Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali tüm hızıyla devam ediyor. “Ulusal uzun metraj film yarışması” ise tüm heyecanıyla…
Salı gününü geride bırakırken toplamda altı filmi geride bıraktık. Önceki gün, senaryosunu Büşra Bülbül ve Bekir Bülbül’ün yazdığı, Büşra Bülbül’ün yönettiği “Bir Anne Hakkında” ve Aydın Orak’ın yazıp yönettiği “Ölü Arının İğnesi”, Türkiye ilk gösterimini yaptı.
İŞÇİNİN ÇİÇEKLİ BARETİ
Karaciğer yetmezliği nedeniyle inşaat işçisi eşinin hastaneye kaldırılmasından sonra üç çocuklu bir anne olan Elif’in (Sevda Erginci) hikâyesini izliyoruz. Yoksulluğun pençesinde hem kapıcılık yapmaya hem de süt satmaya çalışan, eşinin ağabeyinin uygun bir donör olmasının karşılığında onun senetlerini ödemek için dişinden tırnağından artırdığını mercimeklerin arasında saklayan ve tüm bunlarla beraber üç çocuğuna bakmaya çalışan bir annenin dramı elbette ilgi çekici.
Eşinin sigortasının yapılmamış olması ve diğer tüm göstergelerle sınıfsal bir konuya parmak basıldığı düşünülse de hikâyede açılan yeni bir kapıdan izleyicilere, “Kendinizi Allah’ın inayetine bırakın” diye fısıldanıyor.

Sibel’in, vicdanı ve dünyevi meseleler arasında kalarak “hile”ye yönelmesi, “Allah’ın doğayla cezalandırması”yla son buluyor. Hileden yüzünü çeviren Sibel’e kapanan hayırlı kapılar, bir bir açılıyor; yüklü miktarda para geliyor, işçi baretinden çiçekler açıyor…
Seyirciyi yanıtsız bırakan metaforlar, boşa düşen sahneler ve dini öğretilerle şekillenen önermesiyle TRT ortak yapımı olan “Bir Anne Hakkında”; iktiradın “aile yılı” dayatması ve “kutsanan annelik müessesesi”yle, kültürel iktidar atılımında kendi kitlesine itirazsız sunabileceği bir film.
KUYUDAN ÇIKAMAYAN YUSUF
Günün ikinci filmi, Aydın Orak’ın yazıp yönettiği “Ölü Arının İğnesi”ydi. Başarılı bir avukat olan Yusuf (Cansel Elçin) ve yeni doğum yapan eşi Ayşe (Zeynep Tuğçe Bayat) etrafında “adaleti arama”, “affetme”, “yüzleşme” ve “hayatın devam etmesi” gibi kavramlara odaklanıyor film. Yusuf’un, bir kadını öldüren kriminal bir ailenin çocuğunu duruşma sırasında savunmaya başlamadan önce, gözüne damla damlatmasıyla anlıyoruz aslında, senaryoda bir şeylerin yanlış gittiğini.

Arının Yusuf’u sokmasıyla, Yusuf düşüyor kuyuya, nasıl kurtulacağını izliyoruz sonrasında. Adaleti önce kendi içinde arıyor Yusuf, sonra camide… “Bizim hukuk farklı, buradaki hukuk farklı” diyor cami imamına. Ne demek istiyor, medeni hukuk eleştirisi mi bilemiyoruz. Adaleti nerede arayacağız, camide mi, adliye de mi?
Orak bize ne anlatmak istiyor, bilemiyoruz. Metaforik anlatımın yoğun olduğu, diyalogların tatmin edemeği ve yer yer havada kalan senaryosuyla “Ölü Arının İğnesi”; didaktik önermeleriyle de kuyudan çıkamayan Yusuf” hissiyatı bırakıyor.
FİLM FORUM SONLANDI
Altın Portakal Film Festivali’nin sinema destek platformu Film Forum’da kazanan projeler belli oldu. Film Forum, bu yıl sinemaya toplam 1 milyon 450 bin TL destek sağladı.
Film Forum kapsamında Uzun Metrajlı Kurmaca Film Pitching Platformu için 450 bin TL, İlk Uzun Metrajlı Kurmaca Film Pitching Platformu, Sümer Tilmaç Antalya Senaryo Destek Fonu “Pitching” Platformu, Work in Progress Kurmaca Film Platformu ve Work in Progress Belgesel Film Platformu için ise ayrı ayrı 250 bin TL ödül verildi. Ali Vatansever, Anja Strelec ve Miljenka Cogelja’dan oluşan Work In Progress jürisi tarafından yapılan değerlendirmeye göre İlk Uzun Metraj Film Geliştirme Platformu Ödülü, “Tanrının Yükü” filmiyle Kader Kaya’nın oldu. “Tanrının Yükü”, finale kalan projelerden birinin yönetmeliğe uygun olmadığının belirlenmesi üzerine, yedek listenin ilk sırasından finale kalmıştı. Uzun Metraj Kurmaca Platform Ödülü ise yönetmenliğini Atıl İnaç’ın, yapımcılığını ise Derya Tarım’ın üstlendiği “Yağmur” filminin oldu.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































