek için bir biyobelirteç (Vücut tarafından üretilen, kan veya idrar gibi vücut sıvılarında tespit edilebilen ve spesifik bir süreci, durumu veya hastalığı belirten bir madde) kullanılabilir.

  • Atlantik Konseyi raporu | ABD’nin nüfuzunun hissedildiği ülkelerde artık Çin rüzgarı esiyor

    Atlantik Konseyi raporu | ABD’nin nüfuzunun hissedildiği ülkelerde artık Çin rüzgarı esiyor


    ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nin hazırladığı rapora göre, son 40 yılda ABD’nin etkisinin hissedildiği ülkelerin birçoğunda, Çin daha etkili olmaya başladı.

    Denver Üniversitesi’nin iş birliğinde yürütülen çalışmada, ticari, diplomatik ve askeri ilişkiler, yapılan yardımlar, silah alışverişi gibi bazı kriterlere bakılarak ülkelerin birbirlerine olan nüfuzu ölçüldü, hangi ülkenin diğerine daha bağımlı olduğu anlaşılmaya çalışıldı. Ölçümlerde kültürel etkiler veya vekil güçlerinin finansmanı gibi etkenler dikkate alınmadı.

    Rapora göre, 1980’lerde sadece Arnavutluk üzerinde etkisi olan Çin’in nüfuz alanına 2000’lerde İran, Myanmar ve Sudan gibi birkaç ülke eklendi. Günümüze gelindiğindeyse, ABD nüfuzunun en fazla hissedildiği ülkelerden birçoğunda son 20 yıldaki ekonomik büyümenin de katkısıyla Çin’in etkisi daha belirginleşti.

    1980’de büyük ekonomilerin nüfuz alanları

    2000’de büyük ekonomilerin nüfuz alanları

    2020’de büyük ekonomilerin nüfuz alanları

    Rapordan çıkan sonuca göre ABD’nin küresel etkisi durgunluk sürecine girdi, Avrupa etkisini kaybetti, Çin ise daha fazla nüfuz etmeye başladı.

    ABD, halen çoğu Latin Amerika’da olmak üzere, 50 kadar ülkede en etkili güç iken, Çin için bu rakam 34. Rapordaki görsellere bakıldığında Çin’in rotasını özellikle Afrika ülkelerine çevirdiği görülüyor.

    Raporda, Türkiye ile birlikte Avrupa genelinde ise en etkili gücün Almanya olduğu yazıyor. Düşünce kuruluşunun hazırladığı görsellerde Türkiye Avrupa’nın nüfuz alanında gösterildi.

  • ABD’den Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifine destek

    ABD’den Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifine destek


    Türkiye’nin NATO güçlerinin Afganistan’dan asker çekmesinin ardından Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme teklifine Amerika Birleşik Devletleri’nden destek geldi. Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede sürece destek vermeyi kabul ettiğini açıkladı.

    Taliban, 11 Eylül’de ABD güçlerinin geri çekilmesi için belirlenen son tarihten sonra ülkede kalacak tüm güçlerin ‘işgalci olarak’ niteleneceğini ve ‘işgalcilere yaptıkları gibi tepki göstereceklerini’ açıklamıştı.

    Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden görüşmesinde iki ülkenin Kabil Havalimanı konusunda genel bir mutabakata vardığını ve Biden’ın bu sürece destek vereceğini belirtti.

    Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Beyaz Saray muhabirleri ile bir telefon brifingi gerçekleştirdi.

    Erdoğan-Biden görüşmesinde de bulunan Sullivan, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Biden ve Erdoğan görüşmesinde S-400 konusu gündeme geldi. Bu konuda bir çözüme varılamadı ancak diyaloğa devam edilmesi için taahhüt verildi.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sullivan söz konusu görüşmede ABD’nin Afganistan’dan çıkma sürecinde Kabil Uluslararası Havalimanı konusunun da gündeme geldiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu havalimanının güvenliğinin sağlanması konusunda belirli desteğe ihtiyaç duyacağını söyledi, Biden da kendilerine destek taahhüdü verdi.” ifadesini kullandı.

    İki liderin de ekiplerini nihai plan konusunda çalışılması için görevlendirdiğinin altını çizen Sullivan, “Türkiye’nin (Kabil) Hamid Karzai Uluslararası Havalimanının güvenliğinin sağlanmasında öncü rol oynaması konusunda mutabakata varıldı. Şimdi bunu nasıl uygulayacağımız konusunda çalışıyoruz.” dedi.

    “Türklerin bu rolün altından kalkabileceğine güveniyoruz”

    Sullivan, Taliban’ın Kabil çevresindeki diplomatik ve güvenlik alanlarına saldırma ihtimaline karşı duyulan endişeleri ciddiye aldıklarını belirtti.

    Türkiye ile Kabil Havalimanı konusunda çalışmaktan dolayı iyi hislere sahip olduğunu belirten Sullivan, “Türklerin bu rolün altından kalkabileceğine güveniyoruz.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden, 14 Haziran Pazartesi günü Brüksel’de bir araya gelmişti.

  • Erdoğan’dan Biden’a F-35 ve S-400 mesajı: Farklı adım atmamızı beklemeyin

    Erdoğan’dan Biden’a F-35 ve S-400 mesajı: Farklı adım atmamızı beklemeyin


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile gerginliğe yol açan Rusya’dan S-400 alımı ile F-35 konularını değerlendirdi.

    ABD Başkanı Joe Biden ile NATO zirvesi kapsamında yaptığı görüşmede konunun gündeme geldiğini hatırlatan Erdoğan, “F-35’te üzerimize düşeni yaptık” dedi.

    Bakü’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Biden’a “Türkiye olarak gerek F-35 gerekse S-400 konusunda farklı bir adım atmamızı beklemeyin, dedim. Çünkü biz F-35’te üzerimize düşeni yaptık.” dediğini aktardı.

    Son olarak Biden’ın Hava Kuvvetleri Sekreterliği için aday gösterdiği Frank Kendall, Türkiye’den F-35 parçalarının alımının durdurulması gerektiğini söylemişti.

    Erdoğan ayrıca Biden’a “Terör örgütü YPG ile mi yoksa NATO müttefikiniz Türkiye ile hareket edeceksiniz?” diye sorduğunu ancak cevap alamadığını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı, “Terörün hedefi olan bir müttefikin yanında durmak yerine o müttefikin mücadele ettiği terör örgütlerini tercih etmek, tarihi bir hatadır. Terör örgütlerini destekleyenler, onlara cesaret verenler ne büyük bir yanlış yaptıklarını er ya da geç anlayacaklar.” dedi.

    “Afganistan’da daha fazla sorumluluk alabiliriz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı sonrasında, Türkiye burada çok daha fazla sorumluluk alabilir.” şeklinde konuştu.

    “Yakın zamanda Putin’le ikili görüşme yapacağız”

    Ermenistan’ın güven artırıcı adımlar atmaya başlaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Döşediği mayınların haritalarını Azerbaycan’la paylaşması bu yönde önemli bir ilk adımı teşkil edecektir.” dedi.

    Erdoğan, Zengezur koridoru konusunda da “Rusya tarafında geciktirme niyeti olduğuna ihtimal vermiyorum. Tam aksine yardımcı bir hava içinde. Yakın zamanda Putin’le ikili görüşme yapacağız.” açıklamasında bulundu.

    “Temenni ederim eylül-ekim gibi kendi aşımızı üretmiş oluruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kovid-19 aşılamalarına ilişkin, “Yoğun aşı süreci pek çok yerde rahatlama meydana getirdi. Temenni ederim ki eylül-ekim gibi biz de kendi aşımızı üretmiş oluruz.” diye konuştu.

    “Cumhur İttifakı’nın adayı belli”

    “Cumhur İttifakı’nın adayı belli.” ifadesini kullanan Erdoğan, “Dolayısıyla bizim karşımıza kimin çıkacağı bizi pek de ilgilendirmiyor.” dedi.

  • Alzheimer ilacı ilk defa bir insanın üzerinde denendi

    Alzheimer ilacı ilk defa bir insanın üzerinde denendi


  • ABD Başkanı Biden ile Rusya lideri Putin arasındaki zirve Cenevre’de başladı

    ABD Başkanı Biden ile Rusya lideri Putin arasındaki zirve Cenevre’de başladı


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki zirve, İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı.

    Cenevre’de, Kasım 1985’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile eski SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov arasında yapılan tarihi zirveden 36 yıl sonra, ABD-Rusya zirvesi gerçekleşecek.

    Zirvenin yapılacağı Leman Gölü (Cenevre Gölü) kıyısındaki Parc de La Grange villasına TSİ 13.25 sularında Putin ve Biden geldi.

    Görüşme öncesi kısa açıklama yapan Rusya lideri Putin, ABD Başkanı Joe Biden’a şahsen görüşme girişimi için teşekkür ederek, “Uzun bir yolculuk yaptınız, çok çalıştınız. Ancak Rus-Amerikan ilişkilerinde en yüksek seviyede ele alınması gereken birçok sorun birikti. Görüşmemizin yapıcı geçeceğini umuyorum.” ifadelerini kullandı.

    ABD Başkanı Biden da Putin’le iki büyük müzakere olarak tanımladığı görüşmeyle ilgili, ülke arasındaki iş birliği ve karşılıklı menfaat alanlarını belirlemeye çalışacaklarını belirterek “Yüz yüze görüşmek her zaman daha iyidir.” dedi.

    Kameralar karşısında soğuk ve ciddi bir tablo çizen iki liderin daha sonra gülümsedikleri görüldü.

    Putin, salondaki muhabirlerin sorularını yanıtsız bıraktı.

    Biden göreve geldikten kısa süre sonra Rusya liderine “Katil Putin, çok yakında yaptıklarının bedelini ödeyecek” sözleriyle sert çıkarken Putin de ABD Başkanı Biden’a farklı bir tonda cevap vermişti. Ayrıca iki ülke görüşme öncesi karşılıklı diplomatlarını sınır dışı etti.

    Biden, Rusya’yı ABD seçimlerine müdahale ve Amerikan kurumlarına siber saldırının emrini vermekle suçlarken, Rusya Devlet Başkaın Putin, kanıt istemişti. Keza Biden, mevkidaşını ‘demokrasiye saygı göstermediği’ gerekçesiyle eleştirmişti. Ayrıca Putin, ABD’de 6 Ocak’ta yaşanan Kongre baskınını örnek göstermiş ve Washington’ın demokrasi konusunda kimseye ders verecek durumda olmadığını belirtmişti.

    İki liderin yüz yüze görüşmesi başladı ancak görüşme öncesi hem Washington hem de Moskova, beklentileri yüksek tutmadıklarının altını çizmişlerdi.

    Dört ile beş saat sürmesi beklenen görüşmenin ardından Putin’in TSİ 18.45’te, Biden’ın ise TSİ 20.00’de ayrı ayrı basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

  • Ahmedinejad: AB, ABD’nin gölgesinden ayrılmalı, İran’ın acilen reformlara ihtiyacı var

    Ahmedinejad: AB, ABD’nin gölgesinden ayrılmalı, İran’ın acilen reformlara ihtiyacı var


    İran’ın eski cumhurbaşkanlarından Mahmud Ahmedinejad, Avrupa Birliği’nin (AB), Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gölgesinden ayrılması gerektiğini söyledi.

    Ahmedinejad, İran’da 18 Haziran’da düzenlenecek seçimler öncesi Euronews’e verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    ABD’de eski yönetimlerin İran politikalarında verdiği vaatleri tutamadığını ifade eden Ahmedinejad, “Obama adayken, bir çok kez İran’a yönelik politikalarda değişiklik vaat etti, ülkeler bunu memnunlukla karşıladı. Maalesef sözünü tutamadı ve fırsatı kaçırdı. Umarım, Biden şansını kullanır.” dedi.

    Ahmedinejad, kendisi ve diğer adayların seçime girmesini engelleyen Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin halkın iradesini hiçe saydığını söyledi.

    İran halkının ülkedeki son siyasi gelişmelerde hoşnut olmadığını ifade eden Ahmedinejad, ülkenin acilen reformlara ihtiyacı olduğunu savundu.

    Kendisini İran halkının haklarını ve çıkarlarını korumakla sorumlu gördüğünü kaydeden Ahmedinejad, mevcut seçim sisteminin değiştirilerek, halkın gerçek iradesini ortaya koyacak bir sistemin uygulanmasını istediğini söyledi.

    İran’ın Batı ülkeleriyle yaptığı nükleere anlaşmanın canlandırılmasıyla ilgili müzakerelerin önemini kabul eden Ahmedinejad, Hasan Ruhani iktidarının bu görüşmeleri sonuçlandıramayacağı görüşünü kaydetti.

    “Boykot çağrıları etkili oldu”

    Artan işsizlik ve yüksek enflasyon yüzünden ekonomik sorunlarla boğuşan İran’da son anketler seçmenin sandığa küstüğünü ve oy atmaya sadece seçmenlerin yüzde 36’sının gideceğini ortaya koyuyor.

    Reformist siyasetçiler, ev hapsinde tutulan muhalif lider ve eski Başbakan Mir Hüseyin Musevi ve eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad seçimleri boykot edeceklerini açıkladı.

    Bu arada eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin kızı ve eski milletvekili Faize Haşimi, eski diplomat Mansur Ferheng ve gazeteci Ali Kelai gibi 87 siyasi ve sivil aktivist de seçimleri boykot çağrısı yaptı.

    Öte yandan ülke lideri Ali Hamaney’in danışmanı ve eski Meclis Başkanı Ali Laricani de adaylığının veto edilmesine karşı sessizliğini bozarak AKK’nin ret gerekçesini kamuoyuna ilan etmesini istedi.

    Hem reformist hem de muhafazakar kanattan seçimlerin boykot edilmesiyle ilgili çağrılar yapılırken halkın sandıklara ilgisinin de düşük

  • Putin: Kimseye suikast düzenlemek gibi bir alışkanlığımız yok

    Putin: Kimseye suikast düzenlemek gibi bir alışkanlığımız yok


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin ABD’deki siber saldırıların arkasında olduğu yönündeki suçlamaları “saçma” olarak nitelendirdi ve reddettiklerini söyledi. Putin, söz konusu suçlamada ABD hükümetinin Rusların dahil olduğuna dair kanıt göstermesi gerektiğini ifade etti.

    ABD Başkanı Joe Biden’la 16 Haziran’da yapacağı görüşme öncesinde Amerikan NBC kanalına röportaj veren Putin, Moskova ile Washington arasındaki ilişkileri ve görüşme öncesi beklentilerini anlattı.

    Tamamı 14 Haziran’da yayınlanacak röportajın kısmen yayınlanan bölümlerinde, Putin’in Biden’la ilgili değerlendirmelerine ve Trump’la mukayesesine yer verildi.

    Biden’ın Trump’tan daha “öngörülebilir” biri olduğunu ifade eden Putin, “Trump, renkli bir kişi, hoşlanırsınız veya hoşlanmazsınız. Kendisi ABD müesses nizamından gelmedi, daha önce zor zamanların politikalarının da bir parçası değildi. Fakat Sayın Trump, oldukça sıra dışı ve yetenekli biri yoksa zaten ABD Başkanı olamazdı.” değerlendirmesini yaptı.

    Putin, buna karşılık Biden’ın hayatının büyük bölümünü Washington siyaseti içinde geçirdiğini belirtti.

    ABD Başkanı Biden ile pek çok konu başlığını kapsamlı şekilde görüşeceklerini söyleyen Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yılların en düşük seviyesinde olduğuna dikkati çekti.

    “Katil Putin”

    Joe Biden’ın daha önce kendisi hakkında “katil” ifadesini kullandığı hatırlatılan Putin, bu ifadeye takılmadığını, bu tür suçlamaların “Hollywood maçoluğu” olduğu değerlendirmesinde bulundu.

    Putin, “Bir atasözümüz var ‘Çirkinseniz aynaya kızmayın’ denir. Kişisel olarak sizinle bir ilgisi yok. Ama birileri bir şey için bizi suçlarsa, diyorum ki, neden kendinize bakmıyorsunuz? Aynada kendinizi göreceksiniz, bizi değil.”

    “Her türlü iddiayla suçlandık.” diyen Putin, “Seçime müdahale, siber saldırılar vesaire vesaire. Ama bir kere bile herhangi bir delil veya kanıt ortaya koyma zahmetine girmediler. Sadece asılsız suçlamalar.” sözleri ile ABD’den Moskova’ya yönelik suçlamalarına kanıt getirmesini istedi.

    Batı’dan ülkesine yönelik yapılan eleştirileri “iki yüzlü” olarak tanımlayan Putin, Rusya ve ABD dahil her ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini ifade etti. Ayrıca ABD’nin kendi başarısızlıklarını örtbas etmek için bazı meseleleri saptırdığını savundu.

    Navalny’nin zehirlenmesi

    Kendisini en sert şekilde eleştiren muhalif lider Aleksey Navalny’nin Noviçok sınıfı bir kimyasalla zehirlenmesi hadisesini değerlendiren Putin, böylesi bir saldırının emrini kendisinin vermediğini dile getirdi.

    Navalny’nin cezaevinden salınıp salınmayacağı yönündeki soruya ise, “Bakın, bu ülkede bu tür kararlar devlet başkanı tarafından alınmıyor.” diye konuştu.

    Ayrıca Putin, Navalny ile ilgili, “Ona diğer mahkumlardan daha kötü davranılmayacak.” açıklamasında bulundu. Navalny’nin öldürülmesi emrini verip vermediği sorusuna ise, “Kimseye suikast düzenlemek gibi bir alışkanlığımız yok.” yanıtını verdi.

    “Rusya, İran’a uydu sistemleri satmaya hazırlanıyor” iddiasını yalanladı

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün (13 Haziran) Washington Post gazetesinde yer alan ve “Moskova’nın Tahran’a uydu sistemleri satmaya hazırlandığı” yönündeki bir iddiayı içeren haberine tepki gösterdi.

    Putin, Rusya’nın İran’ın Orta Doğu’daki potansiyel askeri hedefleri izleyebilmesini sağlamak için İran’a gelişmiş uydu sistemleri tedarik etmeye hazırlandığı şeklindeki iddiayı, “Bunlar yalan haberler, en azından bununla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Anlamsız ve çöp.” sözleriyle değerlendirdi.

    Beyaz Saray: Biden tek başına basın toplantısı düzenleyecek

    Diğer yandan Beyaz Saray, yazılı bir açıklama yaparak, 16 Haziran’daki Putin görüşmesinin ardından Biden’ın tek başına bir basın konferansı düzenleyeceğini ve görüşmeyi değerlendireceğini bildirdi.

    Biden ile Putin, 16 Haziran günü İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelecek ve iki ülke arasındaki ilişkileri kapsamlı şekilde ele alacak.