KAYY-DER’in düzenlediği söyleşide konuşan gazeteci-yazar Faik Bulut, ‘‘Ben Kürdü tanıyorum’ demek yetmiyor. Hukuki bir kavram olmalı. Kürdü tanıyorsa Kürtler için okullar açacak. Kürt dilini geliştirip Kürtçenin geleceğini sağlama alacak’ dedi
Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile güncel siyasete dair bir söyleşi düzenledi.
Kadıköy’deki dernek binasında gerçekleştirilen söyleşiye, sanatçı-yazar Ali Mahir Ofcan ve gazeteci-yazar Faik Bulut konuşmacı olarak katılırken, söyleşinin moderatörlüğünü ise KAYY-DER Genel Sekreteri Berrin Selbuz yaptı.
Söyleşide ilk olarak konuşan Ali Mahir Ofcan, ulus-devlet sistemi ve Türkiye’deki “tek devlet tek millet” anlayışının yayılış sürecine değinerek, ekledi:
“Bu ittifak, bir tahterevalli sistemi oluşturuyor. Bir ucunda Siyasal İslam zihniyeti, diğer ucunda ise Türk milliyetçiliği-faşizm olan bir sistem. ‘Yönetimde komünistler olur’ diye korkuyorlar. Derin devlet unsurları Erdoğan’ı ve Devlet Bahçeli’yi, Siyasal İslam’a Türkçülüğü de katarak devletlerini devam ettirdi. Yer yer Kemalizmin Siyasal İslam’ın gölgesinde kalması, tahterevallinin öteki ucunun çöktüğü anlamına gelmiyor. Kemalizmin son kalesi AKP’dir.”
Kürt özgürlük mücadelesinin üçüncü bir güç olması nedeniyle önemli bir konumda olduğuna dikkati çeken Ofcan, üçüncü güç mücadelesinin enternasyonal bir mücadele olduğunu belirtti. Ofcan, “Sınıf mücadelesi olmadan söylenen sözler boştur. Bu garabet sistemin karşında sınıf mücadelesini güçlendirerek devam edeceğiz” dedi.
‘Haklar anayasada madde halinde yazmalı’
Daha sonra Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri değerlendirerek konuşmasına başlayan Faik Bulut, dünyanın değiştiğini Ortadoğu’da ise büyük bir karmaşa olduğunu dile getirdi. Bulut, “50 yıllık savaşta ne devlet Kürtleri yok edebildi ne de Kürtler devletten istediğini alabildi. Eğer kardeşsek eşit yaşam talebimiz yerine gelmeli. Ortadoğu’da Kürtlerin durumu hala tartışma konusu. 60-70 milyon devletsiz Kürt var. Kürt hareketinin bir masaya nasıl oturacağı ve müzakere yapacağı soru işaretiydi. ‘Ben Kürdü tanıyorum’ demek yetmiyor. Hukuki bir kavram olmalı. Kürdü tanıyorsa Kürtler için okullar açacak. Kürt dilini geliştirip Kürtçenin geleceğini sağlama alacak. Anadan doğma haklarımız var. Onların tanıması lazım. Bu haklar anayasada madde halinde yazmalı. Devlet Kürt’e de Türk’e de aynı mesafede olmalı. Nar tanelerini gibi olmalıyız yan yana birikimine zarar vermeden narın bütününü oluşturmalıyız” ifadelerini kullandı.
Söyleşi, konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































