Azadiya Welat gazetesi dağıtımcısı Kadri Bağdu’nun katledilmesine ilişkin soruşturmanın 12 yıldır aydınlatılmadığını belirten avukat Tugay Bek, ‘Failleri isim isim biliyoruz, dava dosyasına da sunduk. Eksikliği hissedilen husus siyasi iradedir’ dedi
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Azadiya Welat gazetesinin 17 yıl boyunca dağıtımcılığını yapan Kadri Bağdu, 14 Ekim 2014’te Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Şakirpaşa Semti’nde bisikletiyle gazete dağıtımı yaptığı sırada uğradığı silahlı saldırıyla katledildi.
Kadri Bağdu’nun katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen failleri açığa çıkarılmadığını belirten Avukat Tugay Bek, Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Hamdullah Yağız Kesen’e yaptığı değerlendirmede, dosyanın DAİŞ bağlantıları araştırılmadan faili meçhul bırakıldığını belirtti.
Adana’da 2014’te Kobanê ile dayanışma eylemlerinin yaşandığı dönemde Kadri Bağdu ve iki kişinin aynı DAİŞ hücresi tarafından katledildiğini belirten Tugay Bek, cinayetin başlangıçtan itibaren siyasi saiklerle işlenmiş bir saldırı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
‘Faili meçhul bırakılmaya çalışılıyor’
Cinayetin ardından ortaya çıkan itirafların DAİŞ bağlantısına işaret ettiğini kaydeden Tugay Bek, savcılığın dosyayı aydınlatmama konusundaki ısrarını anlayamadıklarını dile getirdi.
Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirildiği belirtilen DAİŞ mensubu Talip Güler’in de soruşturma kapsamında ifadesinin alınmadığını söyleyen Tugay Bek, yeni delillere rağmen dosyanın ilerletilmediğini belirterek, “Biz, bu soruşturmanın faili meçhul bırakılmasında ısrar edildiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Cinayetin ucu kamu görevlilerine uzanabilir’
Cinayetin aydınlatılmamasında dönemin siyasi ve bölgesel koşullarının etkili olduğunu düşündüklerini belirten Tugay Bek, Suriye’de DAİŞ ile Kürt güçleri arasında yaşanan çatışmalara ve cihatçı gruplara yönelik destek iddialarına işaret ederek, “Biz aynı grupların Türkiye’de de bu eylemleri gerçekleştirdiği düşüncesindeyiz. İstihbarat yapısıyla bağlantılı olan bu cinayetlerin açığa çıkarılması istenmiyor. Çünkü bu cinayetlerin arkasında birtakım kamu görevlilerine de ulaşılabileceğini düşünüyoruz. Bunu perdelemek için Kadri Bağdu ve diğer faili meçhul cinayetlerin çözülmemesinde ısrar ediliyor” diye belirtti.
Adalet Bakanlığı’na çağrı
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyaların yeniden ele alınmasına ilişkin açıklamalarına da değinen Tugay Bek, Kadri Bağdu cinayetinin de yeniden soruşturulmasını istedi.
Soruşturmanın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirten Tugay Bek, Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, “Bu dosyalara da el atılmasını, faili meçhul bırakılan soruşturmaların yeniden ele alınmasını istiyoruz. Bu cinayetlerin çözümünün önündeki engelin Adalet Bakanlığı tarafından kaldırılması gerekiyor” dedi.
Tugay Bek, Kadri Bağdu ve benzer siyasi cinayetler aydınlatılmadan toplumsal barışın sağlanamayacağını vurguladı.
Ne olmuştu?
Kadri Bağdu, 14 Ekim 2014’de gazete dağıtımı yaparken, motosikletli saldırganın silahlı saldırısına uğradı. Vücuduna beş kurşun isabet eden Kadri Bağdu, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Acıbadem Hastanesi’nde hayatını kaybetti.
Kasklı ve motosikletli bir kişi tarafından katledilen Kadri Bağdu’nun ölümüne dair, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca açılan soruşturmada jet hızıyla “gizlilik” kararı alındı. 15 ay devam eden soruşturmanın ardından dosyada “gizlilik” kararı kaldırılırdı. Kadri Bağdu’nun DAİŞ tarafından katledildiği şüphelerine rağmen dosyaya adli bir olay gibi yaklaşıldı.
DAİŞ üyesi Servet Koç, 2016 yılında Kadri Bağdu’nun oğlu İsmail Kadri Bağdu’ya sanal medya üzerinden gönderdiği mesaj ve görüntülerde, cinayeti nasıl işlediklerini anlatarak, devlet tarafından “kullanıldıklarını” söyledi.
DAİŞ’in Adana’da işlediği Kadri Bağdu, Güldüren ve Albay cinayetlerinin nasıl gerçekleştiğini anlatan Servet Koç, Kadri Bağdu cinayetinde kullanılan motosikletin Murat Bulanık’a ait olduğunu, silahı da Ağrılı Cumali isimli kişinin getirdiğini, kullanılan silahın Bulanık’ın evinde yanlışlıkla patladığını, eğer tadilattan geçirilmemişse odanın içinde izinin olabileceğini aktarmıştı. Ancak buna rağmen soruşturmada ilerleme sağlanmadı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekim 2020’de cinayeti “adli bir vaka” olarak değerlendirerek, soruşturmada “daimi arama” kararı verdi. Bunun üzerine aile avukatları Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulundu.
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































