Yazar Ahmet Ümit, Samsun Kitap Fuarı’nda okurlarıyla bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Büyükşehir Belediyesi Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuarda yoğun ilgi gören Ümit’in kitaplarını imzalatmak isteyen okurlar uzun kuyruklar oluşturdu. Okurlarıyla sohbet eden ve hatıra fotoğrafı çektiren yazar, imza günü öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Polisiye romanlarındaki kurgu ile gerçek hayatı karşılaştıran Ümit, hayatın her türlü kurgudan daha canlı ve renkli olduğunu vurguladı. “Hayattan daha renkli bir roman düşünemiyorum ben. Sonuçta yazdığımız bütün romanlar ne kadar fantastik olsa da, ne kadar heyecan dolu olsa da hiçbir zaman hayattaki kadar canlı ve renkli olmayacaktır” diyen Ümit, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kurgunun kendisi hayattan daha değerli olamaz. Böyle deriz yaparız ama gerçek olan hayattır.”
‘İNSANLIĞIN YENİDEN EĞİTİLMESİ GEREKİYOR’
Gerçek dünyanın giderek daha acımasız bir hal aldığına dikkat çeken Ümit, insanların farklı düşünce, inanç, ideoloji ve ırklar nedeniyle birbirlerini öldürmeyi sürdürdüğünü söyledi. İnsanlığın yalnızca birbirine değil, doğaya da zarar verdiğini belirten yazar, “Korkunç bir haldeyiz. İnsanlığın baştan itibaren yeniden bir eğitilmesi gerekiyor. O nedenle sorunuz yerindedir. Maalesef gerçek dünya, polisiye romanlardaki cinayetlerden çok daha kanlı ve acımasız bir haldedir” ifadelerini kullandı.

‘OKURLARIMLA DOSTUM GİBİ KONUŞUR GİBİ YAZIYORUM’
Yazarlık anlayışında samimiyetin önemli bir yer tuttuğunu belirten Ümit, okurlarıyla doğrudan iletişim kurmayı amaçladığını söyledi. “Ben okurlarımla dostum gibi, arkadaşlarım gibi konuşur gibi yazıyorum. Ama yazarken de yazdığım kitabın hakkını vermeye çalışırım” diyen yazar, tarihsel ve mekânsal araştırmaların da yazım sürecindeki önemine değindi.
Ümit, Roma’nın Beş Günü romanını yazarken doğrudan Roma’ya gittiğini ve kentte yaşadığını belirterek, “Çünkü o sokakları görmem lazım. Çok yoğun bir araştırma süreci geçirdim” dedi.
Genç okurların romanlarına gösterdiği ilgiyi de değerlendiren Ümit, eserlerindeki merak ve heyecan unsuruna dikkat çekti. Yazar, “Heyecan dolu, merak dolu, entrikası güçlü romanlar okurken sıkılmıyorlar. O nedenle de okurlar bizi yalnız bırakmıyor, kitapları okuyorlar” diye konuştu.
‘TELİF DE İSTEMİYORUM, SADECE BİR TELEFON AÇSALARDI’
Ümit, Sis ve Gece romanının izin alınmadan İranlı bir yapımcı tarafından diziye uyarlanmasıyla ilgili bir soruyu da yanıtladı. İranlı yapımcıların kendisini galaya davet etmeleri durumunda katılıp katılmayacağı sorulan yazar, yapımcıların kendisinden izin istemeleri halinde yaklaşımının farklı olabileceğini belirterek, “İzin için arasalar da giderdim. Ama artık gitmem tabii ki. Yanlış anlaşılmasın. Para falan istemiyorum. Telif de istemiyorum. Sadece bir telefon açıp, ‘Ya Ahmet abi, biz senin bu romanını diziye uyarlayacağız. Memleketin durumu da fena işte, Amerika’yla da başımız belada. Sen de Amerika’ya karşı bir adamsın, bize destek verir misin?’ deseler, ‘Helali hoş olsun kardeşim’ derdim.” ifadelerini kullandı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***



































