Avrupa kıtasının dilsel ve genetik haritasını değiştiren tarihi bir araştırma yayımlandı. Nature dergisinde detayları paylaşılan ve 4 bin 700’den fazla antik genomun incelendiği dev çalışma, Cermen ve Kelt dillerinin kökenini ve binlerce yıl önceki göç yollarını ilk kez genetik verilerle kanıtladı.
İSKANDİNAVYA’DAN ÇIKAN GİZEMLİ KAVİM CERMEN DİLLERİNİ TAŞIDI
Araştırmacılar, yaklaşık 4 bin yıl önce Baltık bölgesinden İsveç’e göç eden ve günümüze kadar varlığı bilinmeyen “gizemli” bir nüfus topluluğu saptadı. Antik DNA verileri; bu özel genetik soyun İskandinavya’dan başlayarak Orta, Güney ve Batı Avrupa’ya ve ardından Britanya Adalarına doğru yayıldığını gösterdi.
Bu kitlesel nüfus hareketinin, ilk rün yazıtlarının ortaya çıktığı ve erken Cermen dillerinin şekillendiği dönemle tam bir uyum içinde olduğu belirlendi. Analizler, Britanya’daki Anglo-Sakson topluluklarında bu genetik imzanın son derece baskın olduğunu ve Eski İngilizcenin temelini atan toplulukların bu göç dalgasıyla adaya ulaştığını doğruladı.

KELT DİLLERİNİN DOĞU KÖKENLİ OLDUĞU KANITLANDI
Tarihsel dilbilimciler arasında Kelt dillerinin Atlas Okyanusu kıyılarında mı yoksa İç Avrupa’da mı doğduğu konusundaki asırlık tartışmaya da genetik verilerle son verildi. Araştırma ekibi, yaklaşık 2 bin 800 yıl önce Doğu-Orta Avrupa kökenli bir nüfusun Batı Avrupa’ya ve Britanya’ya doğru hareket ettiğini tespit etti.
Elde edilen bulgular, Kelt kültürünün ve dilinin Avrupa genelindeki yayılımının, Doğu Avrupa kaynaklı bu genetik göç dalgasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi.
ALMANYA’DAN İSKANDİNAVYA’YA TERSİNE GÖÇ VE VİKİNGLERİN DOĞUŞU
Araştırmada ortaya çıkan bir diğer şaşırtıcı detay ise Cermen dillerinin yayılmasının ardından günümüz Almanya coğrafyasından İskandinavya’ya doğru gerçekleşen “tersine göç” oldu. Bilim insanları bu genetik dönüşümün, modern İskandinav dillerinin atası olan Eski Nors dilinin ortaya çıkışıyla ve Viking kültürünün yükselişiyle birebir çakıştığını kaydetti.
Uzmanlar, elde edilen devasa genom veri tabanının insanlık tarihinin en büyük dilsel dönüşümlerini biyolojik kanıtlarla doğruladığını, ancak kültürel dil değişimlerinin genetik yapılara etkisini anlamak için yeni araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































