HDP’li siyasetçilerin tutuklandığı 4 Kasım 2016’da gerçekleşen ve ‘siyasi darbe’ olarak anılan sürecinin üzerinden 10 yıl geçerken, Avukat Kenan Maçoğlu, AİHM kararlarına rağmen tahliyelerin geciktirilmesinin sürece olan güveni zedelediğini vurguladı
Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmaları 11’inci yılına girdi. “4 Kasım darbesi” olarak nitelendirilen süreç, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından devreye konulan savaş ve “çöktürme” politikalarının bir parçası olarak hayata geçirildi. Kürt sorununun demokratik çözümü için yürütülen diyalog sürecinin AKP tarafından sonlandırılmasının ardından çatışmalı sürece dönülürken, özellikle HDP hedefe konuldu.
Saldırı dalgası ve planlı operasyonlar
Adana ve Mersin’de HDP binalarına yönelik bombalı saldırılar, Amed mitingine yönelik DAİŞ saldırısı, Pirsûs (Suruç) ve 10 Ekim katliamlarının yaşandığı süreçte, Kürt kentlerinde de sokağa çıkma yasakları ilan edildi, belediye başkanları tutuklanarak yerlerine kayyım atandı. Meclis’te AKP, MHP ve CHP’nin oylarıyla 20 Mayıs 2016’da milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından 4 Kasım gecesi beş kentte eş zamanlı ev baskınları yapıldı ve aralarında Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın bulunduğu 12 milletvekili gözaltına alındı, 9’u tutuklandı.

Kobanê Davası avukatlarından Kenan Maçoğlu, sürecin yıldönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, her şeyin önceden planlandığını belirterek:
“Tutuklanacakları belliydi. Götürülecekleri cezaevleri belirlenmişti. Bunlar için helikopterler, özel jetler ayarlanmıştı. Gece, parti genel merkezi basıldı” dedi.
‘Siyaset yargı eliyle tasfiye edilmek istendi’
Diyalog süreci yürütülürken Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından hazırlıkları yapılan “çöktürme planı” ile siyasetin yargı eliyle tasfiye edilmeye çalışıldığını ifade eden Kenan Maçoğlu, 2018 yılında Kobanê soruşturmasıyla saldırılarda yeni bir aşamaya geçildiğini kaydetti.
Kenan Maçoğlu, yargılama sürecinin hukuka aykırı şekilde yaratılan gizli ve açık tanık beyanlarıyla yürütüldüğünü, mahkemenin somut delil yerine kumpasvari iddialarla hüküm kurduğunu dile getirdi.
İhlal kararlarına rağmen tahliye yok
Kobanê Davası ve 4 Kasım soruşturmaları kapsamında AYM ve AİHM’in çok sayıda ihlal kararı verdiğini anımsatan Kenan Maçoğlu, bu kararların yargılananların siyasi kimlikleri sebebiyle tutuklandıklarını tescillediğini vurguladı. Kenan Maçoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Öncelikle tutuklu yargılanan arkadaşlarımızın tahliyeleri yönünde karar verildi. Fakat bugüne kadar bu kararlara uyulmuş değil. Hâlâ İstinaf Mahkemesi bu kararları görmezden gelmeye çalışıyor.”
‘Çerçeve yasayı beklemeye gerek yok’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve Meclis’te kabul edilen çerçeve yasa ile hukuki düzenlemelere de değinen Kenan Maçoğlu, Kobanê Davası’nda tutuklu bulunan siyasetçilerin tahliyesi için çerçeve yasanın beklenmesine gerek olmadığını dile getirdi. Kenan Maçoğlu:
“Zaten AİHM kararları uygulandığı takdirde tahliye edilmeleri gerekiyor. Fakat siyasetçi arkadaşlarımız hâlâ devletin elinde birer rehine pozisyonundalar” dedi.
Tahliyelerin ertelenmesinin toplumsal güvensizliği beslediğini belirten Kenan Maçoğlu:
“Kobanê Davası Türkiye toplumu açısından sembol bir davadır. Tahliyelerin ertelenmesi sürece yönelik güvensizliği artırıyor… Hâlâ bunun sürecin sonuna bırakılması, çerçeve yasa sonrası gibi bir takvime bağlanmış olması hem iktidara dönük hem de sürece dair güvensizlik imajını besliyor” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Haber: Sema Bingöl / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































