Kayıp yakınları ve hak savunucuları beş kentte yaptıkları açıklamalarla, cezasızlık politikasına son verilmesi ve geçmişte yaşananların aydınlatılması çağrısında bulundu
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınlarının “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemleri, Amed, Êlih (Batman), Riha (urfa), Colemêrg (Hakkari) ve İzmir’de bu hafta da devam etti. Eylemler de, kayıp yakınlarının yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesine dikkat çekilerek, cezasızlık politikasına son verilmesi ve geçmişte yaşananların aydınlatılması çağrısı yapıldı.
Amed
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ve Kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eylemlerinin 926’ncı haftasında Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların ve katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı eyleme Ali Tekdağ’ın ailesi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed İl Örgütü üyeleri ve kayıp yakınları katıldı.
Yağışa rağmen süren eylemde bu hafta 13 Kasım 1994 yılında Şêx Seîd Meydanı’nda kimliği belirsiz kişilerce kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Ali Tekdağ’ın akıbeti soruldu. Burada ilk olarak söz alan İHD Amed Şube yöneticisi Yakup Güven kayıpların akıbetinin açığa çıkarılması ve sorumluların yargılanması gerektiğini belirterek, kayıp yakınlarının yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesine dikkat çekti. Güven, cezasızlık politikasına son verilmesi ve geçmişte yaşananların aydınlatılması çağrısında bulundu.
Ali Tekdağ’ın kız kardeşi İffet Tekdağ ise kayıpların tamamının akıbetinin açıklanmasını isteyerek, “Kayıpların hepsini meydana çıkarsınlar. Abimi de alıkoydular. Bu tür olayları hiçbir zaman unutmayacağız. İnsanlıktan çıkmış bu olaylar artık son bulsun. Yaşadığımız sürece onlar için mücadelemizi sürdüreceğiz. Abimi unutmayacağız, unutmayacağız, unutmayacağız” dedi.
Açıklama oturma eylemi ile son buldu.
Êlih
İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 762’nci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı siyasi parti temsilcileri de katıldı. Bu haftaki eylemde 13 Kasım 1994 tarihinde Êlih merkezde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Ahmet Yetişen’in akıbeti soruldu.
Yetişen’in kaybedilme hikâyesini İHD üyesi Ali Karadoğan şöyle dile getirdi: “13 Kasım 1994 tarihinde saat 19.00 ve 23.00 sularında askerler, polisler ve köy korucuları Ahmet Yetişen’in evine baskın yaptılar. Ahmet’i orada bulamayan güvenlik güçleri, oğlu Hanifi’yi alarak, H.S. ve N.G.’nin evine gittiler. N.G.’nin evinde bulunan Ahmet’i de alarak hepsini Batman Komando Tabur Komutanlığı’na götürdüler. Hanifi ertesi gün serbest bırakıldı. O günden itibaren Ahmet’ten haber alınamadı. 23 Mart 1995 tarihinde Ahmet’in akrabaları, aralarında Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM’nin de olduğu birçok makama başvurarak, Ahmet’in zorla kaybedildiğini bildirdiler. 30 Eylül 1998 tarihinde eşi Türkan, Ahmet’in gözaltına alınması ve zorla kaybedilmesinden sorumlu kişilerin cezalandırılması için Batman Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulundu. Aynı gün savcı ve Batman Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Birimi’nde (TMB) görevli polisler tarafından ifadesi alındı. Batman TMB, gözaltı kayıtlarında Ahmet Yetişen’in bulunmadığını, kendisinin 23 Ekim 1996 tarihinden beri PKK üyesi olarak arandığını belirtti. Batman Jandarma Komutanlığı’da Ahmet ile ilgili kayıtlarında bir bilgi olmadığını belirtti.
19 Şubat ve 25 Nisan 1999 tarihlerinde Ahmet için daimi arama kararı çıkartıldı, 29 Mart 2001 tarihinde savcı tekrar bir arama kararı çıkarttı. 3 Aralık 2003 tarihinde YAKAY-DER İstanbul Fatih Savcılığına aralarında Ahmet’in de bulunduğu 160 kayıp kişi hakkında başvuruda bulundu. Fatih Savcılığı dosyayı Batman Savcılığı’na gönderdi ve burada ikinci bir soruşturma açıldı. 22 Ocak 2004 tarihinde iki dosya birleştirildi.
Hanifi birkaç kez daha Batman Savcılığı’na babasının zorla kaybedilmesinden sorumlu kişilerin bulunması ve cezalandırılması için başvuruda bulundu. Ancak bir sonuç alamadı. Batman Savcılığı’ndaki soruşturma halen sürmektedir. 12 Mayıs 2006 tarihinde Ahmet Yetişen’in ailesinin, AİHM’e yapmış olduğu başvuru sonucunda AİHM, başvurunun altı ay kuralına uyulmayarak geç yapıldığını ifade ederek kabul edilmezlik kararı verdi.”
Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.
Riha
İHD Riha Şubesi ve kayıp yakınlarının “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eylemi 87’nci haftasında sürdürdü. Novada Park AVM’nin önünde yapılan açıklamada kayıpların fotoğrafları taşındı. Kayıp yakınları ve yurttaşların katıldığı açıklamayı, İHD Riha şube Yöneticisi Demet Aykut yaptı.
Aykut, 4 Aralık 1997 tarihinde Riha’nın Wêranşar ilçesinden Amed’e giderken kaybedilen ve bir daha haber alınamayan Sadık ve Seyithan Ulumaskan’ın akıbetlerini sordu.
Açıklama oturma eylemi ile son buldu.
Colemêrg
Kayıp yakınları ve İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 252’inci haftasında Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan İHD binasında bir araya geldi. Eylemde, kaybettirilenlerin fotoğrafları taşınırken, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” pankartı açıldı. Bu haftaki eylemde 8 kasım 1985 yılında gözaltına alınarak katledilen Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi öğrencisi (22) Hamza Tutan’ın akıbeti ve failleri soruldu.
Basın metni İHD Colemêrg Şubesi yöneticisi Evin Tan Demirkan tarafından okundu. Failler bulunana dek mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Evin Tan Demirkan, “Bizler hak savunucuları olarak haksız ve hukuksuz bir biçimde katledilen sevdiklerimiz için Türkiye’nin en uzun soluklu ve barışçıl eylemselliğini gerçekleştiriyoruz. Bu eylemselliğimiz yetkililerin insan hayatını tehdit eden uygulamalarına karşı yaşam hakkını savunan tarafın temsilcisidir. Evladının akıbetini arayan annelerimizin bu onurlu mücadelesi 3 kuşaktır devam ediyor” dedi.
Ardından Hamza Tutan’ın hikayesi okundu. Tutan’ın hikayesi şu şekile: “Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi öğrencisi 22 yaşındaki Hamza Tutan babasına ait Doğu Palas Otelini işletiyordu. Yüksekova Emniyet Amirliği’nce yapılan bir operasyon kapsamında, Hamza Tutan otelinde insanların gözleri önünde gözaltına alındı. Bir süre sonra Hamza Tutan’ın annesini evinden alan polis ekipleri anneyi emniyete götürdü. Burada bir odaya götürülen annesine bir cesedi teşhis etmesi istendi. Oğlunu katledilmiş olarak gören annesi baygınlık geçirdi. Hamza Tutan’ın cenazesi 3 saat sonra evinin önüne bırakıldı ve kalp krizi geçirdiği söylendi.
Hamza Tutan’ın vücudunda ağır darp izleri olduğunu tespit eden Tutan ailesi Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Yapılan başvuru sonrasında cenaze İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Adli tıp kurumu kollarda ve bacaklarda yüksek voltajlı elektrik akımına bağlı yanıkların olduğu tespitinde bulunmasına rağmen ölüm sebebinin verilen elektrik akımı olup olmadığının tespitinin yapılamadığına ilişkin bir rapor yayınladı. Bu bağlamda 6 polis memuru görevinden uzaklaştırıldı. Dönemin Hakkari Sıkı Yönetim Komutanlığı ise ilgili mercilerle iletişime geçerek açığa alınan polis memurları için ‘kolaylık gösterilmesi’ ricasında bulundu. Böylelikle tüm polis memurları başka şehirlerde görevlerine iade edildi. Hamza Tutan davası ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ dair karar ile kapatıldı.”
İzmir
İHD İzmir Şubesi, kayıpların akıbeti ve faillerin cezalandırılması talebiyle eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. “Kayıplar vicdanındır, vicdanına sahip çık” pankartI açılan eylemde konuşan İHD İzmir Şube Yöneticisi Vetha Aydın, gerçek bir toplumsal barışın ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleri ve acılarla yüzleşildiğinde mümkün olacağını vurguladı.
Hakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü koşullarda kalıcı bir şekilde insan haklarına saygı, barış ve demokrasi tesis edilemeyeceğine dikkat çeken Vetha Aydın, “Üzeyir Kurt dosyasında 33 yıldır süren inkara ve cezasızlığa son verilsin. 7 çocuk babası Üzeyir Kurt Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Ağıllı köyünde yaşıyordu. 23 ve 25 Kasım 1993 tarihleri arasında jandarma ve köy korucularından oluşan güvenlik güçleri Ağıllı köyüne bir operasyon düzenledi. Operasyon boyunca köydeki her ev arandı. Evlerden bazıları da yakıldı. 13 köylü gözaltına alındı. Operasyon sırasında gözaltına alınan 12 köylü 26 Kasım tarihinde serbest bırakıldı. Ancak Üzeyir Kurt’tan bir daha haber alınamadı” diye konuştu.
Kurt’un ailesinin tüm hukuki girişimlerinin sonuçsuz kaldığını ifade eden Vetha Aydın, “33 yıldır Üzeyir Kurt davasında inkar ve cezasızlık devam etti. Bir kez daha iktidarı ve adli makamları uluslararası hukuk yükümlülüklerine uymaya çağırıyoruz” dedi.
Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































