İstanbul Barosu’na seçilen Ümit Kocasakal’ın verdiği mesajları ve seçim sonuçlarını Av. İlknur Alcan’a sorduk:
Avukat İlknur Alcan ‘Ümit Kocasakal ve diğer ekipler, listede Kürtlerin aday olmasını, Kaboğlu’nun kastetmediği anayasanın ilk 4 maddesi ile ilgili açıklamasını çarpıtarak siyaset yürüttüler’ dedi
Ferid Demirel
Dünyanın en büyük barolarından birisi olan İstanbul Barosu’nda 128. Olağan Genel Kurul kapsamında başkanlık seçimi için binlerce avukat sandık başındaydı. Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu baronun başkanlık seçimlerinde dokuz aday yarıştı.
Cumhuriyetçi Güç Birliği Başkan Adayı Ümit Kocasakal, açılan 126 sandıkta en çok oyu alan başkan adayı oldu ve İstanbul Barosu Başkanı seçildi. Kocasakal 9 bin 686 oyla ilk sırada çıkarken, Kaboğlu 6 bin 706 oyda kaldı.
Bu sonuçlara göre İstanbul Barosu’nu iki yıldır yöneten İbrahim Kaboğlu ve Değişim İçin Avukatlar Grubu, seçimi kaybetti.
İstanbul Barosu’nun 19-20 Ekim 2024’te düzenlenen genel kurulunda, Değişim İçin Avukatlar Grubu’nun adayı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 7 bin 219 oy alarak baro başkanı seçilmişti.
Seçimi kazanan Ümit Kocasakal açıklamasında, “İstanbul Barosu bundan sonra; üniter yapının, değiştirilemez ilk dört maddenin gözcüsü ve sözcüsü olmaya, Cumhuriyet’in kollayıcısı olmaya, herkesin hakkını korumaya devam edecek. İstanbul Barosu geri döndü” dedi.
‘Hamaset üzerinden kampanya’

Değişim İçin Avukatlar Grubu’nun Yönetim Kurulu adayı olan Avukat İlknur Alcan, İstanbul Barosu’nun seçim sonuçlarını, geçen hafta gerçekleşen İzmir Barosu seçimleri ve diğer illerdeki baro seçimlerinin sonuçlarıyla birlikte değerlendirmek gerektiğini düşünüyor. Alcan’a göre bu sonuç, milliyetçilik dalgasının bir ürünü: “Ümit Kocasakal ve diğer ekiplerin tamamı aslında listede Kürtlerin aday olmasını, Kaboğlu hocanın ilk seçildiği dönem kastetmediği anayasanın ilk 4 maddesi ile ilgili açıklamasını çarpıtarak, bir hamaset üzerinden, ‘Cumhuriyetin değerleri gidiyor’, ‘anayasa değiştirilecek’, ‘bölücüler baroyu ele geçirdi’ diyerek bir siyaset yürüttüler. Aslında 9 adayın yarıştığı seçimlerde altısı aynı söylemle yarıştı. Yükselen milliyetçilik dalgası burada da o söylemlerle etkili oldu.”
Ümit Kocasakal 2010, 2012 ve 2014 yıllarında olmak üzere üst üste 3 dönem başkanlık görevini yürüttü. Toplam 6 yıl yürüttüğü bu görev sürelerinde, hukukun üstünlüğü, insan haklarını korumak gibi başlıklarda bir söylemi olmadığını kaydeden İlknur Alcan, Kocasakal’ın daha önceki dönemlerde yaptıklarından yola çıkarak yeni döneminde de aynı şekilde davranacağını düşünüyor.
Alcan, Kaboğlu ve ekibinin 2 yıllık süreçte hak ve özgürlükler konusunda elde ettikleri pek çok kazanımın, Kocasakal ve ekibi tarafından ortadan kaldırılacağından kaygı duyuyor:
“İstanbul Barosu’nun bütün komisyon merkezleri seçimle belirlenmişti, bu iki yılda. Buralara tekrardan atama usulüyle kendi yakın çevrelerini atayacaklar. Örneğin İnsan Hakları Merkezi düzenli bir şekilde hapishanelerde raporlar hazırlayıp kamuoyuna sunup başvurular yapıyordu. Örneğin Adil Yargılanma Hakkı Araştırma ve İhlalleri İzleme Merkezi duruşmaları takip ediyordu. Toplumsal dosyaları takip ediyordu. Bunlara ilişkin açıklamalar, başvurular yapıyordu. Raporlamalar yapıyordu. Ümit Kocasakal’ın daha önce yapmadığı gibi şimdi de bu tür çalışmaları yapmayacağını çok net biliyoruz.”
‘Mücadele devam edecek’
Hak savunucuları, gazeteciler ve muhalefet eden diğer kesimlerin üzerindeki baskının gitgide arttığını söyleyen İlknur Alcan’a göre Kocasakal ve yönetiminin idare ettiği İstanbul Barosu, bunlara ses çıkarmayacak.
Alcan bundan önceki dönemlerde olduğu gibi bundan sonra da İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) gibi dernek ve kurumların adalet, hukuk ve demokrasi mücadelesini yürütmeye devam edeceğini belirtti:
“Hepimiz birlikte mücadele veriyoruz ve bu dayanışmayı biz yıllardır örüyoruz. Yani şimdi Ümit Kocasakal seçilse dahi bu dernekler, hukukçuların hepsi yine aynı şekilde dayanışmayla baronun olmadığı yerde olmaya devam edecek. Daha önce de çünkü biz bu şekilde yürütmüştük. Son 2 yıldır sadece baro, bütün arkadaşlarımız bu konularda çok özverili davrandılar. Bütün o toplumsal duruşmaları takip ettiler. Kadın eylemlerini takip ettiler. Davaları takip ettiler. LGBTİ+’lara yapılan gözaltılarda oradalardı. İşte İBB dosyalarında, öğrencilerin gözaltısında oradalardı. Tüm o hak mücadelesi verilen kurumların, örgütlerin insanların yanındalardı. Ama şimdi tabii baro olmayacak. Bu çok net.”
Önceki dönemlerine yönelik eleştiriler
Ümit Kocasakal’ın 2010–2016 İstanbul Barosu başkanlığı döneminde insan hakları ve hukuk açısından eleştirilen uygulama ve açıklamaları oldu.
14 Ekim 2012’de anadilde savunma talebine karşı çıktı. Baro Genel Kurulu sırasında AA muhabirine yaptığı açıklamada Kocasakal şu ifadeyi kullandı: “Anadilde savunma, asla kabul etmiyorum. Bu, hakkın suistimalidir.”
Açıklamasında Türkçe bilmeyen kişinin tercümanla savunmasını desteklediğini, Türkçe bilen kişinin başka dilde savunma yapmak istemesine ise karşı çıktığını belirtti.
Ekim 2014 tarihinde Kürtçe yer adlarının kullanımına karşı yürütülen tartışmalarda ismi gündeme geldi.
Kocasakal’ın sosyal medya hesabından paylaşılan ve baronun internet sitesinde de yayımlanan metinde, Kobanê yerine Ayn el Arab, Roboski yerine Uludere, Amed yerine Diyarbakır kullanılması istendi. 18 Ekim 2014’teki İstanbul Barosu genel kurulunda Özgürlükçü ve Demokrat Avukatlar Grubu, Kocasakal’ın bu ifadelerini protesto etti.
6 Nisan 2015 tarihinde adliyeye girişte güvenlik kontrolünü kabul eden mutabakata yönelik yaklaşımı hukukçular tarafından eleştirildi.
Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesinden sonra İstanbul Barosu ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı arasında adliye girişlerine ilişkin mutabakat yapıldı. Metin, avukatların çantalarının X-Ray’den geçirilmesini; bunu istemeyenlerin çantalarıyla duyarlı kapıdan geçmesini öngörüyordu. Şüpheli cisim veya uyarı halinde cismin gösterilmesi istenecek, reddedilirse girişe izin verilmeyecekti. Elle üst ve çanta araması yapılmayacağı da belirtiliyordu. Kocasakal, uygulamayı “tarama, arama değil” sözleriyle savundu. 22 Ekim
2016’daki İstanbul Barosu genel kurulunda bir grup avukat, Tahir Elçi’nin cenazesine katılmadığı gerekçesiyle Kocasakal’ı protesto etti.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































