Etiket: 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

  • CHP: ‘Cumhurbaşkanlığında 2 bin 269, milletvekilliğinde 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik’

    CHP: ‘Cumhurbaşkanlığında 2 bin 269, milletvekilliğinde 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik’


    CHP, bazı sandık sonuçlarında uyuşmazlık tespit ettiğini açıkladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, Cumhurbaşkanlığında 2 bin 269, milletvekilliğinde 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit edildiğini söyledi.

    Türkiye’de 14 Mayıs seçimleri sonrasında bazı sandıklardan çıkan ıslak imzalı tutanaklar ile Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) paylaştığı verilerin uyuşmaması ile ilgili iddialar büyüyor.

    Muhalif seçmen Twitter’da #oylaryenidensayılsın, #oyunasahipçıktürkiye ve #YskİtirazSüresiniUzat gibi tutanak usulsüzlüğü iddialarının paylaşıldığı başlıklarda tepkisini dile getiriyor.

    Seçmen, partileri oylara sahip çıkmaya çağırırken, Ankara’da 17 Mayıs akşamı bir grup genç YSK Ankara İl ve Merkez İlçe Seçim Kurulu önünde eylem başlattı, 10 kişi gözaltına alındı.

    YSK Başkanı Ahmet Yener, sosyal medyada gündem olan paylaşımlara ilişkin açıklama yaptı. Usulsüzlük iddialarının asılsız olduğunu söyleyen Yener, “Sosyal medyada paylaşılan görsellerin YSK ile ilgisi yoktur” dedi.

    “Sosyal medyada paylaşılan görsellerin YSK ile ilgisi yoktur. Asılsız iddialara itibar edilmemelidir. Süreç şeffaf şekilde devam etmekte ve süreçte siyasi partilerimiz yer almaktadır. YSK teknik altyapısı uygun olan ve seçime katılan tüm siyasi partilerle veri akışını gerçekleştirmiş olup kesin sonuçların açıklanmasından sonra sonuçlar tüm kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

    CHP: ”Cumhurbaşkanlığında 2 bin 269, milletvekilliğinde 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik”

    Kameraların karşısına geçen CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek,Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sistemiyle örtüşmeyen sandık sayısını açıklayarak son duruma dair bilgiler paylaştı.

    Gerekli itirazların yapıldığını ve de sürecin yakından takip edildiğini açıklayan Erkek, “Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte de olsa her bir oyu takip ediyoruz arkadaşlar” dedi.

    Erkek’in paylaştığı bilgilere göre YSK tutanaklarıyla uyuşmazlık tespit edilen sandıklara göre, Cumhurbaşkanlığı için toplam 201 bin 806 sandığın 2 bin 269’unda farklılık tespit edildi.

    Milletvekilliği için ise toplam 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit edildi ve bu durum CHP ve İyi Parti aleyhine.

    “Cumhurbaşkanlığı için 2 bin 269 sandık tutanağında farklılık tespit ettik. Tabii dört adayın da lehine, aleyhine olabilir. Ayrıca bizim adayımız aleyhine olanları da ayrıca tespit ediyoruz. Bunların itirazları, pazartesi 17.00 itibarıyla yapıldı. Milletvekilliği için de toplam 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik, CHP ve İyi parti aleyhine. Ve bunların da itirazları dün 15.00 itibarıyla bitti.”

    YSP: ”Ülke çapında binin üzerinde sandık sonuç tutanağına bilgiler yanlış girildi”

    Yeşil Sol Parti’nin oylarının da bazı bölgelerde sonuç tutanağına yanlış girildiğine dair yapılan itirazlar sonrası YSK temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki bir açıklama yaptı.

    Tiryaki, ülke çapında binin üzerinde sandık sonuç tutanağına bilgilerin yanlış girildiğini ve itirazların üzerine tamamının düzeltildiğini söyledi.

    Tiryaki açıklamasının devamında bu itirazların herhangi bir kentte vekil dağıtımını etkileyecek düzeyde olmadığını ifade etti.

    İçişleri Bakanı Soylu: “Recep Tayyip Erdoğan 27 milyon oy aldı. Millet ne derse başımızın üstüne”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 27 milyon oy aldığını söyledi. 

    AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanlığında konuşan İçişleri Bakanı Soylu,“Recep Tayyip Erdoğan 27 milyon oy aldı. 275 bin oy için tüm seçmenin oy kullanacağı bir seçime daha gidiyoruz. Bundan daha büyük bir demokrasi vesikası olamaz. Bu demokrasiye sadakatin tam göstergesidir” açıklamalarında bulundu. 

    Muhalefetin başından beri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni değiştirmek için kampanya yürüttüğünü anlatan Soylu, ancak Mecliste Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu elde ettiğini aktardı.

    “Millet 320’nin üzerinde milletvekili vererek demek istedi ki, ‘Ben Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne devam ediyorum.” Tezleri çöktü. Hele yüzde 10’luk baraj olsaydı başka işler olacaktı. Tayyip Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın nasıl bir demokrasi anlayışı olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bir şey daha söylediler, ‘Bunlar kaybetseler de hükümeti vermezler.’ Millet ne derse başımızın üstüne. Adana’yı kaybettik, vermedik mi? İstanbul’u kaybettik, vermedik mi? Ancak burada bunun yanlış olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bundan daha büyük bir demokrasi vesikası olamaz. Bu demokrasiye sadakatin tam göstergesidir. Milli iradeye sadakatin tam göstergesidir.”

    HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Şahin de bir açıklama yaparak Mersin ve Batman’daki seçim sonuçlarına ilişkin yapılan haberlere tepki gösterdi.

    HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı, Batman milletvekili adayı Serkan Ramanlı’nın 10 bin 89 oy farkı ile Mersin milletvekili adayı Faruk Dinç’in ise 12 bin 167 açık ara oy farkı ile milletvekilliğini kazandığını söyledi. Şahin, bundan sonra yapılacak itirazların ise sonucu değiştirme ihtimalinin olmadığını vurguladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yurt dışındaki Türklerin oy kullanma hakkı olmalı mı?

    Yurt dışındaki Türklerin oy kullanma hakkı olmalı mı?


    2012 yılında oy hakkına kavuşan ve ilk kez 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanan yurt dışı seçmenin oy hakkı hemen her seçimde tartışma konusu oluyor.

    59 yaşındaki ev hanımı Sultan 20 yıldan fazladır Londra’da yaşıyor ve yurt dışında yaşayan pek çok Türk gibi o da 14 Mayıs seçimleri için oy kullanmayı planlıyor.

    Euronews’e konuşan Sultan “Eğer bu hak bana verilmişse, ülkemi kim yönetiyor bilmek durumundayım . Bu söz hakkına sahibim. Sonuçta bu benim ülkem” diyor.

    İnsanların kendisini Londra’da yaşamasına rağmen Türk siyasetine dahil olmakla eleştirdiğini belirten Sultan, “Anavatanımızla bağlantımızı canlı tutuyoruz. Her zaman oraya seyahat ediyoruz ve bazen aylarca kalıyoruz. Oradayken hastaneler, postaneler gibi halkın kullandığı aynı günlük hizmetlerden yararlanıyoruz. O halde neden kullanmayalım?” diye soruyor.

    İngiltere’de uzun yıllar çocuk bakıcısı olarak çalışan Sultan, “Onlara diyorum ki, Türkiye’den ayrıldığımda farklı bir ortam vardı. 1999’da büyük depremi yaşamıştık. İş imkanları yoktu benim için. Genel durum çok iyi değildi. Ancak her ne kadar düzeldiğine inansam da, birinin belli bir yaşta çocuklarının ve torunların sana ihtiyaç duyarken geri dönmesi kolay değil.” sözleriyle durumunu anlatıyor.

    “İki ülke de iş yapıyorum”

    40 yaşındaki Umut inşaat sektöründe iş sahibi ve 17 yıldır Fransa’yı evi olarak görüyor. Euronews’e seçimler için sandığa gideceğini söyleyen Umut, “Benim durumum başkalarından farklı olabilir çünkü her iki ülkede de iş yapıyorum. İki ülke arasında çok sık seyahat ediyorum ve söz hakkım olduğuna inanıyorum” diyor.

    Umut “Gözlemlediğim kadarıyla Avrupa’da yaşayan birçok Türk kendini Türkiye’ye ait hissediyor. Burada doğmuş ve büyümüş olsa da, her ne kadar içten içe hiç geri dönmeyeceğini bilse de, hep bir gün oraya döneceğini hayal ediyor.” diyerek tespitini aktarıyor.

    Umut’a göre yurt dışında yaşayan Türklere oy hakkı verilmesini eleştirenler aslında yurt dışındakilerin çoğunluğunun kendi yanlarında olacağını bilerek bu oy hakkını tanıyan mevcut AKP hükümetini eleştirme eğiliminde.

    Umut Türk olmayanların da vatandaşlık alınca oy hakkına kavuştuğuna dikkat çekerek, “İran ya da Körfez ülkelerinden bir kişi Türkiye’den ev aldığı için vatandaşlık alıyor ve oy kullanma hakkına sahip oluyorsa, biz neden sahip olmayalım? Neredeyse yurt dışındaki bütün Türk vatandaşları Türkiye’ye yatırım yapıyor.” diyor.

    Oy kullanırken önceliklerinin “adalet ve bağımsız yargı” olduğunu belirten Umut üç çocuğunun büyüdüklerinde Türkiye’deki seçimlerde oy kullanmayacağını düşünüyor ve ekliyor:

    “Kendilerini önce Fransız, sonra Türk olarak tanımlıyorlar. Bence Türk siyasetiyle ilgilenmeyecekler”.

    Yurtdışında seçmenin oy hakkını eleştirenler ve savunanlar ne diyor?

    Daha önce yalnızca havaalanları ve gümrük kapılarındaki sandıklarda tanınan oy kullanma hakkı 2012 yılında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları için de kanunen tanındı.

    İlk kez 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanan yurt dışı seçmenin oy hakkı hemen her seçimde tartışma konusu oluyor.

    Eleştirenler yurt dışında yaşayanların daha iyi yaşam şartlarına sahip olduğunu, kazandıkları para birimlerinin Türk Lirası’na karşı değerinin keyfini sürdüğünü ve Türkiye’nin iç siyasetinden etkilenmediğini savunuyor.

    Savunanlar ise bunun demokratik bir hak olduğunu vurguluyor.

    “Sınırı nerede çizeceğiz?”

    İstanbul Bilgi Üniversitesi siyaset bilimi öğretim üyelerinden Prof. Dr Emre Erdoğan oy hakkı söz konusu olduğunda kapsayıcı olunması gerektiğine işaret ediyor.

    Euronews’e konuşan Prof . Dr. Erdoğan, “Eğer oy hakkını vatandaşlığa yasladığınız zaman mülteciler oy kullanamaz çünkü vatandaş değiller. Mülteci ya da göçmenler ülkenin politikalarından etkileniyor. Ama biz bu insanların görüşünü almıyoruz.” diyor. 

    “Siz burada yaşamıyorsunuz, dolayısıyla ülkenin geleceği hakkında söz sahibi olamazsınız. Gidin nerede yaşıyorsanız orada oy verin demek biraz kısıtlayıcı geliyor.” diye ekliyor Prof. Dr. Erdoğan.

    “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes ne olursa olsun oy kullansın’ ile ‘oy kullanmak demokrasidir ve politikalardan etkilenecek insanların o politikalar hakkında söz sahibi olması gerekir, dolayısıyla yurt dışında yaşayan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tabii ki kullansın’ demek arasında fark var. Çünkü ikincisinin bir sonraki adımı mülteciler de oy kullansına gider ve bence makul bir taleptir”.

    “Özellikle Almanya’da yaşayanların büyük bir çoğunluğunun Türkiye’de yatırımları var, evleri var” diyen Erdoğan, yurt dışı seçmeninin dolaylı ya da doğrudan Türkiye politikalarından etkilendiğini belirtiyor ve “Dolayısıyla sınırları nerede çizeceğiz?” diye soruyor. 

    Türkiye’nin yurt dışındaki vatandaşlara yönelik politikaları

    “Geniş kapsamlı düşünmekte hiçbir zarar yok” diyen Prof Erdoğan, yurt dışı seçim hakkının Türkiye’nin yurt dışındaki vatandaşlarına yönelik politikalarını incelemeden tartışılamayacağı görüşünde.

    “Almanya’ya bakıldığı zaman orada mobilize edilecek bir kitle görülüyor Türkiye’den bakıldığında. Bunun bir avantaj sağladığını düşünen kişi Turgut Özal’dı. Yerel siyasette aktif olsunlar, orada baskı grubuna dönüşsünler ve orada Türkiye lehine kararlar çıkarsınlar… Bir sonraki aşamada oradaki insanları Türk tutmak için çaba harcandı”.

    Erdoğan, “Almanya’da çok aktif bir dini örgütlenme var, bu dini örgütler ister istemez İslami siyasal hareketlerle de ilişkili” diyor.

    Türkiye’nin, yurt dışında özellikle Almanya’daki aktivitelerini orada yaşayan Türkiye kökenlilerin entegre olmaları için yapılmadığını aktaran Prof Erdoğan, bu politikaların Almanya’da bir “Türkiye” yarattığını ifade ediyor:

    “İşçi olarak çalışmaya giden insanların karşılaştıkları sorunları çözmek için dine sarılmaları ya da siyasal veya dini kimliklerini koruyabilmek için dine sarılmaları, Almanlaşmamak için dine sarılmalı… Bütün bunlar açıkçası orada bir Türkiye hinterlandı yarattı. Böyle bir hinterlanddan kimin oy alacağı belliydi”.

    Kürt hareketinin de yurt dışında, özellikle Fransa’da ve İsveç’te güçlü bir hareket olduğunu ifade eden Prof Erdoğan, dolayısıyla Türkiye siyasetinin diğer ülkelerde yaşayanlara da yansıdığını söylüyor.

    Erdoğan muhalefeti de “Türkiye’deki Sosyal Demokratlar ya da muhalefet açısından baktığımızda, yurt dışından özellikle de Almanya’dan oy alma konusunda faaliyetleri yok. Bu konuda başarısızlar” sözleriyle değerlendiriyor.

    Yurt dışında yaşayanların iki ayrı muhasebe defteri tuttuğunu söyleyen siyaset uzmanı, “Özellikle Almanya’dakiler orada sosyal demokrat partilere, burada ise sağ partilere oy veriyor. Çünkü yurt dışındaki sosyal demokrat partiler göçmenlerin haklarının genişlemesini istiyor”. diyor.

    Yurt dışı seçmenin tercihleri neye bağlı?

    İstanbul Bilgi Üniversitesi Avrupa Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Ayhan Kaya’ya göre yurt dışında seçimlere katılım, bu seçmenin anavatanla olan siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik bağlarının güçlü kaldığının bir göstergesi.

    “Özellikle küreselleşme süreçlerinin sağladığı ucuz iletişim ve ulaşım yöntemleri, göçmenler ile orijin ülke arasındaki bağları giderek güçlendiriyor. Zaman geçiyor olmasına rağmen, söz konusu bağlar güç kaybetmektense güç kazanıyor”.

    Geçmiş seçim sonuçları Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının çoğunlukla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yana oy kullandığını, İngiltere’dekilerin desteğinin ise daha çok HDP ya da CHP’den yana olduğunu gösterdi.

    Prof. Dr. Kaya’ya göre bu durumun sebeplerinden biri ülkelerin uyum politikaları. Örneğin, Türk nüfusun daha çok göçmenlerden oluştuğu Almanya’da çifte vatandaşlığa izin verilmiyor. Türk vatandaşlığından vazgeçmek istemeyenler daha milliyetçi ve dini kimliklerini koruma eğiliminde. 

    “Bu grup genellikle dini kimliği güçlü olan, cemaatlerin etkin olduğu bir yaşam tarzını benimseyen, muhafazakar öncelikleri olan bir grup olduğundan AKP benzeri siyasal partilere daha yakın dururken, aynı zamanda liderleri olarak gördükleri Recep Tayyip Erdoğan’ın sunduğu “güçlü dünya lideri” imajını benimseyen ve ondan beslenen bir profil sergilemektedir” diyor Prof Kaya.

    Prof. Dr. Kaya Euronews’e yaptığı değerlendirmede yurt dışı seçmenin oylarını etkileyen bir diğer etkenin kişilerin yurt dışına gitme sebepleri olduğunu ifade ediyor.

    “Seçmen eğilimlerini belirleyen bir diğer faktör ise İngiltere, İsviçre, ABD, İsveç gibi ülkelerde yaşayan Türkiye kökenlilerin önemli bir kısmının mülteci kökenli olmasıdır. Bu ve benzeri nedenlerle Türkiye’deki iktidara mesafeli yaklaşan kitlelerden oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda seçmen eğilimlerinin farklı olması daha kolay anlaşılabilir.” diye açıklıyor.

    Yurt dışında oy kullanmanın bir norm olması gerektiğini savunan Kaya, “Küreselleşmeci paradigmanın egemen olduğu 1990’lı ve 2000’li yıllarda bu konu tartışılırken genellikle uluslararası toplumda olumlu bir hava hakimdi. Ancak popülizmin egemen olmaya başladığı 2010’lu yıllarda ülkeler daha çok kendi içlerine kapanma eğilimi gösterdiklerinden bu hakkın bir anlamda kendi ülkelerinin hükümranlık alanına müdahale olarak görme eğilimi de arttı”.

    “Bağlam ne olursa olsun, göçmen kökenli insanların kaçınılmaz olarak hem orijin hem de bulundukları ülkeye aidiyet hisleri benimsiyor olduklarından vatandaşı oldukları her iki ülkenin de siyasetinde söz hakkına sahip olmaları gerektiğini düşünüyorum. Sadece kültürel yakınlık değil söz konusu olan, aynı zamanda sosyal bağlar, iktisadi çıkarlar da söz konusudur.” diye ekliyor Kaya.

    Sultan ve Umut yurt dışında oy kullanma hakkına sahip üç milyon kişiden yalnızca ikisi. Yurt dışı seçmenler toplam seçmen sayısının yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyor.

    Kamuoyu yoklamaları adaylar arasında başa baş bir mücadele öngörürken, yurt dışı seçmenlerin oyları potansiyel olarak belirleyici olabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanlığı seçimi: Gurbetçiler, yarın sandık başına gidiyor

    Cumhurbaşkanlığı seçimi: Gurbetçiler, yarın sandık başına gidiyor


    14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için, gurbetçiler yarın sandık başına gitmeye başlayacak.

    Yurt dışında sandık kurulan ülkelerde en çok seçmen Almanya, en az seçmen Brezilya’da bulunuyor. 

    Yüksek Seçim Kurulunca (YSK), 73 ülke ve 156 yerdeki yurt dışı temsilciliğinde sandık kurulları oluşturuldu.

    Yurt dışı seçmen için yarın başlayacak oy verme işlemleri, yurt dışı temsilciliklerde 9 Mayıs’a kadar sürecek.

    Yurt dışı seçim kütüğüne kayıtlıların oy kullanmaları için hazırlanan gümrük kapılarında da yarın oy verme işlemi başlayacak. Gümrük kapılarında oy verme, 14 Mayıs 2023 Pazar günü saat 17.00’de bitecek.

    Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler, tatil günleri dahil 24 saat süreyle oy kullanılabilecek.

    Yurt dışında, kayıtlı 3 milyon 416 bin 98 seçmen bulunuyor. Yurt dışında ilk kez oy kullanacak seçmen sayısı ise 277 bin 646.

    Bu seçmenler için gümrüklerde ise 4 bin 671 gümrük sandık kurulu kuruldu.

    Dış temsilciliklerde oy verme işlemi, o temsilcilik için ilan edilen tarih aralığında hafta içi ve hafta sonu yerel saatle 09.00 ile 21.00 arasında, başkonsolosluklara bağlı şehirlerde ise yerel saatle 09.00 ile 18.00 arasında yapılabilecek.

    Yurt dışı seçmenler, belirlenen temsilciliklerin herhangi birinde veya sandık kurulan herhangi bir gümrük kapısında oy kullanabilecek, bu işlem için randevu alınmasına gerek olmayacak.

    Seçimlerde Türklerin yaşadığı ülkelerde sandık kuran YSK, bu yıl ilk kez Belarus, Brezilya, Estonya, Fas, Karadağ, Kore Cumhuriyeti, Libya, Litvanya, Malezya, Nijerya, Pakistan, Portekiz, Slovakya ve Tanzanya’ya sandık götürdü.

    ABD’de 9 temsilcilikte oy verilecek

    YSK verilerine göre en çok seçmenin bulunduğu ülke 1 milyon 501 bin 152 ile Almanya oldu. Almanya’yı 397 bin 86 seçmenin yaşadığı Fransa ve 286 bin 753 seçmenin kayıtlı olduğu Hollanda izledi.

    Almanya’da seçmen sayısının fazla olması nedeniyle 26 temsilcilikte oy verme işlemi gerçekleştirilebilecek.

    134 bin 246 seçmenin oy kullanacağı Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) de 9 temsilcilikte oy kullanabilecek.

    Verilere göre, en az seçmenin yaşadığı ülke ise 581 ile Brezilya oldu, ilk kez bu seçimde sandık kurulacak Nijerya ise 584 seçmen ile en az seçmen bulunan ikinci ülke sırasında yer aldı.

    397 bin 86 kayıtlı seçmeni ile Almanya’dan sonra en çok Türk seçmenin yaşadığı ikinci ülke olarak belirlenen Fransa’da da 9 temsilcilikte oy verilebilecek.

    Avusturya’da, 6 temsilcilikte, Azerbaycan’da ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de 3’er temsilcilikte oy kullanma işlemi gerçekleştirilebilecek.

    Sandık kurulacak ülkeler arasında en az seçmen sayısına sahip ülkeler ise 581 ile Brezilya, 584 seçmenle Nijerya, 635 seçmenle Türkmenistan olarak sıralandı.

    Öte yandan, Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs Pazar günü yapılacak ikinci tur için belirtilen temsilciliklerde 20-24 Mayıs’ta oy kullanılabilecek.

    Yurt dışı oylar yüksek güvenlik altında Ankara’ya gelecek

    Yurt dışında oy kullanma işleminin sona ermesinin ardından, oylar YSK’nin belirlediği yöntemlerle, yüksek güvenlik altında, diplomatik kuryelerle Türkiye’ye getirilecek.

    Bu oylar, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığınca, Ankara’daki ATO Congresium Fuar Merkezi’ndeki güvenlikli alanda saklanacak.

    Türkiye’de 14 Mayıs Pazar günü saat 17.00’de oy verme işleminin tamamlanmasının ardından diğer sandıklarla birlikte açılacak. Oyların sayım ve dökümleri Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının nezaretinde yapılacak.

    Yurt dışı oylar nasıl dağıtılacak?

    Cumhurbaşkanı seçiminde, yurt dışında ve gümrük kapılarında kullanılan oylar, adayların genel oylarına doğrudan yansıyor. Bu oylar, adayların Türkiye’de aldığı toplam oylara ekleniyor.

    Yurt dışında geçerli oylar, milletvekili seçiminde ise Türkiye’deki illerin seçmen sayısı ile partilerin aldıkları oy oranlarına göre, il seçim çevrelerinde orantılı biçimde dağıtılıyor.

    Sandık kurulacak 73 ülke ve bu ülkelerdeki seçmen sayısı şöyle:

    1- Almanya: 1.501.152

    2- ABD: 134.246

    3- Arnavutluk: 1.416

    4- Avustralya: 53.902

    5- Avusturya: 111.659

    6- Azerbaycan: 11.036

    7- Bahreyn: 1.359

    8- Belarus: 643

    9- Belçika: 153.443

    10 – Birleşik Arap Emirlikleri: 12.757

    11 – Bosna Hersek: 2.946

    12- Brezilya : 581

    13- Bulgaristan: 6.391

    14- Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı: 127.281

    15- Cezayir: 2.280

    16- Çek Cumhuriyeti: 3.018

    17- Çin: 4.337

    18- Danimarka: 36.725

    19- Estonya: 776

    20- Fas: 685

    21-Finlandiya: 6.791

    22-Fransa: 397.086

    23- Günay Afrika: 1.561

    24- Gürcistan: 2.306

    25-Hollanda: 286.753

    26- Irak: 5.738

    27- İran: 1.592

    28 İrlanda: 6.770

    29-İspanya: 7.430

    30- İsrail: 5.088

    31- İsveç: 42.773

    32-İsviçre: 105.820

    33- İtalya: 20.148

    34- Japonya: 5.672

    35 Kanada: 40.418

    36- Karadağ: 1.704

    37- Katar: 10.868

    38- Kazakistan: 6.101

    39- Kırgız Cumhuriyeti: 3.118

    40- Kore: 866

    41- Kosova: 2.192

    42- Kuveyt: 4.725

    43- KKTC 140.111

    44- Kuzey Makedonya: 4.107

    45- Libya: 1.132

    46- Litvanya: 795

    47- Lübnan: 8.325

    48- Lüksemburg: 1.507

    49-Macaristan: 3.887

    50- Malezya: 711

    51- Malta: 2.808

    52- Mısır: 2.327

    53- Moldova: 861

    54- Nijerya: 584

    55- Norveç: 10.391

    56- Özbekistan: 3.182

    57- Pakistan: 1.233

    58- Polonya: 10.457

    59- Portekiz: 1.484

    60- Romanya: 10.172

    61- Rusya: 14.357

    62- Sırbistan: 2.311

    63- Singapur: 1.020

    64- Slovak Cumhuriyeti: 642

    65- Suudi Arabistan: 23.005

    66- Tanzanya: 865

    67- Tayland: 1.278

    68-Türkmenistan: 635

    69- Ukrayna: 2.608

    70- Umman Sultanlığı: 1.395

    71- Ürdün: 3.030

    72- Yeni Zelanda: 1.115

    73- Yunanistan: 11.714

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı son seçim anketleri : Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve İnce’nin oy oranı kaç?

    14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı son seçim anketleri : Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve İnce’nin oy oranı kaç?


    Anket firmaları 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin son kamuoyu araştırmalarını yayınlamaya devam ediyor.

    Son anketlere göre Millet İttifakı’nın adayı Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan, Memleket Partisi’nin adayı Muharrem İnce ile ATA İttifakı’nın adayı Sinan Oğan’ın oy oranı kaç?

    Avrasya, MAK, Türkiye Raporu, AR-G, Aksoy, PİAR, Saros ve Yöneylem, MetroPoll, ORC ve Gezici’nin mart ve nisan ayı anket sonuçlarını aşağıdaki grafiklerimizden takip edebilirsiniz. 

    Gezici’nin 1-2 Nisan’da yaptığı ankete göre Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 53,4 oy alırken Recep Tayyip Erdoğan yüzde 43,2’de kalıyor. Muharrem İnce yüzde 2,1; Sinan Oğan ise yüzde 1,3 oy alıyor. Seçimin ikinci tura kalması halinde ise Kılıçdaroğlu yüzde 55,2 oy alırken Erdoğan yüzde 44,8’de kalıyor.

    Metropoll’ün Nisan ayındaki anketine göre ise Kılıçdaoğlu yüzde 42,6; Erdoğan yüzde 41,1 oy alıyor. Bu ankette İnce’nin oyu yüzde 5; Oğan’ın oyu ise yüzde 2,2. Ancak bu ankette kararsızlar dağıtılmadan önceki sonuçları yansıtıyor.

    MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat Habertürk yayınında yaptığı açıklamada son yaptıkları araştırmanın sonucunu paylaştı. Buna göre Kılıçdaroğlu yüzde 47; Erdoğan ise yüzde 42 oy alıyor. Arasında Muharrem İnce’nin de olduğu “diğerleri”nin oyu yüzde 3. Kararsız seçmenin oranı ise yüzde 8. Kulat kararsızların büyük oranda HDP seçmeni olduğunu bildirdi

    Mart ortasında anket çalışmasını yayınlayan Türkiye Raporu’nun araştırmasına göre Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasında 9 puanlık bir fark dikkat çekiyor. Ankette kararsızlar dağıtıldığında Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 54,5 olurken, Erdoğan’ın oyu yüzde 45,5 oldu.

    AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı son ankete göre seçim ikinci tura kalıyor. Ankete göre Kılıçdaroğlu yüzde 46,2; Erdoğan ise yüzde 43,1 oy alıyor. AR-G’nin anketine göre Muharrem İnce yüzde 7,6; Sinan Oğan ise yüzde 3,1 oy alıyor.

    Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankete göre Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 55,6 oy aldı. Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’ın oyu ise yüzde 44,4 oldu.

    PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 57,1 oy alırken Cumhur İttifakı adayı Erdoğan yüzde 42,9’da kalıyor. PİAR’ın anketi 12 ilde bin 460 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirildi.

    İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Altı Masa müzakerelerinde yaşadığı kriz döneminde ilk anket ORC’den gelmişti. Buna göre ankette Kemal Kılıçdaroğlu için yüzde 56,8 oy oranı çıkarken Recep Tayyip Erdoğan yüzde 43,2 oy aldı. Anket 28 ilde bin 850 kişi ile CATI yoluyla gerçekleştirildi.

    24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar kaç oy almıştı?

    24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda oyların yüzde 52,4’ünü alarak cumhurbaşkanı seçilmişti. Diğer adaylardan Muharrem İnce yüzde 30,8; Selahattin Demirtaş yüzde 8,3; Meral Akşener yüzde 7,4 ve Temel Karamollaoğlu yüzde 0,9 oy almıştı.

    Editör notu: Araştırma şirketlerinin yeni anketleri yayınlandıkça haberimiz güncellenecektir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Mayıs seçimlerinde hangi parti hangi ittifakta yer alıyor? Kim dışarıdan destek veriyor?

    14 Mayıs seçimlerinde hangi parti hangi ittifakta yer alıyor? Kim dışarıdan destek veriyor?


    Türkiye’de 14 Mayıs tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne toplam 35 siyasi parti katılıyor. Bu partilerin bir kısmı ittifaklar oluşturarak sandığa gidiyor. İttifaklar protokollerini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu.

    Peki buna göre kaç ittifak seçime giriyor, hangi siyasi parti hangi ittifakta yer alıyor ya da dışarıdan destek veriyor?

    Cumhur İttifakı

    Siyasi partiler:

    Dört siyasi parti 14 Mayıs seçimlerine “Cumhur İttifakı” çatısı altında katılmaya karar verdiklerini belirtti. 24 Mart ‘ta YSK’ya ittifak protokolünü sunan Cumhur İttifakı’nda yer alan partiler : 

    • Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti)
    • Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)
    • Büyük Birlik Partisi (BBP) 
    • Yeniden Refah Partisinin (Yeniden Refah)

     

    Hüda Partisi (HÜDA PAR) ittifaka dışarıdan destek veriyor.

    Doğu Perinçek, lideri olduğu Vatan Partisi’nin Cumhur İttifakı’nda yer alma talebinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından reddedildiğini açıkladı. Perinçek, konuyla ilgili basın açıklamasında “Cumhur İttifakı, Vatan Partisi’ni değil, Amerika Birleşik Devletleri’yle uzlaşma yolunu ve Hüda-Par’ı tercih etti” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı adayı:

    Protokolde Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimindeki ortak adayının halen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Recep Tayyip Erdoğan olduğu ifade edildi.

    Hedefi:

    “15 Temmuz darbe girişimini bir dönüm noktası olarak gören Cumhur İttifakı, bunun ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle perçinlenerek ‘milli şuur’a dönüştüğünü” vurguluyor. “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla hareket ettiğini belirten ittifak, gelecek beş yıl içinde bu sistemin başta yeni bir Anayasa yapımı olmak üzere bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesini temin etmeyi hedefliyor.

    Millet İttifakı

    Siyasi partiler:

    “Altılı Masa” girişimiyle bilinen altı siyasi parti, “Millet İttifakı” adı altında seçimlere giriyor. İttifak protokolünü 22 Mart’ta YSK’ye sunan altı parti şu şekilde:

    • Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
    • İYİ Parti
    • Saadet Partisi (SP)
    • Gelecek Partisi (GP)
    • Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Partisi
    • Demokrat Parti (DP)

    Türkiye Değişim Partisi ittifaka dahil olmadı ancak parti lideri Mustafa Sarıgül, ittifakı dışarıdan destekleyeceklerini açıkladı. 

    Millet ittifakını dışarıdan destekleyeceğini bildiren diğer partiler ise Liberal Demokrat Parti ve Doğru Parti oldu.

    Cumhurbaşkanı adayı:

    Millet İttifakı, daha önce anlaştıkları üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi.

    Hedefi:

    Millet İttifakı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geri dönülmesini hedefliyor. Bunun için yol haritasını ve hedeflerini belirleyen ittifak, “demokrasi ve adaletin tesis edildiği yeni bir siyaset kültürü ve yönetimi anlayışıyla farklılıkların zenginlik sayıldığı, özgür, refah ve onur içinde bir yaşam” vaat ediyor.

    Emek ve Özgürlük İttifakı

    Siyasi partiler:

    Yedi siyasi parti,14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere “Emek ve Özgürlük İttifakı” adıyla katılma kararı aldı. Bu partiler hazırladıkları ittifak protokolünü 24 Mart’ta YSK’ya sundu. HDP’nin girişimiyle kurulan ittifakta yer alan siyasi partiler:

    • Emekçi Hareket Partisi (EHP)
    • Emek Partisi (EMEP)
    • Halkların Demokratik Partisi (HDP) *
    • Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF)
    • Türkiye İşçi Partisi (TİP) 
    • Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) 
    • Yeşiller ve Sol Gelecek Parti (YSP)

    * HDP, seçimlere Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ile katılma kararı aldı. 

    Cumhurbaşkanı adayı:

    Cumhurbaşkanlığı seçimi için aday çıkarmaktan vazgeçen Emek ve Özgürlük İttifakı bir aday ismi telaffuz etmedi. Ancak ittifakı oluşturan parti liderleri. çeşitli açıklamalarıyla desteklenmesi için Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu işaret etti.

    Hedefi:

    Kendilerini “işçilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin, doğa ve insan hakları savunucularının dayanışması ve ittifakı” olarak tanımlayan Emek ve Özgürlük İttifakı ekonomi, yoksulluk, Kürt meselesi, temel hak ve hürriyetlerin öncelikli konuları olduğunu belirtiyor. İttifak hedefini Kürt “demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi ilkeler temelinde halkın gerçek egemenliğine dayanan bir demokrasinin inşasını sağlamak” olarak tanımlıyor.

    Ata İttifakı

    Siyasi partiler:

    Dört siyasi parti 14 Mayıs seçimlerine katılmak üzere Ata ittifakını oluşturdu. 24 Mart’ta YSK’ya protokollerini sunan ittifakı oluşturan siyasi partiler şunlar:

    • Zafer Partisi
    • Adalet Partisi
    • Ülkem Partisi 
    • Türkiye İttifakı Partisi

    İttifakta yer alacağını belirten Doğru Parti, ittifakın cumhurbaşkanlığı adayını açıklaması üzerine ayrıldı. Partiye Vatan ve Hürriyet Partisi ile Güven Adalet ve Aydınlık Partisi dışarıdan destek veriyor.

    Cumhurbaşkanı adayı:

    Ata İttifakı cumhurbaşkanı adayı olarak eski Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili Sinan Oğan’ı destekliyor.

    Hedefi:

    Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını belirledikleri toplantı sonrasında yayınlanan ortak metinde “Siyasi esin kaynağımız; Cumhuriyetimizin Kurucu Değerleri ve 1924 Anayasasıdır” denildi. “Geleneksel devlet anlayışı ve cumhuriyetin kurucu değerleri kapsamında yeniden parlamenter sistee geçiş yapılmasını hedefleyen ittifak, siyasi kutuplaştırma, düşmanlaştırma, yolsuzluk ve yoksullukla mücadelenin yanı sıra Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesini savunuyor. 

    Sosyalist Güç Birliği

    Siyasi partiler:

    14 Mayıs 2023 seçimlerine katılacak bir diğer ittifak da Sosyalist Güç Birliği adı altında oluştu. Seçimlere Sosyalist Güç Birliği” ittifakı adı altında kendi da, logo, aday ve programlarıyla katılacak olan siyasi partiler şu şekilde:

    SOL Parti (SOL)

    Türkiye Komünist Partisi (TKP)

    Türkiye Komünist Hareketi (TKH)

    Devrim Hareketi (DH)

    Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP)

    Cumhurbaşkanı adayı:

    Sosyalist Güç Birliği seçim için bir aday çıkarmadı, ancak ittifaktaki partiler CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini bildirdi.

    Hedefi:

    İttifak, ilk kurulduğu 20 Ağustos 2022 tarihindeki açıklamasında hedefini “Yarınları sermaye çetelerinin, tarikatların, bir avuç haraminin ve emperyalizmin pençesinden kurtararak emekçilerin laik, demokratik, bağımsız cumhuriyetini kurmak” iadeleriyle tanımlamıştı.

    Memleket Partisi

    Herhangi bir siyasi ittifak içinde yer almayan Memleket Partisi cumhurbaşkanlığı seçimine parti genel başkanı Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanlığı için aday gösterdi.

    Seçimlere katılan siyasi partilerin tam listesi:

    1. Adalet Birlik Partisi
    2. Adalet Partisi
    3. Adalet ve Kalkınma Partisi
    4. Anavatan Partisi
    5. Bağımsız Türkiye Partisi
    6. Büyük Birlik Partisi
    7. Büyük Türkiye Partisi
    8. Cumhuriyet Halk Partisi
    9. Demokrasi ve Atılım Partisi
    10. Demokratik Sol Parti
    11. Demokrat Parti
    12.  Emek Partisi
    13. Gelecek Partisi
    14. Genç Parti
    15. Güç Birliği Partisi
    16. Hak ve Özgürlükler Partisi
    17. Halkın Kurtuluş Partisi
    18. Halkların Demokratik Partisi
    19. Hür Dava Partisi
    20. İyi Parti
    21. Memleket Partisi
    22. Millet Partisi
    23. Milliyetçi Hareket Partisi
    24. Milli Yol Partisi
    25. Saadet Partisi
    26. Sol Parti
    27. Türkiye Değişim Partisi
    28. Türkiye İşçi Partisi
    29. Türkiye Komünist Hareketi
    30. Türkiye Komünist Partisi
    31. Vatan Partisi
    32. Yeniden Refah Partisi
    33. Yenilik Partisi
    34. Yeni Türkiye Partisi
    35. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi
    36. Zafer Partisi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kadına karşı şiddetin önlenmesini amaçlayan 6284 neden tartışılıyor?

    Kadına karşı şiddetin önlenmesini amaçlayan 6284 neden tartışılıyor?


    Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) AK Parti ile temaslarında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılmasını talep etmesi kanunun içeriğini ve amacını yeniden tartışılır hale getirdi.

    Kadının şiddetten korunmasını amaçlayan 6284, LGBTİ derneklerinin ve kurumlarının kapatılması ve de süresiz nafakanın kaldırılması Yeniden Refah Parti’sinin Cumhur İttifakı’na katılım şartları arasında yer aldı.

    Bu taleplerden biri olan 6284’ü tartışmaya açan diğer parti ise Hür Dava Partisi oldu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ı destekleme kararı aldıklarını açıklayan HÜDA-PAR da kamuoyuna yaptığı açıklamada; ‘’Biz de İstanbul Sözleşmesi’nin ailenin köküne kibrit suyu döktüğünü, 6284 sayılı yasanın isminin her ne kadar aileyi koruma kanunu olsa da şiddeti önlemediğini daha önce basınla paylaştık’’dedi.

    Görüşmeler sonrasında gelen tepkilere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık sessiz kalmadı. Twitter hesabından, ‘’6284 sayılı kanunun ruhuyla ve mevcudiyetiyle varlığı son derece önemlidir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez’’ açıklamasında bulundu.

    Peki Bakan Derya Yanık’ın ‘’Varlığının tartışmaya açılması dahi kabul edilemez’’ dediği 6284 nedir? Ve neden HÜDA-PAR ile Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakı’na destek verme şartları arasında? 

    6284 Sayılı Kanun, İstanbul Sözleşmesi’nin bütüncül sistemini (Önleme, Koruma, Kovuşturma, Ceza) kabul ediyor. 

    Kanunun genel mekanizması şiddetin failini önleyen, şiddete maruz kalan kadın ve çocukları koruyup destekleyen, faili cezalandıran ve şiddeti izleyen bir teorik altyapıya dayanıyor. 

    ‘İlkeler ve Tanımlar’ başlıklı maddesi, herhangi bir medeni hal, kan bağı, akrabalık ayrımcılığı yapmadan her kadının şiddete maruz kalabileceğinden ve her erkeğin şiddet uygulayabileceğinden hareketle ‘şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi’ amacını içeriyor.

    Herhangi bir medeni hal ayrımı yapmaksızın tüm kadınlara, kendilerine yönelen şiddetin uygulayıcısı kim olursa olsun, mekanizmalara başvurma, tedbir talep etme hakkı bu kanunla tanındı.

    Bu kanunla hakime, şiddetin sona ermesi ve kadının hayatının korunması için gerekli, somut, duruma uygun tedbirlerin alınabilmesi yetkisi ve görevi verildi.

    Polise, uzaklaştırma kararı alma, uygulama yetkisi ve görevi verildi.

    Kadınların coğrafi sınır olmaksızın istedikleri mahkemede koruma ve destek hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilmesi, tedbir kararının tebliği gerekli olmaksızın uygulanabilmesi gibi birçok adım atıldı.

    Peki kadına karşı şiddetin önüne geçmeyi amaçlayan bu kanun neden tartışılıyor?

    Bu sorunun yanıtını da avukat Hülya Gülbahar veriyor ve diyor ki: ”6284 ve İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açanların asıl hedef aldığı konu kadınlarla erkeklerin eşitliği fikri”  

    ‘’Eşitlik fikrine karşı savaş açılmış durumda. Dolayısıyla tek bir talepleri yok. Medeni yasanın ortadan kaldırılması, aile reisliğinin geri getirilmesi, erkeğin kadınlar ve çocuklar üzerinde mutlak bir hakimiyetinin olması ve sınırsız bir şiddet uygulama özgürlüğünün olmasını talep ediyorlar. 6284 sayılı yasaya yönelik eleştirilere bakıldığında şiddet uygulama hakkının tanınmasını istediklerini açıkça görüyoruz.’’

    Her iki partinin Cumhur İttifakı ile temaslarında 6284 sayılı yasaya dair benzer taleplerinin konuşulmasının ise tesadüf olmadığı görüşünde avukat Hülya Gülbahar. 

    Ve şöyle bir uyarıda bulunuyor: ”Siyasal islam çizgisindeki partilerin Cumhur İttifakı’na katılma veya destek verme kararı ile kadın karşıtı politikalar, kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılar IŞİD politikalarına sıçrayabilir.”

    ”Siyasal islamın toplumlara verebileceği olumlu herhangi bir şey olmadığını Türkiye ve tüm dünyadaki uygulamalarda net bir biçimde gördük. Neo-liberal vahşi kapitalizmin en korkunç uygulamaları bu rejimler eliyle icra edildi. Siyasal islam ülkesindeki demokrasi ve hukukun tüm kurum ve kurallarını imha etti. Diğer sistemlerden farkını bütün bir topluma ve dünyaya aile ve kadın politikaları üzerinden ifade etmeye çalışıyor. Dolayısıyla kadını ve aile kavramını merkezi siyasal simgesi olarak kullanıyor. Önce kadın haklarına saldırmasının nedeni de budur. Topluma hiçbir şey veremeyeceği için onlara çarpıtılmış bir din anlayışı ile yoğurduğu kadın ve çocuklar üzerinde hakimiyet kuracakları bir toplum modeli sunuyor. Tarikat ve dini topluluklarının yaşamlarına bakıldığında en temel konunun kadınlar, çocuklar ve onlarla yaşanacak cinsellik ve de tahakküm olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Din adamlarının en çok ilgilendikleri konunun kadınlar, çocuklar ve bunlar üzerinde erkeklerin girişeceği cinsel eylemler olması rastlantı değil.”

    Avukat Hülya Gülbahar, İstanbul Sözleşmesi kararı sonrasında 6284 ile ilgili benzer bir adımın gelmesi neticesinde daha çok kadının öldürülmesi, sakat kalması ya da daha ağır koşullar altında yaşamasının ortaya çıkacağının altını çiziyor. 

    ‘’ 6284 sayılı yasa sadece Türkiye’ye özgü değil, tüm dünyada kadına karşı şiddet ile mücadelenin anahtar kavramlarını ve mekanizmalarını içeren bir yasa. Şiddet uygulayanın mağdurun evine, işine, okuluna yaklaşmamasını sağlayan koruma emri gibi şiddeti etkili bir şekilde önlemeye yönelik hükümler içeriyor. Yasaya karşı çıkanlar, şiddetin belgesi yoksa koruma kararı verilmesin gibi argümanlarla devletin şiddeti önleme görevinden vazgeçmesini istiyorlar. İkinci olarak da şiddete maruz kalan kadın ve çocukların devlet tarafından yalnız bırakılmalarını, karakoldan sağlık mekanizmalarına kadar işlem yapılmamasını talep ediyorlar. Bu da kadınların can güvenlikleri dahil olmak üzere hayat hakları dahil olmak üzere şiddetsiz yaşama hakkını erkeklerin insafına terk etmek anlamına geliyor. Bu bir toplum için son derece tehlikeli bir girişimdir. Türkiye’de resmi olmayana rakamlara göre en az üç kadın öldürülüyor. Bu yasanın kaldırılması bu oranların daha da artması anlamına gelecek. Daha çok kadının öldürülmesi, sakat kalması ya da daha ağır koşullar altında yaşaması anlamına gelecektir.’’

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 14 Mayıs’ta seçimlere katılacak siyasi partiler belli oldu, 36 parti var

    14 Mayıs’ta seçimlere katılacak siyasi partiler belli oldu, 36 parti var


    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem milletvekili seçimlerine 36 siyasi partinin katılmaya hak kazandığını bildirdi.

    Ahmet Yener, YSK’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

    Yener, “Bugün yaptığımız toplantıda 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak olan 28. dönem milletvekili seçimine 36 siyasi partinin katılmaya hak kazandığı tespit edilmiştir. Ayrıca bugün yaptığımız toplantıda, 14 Mayıs 2023 tarihinde oy verme saatleri ve bir oy sandığında kaç seçmenin oy kullanacağına ilişkin tespitlerde de bulunulmuştur.” ifadelerini kullandı. 

    YSK’nin toplantısında seçime katılmaya hak kazanan partilerin isimleri de belli oldu.

    Buna göre, Adalet Birlik Partisi, Adalet Partisi, AK Parti, Anavatan Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Büyük Türkiye Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrasi ve Atılım Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Parti, Emek Partisi, Gelecek Partisi, Genç Parti, Güç Birliği Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Hür Dava Partisi, İYİ Parti, Memleket Partisi, Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Yol Partisi, Saadet Partisi, Sol Parti, Türkiye Değişim Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Türkiye Komünist Partisi, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi, Yenilik Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Zafer Parti, seçimlere katılabilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu


    Altılı Masa’yı oluşturan siyasi parti liderleri bugün yaptıkları toplantı sonrası CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etti.

    Saadet Partisi önünde toplanan geniş kalabalığa seslenen Temel Karamollaoğlu, “Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini hepiniz biliyorsunuz. Bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı önemli olan siz kardeşlerimize duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kılıdaroğlu bizim Cumhurbaşkanı adayımız olarak seçilmiştir. Hayırlı olmasını diliyorum.”

    “Bugün Beraat Kandilini idrak ediyoruz. Ramazan’a çok kısa bir zaman kaldı. Bu gece hürmetine aldığımız kararları başarıyla neticelendirmesini niyaz ediyoruz Allah’tan. İçinde bulunduğumuz günler acılı günler, on binlerce kardeşimiz vefat etti. Vefat eden bütün kardeşlerimize rahmet diliyorum.”

    Kılıçdaroğlu: Millet İttifakı olarak Türkiye’yi istişare ve uzlaşıyla yöneteceğiz

    Karamollaoğlu’nun ardından konuşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi istişare ve uzlaşıyla yöneteceklerini belirtti.

    Partilerin genel başkanlarına teşekkür eden Kılıçdaroğlu, Yunus Emre’nin “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.” sözlerini hatırlattı, bu sözden aldıkları ilhamla Türkiye’nin bütün renklerini aynı sofrada buluşturmak için yola çıktıklarını belirtti.

    Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Bu sofra Halil İbrahim Sofrası’dır. Halil İbrahim Sofrası, komşusu açken tok yatmamaktır, Halil İbrahim Sofrası tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmemesidir. Halil İbrahim Sofrası, zulmün sona ermesi, hakkın, hukukun ve adaletin hakim kılınması demektir. Bizim soframız barışın ve kardeşliğin sofrasıdır. En büyük gayemiz Türkiye’yi bereketli, huzurlu ve neşeli günlere taşımaktır. Allah’ın izniyle bunu hep birlikte başaracağız. Biz Millet İttifakı olarak Türkiye’yi istişare ve uzlaşıyla yöneteceğiz. Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası üzerinde de mutabık kalmış bulunuyoruz, 11 madde… Az önce içeride sonuçlandı ve onu basın mensuplarıyla paylaşacağız. Bu kapsamda parlamenter sisteme geçiş sürecinde Millet İttifakı’na dahil diğer partilerimizin sayın genel başkanları cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktır. Şunu da belirtmek isterim, Millet İttifakı’nın kapısı, ortak Türkiye hayalimizi paylaşan herkese sonuna kadar açıktır. İnanç, düşünce, ideoloji, kimlik ayırt etmeksizin 85 milyon insanımızı yürekten selamlıyoruz.”

    Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu, ahlakın ve adaletin iktidarını kuracaklarını kaydetti.

    Geçen hafta Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkan Meral Akşener’in masadan çekilmesi sonrası yaşanan kriz, taraflar arasında başlatılan yoğun görüşmeler sonucunda giderildi.

    İmamoğlu ve Yavaş’ın cumhurbaşkanının ‘icracı’ yardımcıları olmaları teklifi diğer siyasi partiler tarafından kabul görünce Akşener masaya yeniden dahil oldu.

    Toplantı öncesi önce Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş, Meral Akşener’in İYİ Parti Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Daha sonra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, JW Marriot Otel’de bir araya geldi.

    Kılıçdaroğlu ve Akşener’in buradaki görüşmesi 15 dakika sürdü.

    Görüşmeye ilişkin İYİ Parti Genel Merkezi’nde açıklama yapan Parti Sözcüsü Zorlu, Akşener’in milletin iradesi ve isteği doğrultusunda en başından bu yana verdiği mücadelenin gereği olarak bir öneri getirdiğini aktardı.

    Zorlu, şunları kaydetti:

    “İki değerli Büyükşehir Belediye Başkanımızın icracı, yetkili cumhurbaşkanı yardımcısı olmaları konusunda, az önce Sayın Genel Başkanımızla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir görüşme gerçekleştirdiler. Şu an itibarıyla Genel Başkanımız birazdan Saadet Partisi’nde gerçekleşecek Millet İttifakı toplantısına katılma kararı almışlardır. Milletimize hayırlı olmasını diliyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akşener’in altılı masadan çekilmesi dünya basınında

    Akşener’in altılı masadan çekilmesi dünya basınında


    İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkması sadece Türkiye’de değil dünyada da yankı buldu. Yabancı medya, son gelişmelerin Erdoğan’ın lehine olabileceği yorumunu yaptı.

    Financial Times: “Seçimlere kısa süre kala kaos”

    Ülkenin altı muhalefet partisinin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için aylardır ortak bir aday üzerinde müzakerede bulunduğunun altını çizen Financial Times, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı aday konusunda anlaşmazlık yaşanmasını kısa süre sonra yapılacak seçimler öncesi bir “kaos”a benzetti. 

    İYİ Parti’yi ülkenin ikinci en büyük muhalefet partisi olarak tanımlayan gazete, lideri Meral Akşener’in Erdoğan’ın karşısına yeni adaylar çıkarılması çağrısında bulunduğunu ve 6’lı masanın bunu yapmayarak “halkın iradesini temsil etme becerisini kaybettiğini” sözlerini hatırlattı ve Millet İttifakı’nın bozulmasının Erdoğan’ın lehine olduğunu vurguladı. 

    Politico: “Erdoğan’a karşı aday konusunda anlaşamadılar”

    Politico, patlak veren anlaşmazlığı 20 yıllık Erdoğan iktidarının ardından çok çekişmeli beklenen seçimler öncesi yaşanan “gerilim” olarak niteledi ve muhalefetin Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı aday konusunda anlaşamadığı yorumunu yaptı.

    Partilerin ilerleyen günlerde anlaşmazlığı aşamamaları halinde bunun kötü ekonomik gidişat, yüksek enflasyon ve son olarak deprem felaketi nedeniyle eleştiri oklarının hedefindeki Erdoğan’ın lehine bir durum yaratabileceğini yazdı.

    Al Jazeera

    İYİ Parti lideri Meral Akşener’in “ittifakın milli iradeyi yansıtmadığı” açıklamasını manşete çeken Katar merkezli El Cezire, sağcı partinin seçimlerden önce “masadan kalkacağının güçlü bir sinyalini verdiğini” yazdı. 

    Akşener’in tutumunun muhalefetin Erdoğan’ı yenmesini daha da zorlaştırabiliceği yorumunu yapan haber kanalı, Türkiye’deki muhalefetin 2019’daki yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara da dahil olmak üzere büyük şehir belediyelerinin kontrolünü AK Parti’den almayı başarmasından bu yana daha yakın bir işbirliği yürüttüğüne dikkat çekti.

    Wall Street Journal: “Erdoğan’a potansiyel destek”

    Wall Street Journal ise muhalefet içinde yaşanan anlaşmazlığı okurlarına “Türkiye’de etkili bir siyasi parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a muhalif bir ittifaktan çekilerek, lidere 20 yıllık iktidarının en zorlu seçim kampanyası öncesinde potansiyel bir destek verdi” cümlesi ile aktardı. 

    Gazete, Akşener’in kararı nedeniyle mayıs ayında yapılması beklenen seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görevine son vermeye kararlı altı partili koalisyonun en büyük ikinci üyesinin saf dışı kaldığının altını çizdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Millet İttifakı’nın 9 ana başlıklı Ortak Mutabakat Metni’nin önemli maddeleri neler?

    Millet İttifakı’nın 9 ana başlıklı Ortak Mutabakat Metni’nin önemli maddeleri neler?


    Altılı Masa’yı oluşturan altı siyasi partinin genel başkanının katıldığı bir toplantıda “Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni” kamuoyu ile paylaşıldı. 

    “Özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı demokrasiye, ehliyet ve liyakate dayalı, vatandaş odaklı, yolsuzluklardan tümüyle arınmış şeffaf ve hesap verebilir bir kamu yönetimine, üretken, uluslararası rekabet gücüne sahip, hiç kimseyi geride bırakmayan dayanıklı, istikrarlı ve kapsayıcı bir ekonomiye, cazibe merkezi haline getirecek bir bilim ve teknoloji seviyesine, fikri, irfanı ve vicdanı hür nesiller yetiştiren eğitim sistemine, bölgesinde ve dünyada saygın, güvenilir, güçlü ve etkili bir ülke konumuna kavuşturacağız.” denilen açıklamada, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı projesine geri döndürülmesi, Atatürk Havalimanı’nın yeniden kullanıma açılması, AİHM kararlarının uygulanmasını da içeren toplam 9 ana başlık ve iki binden fazla düzenlemeyi kapsayan Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nde yer alan önemli maddelerden bazıları şu şekilde: 

    1. HUKUK, ADALET VE YARGI
    • Etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem için Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçeceğiz. 

    • Bir yasama yılında en az 20 gün, gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşme açılabilmesini sağlayacağız.

    • Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarını, Meclis’in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlayacağız.

    • Milletlerarası sözleşmelerden geri çekilme yetkisinin Meclis’e ait olduğunu anayasal güvence altına alacağız.

    • Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde başkanı ana muhalefet milletvekilleri arasından seçilen Kesin Hesap Komisyonu kuracağız.

    • Kanunlar üzerinde tanınan veto yetkisini kaldırarak Cumhurbaşkanına sadece “geri gönderme yetkisi” tanıyacağız.

    • Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisine son vereceğiz. 

    • Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle bir dönem seçilebilmesine, seçildikten sonra partisi ile ilişiğinin kesilmesine ve görev sonrasında aktif siyasete dönememesine ilişkin düzenleme yapacağız. 

    • Başbakan veya Bakanlar Kurulu’nun tamamı aleyhine verilecek güvensizlik önergelerinde

     

    yeni Başbakanın isminin yer almasını ve önergenin TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu tarafından imzalanmasını güvence altına alacağız. 

    • Olağanüstü hal kararnamelerine son verecek, OHAL süresini altı aydan iki aya düşüreceğiz. 

    •  Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki farklı kurul oluşturacağız.

    • Çoklu baro sistemine son vereceğiz.

    • Sayıştay’ı Anayasa’da bir yüksek mahkeme olarak düzenleyecek, Sayıştay denetiminin kapsamını, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişleteceğiz.

    • Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız.

    • Düşünce, kanaat ve ifade hürriyetlerini güçlendireceğiz. 

    • Basın özgürlüğünü güçlendirecek, TRT ve Anadolu Ajansı’nı bağımsızlık ve tarafsızlık esaslarına göre yeniden yapılandıracağız. 

    • Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının belirsiz ve keyfi şekilde sınırlanmasına

     

    son vereceğiz. 

    • Sivil toplum kuruluşlarının kamu yararı statüsü ve vergi muafiyeti gibi desteklerden yararlanmasında eşit, adil ve şeffaf bir yöntem uygulanmasını sağlayacağız.

    • Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinden kaynaklanan mağduriyetlere son vereceğiz.

    •  Seçim barajını yüzde 3’e düşüreceğiz.

    • Yurt dışındaki vatandaşlarımızın en fazla 15 milletvekili ile doğrudan Meclis’te temsili için

     

    yurt dışı seçim çevresi oluşturacağız.

    • En son yapılan milletvekili genel seçiminde en az yüzde 1 oy alan siyasi partilerin hazine yardımından faydalanmasını sağlayacağız.

    • Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davaların açılmasında TBMM’nin iznini zorunlu hale

     

    getireceğiz.

    • Siyasi partilere ve adaylara yapılan belirli miktarın üzerindeki bağışların ve seçim dönemlerinde yapılan tüm harcamaların kamuoyuna açıklanmasını zorunlu tutacağız.

    2. KAMU YÖNETİMİ

    • Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurulları ve ofisleri lağvederek görev ve yetkilerini ilgili bakanlık ve kurumlara devredeceğiz.

    • Türkiye Varlık Fonu’nu kapatacağız.

    • Bakanlıkları yeşil ve dijital dönüşüm ve kapsayıcılık hedefimiz doğrultusunda yeniden yapılandıracağız.

    • Strateji ve Planlama Teşkilatı Kuracağız.

    •  Bakan yardımcılıklarını kaldırıp, müsteşarlık sistemini kuracağız. 

    • Yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyum uygulamalarına son vereceğiz.

    • Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı payları artıracak, payların belirlenmesinde illerin üretim ve ihracata olan katkısını ve yaz-kış ile gece-gündüz nüfus farkı ile düzensiz göçü dikkate alacağız.

    • Muhtarlık Temel Kanunu’nu çıkaracağız.

    • Devlet Personel Başkanlığı kuracağız. 

    • Mülakat uygulamalarına son verecek, yazılı sınavda en yüksek puan alandan başlamak üzere personel alımı yapılmasını sağlayacağız. 

    • KPSS sınavlarının sayısını artıracak ve sınavlardan ücret almayacağız.

    3. YOLSUZLUKLA MÜCADELE, ŞEFFAFLIK VE DENETİM

    • TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kuracağız.
    • Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getirecek, bu çerçevede “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi”ni kuracağız.
    • Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın mali kaynakları ile personel ve bilişim alt yapısını  güçlendirecek, çalışmalarında idari özerkliğe sahip olmasını sağlayacağız.
    • Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarına tam uyum sağlayacak ve ülkemizi “gri liste”den çıkaracağız.
    • Vergi cennetleri listesini ve kara paranın aklanması bakımından riskli ülkeler listesini acilen yayımlayacağız.
    • Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklanması aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz.
    • 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nu Avrupa Birliği normlarına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz.
    • Bilgi edinme hakkını ihlal eden kamu görevlilerinin disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğunu artıracağız.
    • Kamu Özel İşbirliği projelerinden kaynaklanan garanti ve diğer koşullu yükümlülükleri şeffaf bir biçimde yayınlayacağız.
    • TÜİK istatistiklerinin akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyonlar tarafından düzenli biçimde kalite ve güvenilirlik kontrolüne tabi tutulmasını zorunlu hale getireceğiz.
    • Siyasi Etik Kanunu’nu çıkaracak, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Siyasi Etik Komisyonu kuracak, grubu bulunan siyasi partiler bünyesinde siyasi etik kurulları oluşturulmasını düzenleyeceğiz.

    4. EKONOMİ, FİNANS VE İSTİHDAM

    • Enflasyonu iki yıl içinde düşük tek haneye kalıcı bir biçimde indireceğiz.
    • Türk lirasına yeniden itibar ve istikrar kazandıracağız.
    • Ortalama büyüme hızının yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmesini sağlayacağız.
    • Beş yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelirimizi en az iki katına çıkaracağız.
    • Beş yılda en az 5 milyon ilave, nitelikli ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan iş imkanı oluşturacak, işsizliği tek haneye indireceğiz.
    • 2018 sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız.
    • Beş yılın sonunda yıllık ihracatı 600 milyar dolar seviyesine, ihracatın kilogram değerini 2 doların üzerine, yüksek teknoloji ürünleri ihracatının payını ise iki katına çıkartacağız.
    • Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz.
    • Merkez Bankası kanununda temel görevleri, araç bağımsızlığını ve üst düzey atamaları ilgilendiren değişikliklerin TBMM’de nitelikli çoğunlukla yapılabilmesini sağlayacak mevzuat düzenlemesini gerçekleştireceğiz.
    • Merkez Bankası bağımsızlığına müdahaleye ve yetki-sorumluluk çatışmasına yol açan, hiçbir işlevselliği bulunmayan Fiyat İstikrarı Komitesi’ni kaldıracağız.
    • Merkez Bankası rezervlerinin şeffaf olmayan bir biçimde ve dolambaçlı yollarla satışına ilişkin işlemleri idari ve hukuki denetime tabi tutacak, tespit edilen hata, usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararının sonuna kadar takipçisi olacağız.
    • İtibar gerekçesine sığınılarak gerçekleştirilen tüm gereksiz harcamalara son vereceğiz. 
    • Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki uçak sayısını azaltacağız.
    • Kaynakları “Kanal İstanbul” gibi rant projeleri için değil Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Konya Ovası Projesi (KOP) ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) kapsamındakiler başta olmak üzere tarımsal sulama projelerinde kullanacağız.
    • Vergi denetimini iş dünyası üzerinde siyasi baskı kurmanın bir aracı olmaktan çıkaracağız.

    5. BİLİM, AR-GE, YENİLİKÇİLİK, GİRİŞİMCİLİK VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

    • Bilim politikamızı, insan, özgürlük, demokratik eğitim, bilimsel düşünme, girişimcilik ve teknoloji üretimi odaklı bir anlayışla yürüteceğiz.
    • Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunu tekrar çalışır hale getireceğiz.
    • Türkiye’yi giderek dışlandığı uluslararası araştırma ve yenilik ağlarına dahil edeceğiz.
    • Çok boyutlu bir Beyin Göçüyle Mücadele Eylem Planı hazırlayacak ve uygulayacağız.
    • Yetişmiş insan gücümüz için uygun ekonomik ve sosyal koşulları yaratacak, akademisyenlerin özlük haklarında ve gelirlerinde iyileştirmeler yapacağız.
    • TÜBİTAK’ı sadece Araştırma Enstitüleri ile kritik alanlarda ileri araştırmalar yapan bir kurum haline getireceğiz.
    • Yeni Girişim Şirketleri (Start-Up) Kanunu’nu çıkartarak girişimciliğe ilişkin hukuki tanımları, statüleri, mali yükümlülükler ve teşvikleri net bir çerçeveye kavuşturacağız.
    • Silikon Vadisi gibi küresel ölçekte başarılı girişimcilik ekosistemlerinin bulunduğu yerlere Özel Temsilci/Büyükelçi atayacağız.
    • Girişimcilerimizin tüm ihtiyaçlarını tek duraktan karşılamak amacıyla Girişimcilik Merkezi kuracağız
    • Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı kuracağız.

    6. SEKTÖREL POLİTİKALAR

    • Tarım ve Orman Bakanlığı’nı “Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı” olarak yeniden yapılandıracağız.
    • Tarımda kullanılan mazotta ÖTV yükünü kaldıracak, gübre ve tohum maliyetinin yüzde 50’sini destek olarak geri vereceğiz. 
    • Temel tarım ürünlerinde taban fiyatlarını maliyet, kur, enflasyon ve çiftçilerimize insan onuruna yaraşır gelir sağlamayı dikkate alarak belirleyeceğiz.
    • Çiftçimizin Tarım BAĞ-KUR prim ödemelerini hasat sonrası faizsiz ödenecek şekilde planlayacak ve sağlık güvencesinden faydalanmasını sağlayacağız.
    • Sanayi sektörünü üretime ve verimliliğe dayalı ekonominin önemli bir unsuru haline getirecek, imalat sanayinin milli gelir içerisindeki payını artıracağız.
    • Yerli ürün temininde uygulanan yüzde 15 fiyat avantajının, hizmet alımı yoluyla kiralama ihalelerinde de uygulanmasını sağlayacağız.
    • Yeşil Dönüşüm’den olumsuz etkilenmesi muhtemel sanayi tesislerinin bu dönüşüme uyum sağlayabilmesi için ‘Yeşil Dönüşüm Ar-Ge Destek Paketi’ hazırlayacağız.
    • Savunma sanayimizi çok daha ileri bir noktaya taşıyarak, ülkemizin savunma alanındaki dışa bağımlılığını azaltacak, ileri endüstriyel teknolojilerin gelişimine öncülük yapacak bir ekosistem oluşturacak, silahlı kuvvetlerimizin gücünü ve caydırıcılığını artıracak ve yüksek katma değerli ihracatı geliştireceğiz.
    • Savunma Sanayiinde özel sektörün önünü açacak ve sektörde adil rekabeti sağlayacağız.
    • Altay Tankı’nda motor tedarik sürecini tamamlayacak, bununla paralel olarak yerli motor çalışmalarını başlatacak, yüzde 100 yerli tank çalışmalarını büyük bir seferberlikle sürdürecek ve başarıya ulaştıracağız. 
    • Konsolidasyon, stratejik satın almalar, birleşmeler, girişim sermayesi yatırımı ve etkin bir planlama ile özel sektörün de aktif desteğiyle Askerî Elektronik Sanayi A.Ş (ASELSAN), TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş (TAI), Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), Roket Sanayii ve Ticaret A.Ş (Roketsan), TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş (TEI) ve Hava Elektronik Sanayii A.Ş (HAVELSAN)’ı global şirketlere dönüştüreceğiz.
    • Milli menfaat ve milli güvenlik ilkeleri çerçevesinde, kritik özellikteki yetenekleri ve hizmetleri zaafa uğratacak askeri fabrika özelleştirilmesine gitmeyeceğiz.
    • Sakarya Tank Palet Fabrikasının tahsis işlemlerini hukuki mevzuat çerçevesinde iptal edeceğiz. 
    • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB) görev ve sorumluluklarını gözden geçirecek, Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (EPDK) yetki alanına müdahalesine son vereceğiz. 
    • Kalıcı yaz saati uygulamasına son vereceğiz.
    • Doğalgaz ithalatında belli ülkelere/şirketlere bağımlılık riskini azaltmak ve doğalgaz ithalat maliyetini düşürmek için yeni kaynak ülkelerle anlaşmalar yapacak, yüksek fiyatlı mevcut doğalgaz anlaşmalarını yeniden müzakere edeceğiz.
    • Yeni nesil nükleer teknolojilere dayalı Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi kurarak ‘Türkiye Nükleer Ekosistemi’ geliştireceğiz.
    • Akkuyu Nükleer Santral Projesi’nin mevcut durumunu ve sözleşme detaylarını, anlaşma dışında verilmiş olan hakları veya üstlenilen yükümlülükleri gözden geçireceğiz.
    • Türkiye’yi Doğu Avrupa–Kafkasya–Ortadoğu–Kuzey Afrika havzasının en büyük Enerji Ticaret Merkezi’ne dönüştüreceğiz.
    • Doğu Akdeniz’de haklarımızı koruyarak münhasır ekonomik bölgelerle ilgili uluslararası antlaşmaları tamamlayacak ve arama faaliyetlerini yoğunlaştıracağız.
    • Türkiye’nin sahip olduğu maden kaynaklarının tespitine hız verecek, sektörün milli gelirdeki payını arttıracağız.
    • Sivil havacılık alanında tek yetkili ve bağımsız Sivil Havacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu oluşturacağız.
    • Atatürk Havalimanını yeniden uçuşa uygun hale getirecek, Esenboğa Havalimanı’nın Anadolu şehirlerinin yurtdışına alternatif çıkış kapısı haline getirilmesini sağlayacağız.
    • Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz limanları arasında yurtiçi yük taşımacılığı için deniz otobanları oluşturacağız.
    • İhracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 40’nı TCMB’ye satma zorunluluğunu kaldıracağız.
    • Eximbank’ın sermayesini güçlendirecek, uzun vadeli ve uygun koşullu fon imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.
    • DEİK’i yeniden bağımsız bir yapıya kavuşturacağız.
    • Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleme müzakerelerini hızlandıracağız. 
    • Dahilde işleme uygulamalarını gözden geçirerek yerli üretimin önünde haksız rekabet oluşturmasını engelleyeceğiz.
    • Ticaret Bakanlığını Esnaf ve Ticaret Bakanlığı şeklinde yeniden yapılandıracağız.
    • Küçük esnafımızı zincir marketler, büyük marketler, AVM’ler karşısında korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli düzenlemeleri hızla hayata geçireceğiz.
    • Turizm bölgelerinde imar rantı ve istismarının önüne geçeceğiz.
    • Turizm tahsislerini yeniden inceleyerek uygun olmayanlarla ilgili gerekli adımları atacağız.
    • Kıyılardan herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına engel olan uygulamaları sıkı denetim altına alacağız.
    • “Akıllı Turizm”, “Akıllı Destinasyon”, “Akıllı Şehir”, “Akıllı Oteller” gibi uygulamalarla turizmde dijital dönüşüme destek vereceğiz.
    • Sanatçının telif haklarını koruyacak; ihlalden ve korsandan korunması için her türlü tedbiri alacağız.
    • Yurtdışına kaçırılmış tarihi eserlerimizin iadesi hususunda etkin bir mücadele yürüteceğiz.
    • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı “İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandıracağız.
    • İklim Kanunu çıkartacak, ilgili düzenlemeleri bu kanunla uyumlu hale getireceğiz.
    • İklim Özel Elçisi atayacağız.
    • Paris İklim Anlaşması’nın hedefini ve gerekliliklerini yerine getirecek, anlaşma prensipleri doğrultusunda 2050 yılı Net Sıfır Karbon Emisyonu hedefi koyacağız.
    • Yeşil dönüşümü destekleyecek müstakil ve uzmanlaşmış bir finansman kuruluşu olarak İklim Bankası kuracağız.
    • 2050 yılında “net sıfır” emisyona hedeflerini tutturmak için belli bir program dahilinde en kısa sürede kömürden çıkacağız. 
    • Cumhurbaşkanı’na ormanlık alanın vasfını değiştirme yetkisi veren Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesini yürürlükten kaldıracağız.
    • Cumhurbaşkanlığı envanterindeki uçakları satarak elde edilen gelirle alınacak yangın söndürme uçaklarını orman yangınlarını söndürme filosuna dahil edeceğiz.
    • Tüm Türkiye’de musluk suyunu içilebilir hale getireceğiz.
    • Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı kuracağız.
    • İstanbul depremine karşı, risk azaltmayı hedefleyen Hayat İstanbul Projesini başlatacağız.

    7. EĞİTİM VE ÖĞRETİM

    • Eğitim kurum ve süreçlerini cinsiyet, etnik köken, din, dil, yerleşim yeri, sağlık durumu, sosyo-ekonomik koşulları ayırt etmeden, fırsat eşitliği ve adaletini ve herkesin nitelikli eğitim hakkını garanti altına alan kapsayıcı bir anlayışla düzenleyeceğiz. 

    • Devlet okullarındaki öğrencilere ücretsiz süt, su ve öğle yemeği vereceğiz.

    • Okulöncesi, ilköğretim ve orta öğretimdeki tüm öğrencilere yardımcı kitaba ihtiyaç duymayacak şekilde ders kitaplarını yerel esnafa ve ekonomiye katkıda bulunacak şekilde ücretsiz temin edeceğiz. 

    • “Eğitim Destek Kartı” ile anaokulundan üniversiteye kadar devlet okullarındaki ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ihtiyaçlarını ve internete erişimlerini ücretsiz karşılayacağız.

    • Sınav güvenliğini kamu vicdanında hiçbir tereddüt oluşturmayacak şekilde sağlayacağız.

    • Ortaöğretime geçişlerde sınav odaklı değil süreç odaklı bir sistem geliştireceğiz.

    • Liselere Giriş Sınavlarında yıldan yıla değişen uygulamalara son verecek, LGS sınavını süreç içinde kaldıracağız.

    • Üniversiteye girişte yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkânı sunacağız.

    • Zorunlu eğitimi 1 yılı okul öncesi eğitim, 5 yılı ilkokul, 4 yılı ortaokul, 3 yılı ise lise olmak üzere 1+5+4+3 şeklinde uygulayacağız.

    • Altyapıları oluşturarak okul öncesi eğitimi 1 yıl zorunlu tutarak ücretsiz sağlayacak ve isteğe bağlı olarak 3 yaş ve üzerine erken çocukluk eğitimi imkânı sunacağız.

    • Çocuklarımıza üç yaşından itibaren; dil, zeka ve beceri gelişimlerini, doğayı tanımalarını, değerler eğitimini, kişisel, fiziksel ve eğitsel gelişmelerini bütüncül bir yaklaşım ile sağlayacağız.

    • 5 yıllık ilkokulun 5. sınıfını bir üst öğrenime akademik hazırlık programı şeklinde, 4 yıllık ortaokulun ilk yılını ise yabancı dil ve kodlama hazırlık sınıfı şeklinde düzenleyeceğiz.

    • Dijital içerik ve ortamlar kullanılarak öğrencilerin en az bir yabancı dil öğrenmesini ve yazılım ile kodlama becerisi kazanmasını sağlayacağız.

    • YÖK’ü kaldıracak, yüksek öğretim kurumlarının akademik, idari ve mali özerkliğine müdahale etmeksizin yüksek öğretimin planlanması ve yükseköğretim kurumları arasında koordinasyonun sağlanması şeklinde sınırlı görevleri bulunan bir kurul kuracağız.

    • Yükseköğretim kurumlarının yönetim ve denetiminin kendi öğretim üyeleri arasından seçimle oluşturdukları organlar eliyle gerçekleştirilmesini sağlayacağız.

    • Öğretmen başına öğrenci sayısında OECD ortalamasına ulaşmayı hedefleyeceğiz.

    • Öğretmenlik Meslek Yasasını değiştirecek, öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek, öğretmenleri öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen şeklinde gruplayan uygulamaya

     

    son vereceğiz.

    • Öğretmen atamalarında mülakatı kaldıracak, ataması yapılmayan öğretmen havuzunu eriteceğiz.

    8. SOSYAL POLİTİKALAR

    • Geliri belirli düzeyin altındaki ailelere gelirlerini insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak seviyeye yükseltmek amacıyla Devlet tarafından aile bazında, hak temelli, arz odaklı ve kurumsallaşmış bir yapıda “Gelir Desteği” sağlayacağız.
    • Yoksul ailelerde yenidoğan bebeklere 1 yıl boyunca başta; süt ve bebek maması olmak üzere gıda desteği vereceğiz.
    • Yoksul ailelerimize kış aylarında ısınma yardımı yapacağız.
    • Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payını almayacağız.
    • Dul ve Yetim Aylıklarını arttıracağız.
    • İşsizlik ödeneğinden daha fazla işsizin daha uzun süre ve daha fazla yardım almasını sağlayacağız.
    • Kıdem tazminatı sistemini sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde gözden geçireceğiz.
    • İş sağlığı ve güvenliğini ILO standartlarına getireceğiz.
    • Sendikal alanı düzenleyen mevzuatı ILO ve AB standartlarına uygun hale getireceğiz. 
    • Sağlık personeli sayısında OECD ortalamalarına ulaşmayı hedefleyeceğiz.
    • Şehir Hastaneleri gerekçesiyle kapatılan devlet hastanelerini ihtiyaç analizi çerçevesinde yeniden açacağız.
    • GATA ve diğer askeri hastaneleri yeniden açacağız.
    • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını “Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandıracağız.
    • Cinsiyet eşitliğini esas alarak parlamento, yerel yönetimler, siyasi partiler ve kamu kurumlarında kadınların karar ve yönetim süreçlerine katılımını destekleyecek, kadın temsilini artıracak, kadın haklarının korunmasını öncelikli tutan bir politika izleyeceğiz.
    • Evlilik yardımı ve desteklerini güçlendirerek yaygınlaştıracağız.
    • Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (Lanzorete Sözleşmesi) yükümlülüklerine uyacağız.
    • Bağımsız ‘Çocuk Hakları İzleme Kurulu’ kuracağız.
    • Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, çalıştırılan ve dilendirilen tüm çocukları kurumsal koruma altına alacağız.
    • Çocuk işçiliği ile veri temelli ve ilgili paydaşların katılımıyla planlı bir şekilde mücadele edeceğiz.
    • Çocukların erken yaşta ve zorla evlendirilmelerinin önüne geçeceğiz.
    • Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı hazırlayacak, illerde uyuşturucuyla ilgili sosyal risk haritaları çıkaracağız.
    • Uyuşturucu baronlarının, organize suç örgütü üyelerinin ülkemizde faaliyet yürütmelerinin önüne geçeceğiz.
    • Sınırlarımızı güvenlik altına alacak ve kaçak göçmenlerle beraber uyuşturucu girişini engelleyeceğiz. 
    • Bağımlılık yapan maddelerin hoş gösterilmesi, tavsiyesi, üretimi, bulundurulması, taşınması, ticareti ve kullanılmasını yasaklayacağız.

    9. DIŞ POLİTİKA, SAVUNMA, GÜVENLİK VE GÖÇ POLİTİKALARI

    • Dış politikamızın mihenk taşı olan “Yurtta Barış Dünyada Barış” şiarını yeniden temel dış politika ilkemiz olarak benimseyeceğiz.
    • Dış politikada iç siyasi hesaplara ve ideolojik yaklaşımlara dayalı uygulamalara son vereceğiz.
    • Dışişleri Bakanlığı’na dış politika yapım, karar ve uygulamalarındaki rol ve görevini yeniden kazandıracağız.
    • Dışişleri Bakanlığı’na personel alımlarında objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, ehliyete ve liyakate dayalı kapsamlı bir sınav sistemi getireceğiz.
    • Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve onların oluşturdukları STK’ların Türkiye’nin yumuşak gücü ve kamu diplomasisinin etkin bir aracı olması için gayret göstereceğiz.
    • Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Diplomasi Akademisi kuracağız.
    • Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimiz doğrultusunda bu alandaki sürecin diyalog, adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız.
    • Türkiye ile AB’nin sığınmacılar sorununa ortak sorumluluk ve külfet paylaşımı üstlenerek yaklaşmalarını sağlayacak, 2014 Geri Kabul Anlaşması ile 18 Mart 2016 Mutabakatı’nı gözden geçireceğiz.
    • Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olmamız ve Anayasamızın gereği olarak, AİHS’ne ve Konsey’in diğer hukuki belgelerine uyum sağlayacak, AİHM kararlarını uygulayacağız. 
    • NATO bünyesindeki katkılarımızı rasyonel bir zeminde ve ulusal çıkarlarımızı gözeterek sürdüreceğiz.
    • Türk Devletleri Teşkilatı’nı güçlendireceğiz.
    • Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, D8 gibi örgütlerdeki konumumuzu ve bu örgütlerin uluslararası ilişkilerdeki rolünü geliştireceğiz.
    • Ortadoğu Bölgesindeki ülkelerinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı duyacak, iç işlerine karışmayacak, aralarındaki sorunlarda “taraf tutan” değil “çözümleri kolaylaştıran” olacağız.
    • İsrail-Filistin sorununa BM kararları çerçevesinde ve iki devlet esasına göre kalıcı bir çözüm bulunması için bütün ilgili taraflarla görüşecek, Filistin konusunda Türkiye’nin güvenilir bir kolaylaştırıcı olarak masadaki yerini almasını sağlayacağız.
    • Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırılmasının önüne geçecek, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında, hidrokarbon kaynaklarının hakça paylaşımında çoklu müzakere süreçleriyle sonuç alınmasına öncelik vereceğiz.
    • Milli davamız olan Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarını koruma ve iki toplumun egemen siyasi eşitliğini sağlama hedeflerini gözeteceğiz.
    • Ege denizi barış, işbirliği ve iyi komşuluk alanı olarak görülmelidir. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışacak, Ege denizindeki egemenlik alanlarımıza zarar verebilecek hiç bir gelişmeye müsaade etmeyeceğiz.
    • ABD ile ilişkileri eşitler arası bir anlayışla kurumsal temele oturtacak, müttefiklik ilişkisini karşılıklı güvene dayanacak şekilde ilerleteceğiz.
    • Türkiye’nin yeniden F-35 projesine dönmesi için girişimlerde bulunacağız. 
    • Rusya Federasyonu ile ilişkileri eşitler arası bir anlayışla, kurumsal düzeyde dengeli ve yapıcı diyalog ile güçlendirilerek sürdüreceğiz.
    • Afrika ile ilişkileri kıtayı sadece temsilcilik açtığımız bir alan olarak görmenin ötesinde çok yönlü olarak nitelikli şekilde geliştirecek, Türkiye-Afrika Zirvelerini düzenli ve işlevsel bir sürece dönüştüreceğiz.
    • “Asya vizyonumuz”u bölgedeki ülkelerle ilişkilerimizi bir yandan ikili düzeyde güçlendirmek, bir yandan da bu ikili ilişkileri çoklu işbirliği mekanizmalarıyla çeşitlendirerek zenginleştirmek üzerine kurgulayacağız.
    • Şangay İşbirliği Örgütü, ASEAN gibi örgütlerle ilişkilerimizi gerçekçi ve sürdürülebilir bir zeminde değerlendireceğiz. 
    • Millî Savunma Bakanlığı teşkilat yapısını gözden geçirecek, Kuvvet Komutanlıklarını tekrar Genel Kurmay Başkanlığı’na bağlayacağız.
    • Askeri liseler, Harp Akademileri, kurmay subay, subay ve astsubay yetiştiren tüm okullar ile ilga edilen etkin sistemleri tekrar açacağız.
    • Her yıl güvenlik kurumlarının temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve ilgili tüm tarafların katılımıyla kapsamlı bir Güvenlik Şurası düzenleyeceğiz.
    • Tüm terör örgütleri ve terörizmle mücadeleyi tüm güç unsurlarımızı kullanarak kesintisiz sürdüreceğiz.
    • Yurtdışına kaçan teröristlerin iade edilmesi çalışmalarını etkinleştireceğiz.
    • Organize suç örgütlerinin sınır aşan faaliyetleri konusunda bölgesel ve uluslararası iş birliğini güçlendireceğiz.
    • TBMM’de güvenlik teşkilatı üzerinde hem halk adına hem de güvenlik personeli adına “kamusal denetçilik” yetkisiyle donatılmış, partilerin eşit temsil edildiği Güvenlik Komisyonu kuracağız.
    • Ulusal Siber Güvenlik Strateji Belgesi’ni ilgili tüm kesimlerin katılımıyla yenileyecek ve kamu ile özel kesime yönelik eylem planları hazırlayacağız.
    • Siber savunma gücümüzü kuvvetlendirmek amacıyla düzenli Siber Güvenlik Koalisyon tatbikatlarıyla siber güvenlik seviyemizi sürekli kontrol edeceğiz.
    • Düzensiz göçün kaynağı olan ülkelerle Geri Kabul Anlaşmaları yapacağız.
    • Türkiye’ye bir “tampon ülke” muamelesi yapılmasına izin vermeyeceğiz.
    • Sınırlarımızı elektro optik kuleler, aydınlatma sistemleri, gece görüşlü kameralar, insansız hava araçları, entegre güvenlik sistemleri ve gerekli hallerde duvarlarla tahkim edecek, kaçak geçişlere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.
    • Geri gönderme merkezlerinin sayılarını ve kapasitelerini artıracağız.
    • Gayrimenkul, devlet borçlanma senedi, yatırım fonu satın alınması ya da döviz cinsi mevduat ya da bireysel emeklilik hesabı açılması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesi uygulamasına son vereceğiz.
    • Sığınmacıların mahalle, ilçe ve il bazında kontrolsüz yoğunlaşmalara erişmesine veya gettolaşmaya izin vermeyeceğiz.
    • Geçici Koruma Altındaki Suriyeli’lerin güvenli ve iç hukukumuz ile uluslararası hukuka uygun biçimde mümkün olan en kısa sürede ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağız.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***