• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Balıkesir’de İstanbul’u Okumak

    Balıkesir’de İstanbul’u Okumak

    1600’den fazla vaka incelendi: Reenkarnasyon iddialarında açıklanamayan zamansal kalıp saptandı

    1600’den fazla vaka incelendi: Reenkarnasyon iddialarında açıklanamayan zamansal kalıp saptandı

    67 yıllık fotoğraf birikimi Bulgur Palas’ta

    67 yıllık fotoğraf birikimi Bulgur Palas’ta

    Cem Akaş kimdir? Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cem Akaş kaç yaşında, nereli?

    Cem Akaş kimdir? Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cem Akaş kaç yaşında, nereli?

    Özyeğin Filarmoni, Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğinde kuruluyor

    Özyeğin Filarmoni, Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğinde kuruluyor

    PHP2Shell açığı nedir? PHP ne anlama geliyor? PHP2Shell krizi ne kadar büyük?

    PHP2Shell açığı nedir? PHP ne anlama geliyor? PHP2Shell krizi ne kadar büyük?

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Çukurova Belediyesi soruşturmasında 44 kişiye tutuklama talebi

    Çukurova Belediyesi soruşturmasında 44 kişiye tutuklama talebi

    Türkiye Kanada ile ‘savunma’ mutabakatı imzaladı

    Türkiye Kanada ile ‘savunma’ mutabakatı imzaladı

    Türkiye temel haklarda 143 ülke arasında 135’inci sırada

    Türkiye temel haklarda 143 ülke arasında 135’inci sırada

    Yaşamını yitiren asker için verilen tazminat PKK’lilerin ailesinden istendi

    Yaşamını yitiren asker için verilen tazminat PKK’lilerin ailesinden istendi

    İnternet dünyasında siber güvenlik alarmı

    İnternet dünyasında siber güvenlik alarmı

    AYM’nin nafaka kararı resmi gazetede

    AYM’den valiliğin ‘Savaşa hayır’ eylemi yasağına hak ihlali kararı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Sonuna kadar gidecekler ama soygunu örtmek için!

    Sonuna kadar gidecekler ama soygunu örtmek için!

    Ballon d’Or’un favorisiydi, şimdi ıslıklanıyor: Vinicius’a ne oldu?

    Ballon d’Or’un favorisiydi, şimdi ıslıklanıyor: Vinicius’a ne oldu?

    Prof. Dr. Mehmet Ateş’in Kilitsiz Zindan’ı…

    Prof. Dr. Mehmet Ateş’in Kilitsiz Zindan’ı…

    Gazelle: Sürgünün görünmeyen hapishanesi

    Gazelle: Sürgünün görünmeyen hapishanesi

    Messi’nin son dansı: Arjantin’e gözyaşlarıyla veda etti

    Messi’nin son dansı: Arjantin’e gözyaşlarıyla veda etti

    Türkiye’nin sorunu Montella’dan çok daha büyük

    Türkiye’nin sorunu Montella’dan çok daha büyük

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Balıkesir’de İstanbul’u Okumak

    Balıkesir’de İstanbul’u Okumak

    1600’den fazla vaka incelendi: Reenkarnasyon iddialarında açıklanamayan zamansal kalıp saptandı

    1600’den fazla vaka incelendi: Reenkarnasyon iddialarında açıklanamayan zamansal kalıp saptandı

    67 yıllık fotoğraf birikimi Bulgur Palas’ta

    67 yıllık fotoğraf birikimi Bulgur Palas’ta

    Cem Akaş kimdir? Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cem Akaş kaç yaşında, nereli?

    Cem Akaş kimdir? Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cem Akaş kaç yaşında, nereli?

    Özyeğin Filarmoni, Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğinde kuruluyor

    Özyeğin Filarmoni, Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğinde kuruluyor

    PHP2Shell açığı nedir? PHP ne anlama geliyor? PHP2Shell krizi ne kadar büyük?

    PHP2Shell açığı nedir? PHP ne anlama geliyor? PHP2Shell krizi ne kadar büyük?

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Çukurova Belediyesi soruşturmasında 44 kişiye tutuklama talebi

    Çukurova Belediyesi soruşturmasında 44 kişiye tutuklama talebi

    Türkiye Kanada ile ‘savunma’ mutabakatı imzaladı

    Türkiye Kanada ile ‘savunma’ mutabakatı imzaladı

    Türkiye temel haklarda 143 ülke arasında 135’inci sırada

    Türkiye temel haklarda 143 ülke arasında 135’inci sırada

    Yaşamını yitiren asker için verilen tazminat PKK’lilerin ailesinden istendi

    Yaşamını yitiren asker için verilen tazminat PKK’lilerin ailesinden istendi

    İnternet dünyasında siber güvenlik alarmı

    İnternet dünyasında siber güvenlik alarmı

    AYM’nin nafaka kararı resmi gazetede

    AYM’den valiliğin ‘Savaşa hayır’ eylemi yasağına hak ihlali kararı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Sonuna kadar gidecekler ama soygunu örtmek için!

    Sonuna kadar gidecekler ama soygunu örtmek için!

    Ballon d’Or’un favorisiydi, şimdi ıslıklanıyor: Vinicius’a ne oldu?

    Ballon d’Or’un favorisiydi, şimdi ıslıklanıyor: Vinicius’a ne oldu?

    Prof. Dr. Mehmet Ateş’in Kilitsiz Zindan’ı…

    Prof. Dr. Mehmet Ateş’in Kilitsiz Zindan’ı…

    Gazelle: Sürgünün görünmeyen hapishanesi

    Gazelle: Sürgünün görünmeyen hapishanesi

    Messi’nin son dansı: Arjantin’e gözyaşlarıyla veda etti

    Messi’nin son dansı: Arjantin’e gözyaşlarıyla veda etti

    Türkiye’nin sorunu Montella’dan çok daha büyük

    Türkiye’nin sorunu Montella’dan çok daha büyük

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Haberler Ekonomi

Üçüncü kuşağa ne kalacak?

SG by SG
2 Ekim 2026
in Ekonomi
0
Üçüncü kuşağa ne kalacak?


M. NEDİM HAZAR | YORUM 

En başta belirteyim ki, başlıkta vurguladığım kuşak siz deyin AKP’nin, ben diyeyim siyasal İslamcıların üçüncü kuşağı. Yazıyı buna göre okuyalım lütfen…

Hadi başlayalım…

Türkiye’de nicedir bir skandalın büyüklüğü yapılan yolsuzluk, çalınan parayla değil, geride bıraktığı mağdur nüfusla ölçülüyor. Bu krizin diğerlerinden farkı, daha önce zarara uğratılan doğrudan devlet olduğu için, kitleleri doğrudan olumsuz etkileyen bir şey yoktu dolayısıyla halk ya da AKP kitlesinde herhangi bir öfkeye hemen sebep olmuyordu.

Bu sefer öyle değil!

17 Eylül’de Sermaye Piyasası Kurulu, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdikten sonra kurul, bu fonlarda kaç kişinin parası olduğunu açıkladı: 455 bin 758. Bu sadece hesap sayısı değil şüphesiz, insan, daha doğrusu doğrudan AKP’li sayısı…

Bir orta ölçekli Anadolu şehrinin bütün nüfusu, bir sabah uyandığında birikiminin bir “tasfiye sürecine” girdiğini öğrendi.

Mekanizma, en azından ortaya çıkan tabloya göre, şaşırtıcı derecede basitti. Dolaşımdaki payı sınırlı hisselerde olağanüstü pozisyonlar alınıyor, fiyat yükseldikçe fonların kâğıt üzerindeki değeri artıyor, bu artış yeni yatırımcı çekiyor ve gelen para yeniden aynı kâğıtlara akıyordu. Kendi kuyruğunu yiyerek büyüyen bir yılan. Adalet Bakanı’nın açıklamasına göre Borsa İstanbul’da 41 hisse senedinde milyarlarca liralık manipülatif işlem tespit edilmiş.

Asıl soru şu olmalıydı bence: Böylesine büyük bir yapı, devletin bütün denetim aygıtlarının gözü önünde nasıl büyüdü? SPK riskleri 2025’in son çeyreğinde fark ettiğini söylüyor söylemesine lakin tasfiye kararı ancak 2026 Eylül’ünde geliyor. Arada geçen aylarda bu ejderha kimin bahçesinde beslendi?

Bu soruya cevap ararken karşımıza tek isim çıkarıldı: AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya.

Muhalefetin iddiasına göre Kaya ve eşi, nisan ayında Özata Denizcilik başta olmak üzere çeşitli kâğıtlara toplam 163 milyon lira yatırmış. Eylül’deki çöküşten hemen önce yaptıkları satışlarla bu paradan 2 milyar liradan fazla çekmişler. Kaya “sürecin selameti için” bütün parti görevlerinden affını istedi, istifası kabul edildi. Başsavcılık, Kaya çiftinin ve çocuklarının mal varlıklarına tedbir talep etti.

Yaşanan bu durumun hukuki akıbetini hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz, bir şey çıkmayacaktır. Ancak başka bir anlamı daha var. Ve bu anlam, ilk kez finans piyasasındaki manipülasyon iddialarıyla iktidar elitinin aynı cümlede anılmak zorunda kalması demek.

Belki de en önemlisi,  Fatma Betül Sayan Kaya 1981 doğumlu olması.

1981 kuşağı

Necmettin Bilal Erdoğan da 1981 doğumlu.

İkisi aynı kuşağın, AKP’nin ikinci kuşağının çocukları. Yetişkinliklerinin neredeyse tamamını iktidarın gölgesinde değil, iktidarın kendisinin içinde geçirdiler. 2002’de yirmi bir yaşındaydılar. Hayatlarında başka bir Türkiye tanımadılar.

İşte asıl meselemiz de burada başlıyor.

Birinci kuşağın, yani 1990’ların belediyecilerinden 2000’lerin bakanlarına uzanan kadronun zenginleşme şeması nispeten basitti: Siyaset → devlet → ihale → sermaye. Kapı bir taneydi ve herkes o kapıdan geçiyordu. 17-25 Aralık’ta önümüze dökülen ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, “sıfırlama” kayıtları bu birinci kuşak modelinin, kaba ve fiziksel tarzının ürünüydü.

İkinci kuşakta şemanın çeşitlendiğini gördük: Siyaset → aile → vakıf → şirket → eğitim → medya → STK → uluslararası ağ → kamu kurumları. Kapı artık bir tane değil, onlarca. Ve kapıların çoğunun üzerinde “dava” yazıyor.

Bilal Erdoğan bugün Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkanı. Vakfın kendi açıklamasına göre hedef, onu sivil toplum kuruluşlarına “yön veren” daha faal bir konuma taşımak. Aynı zamanda Aile Festivali’nin Yönetim Kurulu Başkanı. Eylül’ün ilk haftasında Diyarbakır’da okul ziyaret ediyor, sponsor desteğiyle halı saha, okul radyosu ve tablet dağıtıyordu. Birkaç gün sonra da ülkenin doğurganlık oranını konuşuyordu.

Hiçbir seçimle gelmediği, hiçbir kamu unvanı taşımadığı hâlde.

TÜGVA’nın Yüksek Danışma Kurulu’nda yer alıyor. TÜRGEV ve İlim Yayma Vakfı çevresindeki ağın merkezinde duruyor. Kardeşleri de bu haritada: Recep Tayyip Erdoğan Vakfı’nın yönetiminde Bilal, Esra ve Sümeyye birlikte bulunuyor. Sümeyye Erdoğan Bayraktar KADEM’in Mütevelli Heyeti Başkanı. Esra Albayrak TÜRGEV yönetiminde.

Bu haritaya bakarken anlıyoruz ki ikinci kuşağı yalnızca banka hesaplarındaki servet üzerinden okumak eksik kalır. Çünkü servetten daha kalıcı bir şey var; kurum biriktirmek.

Para harcanır, kur karşısında erir, bir operasyonla dondurulur. Ama bir vakıf ağı, Milli Eğitim Bakanlığı’yla imzalanmış işbirliği protokolleri, devletin tahsis ettiği tarihi binalar, yüz binlerce gence ulaşan yurt ve burs sistemleri, sizden sonra da yaşar, en azından kağıt üzerinde! TÜGVA’ya tahsis edilen 129 yıllık bir lise binası, bir hesap bakiyesinden çok daha uzun ömürlüdür zira.

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarında bir muhalefet milletvekili, son 4 yılda TÜRGEV’e 612 bin, TÜGVA’ya 463 bin euro hibe verildiğini söyledi. Bu bir yolsuzluk tespiti değil, Meclis kayıtlarına geçmiş bir kamu kaynağı tartışması. Ama tartışmanın kendisi, sorulması gereken soruyu soruyor: Bir cumhurbaşkanının çocuklarının yönettiği kuruluşlarla devlet kurumları arasında sistematik mali ve kurumsal ilişkiler kurulduğunda, kamunun bittiği ve ailenin başladığı sınır nerededir?

Derdim bu vakıflara çamur atmak değil şüphesiz. Osmanlı’dan bu yana vakıf bu topraklarda şefkatin, ilmin, cömertliğin kurumu oldu. Mesele, o kadim kurumun bir ailenin nüfuzunu kuşaktan kuşağa aktaran bir taşıyıcıya dönüşüp dönüşmediği. Şahsen buna “vakıf kapitalizmi” diyorum: Kâr dağıtmayan ama nüfuz dağıtan bir sermaye birikimi.

Bir İsveç şirketinin gördüğü kapı

2023 yazında Reuters’ın yayımladığı bir araştırma bu nüfuz mimarisine nadir bir pencere açtı. ABD ve İsveç’teki yolsuzlukla mücadele makamlarının incelediği bir şikâyete göre, alkollü sürücünün aracını çalıştırmasını engelleyen cihazlar üreten İsveçli Dignita şirketi, Türkiye’de bu cihazları zorunlu kılacak bir düzenleme ve on yıllık tekel karşılığında, bir paravan şirket üzerinden iki kuruma on milyonlarca dolarlık “lobi ücreti” ödemeyi planlıyordu. Bu iki kurum İbn Haldun Üniversitesi ve TÜGVA’ydı. İkisinde de Bilal Erdoğan yönetimdeydi.

Kritik ayrıntıyı tekrar etmek zorundayım: Reuters’a göre plan hayata geçmedi, hiçbir ödeme yapılmadı, şirket projeyi terk etti. Bilal Erdoğan da avukatı aracılığıyla rüşvet iddialarını tamamen reddetti.

Ticari çıkarını hesaplayan, Türkiye’ye yatırım yapmaya çalışan yabancı bir şirket, ülkede ekonomik ayrıcalığa ulaşmanın kapısını neden bir bakanlıkta, bir düzenleyici kurumda, bir ihale komisyonunda değil de cumhurbaşkanının oğlunun çevresindeki vakıflarda gördü?

Reuters’ın ifadesiyle bu şikâyet, bir yatırımcının Bilal Erdoğan’ı babasına erişimin anahtar kişisi olarak nasıl gördüğüne dair nadir bir içgörü sunuyor. Bir kişinin suçlu olup olmadığından çok daha büyük bir soru bu bence. Bir ülkenin dışarıdan nasıl göründüğünün, piyasanın kapıyı nerede aradığının sorusu.

Bu yazıya başlarken keskin bir tez üzerine düşünmeye başladım. İktidarın ikinci kuşağı birinciden daha açgözlü, daha hırslı. Ve açgözlülük bir ruh hâlidir ve ruh hâli ölçülemez.

Ölçülebilen başka bir şey var ama; sofranın büyüklüğü.

Birinci kuşakta siyasetçi merkezdeydi. Rüşvet bir kişiye verilirdi, ihale bir kişinin imzasıyla çıkardı, ayakkabı kutusu bir kişinin evinde bulunurdu. Merkezi, kaba ama görünür bir yapıydı. Bu yüzden de kırılgandı.

İkinci kuşakta nüfuz dağıtılmış hâle geliyor. Şirketler, vakıflar, STK’lar, üniversiteler, festivaller, platformlar, akrabalık bağları. Kimin neye sahip olduğu belirsizleşiyor, çünkü sahiplik artık tapuda değil, ağda gizleniyor. Bu yapı daha az görünür olduğu için daha az kırılgan. Ve görünmezliği yağmanın ölçeğini büyütüyor.

Yani soru “kim daha çok çaldı” değil bence ; ölçek büyüdü mü? Araçlar çeşitlendi mi? Aile ile devlet arasındaki kurumsal mesafe kapandı mı? Bu soruların her birine verilecek cevap, elimizdeki belgelerle; evet.

Babalarının değil, rejimin çocukları

Bilal, Sümeyye, Esra, İbrahim, Üsame, Ömer, Emre ya da Fatma Betül Sayan Kaya. Bu isimleri yalnızca birilerinin evlatları olarak okumak eksik olacaktır. İkinci kuşak artık biyolojik bir kategori değil çünkü, iktidarın içinde büyümüş, yeni bir siyasal-ekonomik sınıfın adı.

Babaları devletle kavga ederek büyüdü. Onlar devletin içinde büyüdüler. Babaları kapıların dışında bekledi, onlar kapıların açık olduğu bir dünyada yetiştiler. Siyaseti, bürokrasiyi, şirketi, vakfı ve kamu kurumunu birbirinden ayrı dünyalar olarak hiç deneyimlemediler. Onlar için bu sınırlar hiç var olmadı ki silinsin.

Bu yüzden ikinci kuşağın en tehlikeli yanı, belki kötü niyeti değil, taşıdıkları meşruiyet ve masumiyet duygusu. Bir genel başkan yardımcısının, bir fon krizinin tam ortasında, kendi hisselerinin zamanlamasını kimsenin sorgulamayacağını düşünebilmesi. Özlem Zengin’in “Utanmıyoruz!” demesi bunun neticesi. Mesele kişisel ahlak meselesi olmaktan önce, bir kuşağın kamu ile özel arasındaki çizgiyi hiç görmeden büyümüş olmasının belirtileri.

Uzun süre iktidarda kalan bir siyasi hareketin ikinci kuşağında, kamu gücü ile özel fırsat arasındaki sınır nasıl değişir? Bu yazının asıl sorusu bu. Ve cevabı, 455 bin 758 kişinin birikiminde yazılı.

Üçüncü kuşağa ne kalacak?

Adalet Bakanı 1 Ekim’de iyi bir haber verdi: El konulan villalar, lüks araçlar, arsalar ve banka hesapları, TMSF bünyesinde kurulacak bir fon aracılığıyla mağdurların alacaklarını karşılamakta kullanılacak.

Para belki bir kısmıyla geri döner. Fonlar tasfiye edilir, şirketlere kayyım atanır, birkaç yönetici tutuklanır, birkaç siyasetçi “sürecin selameti için” görevinden çekilir. Ama tasfiye kararı, kurumlara duyulan güveni geri getirmez. Bir ülkenin en değerli sermayesi, yurttaşının devletin hakemliğine duyduğu inançtır. O inanç bir kez tasfiye edildiğinde, hiçbir TMSF havuzu onu geri ödeyemez.

Birinci kuşak devleti ele geçirmekle suçlandı. İkinci kuşak için sorulması gereken soru daha ağır: Devraldığı devletin etrafına, kendine ait kalıcı bir ekonomik ve kurumsal dünya mı inşa ediyor?

Eğer siyaset, sermaye, aile ve kamu arasındaki sınırlar her kuşakta biraz daha siliniyorsa, üçüncü kuşağın devralacağı şey bir ülke olmayacak. Paylaşımı çoktan yapılmış bir miras olacak.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Tags: Bilal Erdoğanfatma betül sayanfon vurgunuMustafa Yazıcıtayyip erdoğan
ShareTweet
Previous Post

Çocuklar için yola çıktı: Çocukları korumak hepimizin görevi

Next Post

Yazılmamış hiçbir kadın hikâyesi kalmayana adanan bir yaşam: Nagihan Akarsel

Related Posts

TR724 HABER
Ekonomi

Özgür Özel: “O sandığa varacağız, o seçimi alacağız”

9 Ekim 2026
TR724 HABER
Ekonomi

FON VURGUNU | 214 kişi ve şirket; 187,6 milyar TL kazanç tespit edildi

9 Ekim 2026
TR724 HABER
Ekonomi

Özgür Özel’den Ömer Çelik’e: “Osman Arıkan Nacar’ı tanıyor musun, tanımıyor musun?”

8 Ekim 2026
TR724 HABER
Ekonomi

FON VURGUNU | Özgür Özel: “Aktif bir bakanın ismini teyit etmeye çalışıyoruz”

8 Ekim 2026
Tr724 [Haber Merkezi]
Ekonomi

Yandex’in veri merkezi vuruldu: Erişim krizi yaşanıyor

8 Ekim 2026
TR724 HABER
Ekonomi

İNCELEME | Fon vurgununda ‘ifade’ tiyatrosu; “Tüyo almadık!” demek Kaya çiftini kurtarmaz!

8 Ekim 2026
Next Post
Yazılmamış hiçbir kadın hikâyesi kalmayana adanan bir yaşam: Nagihan Akarsel

Yazılmamış hiçbir kadın hikâyesi kalmayana adanan bir yaşam: Nagihan Akarsel

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter