Yalnızlık denildiğinde çoğu kişinin aklına tek başına geçirilen zamanlar gelir. Oysa insan, hayatında biri varken de kendini yalnız hissedebilir. Aynı evde yaşamak, birlikte yemek yemek ya da günün sonunda yan yana oturmak duygusal yakınlık kurmak için her zaman yeterli değildir. Bir ilişkide anlaşılmadığınızı, önemsenmediğinizi veya duygularınızı paylaşamadığınızı düşünüyorsanız zamanla aranızda bir uzaklık oluşabilir. Üstelik bu mesafe çoğu zaman büyük tartışmalarla değil, fark edilmeden biriken küçük kırgınlıklarla ortaya çıkar.

1. DUYGULARINIZI ÖZGÜRCE PAYLAŞAMIYORSUNUZ
Bir ilişkide insanın kendini güvende hissetmesi, aklından geçenleri ve hissettiklerini rahatça anlatabilmesiyle yakından ilgilidir. Üzüldüğünüzde, korktuğunuzda veya bir şeye kırıldığınızda bunları partnerinizle paylaşamıyorsanız zamanla içinize kapanabilirsiniz. Sürekli yanlış anlaşılacağınızı düşünmek ya da anlattıklarınızın küçümsenmesinden çekinmek, duygusal yalnızlığı derinleştirebilir.
2. BİRLİKTE VAKİT GEÇİRİYOR AMA GERÇEKTEN YAKINLAŞAMIYORSUNUZ
Aynı ortamda bulunmak, gerçek anlamda birlikte olmak demek değildir. Birlikte yemek yemek, televizyon izlemek veya aynı evde zaman geçirmek ilişkinin duygusal ihtiyaçlarını tek başına karşılamaz. Gün içinde birbirinize nasıl olduğunuzu sormuyor, hayatınızdaki gelişmeleri paylaşmıyor ve birbirinizi gerçekten dinlemiyorsanız fiziksel yakınlığa rağmen aranızda mesafe oluşabilir.
3. ANLAŞILDIĞINIZI HİSSETMİYORSUNUZ
İnsan, bir ilişkide her zaman haklı bulunmak zorunda değildir ancak anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Duygularınızı anlattığınızda partneriniz hemen savunmaya geçiyor, konuyu değiştiriyor ya da yaşadıklarınızı önemsizleştiriyorsa kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Çünkü bazen ihtiyacınız olan şey bir çözüm önerisi değil, yalnızca karşınızdaki kişinin sizi dinlemesidir.
4. İLİŞKİNİN BÜTÜN YÜKÜNÜ SİZ TAŞIYORSUNUZ
İlişkinin devam etmesi için sürekli çaba gösteren taraf sizseniz zamanla yorulabilirsiniz. İlk mesajı hep sizin atmanız, sorunları çözmek için adım atmanız, birlikte planlar yapmanız ve aranızdaki bağı canlı tutmaya çalışmanız karşılıklı bir emek olmadığında kırgınlığa dönüşebilir. Bir ilişkinin tek kişinin çabasıyla sürdürülmeye çalışılması, insanın kendisini kalabalıklar içinde bile yalnız hissetmesine neden olabilir.
5. FİZİKSEL YAKINLIK OLSA DA DUYGUSAL BAĞ ZAYIFLIYOR
Sarılmak, el ele tutuşmak veya aynı yatakta uyumak fiziksel yakınlığın göstergeleridir. Ancak duygusal yakınlık bunlardan daha fazlasını gerektirir. Sevginizi ifade edemiyor, birbirinizin ihtiyaçlarını fark etmiyor veya aranızdaki samimiyetin giderek azaldığını hissediyorsanız ilişkinin içinde bir boşluk oluşabilir. Fiziksel olarak yan yana olmak, duygusal olarak da birbirinize yakın olduğunuz anlamına gelmez.

6. PARTNERİNİZLE GELECEK KONUSUNDA AYNI YERDE DEĞİLSİNİZ
İlişkide ortak hayaller kurabilmek ve geleceğe dair beklentileri paylaşabilmek önemlidir. Bir taraf birlikte bir hayat kurmak isterken diğer taraf bu konuda konuşmaktan kaçınıyorsa belirsizlik duygusu ortaya çıkabilir. Geleceğinizle ilgili sorularınıza yanıt alamamak veya ilişkinin nereye gittiğini bilememek kendinizi güvensiz ve yalnız hissetmenize yol açabilir.
7. KENDİNİZ OLMAKTAN UZAKLAŞIYORSUNUZ
Bir ilişki içinde zamanla kendi ihtiyaçlarınızı, ilgi alanlarınızı ve isteklerinizi geri plana atmaya başladıysanız kendinizle aranızdaki bağ da zayıflayabilir. Partnerinizi mutlu etmek için sürekli taviz vermek, tartışma çıkmasın diye düşüncelerinizi saklamak veya kendi isteklerinizi dile getirmekten kaçınmak bir süre sonra içsel bir yalnızlık yaratabilir. Sağlıklı bir ilişkide iki kişinin de kendi kimliğini koruyabilmesi ve bireysel alanına sahip olması gerekir.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































